Fahrenheit 451

8,5/10  (236 Oy) · 
514 okunma  · 
189 beğeni  · 
5.726 gösterim
Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter.

Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.
(Arka Kapak)

NOT: Kitap, 1984 yılında "Dilara Özman" çevirisiyle Başkan yayınlarından "Fahrenheitt 451" adıyla da yayınlanmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    242
  • ISBN:
    9786053751670
  • Orijinal Adı:
    Fahrenheit 451
  • Çeviri:
    Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
22 May 17:27, Kitabı okudu, 25 günde, Puan vermedi

Fahrenheit 451, Ray Bradbury'nin 1951 yılında yazmış olduğu distopya tarzında bir roman. Düşünen, kitap okuyan insanların cezalandırıldığı ve evinde kitap bulunanın yakıldığı bir dünya... Bize pek de uzak değil, kitap okuyan insanların işkenceden geçirildiği dönem... Tarih boyunca tüm diktatörler en çok okuyan, eleştiren, dogmatik düşünmeyen insandan korkmuştur. Sanırım yazar ikinci dünya savaşını görmüş biri olarak, kitapların yakıldığına, yazarların, şairlerin, bilim insanlarının katledildiği döneme tanık olmuş biri olarak, bunlara hayal gücünü de katarak yazmış romanı. Roman George Orwell'ın yazmış olduğu "1984" adlı romana göre daha iyimser bitiyor. Hayatta kalmayı başaran azınlığın, nesilden nesile bilgi aktarımı yoluyla bir takım şeyleri değiştirebileceğine olan inanç var yine de.

#Kitapları yakmakla görevli olan itfaiyeci Montag'ın tanıştığı Clarisse adlı şiirsel genç kızın onu düşündürmesiyle başlar roman. Ve kitaplar yüzünden evi yakılırken, ateşlerin arasında kalıp yine de evini terk etmeyen bir kadınla devam eder. Mekanik olarak yerine getirdiği görevinden rahatsızlık duymaya başladığında işler de değişmeye başlar.

#Bu noktada şuna değinmek istiyorum... Kapitalizm meydana gelen her olaydan ders çıkarabiliyor hızlıca ve kendi lehine. Artık kitapları yasaklamak yerine, kendi düşüncesini yaymakta bir araç rolü veriyor ona. Twitter vs. gibi sosyal medyayı yasaklamak yerine kendi trolleriyle dolduruyor orayı. Televizyonu, yani herkesin evinde olan büyük buluşu gerçekleri göstermesi için değil, daha iyi saklaması için kullanıyor. Bir klan gibi gün geçtikçe büyüyorlar. Ve içimizde bundan dolayı devamlı artan bir şüphe ve birbirimize karşı bir güvensizlik duygusu oluşuyor.
Bu açıdan George Orwell'ın 1984'ü tahmin açısından daha başarılı.

#Yann Martel'in(Pi'nin Yaşamı adlı romanın yazarı) bir alıntısıyla noktalayayım yazıyı:
:“Kimin ne okuduğu, kitap okuyup okumadığı kendi bileceği iş. Sıradan insanların ne yaptığı beni ilgilendirmiyor, insanlara nasıl yaşayacaklarını söylemek bana düşmez ama benim üzerimde söz hakkı olan insanlar söz konusu olunca durum farklı. Onların okumalarını istiyorum çünkü sınırlı, vasat hayalleri bir gün benim kabuslarıma dönüşebilir”

Martel böyle düşünüyor, bense hepimizin okuması gerektiğini düşünüyorum. Hepinize iyi okumalar dilerim.

Bekir İstanbul 
02 Eki 2015, Kitabı okudu, 11 günde, Beğendi, Puan vermedi

Güzel bir kitap, kötü bir gelecek... İnsanların düşünmesi, hissetmesi, şuurlu farkındalık geliştirip sorgulaması, kitap okuması yasak. Kitaplar ve kitap okuyanlar ateş ile cezalandırılıyor. Böyle bir "matrix" dünyasında "uyanma" ve yaşam mücadelesi veren bir itfaiyeci hikayesi. Kahramanımızın adı Montag. Kitabı okurken sizde Montag ile birlikte anlamaya çalışacak, sorgulayacak, sıkılacak, bunalacak ve kaçacaksınız. Ama o kasvetli havayı hep hissedeceksiniz. Güzel, okunması elzem bir distopya kitabı.

Özlem Yılmaz 
16 May 23:15, Kitabı okudu, 4 günde, 9/10 puan

Mükemmel bir distopya. İtfaiyecilerin amacı kitapları bulup yok etmek.

