Fildişi Kuyu Edebiyat Psikoloji Kadın

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
350 gösterim
Aslında "fildişi kule" diye bir şey yok. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama bunu sanıldığı gibi herkese yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kulenin içinden değil, aksine, hayatla, insanlıkla, insanlığın acılarıyla özdeşleşen bir yerden yapıyor. Yazar, gündelik hayattan bahsediyor göründüğü zamanlarda bile, gündelik hayatın derinlerinde saklanan "gerçek hayat"la ilişki kuruyor aslında. Edebiyat da psikoloji de görünen gerçekliğin altındakilere ulaşmayı amaçlıyorlar. Bir kuyu gibi, maddenin ve zamanın yüzeyinden olabildiğince derinine inmeye çalışıyorlar. Bu yüzden edebiyat ve psikoloji, bize fildişi bir kuyunun içinden sesleniyor, bizi fildişi bir kuyunun içine çağırıyorlar.

Fildişi Kuyu, uçlarını edebiyat, psikoloji ve cinsiyetin çektiği köşeler arasında Türk ve Batı edebiyatının temel eserlerini, roman, öykü, piyes gibi çeşitli edebiyat dallarını erkekler üzerine yazan kadın yazarları ve kadınlar üzerine yazan erkek yazarları, Freud, Jung, Lacan, Klein, Bion, Winnicott, Rollo May, Paul Tillich gibi psikanalistleri ve analitik psikoloji uzmanlarını bünyesinde buluşturup harmanlayan bir derleme.
(Arka Kapak)