Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı

7,9/10  (8 Oy) · 
34 okunma  · 
6 beğeni  · 
800 gösterim
Ödüller : 1988 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü


‘Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, yalnızlığın romanı, dostluk özleminin, iyi insan özleminin romanı. Ferit Edgü, Çakır’ı anlatırken, su yolunda kırılan testileri anlatırken, hepimizin yalnızlığını, hepimizin dostluk özlemini dile getiriyor. Şu iyice bunaldığımız koşullarda... Ve yalnızlığa, dostluğa, iyiliğe denk düşen bir anlatımla... Bir de bakıyorsunuz… Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, günümüz Türkiyesi’nin gayriinsanileşmiş durumunun izdüşümü oluvermiş…’
Fethi Naci
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2012
  • Sayfa Sayısı:
    110
  • ISBN:
    9789755705989
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Çiğdem Aksoy 
10 Tem 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Çakır, kambur, yoksul bir arabacıdır. Anasız babasız büyümüştür hayatta hiç kimsesi yoktur. En büyük varlığı ve aşkı atlarıdır. Ev içinde değil de atlarıyla ahırda uyumayı seçer. Sevgiyle doludur Çakır, sadece atları değil insanları ve yaşayan her şeyi sever.

"Çakır, ölüm döşeğinde. Gözleri yarı açık.
Sanki ölürken aklına bir şeyler gelmiş (örneğin bana anlatacağı bir masal).
Gülümsüyor.
Bana mı?
Anlatacağı masala mı?
Yoksa birazdan ardında bırakacağı masala mı?
Yoksa, soluğunu ensesinde duyduğu ölüme mi?

Ölüme olmalı.
Ölüme: "benimki gibi bir yaşam üzerinde senin ne hakkın olabilir ki?"

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü ile tanıştığım kitap...

Hani bazı filmler olur ya, görüntü gözünüzün önünde akarken arkadan etkileyici bir ses bir şeyler anlatmaya başlar. Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı kitabını okurken bende oluşan his de tıpkı bunun gibiydi. Gözlerim satırların üzerinde dolaşırken o ses kulağıma geliyor ve adeta yazılanları seslendiriyordu.

Kitabın ilk sayfalarından itibaren Ferit Edgü’nün hem biçim hem de anlatım açısından farklı bir üslubu benimsediği görülüyor. Cümleler kısa, dizeyi anımsatan bir yapıya sahip ve tıpkı şiir dizeleri gibi alt alta sıralanmış. Okumaya başladığım zaman yazarın bu farklı yazım şeklini biraz garipsemiş olsam da sayfalar ilerledikçe bu anlatım tarzının anlatılanları daha akıcı hale getirdiğini ve aynı zamanda daha etkileyici kıldığını farkettim.

Kitap üç bölümden oluşuyor: birinci bölüm, ikinci bölüm ve ara bölüm. Birinci bölüm ve ikinci bölüm bir iki ufak nokta dışında birbirinden farklı olayları ve kişileri anlatıyor ara bölüm ise birinci bölümde anlatılanları yazarın nasıl öğrendiğinden bahsediyor.

Birinci bölümün anlatıcısı olan kişi bir gün aile albümüne bakarken babasının arabacısı olan Çakır’ın bir tane bile fotoğrafı olmadığını farkeder. Bunun üzerine Çakır’a dair bildiklerini, hatırladığı anıları kafasında kurguladığı ve olmasını hayal ettiği durumlarla birleştirip Çakır’ın sözcüklerden oluşan fotoğraflarını oluşturur ve bunları bir albüm haline getirir.

Yazar, ara bölümde birinci bölümde anlattıklarının bilgisine nasıl ulaştığına dair anısını anlattıktan sonra ikinci bölüm başlar. Burada ise kankardeş olan Esat ve Kıni’nin hikayesi anlatılmaktadır.

Bu kitap Ferit Edgü’nün dili ve üslubu hakkında bilgi sahibi olmamı sağladı. Yazarın diğer kitaplarını da okumanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Gece 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Şimdi size Çakır ın hikayesini anlatacağım diyor ve giriyor yazar. Hiç olmayan bir insanın, hiç olmayan resimlerinden hikayesini anlatmaya koyuluyor. Sözlerinde de belirttiği üzere ;
...Ona bir geçmiş uyduruyordum. Çünkü geçmişi hakkında çok az şey biliyordum. Yıllar boyunca düşleye düşleye ona gerçek bir hayat kurdum...
Böylelikle Çakır ın hikayesi başlıyor. Daha doğrusu yazarın yarattığı Çakır ın hikayesi. Anlatabilmiş mi ? diye sorarsanız. Gerçeğini aratmayacak kadar sahici Çakır ve hikayeye sonradan katılanların hikayesi.
Yalnızlık üzerine derin bir düşünüş ve düşündürüş. Bitirilmemiş cümlelerle okura da kendi gerçekliğini yaratma imkanı vermiş. Bambaşka bir üslup bambaşka bir teknikle kimsesizlik ve yalnızlığı tasvir etmiş.