"Tv ile beyinleri uyuşturulmuş bir toplum, okuyup da ne yapacaksınız. Böyle mutluyuz. Kitaplar iyi değildir. Sonuçta kitaplardaki karekterler de gerçek değildir. Yazarların hayal ettikleridir. Onların hayallerinden bize ne değil mi?
Okuyup birşeyler öğrenirsiniz, yada düzene karşı gelirsiniz ama değil mi? Halbuki %100 biat etmek varken ne gerek var okumaya. Kitaplar yakılmalı..."

Ama olmuyor işte, birileri çıkıyor ve bu kitaplarda ne var diye merak ediyor. Bazıları da kitapların saklamak için herşeyi yapıyor, hatta hayatlarından bile vazgeçiyorlar. Acaba insanların kitaplar için hayatından vazgeçmesi nasıl bir olgudur. Ne olaki bu kitapların içinde. Merak işte.. İşte bir itfaiyecinin merak etmesiyle başlıyor hikaye.

Çok etkilendim. Sanki bir distopya değil de bugünü anlatıyormuş gibi hissettim. İnsanların TV ile futbol ile uyuşturulduğu bir toplumumuz var. Keşke hiç okumayanlar da buraya üye olan ve okuyan insanların neden okuduklarını merak etse.
Kitabın sonu da çok tadında olmuş.
Neyse uzatmak istemiyorum. Bence herkesin okuması lazım. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..

Serdar Poirot 
25 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Okat uzay serisinden oldukça güzel bir bilim kurgu romanı. Guy Montag, 451 numaralı bir itfaiyecidir. Ancak bu dönemde itfaiye yangın söndürmemekte aksine çıkarmaktadır. İhbar üzerine kitap olan evlere gidip yakmaktadırlar. Bir gün Clarissa adında bir kızla tanışır ve hayatı değişir. Yaktığı kitaplara karşı bir ilgi duymaya başlar. Bu arada daha önceden yakaladığı Faber adlı bir adamla ilişki kurar. Yakında savaş çıkacaktır. Karısı Mildred kendisini ihbar eder ve yüzbaşı Montag'a kendi evini yakmasını emreder. Ancak sonradan yüzbaşıyı öldürür. Ve insan avı başlar. Acaba bu avdan sağ salim kurtulabilecek midir? Ütopik ama güzel bir roman.

kardelen tetiköz 
24 Ağu 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

İtfaiyecilerin görevinin kitap yakmak olduğu bir dünyada geçen insanı yazarın zekasına okuduğu her cümlede hayran bırakan distopik kitapların önemlilerinden.Kitap okumanın yasak olduğu,insanların büyük ekranlardan sürekli televizyon izledikleri,otoriteye tam saygı ve itaatin olduğu okurken şaşkınlık uyandıracak güzel bir kitap.

M.Ali BARAN 
 13 Nis 17:21, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

‘’Fahraneit 451’’ kurgusu itibarı ile çok güzel bir roman. Aslında bizim bildiğimiz itfaiyecilerin görevi yangın söndürmektir. Romandaki itfaiyecilerin görevi bizim bildiğimiz itfaiyecilerden tamamen farklıdır. Onların görevi kitap yakmak ve yangın çıkarmaktır. Roman kahramanımız İtfaiyeci Montag da itfaiye ye gelen ihbarları Ekiple birlikte değerlendirerek, on yıldır yangın çıkarıp kitap yakmakta ve yaptığı bu işten mutluluk duymaktadır. Bir gün bir ihbar üzerine bir eve gelir evin içerisine girdiğinde bir kadının kitapların içinde ayakta beklediğini görür ve itfaiye şefi yüzbaşı Beartty, ihtiyar kadının dışarı çıkmasını söyler.Yaşlı kadın kitapları bırakmaz onlar benim arkadaşlarım ben onlarla her gün konuşmaktayım der. İhtiyar kadın kitaplarlarını terk etmez ve orada kitapları ile birlikte yanar. Montag işte o günden sonra kendini sorgulamaya başlar. bu kitapların içerisinde o kadar önemli ne var ki, kadın kendini de yaktı diye düşünür ve yaptığı işten mutsuz olur. Montag için artık her şey değişmiştir. Her şeyi sorgulamaya başlamıştır. Artık bu görevde daha fazla kalamayacağını anlar ve arayış içine girer.
Bundan sonra kahramanı okuyucu ile birlikte bir sürü bir sürü macera beklemektedir.

Günümüze uyarladığımızda Kitapları ne kadar yakarsan yak insanların kafalarının içindeki birikimi yok edemezsin. Yakmak bir yerde çözüm değildir. Yakmadan da kitapları etkisiz hale getirebilirsin. eğer dünya kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle dolmaya başlarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazsınız,Eğer Tv lerde spor, yarışma, evlilik ve dini poroğramları ile doldurursanız insanları onlar içinde boğarsanız. O zaman gazyağı ateşlemek veya okuyucu avlamak için Beatty’lere gerek kalmaz.

