Frankenstein

8,6/10  (42 Oy) · 
113 okunma  · 
30 beğeni  · 
1.549 gösterim
Daha çok korku romanı olarak bilinen Frankenstein aslında felsefi bir eserdir. Kitabın kahramanı olan Dr. Frankenstein hastalıklara son verebilmek ve ölümsüzlüğe ulaşmak için yaratıcı rolünü üstlenebileceği hırsıyla çalışmalarına başlar. İlerleyen roman kurgusu içerisinde talip olduğu bu vasfın altında trajik bir şekilde ezilecek ve insan olmanın sınırlarını acı bir tecrübeyle öğrenecektir.

Mary Shelley'nin kaleme aldığı Frankenstein, defalarca filme çekilmiş, korku türünün ilk örneklerinden biri olarak okurların hafızasında yer etmiştir. 18. yüzyıl gotik edebiyat yapıtaşlarından olan bu eser vazgeçilmez bir edebiyat klasiği... 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786050812749
  • Çeviri:
    Neslihan Güler
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
ayhan özköroğlu 
12 Nis 10:42, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Eğitimsiz geç bir kaptanın öyküsü ile giriş yapıyorsunuz kitaba.
Genç kaptan aşık olduğu Rus hanımı babasından iter, biriktirdiği hatırı sayılır paranın da etkisiyle bu evliliğe izin çıkar. Nikâh tarihi belirlenir ve delikanlı nikahtan önce kızla ilk kez görüşme imkanı bulur.
Fakat bu görüşmede kız gözyaşlarına boğularak kendini delikanlının ayaklarının dibine atar ve bir başkasına gönül verdiğini bu yüzden kendisinden vazgeçmesini söyler.
Ve sonrası okunmalı...Tam olarak yaşatma gayesi için yaşama. Aşkında tam ihtiyaç duyduğu şey...

İlknur Burcu Keser 
16 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitap fazlasıyla akıcı. Konu olarak da oldukça sıra dışı, Mary Shelley'in yaratıcılığını ortaya koyan bir kitap. Kitabı okumadan önce yaratığın adını "Frankenstein" olarak bilen çoğunluğun arasındaydım ben de, ama Frankenstein yaratığın değil; onu yaratan doktorun adı. Zavallı yaratığın bir adı bile yok.

Esra'nın Dünyası 
02 Haz 18:08, Kitabı okudu, 7 günde, 9/10 puan

Çok akıcı bir dili var insanı sıkmadan kedini okutuyor bir solukta okuyup bitirilebilecek bir kitap. Okurken insanda merak duygusu oluşturuyor bir sonraki sayfada ne olacak diye.

İlayda G. 
23 Haz 2015, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Baştan sona kadar kusursuz bir roman. Yalın akıcı bir anlatımı var. Kitabın başındaki mektupların ne olduğunu ilk başta anlayamamıştım ve biraz sıkıldım. Onun dışında gayet iyiydi. Elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap.

Ayfesa 
03 Kas 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Frankenstein'nın ön yargısı ve Canavarının yalnızlığı... Sonunda Frankenstein'nın ön yargısı gerçek bir yargıya dönüşüyor.

Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her
rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.

ozi. 
16 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitaptan bir paragraf :
"Mezarlıgın lanetlenmis rutubetinde debelenirken yada cansiz bedene hayat vermek adina , yasayan hayvana iskence ederken hangi dehset ve korkular icinde yasadigima , kimin aklı erebilir ki "
Yillardir unutamam nedense ............

doğukan tan 
25 Eyl 11:52, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitaba bayıldım cok iyidi heo merak etmistim bu hikayeyi ama televizyonmu yoksa kitap ürünümü bilmiyordum araştird ve kitap oldugunu ogrendim oldukca eski (1818 ) bu dahada merak uyandirdi bu canavarin yaraticisi olan yazari okumak istiyodum iyikide okudum kitap okadar iyi mesajlar veriyorki asik oldum kitaba gercekte(televizyondakinden ) cok farkli bir canavarla karslastim farkliliklarin yarattigi dislanma bunun nelere yol actigini okuyorsunuz her kutupanede bulunmali ve okunmali

Ahmet Özaysın 
14 Ara 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Frankenstein Ya Da Modern Prometheus 1818 yılında İngiliz yazar Mary Shelly tarafından yayınlanan çok meşhur bir roman. Frankenstein hem dünya edebiyatında yer edinmiş önemli klasiklerden hem de gotik romanın en önde gelen örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Eserde Doktor Frankenstein’in kendi elleriyle hayat verdiği ucube bir yaratık ve bu yaratıkla doktorun trajik ilişkisi konu ediliyor. Dönemin gotik romanlarının birçoğunda olduğu gibi eser mektuplarla başlıyor.
Robert Walton adındaki bir macera tutkununun kız kardeşi Margaret’a yazdığı mektuplar aracılığıyla eserin anlatıcısına yani Dr. Frankenstein’in öyküsüne geçiş yapılıyor. Walton Kuzey Buz Denizinde tesadüfen ölmek üzere olan bir adamı kurtarır. Bu adam talihsiz Dr. Frankenstein’den başkası değildir. Bu ikilinin gemideki sohbetleri sırasında doktor başından geçenleri anlatır.
Frankenstein İngiltere’de üniversitede okuyan başarılı bir gençtir. Başarıları tüm üniversiteye yayılmıştır ve hocaları tarafından takdir edilen biridir. Ancak okulda öğrendikleri onu bir türlü tatmin etmemektedir. Hep farklı bir şeylerin peşindedir.
Doğanın kanunlarının, evrenin işleyiş düzeninin ötesinde bir şeylerin arayışı içindedir. Aradığı şey aslında yüzlerce yıldır birçok insanın bulmaya çalıştığı felsefe taşı ve hayat iksiridir.
“Yeni hocalarımın rehberliğinde, büyük bir gayretle, felsefe taşını ve hayat iksirini aramaya giriştim; ama kısa bir süre sonra ikincisi ilgilendiğim tek şey haline geldi. Servet önemsiz bir amaçtı, ama insan bedeninden hastalığı def edecek bir buluş yaparsam ve insanı dehşet verici ölümden başka her şeye karşı dayanıklı hale getirebilirsem, ne büyük bir şeref olurdu bu!” (S. 58)
Böylelikle kendi etik sınırları içinde gayesini belirleyen doktor keşfedeceği hayat iksiri ile bir insan yaratma tutkusu içine girer. Aylarca hatta yıllarca süren araştırma ve çalışmalarından sonra bu idealini gerçekleştirir. Gerçekleştirmesine gerçekleştirir ama hayat verdiği bu insanımsı canlı, onda arzu ettiği tatmin duygusunu elde etmek bir tarafa, çok kısa süre içinde pişmanlıktan başka bir şey hissedemeyen üzgün ve korkmuş bir ruh hali meydana getirir. O günden sonra hayatı tek kelimeyle kâbustan ibarettir. Artık yarattığı ucubenin hem sevdiklerine hem de insanlığa vereceği zararları engellemek doktorun yegâne vazifesidir.
Yazar bu eserde insanoğlunun bir canlı yaratma düşüncesini işlemiş. Bunun ne kadar yanlış ve mantıksız bir hareket olacağını romanın başındaki önsözünde açıkça belirtmiş. Bu eseri yazma fikrinin yarı uyanık bir halde gördüğü rüya üzerine doğduğunu bahsettiği satırların devamında şöyle diyor.
“Bir adamın korkunç hayalinin serilmiş yattığını ve sonra güçlü bir cihazın çalışması üzerine yaşam belirtileri gösterip huzursuz, yarı canlı bir hareketle kıpırdadığını gördüm. Korkunç olmalı; çünkü herhangi bir insanın, dünyanın Yaratıcısının muazzam mekanizmasını taklit etmeye kalkışmasının sonucu, son derece korkunç olurdu.”
Frankenstein’in laboratuvar ortamında bir insan yarattığı eserde anlatılıyor fakat eserde buna dair kurgusal bir teknik açıklama yapılmıyor. Yani bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz gibi bu durum saçma da olsa bir sebebe dayandırılmıyor. O yaratığa bir şekilde hayat veriliyor ancak bu işlem bir sır gibi sunuluyor okuyucuya. Yazar daha çok olayın psikolojik sonuçları üzerinde duruyor.
Kendisini böyle çılgınca bir şey yapmaya iten sebepler üzerinde uzun ve ayrıntılı açıklamalar yapıyor.
“Dünya benim için kutsal bilgisine ulaşmayı arzuladığım bir sırdı. Merak, doğanın gizli yasalarını öğrenmek için yaptığım içten araştırmalar, bunlar gözümün önüne serilmeye başladığında kendinden geçmeye yakın bir kıvanç, hatırlayabildiğim ilk duygularım arasında yer alıyor.” (S. 53)
Bu işi yaparken doktor karakterinin neler hissettiğine dair çarpıcı cümleler kuruyor.
“Kutsanmamış mezarların nemli topraklarına ellerimi sokarken ya da cansız kile can vermek için yaşayan hayvana eziyet ederken gizli gayretimden duyduğum dehşeti kim algılayabilir?” (S. 74)
Romanın birçok yerinde doktor sebep olduğu kötülükten ders çıkarırcasına ahlaki tespitlerde bulunuyor.
“Kendinizi adadığınız çalışma, insanlara duyduğunuz sevgiyi zayıflatıyor ve basit zevklerden aldığınız tadı yok ediyorsa, o çalışma kesinlikle ahlaka aykırıdır ya da insan aklına uygun değildir.” (S. 75)
Kitabın edebi açıdan pek bir değeri olduğu söylenemez. Klişe ve tekrarlara da çok sık yer verilmiş. Yazarın İsviçre, İngiltere ve İskoçya’nın doğal güzelliklerini uzun uzun övdüğü satırlar da okuyucuyu sıkabiliyor. Ancak buna rağmen konunun ilginçliği ve derinlemesine yapılmış başarılı ruhsal tahliller eseri okunur kılıyor. Genel anlamda okurken zevk alabiliyorsunuz. Kitap sadece doktor ve yaratığın ilişkisi şeklinde geçmiyor. Örneğin yaratık doktordan kaçtığında ormanda saklanırken orada yaşayan yoksul bir ailenin yaşamına tanık oluyor. Onları gizli gizli izliyor, inceliyor ve kendi kendine sorgulamalar yapıyor. Hatta onlara kendini göstermeden yardım bile ediyor.
Öykü içinde öykü şeklinde bu ailenin geçmişi anlatılıyor ve romanın genel kurgusuyla başarılı bir şekilde ilişkilendiriliyor. Enteresan bir nokta ise bu evde yaşayan genç adamın sevdiği kadın Safiye adında bir Arap kızı, kızın babası ise Türk asıllı bir tüccar. Bu bölümde Türk karakteri pek iyi temsil edilmemiş lakin bu durum şaşırtıcı değil. Zira dönemin Avrupası’nda Türk hep kötü bir milletin mensubu olarak görülüyor. Tipik batılı önyargıları yani.
Kitabın bir başka başarılı yönü ise yazarın olayları hem doktorun hem de yaratığın penceresinden ele alması. Bu çift bakış hakikaten ustalıkla yansıtılmış. Çünkü okurken doktorla da yaratıkla da derinlemesine ve samimi bir empati kurabiliyorsunuz. Birine kızarken diğerine hak verebiliyor, birine üzülürken diğerini bencil bulabiliyorsunuz. Özellikle dağın başındaki bir mağarada yaratığın doktora yaptığı bir konuşma var ki ona karşı yoğun bir acıma hissiyle doluyorsunuz.
Roman gotik edebiyat ürünü bir eser olunca hiç kuşkusuz sinemaya geniş bir senaryo malzemesi haline gelmiş. Gotik olarak adlandırılan eserlerdeki karanlık, ürkütücü ve kasvetli atmosfer korku ve gerilim sineması için benzersiz bir kaynak olmuş. Bu eser tanınmışlığını sadece sıra dışı konusuna değil defalarca sinemaya uyarlanmış olmasına da borçlu. Beyaz perdeden kaynaklanan bir yanılgı da insanların yaratığın adını Frankenstein sanmaları. Romanda Frankenstein doktorun ismi, yaratığın ise bir ismi yok.
Kitapla ilgili belirtmem gereken önemli bir nokta ise yayınevi ile ilgili. Birçok yerli ve yabancı klasiği kaliteli bir çeviri ile edebiyat okurunun beğenisine sunan Bordo Siyah Yayınevi kitaptan çok fazla zevk almanızı sağlıyor. Bunun sebebi ise sadece başarılı bir çeviri değil. Baskı kalitesi ve ebatlarından, redaksiyonuna kadar itinalı bir çalışmanın ürünü olduğunu rahatça anlayabiliyorsunuz. Ayrıca yayınevinin editörü Veysel Atayman’ın kitaba eklenmiş önsöz ve incelemeleri kitabı daha değerli kılıyor. Açıkçası bütün yayınevlerinin bu tür klasik eserlere edebi inceleme ve değerlendirme yazıları ekleyerek basmaları bence harika olurdu. Bu özenli sunumdan dolayı yayınevini tebrik etmek gerek.
Veysel Atayman’ın romanla ilgili ayrıntılı değerlendirmesini kitabı alanların okumasını tavsiye ederim. Bu bölümden altını çizdiğim birkaç bölümü paylaşmak istiyorum.
“Mary Shelly’nin metninin klasikleşmiş o filmden başlayarak tanınmaz hale getirilmesi için elinden geleni ardına koymamış popüler kültür üretme sanayi, günahını fark etmişçesine, yazarın adını unutturmuş, sadece romanın adını, bir esin kaynağı olarak kullanmıştır.”
“Gotik roman, 19. Yüzyılın ortasında bir canlanma yaşadıktan sonra 20. Yüzyılda teknolojinin getirdiği gelişmelerle birlikte bugün bilimkurgu dediğimiz edebiyatın (sonra da sinemanın) çıkışında, masal ve fantastik edebiyatla birlikte kendine özgü bir yer edinmiştir.”
“Onun romanında canavar, kendisine haksızlık edilmiş Âdem duygusunu taşıyıp durur; çünkü onun Havva’sı yoktur; gittikçe şeytanlaşır, yıkıcılaşır ve yeryüzüne ölümü getirir.”
İnsanın dünyada aciz olduğunu, yaratmanın sadece tanrıya has bir eylem olduğunu başarılı bir şekilde işleyen, sıra dışı konusu, derin psikolojik tahlilleri, düşündüren felsefi göndermeleri ile Frankenstein Ya Da Modern Prometheus okunmaya değer bir edebiyat klasiği.
http://www.kitapvedusunce.com

Kitaptan 41 Alıntı

İlknur Burcu Keser 
14 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Bilginin ne garip doğası var! Bir kez yakaladı mı, yosunun kayaya tutunduğu gibi tutunuyor akla."

Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 119)Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 119)
İlayda G. 
23 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Hayat ne kadar inatçı; tam en çok nefret edildiği anda insana sıkı sıkıya yapışıyor.

Frankenstein, Mary ShelleyFrankenstein, Mary Shelley
İlayda G. 
16 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Zarif bir insan vücudunun nasıl da bozulup ziyan olduğunu gördüm. Ölümün çürümesinin yaşamın pespembe yanağına nasıl galip geldiğine tanık oldum.

Frankenstein, Mary ShelleyFrankenstein, Mary Shelley
İlknur Burcu Keser 
14 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Kalabalıktan kaçınmak ve kendimi hararetle yalnızca bir iki kişiye bağlamak benim mizacımda vardı. Bu yüzden okul arkadaşlarıma karşı genellikle duyarsızdım..."

Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 30)Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 30)

Meşale
Binaların üstüne meşale atıyorsun ve yanıp kül olduğunda, kalıntıları arasında oturup, yıkılmasına sızlanıyorsun.

Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 224)Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 224)
İlayda G. 
15 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Annem ölmüştü fakat bizim hala yerine getirmemiz gereken görevlerimiz vardı. Geriye kalanlarla yaşamımıza devam etmeli ve oyunbozanın henüz yakalamadığı biri kalmışken kendimizi şanslı görmeyi öğrenmeliyiz.

Frankenstein, Mary ShelleyFrankenstein, Mary Shelley

Eğer böylesine güzel yaratıklar acı çekiyorlarsa, kusurlu ve yalnız bir varlık olan benim perişan olmam pek de garip değildi.

Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 109)Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 109)
İlknur Burcu Keser 
14 Mar 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Yaşam, kederlerin toplamından ibaret olsa bile, benim için hâlâ değerli ve bunu savunacağım."

Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 97)Frankenstein, Mary Shelley (Sayfa 97)
İlayda G. 
22 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Kim bir katilin kaderiyle ilgilenirdi ki onun üzerinden para kazanacak olan cellattan başka?

Frankenstein, Mary ShelleyFrankenstein, Mary Shelley
İlayda G. 
21 Haz 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Victor, hata doğruya bu kadar benzerken kim mutlak bir mutluluk çıkarabilir ki kendine? Kendimi binlerce insanın toplanıp da beni aşağıya atmaya çalıştığı bir uçurumun kenarında yürüyormuş gibi hissediyorum."

Frankenstein, Mary ShelleyFrankenstein, Mary Shelley
5 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Aaa, Bu Filmin Kitabı mı Varmış?
Aaa, Bu Filmin Kitabı mı Varmış? Tüm sanat dallarını içinde barındıran sinemanın en kadim dostu -çalkantılı ilişkilerine rağmen- edebiyattır. İlginizi çekebilecek, yeniden ele almak isteyebileceğiniz sinemanın ve edebiyatın mihenk taşı olmuş 20 kitap ve filmlik listenin ilk 10’u…