EdaY 
01 Oca 21:05, Kitabı okudu, Puan vermedi

Muhteşem bir fikir, muhteşem bir sunum... Ferit Edgü fotoğrafsız bir fotoroman yazmış. Olmaz demeyin yarattığı etkiyi fotoğraflarla yaratamazdı. Okuyun, okutun...

Lütfiye SOYLU 
01 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Eylülün gölgesinde okunsa yeridir..Eski bir sonbahar fotoğrafına bakarken akla gelenler gibi..Kurgusu ve öyküsüyle Ferit Edgü'nün bence en güzel kitabıdır.

Kitaptan 11 Alıntı

Çiğdem Aksoy 
10 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Ne yazık ki artık insanlarla ilgilenen, acı çekmesini bilen samimi yazarlar pek yok günümüzde."

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 55)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 55)
Çiğdem Aksoy 
08 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

İlk yazarlık sorgulamam:
-Çakır anneni, babanı hiç mi tanımadın? Doğuştan mı öksüz ve yetimsin?
Ve aldığım ilk öksüz yanıtı:
-Ne anamı tanıdım, ne babamı. Beni birileri büyüttü. Ama o kadar çok kişi büyüttü, o kadar çok el değiştirdim ki beni kim büyüttü, onları bile ansımıyorum. Çocukluğumdan beri çalıştım. Çalışmayana ekmek yok. Unutma bunu yavrum. Bin bir iş yaptım. Ama hep samanlıklarda, ahırlarda yatıp uyuduğum için olsa gerek, arabacı oldum. Atlarla büyüdüm.
-Hep atlarla mı?
-Kendimi bildim bileli. Öylesine ki onlarla konuşurum.
-Atlar seninle konuşur mu?
-Konuşur. Hem yalnız kendi atlarım değil, tüm atlar.
-Öyleyse bana da atlarla konuşmasını öğret.
-Bak, bu öğretilemez işte.
-Niçin?
-Çünkü ahırda doğman, ahırda onlarla büyümen gerek.

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 14)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 14)
Çiğdem Aksoy 
10 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Eğer yalnız yaşamaya alışırsan, korkulacak bir şey yoktur.
Ölümü bile gülümseyerek karşılarsın."

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 108)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 108)
Çiğdem Aksoy 
09 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Çakır ellerini ensesinin altında kenetlemiş, saman döşeğinin üzerine uzanmış; tepesinde, tavandan sarkan bir gemici feneri.
Gözleri tavanda bir noktaya dikili. Kuşkusuz, bir düş kuruyor.
Bilmiyorum, geçmiş günlerin mi, yoksa gelecek günlerin düşü mü bu?
Yoksa ne geçmişin, ne geleceğin düşü mü?
Kim bilir, belki bir düş de değil.
Yalnızca tavanda bir noktaya dikilmiş bir bakış:
"Hayat dedikleri demek buymuş."

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 39)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 39)
Çiğdem Aksoy 
08 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

Yaşama boyun eğmiş, yazgısına katlanmış biri değildi. Neye boyun eğecekti ki?
Boyun eğmek, başka bir yaşamın varlığını kabul etmek demekti.

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 17)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 17)
Çiğdem Aksoy 
09 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Çakır, ömrünün sonuna değin, atlarıyla yaşadığı ahırın önünde.
Ahırın kapısında bir koyun postu gerili.
Başkalarının sarayı, köşkü, yalısı, evi, yuvası varsa, benim ve atlarımın da bir ahırı var, diyor sanki. Saraylara, köşklere, yalılara, evlere ve bunların sahiplerine meydan okur bir tavrı var bu fotoğrafta."

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 38)Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü (Sayfa 38)
yasemin 
02 Tem 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"çakır, ölüm döşeğinde. gözleri yarı açık.
sanki ölürken aklına bir şeyler gelmiş (örneğin bana anlatacağı bir masal).
gülümsüyor.
bana mı?
anlatacağı masala mı?
yoksa birazdan ardında bırakacağı masala mı?
yoksa, soluğunu ensesinde duyduğu ölüme mi?

ölüme olmalı.
ölüme: "benimki gibi bir yaşam üzerinde senin ne hakkın olabilir ki?"

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit EdgüEylülün Gölgesinde Bir Yazdı, Ferit Edgü
2 /