Tavsiye ederim...

Özge Göksu 
24 Mar 12:13, Kitabı okudu, 3 günde, Puan vermedi

Yakılan kitaplar... İnsanları tepkisizleştirmek ve ruhsuzlaştırmak ancak kitapların yakılması ile sağlanabilir... Ya toplum zamanla okumaktan vazgeçerse. Muhteşem bir yapıt, kesinlikle okunması gereken bir kitap...

Uğur Erdoğan 
21 Mar 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Guy bildiğimiz itfaiyecilerden farklı o kitap yakıyor.Ancak karşısına çıkan bir kız onun hayatını sorgulamasına neden oluyor.Artık kitapları yakan tarafta değildir.Ancak bu değişimin yol açtığı sonuçlara da dayanmak zorundadır.
Kitaplar üzerinden çeşitli konular üzerinde eleştiri yapan bir kitap.George Orwell'in kitaplarını okumayı sevenlerin beğeniyle okuyacaklarını düşünüyorum

M.Y. 
 11 Haz 22:45, Kitabı okudu, 6 günde, 7/10 puan

Okuduğum ilk distopya romanı oldu. Doğrusu distopya okumaya biraz çekiniyordum ama kafamda canlandırmada pek fazla sıkıntı olmadı. Tek sıkıntı bazı yerlerde dağınık bir anlatımın olmasıydı. Bunun yazardan mı yoksa çevirmenden mi kaynaklandığını tam anlayamadım. Kitapta puan kırdığım nokta da bu oldu zaten. Bunun dışında kitap tam bir sistem eleştirisi yapıyor ve yapılan bu eleştiriler hala geçerliliğini koruyor. Kitaplardan, sanattan, düşüncelerden, akıldan, mantıktan korkan ve uzaklaşan bir toplum… Ne kadar tanıdık şeyler. Kitabı okurken aklıma sürekli Sabahattin Zaim Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı’nın “Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede.” sözleri geldi. Bu kitap belki de distopik değil, tamamen realist.

https://www.youtube.com/watch?v=-i6X6ZzW8aM

Başak 
 19 Mar 17:46, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 7/10 puan

Distopik kitapları çok sevmeme rağmen nedense George orwell'ın 1984 kitabında yaşadığım etkiyi diğer distopik kitaplarda bulamıyorum. Bu kitabımıza gelince gene hakkını vermek gerek ilgi çekici bir konu, insanı tek tipleştirmeye çalışan, "birey"in biricik ve tek olmasını reddeden ve mutluluğun herkes birbirine benzediği zaman olacağını ileri süren, kitapları içi dolu silahlara benzeten baskıcı bi sistemi konu alan sürükleyici bir kitap. Okunmasını tavsiye ederim.

Kitaptan 133 Alıntı

abdullah bektaş 
02 Oca 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Montag: Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde birşeyler olmalı...

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Esma Tezgi 
05 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunurlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar.

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
sezen 
22 May 17:39, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Kitaplar bize ne tür eşekler ve aptallar olduğumuzu hatırlatmak içindir. Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar'ın kulağına "Unutma sende ölümlüsün," diyen pretoryen muhafızlarıdır. Çoğumuz dünyayı dolaşıp herkesle tanışamayız, bütün şehirleri göremeyiz. Bunun için zamanımız, paramız ve bu kadar çok arkadaşımız yoktur. Aradığın şeyler, Montag, dünyada, fakat vasat bir insan için onların yüzde doksan dokuzunu görmenin yolu kitaplardan geçer.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)

''Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar’ın kulağına ‘Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün’ diyen pretoryen muhafızlarıdır.''

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Esma Tezgi 
12 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bu da ölmenin iyi yanlarından biri; eğer kaybedecek bir şeyin yoksa istediğin riske girebilirsin.

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Bekir İstanbul 
25 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)
Semih K 
27 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 8/10 puan

"Bir evi çivisiz ve ahşapsız inşa edemezsin. Eğer bir evin yapılmasını istemiyorsan, ahşap ve çivileri sakla. Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan, kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme, birini ver. Daha iyisi hiç verme."

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 98)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 98)
sezen 
 22 May 17:33, Kitabı okudu, İnceledi, Puan vermedi

Hiç kimsenin suçluları dinlemeyeceği zamanda ben her şeyi çekinmeden yüksek sesle söyleyecek suçsuz insanlardan biriydim, fakat ben de sustum ve kendim de suçlu durumuna düştüm.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 125)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 125)

Kitapla ilgili 2 Haber