Ferhad ile Şirin Oyunlar 2

8,8/10  (5 Oy) · 
24 okunma  · 
2 beğeni  · 
730 gösterim
Güçlü bir dramatik yapı, çok kişili doğal bir diyalog akışı, zehir zıkkım politik eleştiriden toplum sorunlarının kökenine inen bir dram anlayışı...Nâzım Hikmet, şairliğine eş bir oyun yazarı olduğunu da gözler önüne seriyor.

TADIMLIK

MAKASÇI : Hayırdır inşallah...
ŞEFİN KARISI : Yılan görmek iyidir derler ama, bilmem ki? (Sükût.)
İST. ŞEFİ : Ben de bir rüya gördüm.
ŞEFİN KARISI : Ne vakit?
İST. ŞEFİ : İki, üç gece evvel... (Makasçıya) Anlatayım mı?
MAKASÇI : Anlat, Kaptan... Seninkini de dinleyelim.
İST. ŞEFİ : Hapishaneye katilden düşmüşüm... İdamımı istiyorlar. Ama, ben korkmuyorum. Çünkü, hastayım... Hapishane hastahanesinde bir hücreye yatırmışlar beni. Yalnızım. Hiçbir zaman, hatta sizin yanınızda, bu çölün ortalarında bile olmadığım kadar yalnız... Fakat rahatım... Öldürdüm diye, sonra, beni asamayacaklar, kendi kendime öleceğim, diye rahatım... (Sükût.)
ŞEFİN KARISI : Sonra? Nasıl uyandın?
İST. ŞEFİ : Uyanmadım ki...
ŞEFİN KARISI : Deli mi ne? Ben de oturmuş dinliyorum. (Sükût.)
İST. ŞEFİ : (Makasçıya) Bu rüyayı hayra mı yormalı, şerre mi?
MAKASÇI : Aklım ermez.
(Sükût. Kadın kalkar.)
İST. ŞEFİ : Nereye gidiyorsun yine?
ŞEFİN KARISI : Yatmaya...
İST. ŞEFİ : Daha erken... Otur biraz...
ŞEFİN KARISI : Neresi erken?.. Saate bak, ayol. Bir buçuğu geçiyor. Hoş, bu alafranga tiren saatlerine de pek aklım ermiyor ya...
İST. ŞEFİ : Senden bir ricam var. Şu paltomun cebinde ambarın anahtarı olacak. Onu bana getiriversene? (Kadın, paltoların asıldığı, yani kösteğin bulunduğu yere gider. Elini kocasının paltosunun ceplerine sokar, araştırır.)
ŞEFİN KARISI : Hangi cebinde?
İST. ŞEFİ : İç ceplerinde olacak...
ŞEFİN KARISI : (Tekrar araştırır.) Yok.
İST. ŞEFİ : Öteki ceplerime de bak!
ŞEFİN KARISI : Baktım... Yok, diyorum. Geçenki gazeteler gibi olmasın? Belki senin üzerindedir.
İST. ŞEFİ : Hayır... Orda olacak. Yere filan düşmüştür.
(Kadın eğilip yerlere bakar. Birdenbire kösteği görür. Telaşlanır. Fakat kendisini çabucak toparlar. Doğrulur. Erkekler onun hareketlerini takip etmişlerdir. Kadın kösteği almamıştır.)
ŞEFİN KARISI : Yok...
İST. ŞEFİ : Peki...
(Sükût.)
ŞEFİN KARISI : Uykunuz gelmedi mi?
İST. ŞEFİ : Hayır.
ŞEFİN KARISI : Öyleyse, yeniden oyuna başlayın...
İST. ŞEFİ : Başlayalım... İzin veriyorsun demek?
ŞEFİN KARISI : O da ne biçim söz? Erkek kısmının kadınlardan izin aldığını da yeni duyuyorum.
İST. ŞEFİ : Sen yatmaya gitmiyor musun?
ŞEFİN KARISI : Uykum kaçtı... Demin birdenbire yatayım, dedim. Velakin şimdi uykum kaçtı. Siz oyununuza bakın. Ben de gürültü etmeden ortalığı derler toplarım biraz...
MAKASÇI : (Karı koca arasındaki muhavere esnasında dama taşlarını tahtaya dizmiştir.) Taşları dizdim, Kaptan...
İST. ŞEFİ : Hazır mısın?
MAKASÇI : Hazırım...
(Kadın, elinde faraşla odada dolaşarak ortalığı toplar, rafları düzeltir ve erkeklerin alakasını celbetmemeye çalışarak, kösteği yerden almak için fırsat kollar. Erkekler, kadının hareketlerini yan gözle takip etmektedirler.)
İST. ŞEFİ : Başlayalım mı?
MAKASÇI : Başlayalım... Sür bakalım!..
(Oyun tekrar başlamıştır. Sahnenin bitimine kadar, erkekler oyuna dair birbirleriyle söz etmeksizin otomatik bir surette oynarlar. Taşlarını mihaniki hareketlerle sürerler.)
İST. ŞEFİ : Meraksızlığın bu derecesine öleceğim...
MAKASÇI : Yanılıyorsun, Kaptan...
İST. ŞEFİ : Yani?
MAKASÇI : Sonra anlarsın!..
İST. ŞEFİ : Anladım. Biliyorum. İşi uzatışımın sebebi, kedilerin avlarına karşı gösterdikleri emniyetli eğlencenin zevkini tatmak içindir. Bak, ben ne kadar açık konuşuyorum. Yalanım yok. (Sesini birdenbire yavaşlatır.) Halbuki, sen öyle değilsin. Küçük, ehemmiyetsiz işlerde bile yalan söylüyorsun. Mesela hediye vermek bahsinde... (Bu esnada kadın, kösteğin bulunduğu köşeye gelmiştir. Ve yere doğru kösteği almak için eğilirken)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    288
  • ISBN:
    9789750803965
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Mehmet Bekir 
 02 Kas 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

FERHAD: Şirin.
ŞİRİN: (Döner) Ferhad...
FERHAD: (Düşünür) Seyreyle, Ferhad, insan yüzü nakıştan da güzel olurmuş.
ŞİRİN: (Düşünür) Bıyıkları ipince, kapkara.
FERHAD: (Düşünür) Sen ne kolay ulaştın Şirin'e, Ferhad. Halbuki karlı dağlar aşmalı.
ŞİRİN: (Düşünür) Omuzları ne kadar geniş.
FERHAD: (Düşünür) Çölleri geçmeliydin.
ŞİRİN: (Düşünür) Tutacak kollarımdan yine.
FERHAD: (Düşünür) Turnalardan haberini sormalı.
ŞİRİN: (Düşünür) Öpecek gerdanımdan.
FERHAD: (Düşünür) Zindanlara düşmeli.
ŞİRİN: (Düşünür) Tutacak kollarımdan, öpecek gerdanımdan yine.
FERHAD: (Düşünür) Demir kuşaklı ordularla dövüşmeliydin. Halbuki sen ne kolay ulaştın Şirin'e, Ferhad.

Ferhad ile Şirin, Nazım Hikmet RanFerhad ile Şirin, Nazım Hikmet Ran

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız