Germinal

9,0/10  (84 Oy) · 
241 okunma  · 
69 beğeni  · 
2.451 gösterim
Germinal, işçi sınıfı mücadelesini destanlaştıran bir başyapıttır. Romanda, maden ocaklarındaki ağır ve tehlikeli çalışma koşulları, maden işçilerinin yoksulluğu, iç dünyaları, sevgileri ve mücadeleleri üstün bir anlatımla tasvir edilir. Zola'nın uzun süreli gözlemlere dayanarak ince ince ördüğü bu ölümsüz eser, tarih sahnesinde etkin bir özne olarak kendini duyuran proletaryayı, roman kahramanı olarak yeniden canlandırır.

Acımasız sömürüyü, adaletsizliği, işçilerin yarattıkları değerden neden hiç pay alamadıkları gerçeğini, okurun suratına bir tokat gibi çarpar. Yazıldığı günden bugüne dünya çapında yüzden fazla ülkede yayınlanan ve sinemaya da uyarlanan romanda anlatılan, 2014 Mayıs'ında Soma'da yaşanan büyük facianın da gösterdiği gibi, tarihin acı bir sayfası değildir sadece, işçi sınıfının güncel hikâyesidir.

1860'larda, Fransa'nın kuzeyinde, sıradan bir gecede, genç ve işsiz bir adam olan Étienne, Montsou'ya yürümektedir. Burası, sömürüye, yoksulluğa ve ölüme terk edilmiş bir madenci kasabasıdır. Étienne, kasabanın geçim kaynağı olan maden ocağına inecektir. Ancak sermaye sahiplerinin giderek ağırlaştırdığı çalışma şartları, tüm kasaba halkını özgürlük ve ekmek için karşı konulamaz bir mücadeleye sürükleyecektir. Eseri, Germinal'in Türkçedeki ilk ve yetkin çevirisiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    512
  • ISBN:
    9786054836628
  • Orijinal Adı:
    Germinal
  • Çeviri:
    Hamdi Varoğlu
  • Yayınevi:
    Yordam Kitap
  • Kitabın Türü:
Nina 
21 Kas 13:42, Kitabı okudu, 36 günde, Beğendi, 10/10 puan

Emil Zola Paris’te 2 nisan 1840 da doğdu. Tanınmış bir mühendis olan babasının erken vefatından sonra maddi yoksulluğu tatmış oldu. Yaptığı hatalar ve hayal kırıklıkları onu yinede yıldırmadı aksine onların sayesinde daha azimle çalışmaya başladı. Orta öğretimi bitirdikten sonra yüksek öğretime geçiş yapamadı ve bir süreliğine katip olarak depolarda çalıştı. Paris’in kenar mahallelerinde yaşarken ‘’sık sık restoranlara değil tefecilere uğrardı‘’ demişti Gi de Mopassan. 1862 de Paris’deki büyük yayın evine girmeyi başardı. Ofisteki işi ne kadar ufak olsa da edebiyata çok daha yakın olduğu için artık rahat rahat hayallerini gerçeğe dönüştürmeye başladı. 1864 de ilk öykü kitabı yayınlandı.

Yazar 28 yaşında iken ,"Les Rougon-Macquart" isimli büyük çaplı sosyal bir proje yazmaya başladığında 53 yaşında iken bitirmişti. Bu dizi romanların türü roman-fleuve fr.(roman – ırmak),tarihsel olayların üzerinde bir ailenin ve ya karakterin evrimi resmediliyor. Balzak‘’İnsanlık Komedisi’’,E.Zole "Les Rougon-Macquart" ve M.Proust ‘’Kayıp Zamanların İzinde’’ roman-fleuve en bilinen mümessillerindendir.

Fransa edebiyatının naturalizminin en görkemlisi "Les Rougon-Macquart" 20 romandan oluşuyor. Romanların başkahramanlarının çoğu ilk romanda resmedilmişti, sonrasında net kronolojik dizisi yoktur. E.Zola’nın kendisinin tavsiye ettiği roman sıralamasını son kitapta ‘’Doktor Paskal’’ vermişti, fakat onu okur takip etmek zorunda kalmıyor çünkü her roman diğerlerinden bağımsız gelişiyor.

(Yazar "Les Rougon-Macquart"’ın üzerinde çalıştığı ilk senelerin ciddi maddi yokluluğu ile karşı kaşıya idi. Beklenmeyen yardım Rusya’dan geldi. 1872 de E. Zola İ.S. Turgenyev ile tanışıyor, kendisine finansal açısında yardımda bulunmak ve Rus halkını Fransız yetenekli yazarla tanıştırmak amacı ile Rus yayımcılar - Zola arasındaki aracılığını üsleniyor.)

"Les Rougon-Macquart" de Germinal yayın süresine bakarak 13.sırasında yer alıyor. Yazar 1884 de olan Annezay grevini canlandırmıştı, Grev sırasında bizzat kendisini o kargaşanın içerisine atmış ki tüm olayların gerçekliğini doğru yakalayıp ve sonra aktarabilmek için. Germinal; kapitalizm toplumunun yeniden düzenlenmesini kaçınılmaz devrimin sagası. Romanın sanatsal değeri yeni, mutlu bir hayat mümkün olabileceğinin başlangıcının yanı sıra yazarın işçı tabakasının hayatını tam detaylı anlatımı ile bilnmektedir. "Germinal" sayfalarında birçok madenci ailelerinin kaderini, sosyo zülmün altında ezilerek kötürümlüğünü görüyoruz.

Ağır iş ( yer altında kömür ocaklarındaki sıcaklık derecesi, yüksek nem oranı, kömür tozu vb.) ve hayat şartlarını (tek odada Maheu ailesinin çocukların uyuması, herkesin gözünün önünde doğal ihtiyaçların giderilmesi vs. ) sonsuz hayvansı cinsellik, utanmazlığın ve genel umutsuzluğun son noktası ; bakkal sahibinin öldükten sonra sopaya geçirilmiş erkeklik organına kadınların öfke boşalması ile son bulması… Korkunç sahnelerden bir tanesi idi…

E.Zola sırası ile çalışanların dayanışmanın gücünün resmediyor; bitmek bilmeyen işler saatler toplantılar, grev ve Souvarine’in düzenlediği suikasttan sonraki bütün köy halkının yer altında kalan çalışanları kurtarma işlerini seferberliği . Hayatın realite detaylarını sayfalarca sıralanabilir, onların kitabın her yaprakta mevcutluğu romanın detaylı ve doğal tabloyu gözümüz önüne getirerek bize hiç süslenmediğinin gerçekliğini sunuyor.Kahramanlarının samimi ve dehşet verici yaşam ve ölümleri devrimci öfkenin aç ve susuz halkın objektif gerekçesidir .

Romanın neredeyse her sahnesi sembolize edilmiştir; kömür kuyu – her gün porsiyon porsiyon insan eti yutan doyumsuz canavar, bakkalın hezimeti ve sonraki öfkeden çığırında çıkmış halkın, kadınların alay edercesine cesede davranışları – kör bir ayaklanmanın sembolüdür, halkın kurşuna diziliş sahnesi ve kömür ocaklarının canlı batışı da suç dünyasının gelecekte sonunu simgeler... Sosyo sembole ederek kendisini sınırlandırmıyor yazar çünkü toplumun hayatın arkasında her zaman sonsuz hayatı ve ondan da geleceğe inancı vardır. Hayat, aşk, ölüm, yenileme Zola mantığına göre doğanın kanunu canlandırıyor, kitabın başlığı sembolize ederek eseri baştan sonuna kadar bir bütün olarak okurlara sunuyor. Germinal, Latince'de tohum, tomurcuk, filiz anlamına gelen germen sözcüğünden türemiş Fransızca bir sözcüktür, Fransız Cumhuriyetçi takviminin 7. ayı anlamına gelir.

Etienne Lantier, hikayenin ana kahramanı, kitlelerin gerçek bir lideri değil onların ellerinde bir alet oldu sadece. Güdülerinin samimiyetine rağmen, Etienne kibirlidir, zaman zaman onun burjuva dejenerasyonu dile getiriliyor. Ve tabii ki aşk; Catherine -Etienne’i seviyor- kapitalist sömürü kurbanı. Saf ve temiz içsel dünyasını nefsine mücadele ederek, aşkının bakire ve temiz haliyle tutabilmek için sonuna kadar direniyor.

Bir sanatçı olarak, o sadece kendi zamanı için yenilikçi bir edebi benzetme yaratmadı, gelecekteki sinema sanatını tahmin etmişti; montaj prensİpleri, büyük ve küçük plan çekimlerini, parçaların sembole edişi, yavaşlama ve hızlanma vs. Film yapımcıların Zola kitaplarını akıllarını çok kurcalamışlardı, ‘’ Therese Raquin’’ birkaç kez sinemaya uyarlanmıştı.

Paris 29 eylül 1902 de E.Zola karbonmonoksit zehirlenmesinden vefat etmiş. Cinayetin olabileceğinden düşünülmüştü fakat yeterli kanıtlar bulunamadı.

Emile Zola kalemi harika, dili anlatımı o kadar hikayenin içine girip olaylara müdahil oluyorsunuz ki bir maden işçisi kadar acı çekip, üzülebiliyorsunuz.

Bu kitap açlığın, yoksulluğun, kadın - erkek, yaşlı - genç demeden hepsi atalarından miras kalma bu işi canları pahasına yapmalarına rağmen karınlarını bile zor doyuran ailelerin hikayesi. Canlarını tehlikeye defalarca atmalarına rağmen yeri geldiğinde arkadaşlarını kurtarma pahasına bir dakika bile düşünmeden yeraltına inen insanların, kazançları az sayıları çok ailelerin dramı, tereyağlı ekmek yediklerinde kendilerini tok sayan, çocuklarına daha fazlasını verebilmek için tokum diyen ana babaların, emektar dedelerin hikayesi...

Sonra aralarında biri çıkıyor, daha fazlası hakkımız karnımızı bile doyuramaz hale geldik diyor ve grev başlıyor, olaylar başlıyor, ölümler başlıyor...

İşçi - İşveren arasındaki ayrımcılığı tüm hatlarıyla ortaya koyuyor yazarımız, ve o küçücük ayrıntı bambaşka pencereden bakmanızı sağlıyor bir anda gözleri doymayan, kazandıkça daha fazlasını isteyen ocak sahipleri, müdürler bu fakirlerin anlamadığı bir şey vardı, paraya sahip olmak her şey değildi, eşin sevgilinin, fütursuzca sevişmenin kıymetini bilmiyorlardı, varları yokları para kazanmaktı, oysa karınları toktu yatacak evleri de vardı daha ne istiyorlardı, işçileri anlamak çok zordu...

13 Mayıs Soma Faciası'nın yıldönümü ve bugünlerde bitirmiş olduğum bu kitap daha da burktu içimi...

İyi okumalar dilerim.

Gülücük 
 09 Nis 22:00, Kitabı okudu, 16 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitapta anlatılanları bile okumak bu kadar acı verirken,yaşanmış olabileceği düşüncesi insanın kanını donduruyor..Burjuvazinin bir avuç,doymaz,sermaye sahibi insanlarının kalabalık işçi sınıfını bir eşya gibi görüp,varlıklarını hiçe sayarak sermayelerine katışlarını konu edinmiş,ağır dramatik yaşam hikayelerinin içinde insan figürleri oluşturmuş bu roman tamamen mükemmeldi..ilk bakışta anlatımı duygusuz ve yüzeysel gelen kitap,okudukça bambaşka bir hale büründü adeta.

Bir yanda fiziksel ve zihinsel açlık içinde,bedenlerini kullanmaktan başka çaresi olmayan,ahlaki yönlerini bile sorgulayamayacak kadar eğitimsiz,sınıf ayrımının en alt tabakasındaki emekçiler.Ölmeden kapkara kuyularda,insani şartlardan uzak çalışan maden işçileri.Kaybettikleri savaşa rağmen umutlarını yitirmeyecek kadar yaşamı erken olgunlastırmış insanlar...

Diğer yanda karınlarından çok ruhları aç olan,karınlarının doymazlığı ruhlarının açlığıdan meydana gelen,kapitalist düzenin sözüm ona efendileri,sömürmeye alışmış,yalnız kendi canlarının yaşama hakkı oldugunu düşünen Burjuvazi..Kapitalizmin çarkları arasında insan eti öğüten canavarı besleyen üst tabaka.

"Aslında açlık yiyecek olmadığı için değil,zenginler doymadığı için vardır"

Okurken bayağı zorlandım,nefes alamadığım anlar oldu.elimden bırakıp bir kaç gün okumaya cesaret edemediğim günler oldu.Hala yüzyıllar sonra bile birçok yerde aynı şeylerin yaşanıyor olmasını bilmek insanı çıldırtıyor !!!

sezen 
13 Eyl 2015, Kitabı okudu, 7 günde, Puan vermedi

Emile Zola'nın bu eseri oldukça hoşuma gitti. Özellikle maden kazalarının/cinayetlerinin bu kadar yoğun olduğu memleketimizde bu eser hep güncel kalacak gibi görünüyor.

#Eserde 19.yüzyılda Fransa'nın kuzeyinde maden işçilerinin grev yapmaya çalışmasını anlatılmakta. Düşük ücretler,yüksek çalışma saatleri,keyfi uygulamalar yüzünden halk artık canından bezmiştir,insanlar bir lokma ekmeğe muhtaçtır. Kitabın ana karakteri Etienne Lantier ile birlikte grev fikri işçiler arasında filizlenir. Artık iyice inada binmiştir bu grev işi ve işçiler patronla uzlaşmaya yanaşmazlar.

#Emile Zola'nın natüralist bakış açısıyla greve giden zor yol,insanların açlıkla beraber nasıl vahşileştiği,çaresizliğin nasıl ellerini kollarını bağladığı,insanların önder olma çabaları,dönemin işçi mahalleleri ve sosyolojik,ekonomik durumları oldukça etkileyici ifade edilmiş... Aslında bu tarz gerçekçi romanlar yazmak daha zor. Yazar etkileyici olsun diye hiç bir duygusal konuşmaya girmiyor,olduğu gibi aktarıyor ama işçilerin durumu o kadar kötü durumda ki, buna gerek de kalmıyor.

#Beni kitabı okurken en zorlayan nokta Fransızca isimler oldu. Karakter isimleri birbirine o kadar benziyor ki,okurken not alma gereği duydum.

# Not: Kitabı okuduktan sonra,acaba adı neden Germinal diye düşündüm. Çünkü ne öyle bir isim,ne de öyle bir yer var romanda. Araştırınca gördüm ki, Germinal'in kelime anlamı yeni filizlenen tohum,düşünce,fikirmiş... Eserde grev direniş,eşitlik,adalet(yani halkın yabancı olduğu kavramlar) yeni yeni halk arasında filizlenmektedir...

#Maalesef az bir zaman önce tanık olduğumuz Soma ve Ermenek Faciaları ve faillerinin hiç bir zaman hesap vermemesi bu ülkede yeni değildir. Ama bir ülkede aynı anda 301 kişi ölüyor ve hiç bir şey değişmiyorsa,insanların yaşam hakkı pervasızca elinden alınıyor ve hesap sorulacak bir muhatap bile bulunamıyorsa; Türkiye'de güçlü bir işçi sınıfı olmamasındadır. Kaderine razı insanların ülkesinde zaten her şey bu işin "FITRAT"ında vardır. 1860larda yazılmış olan bu roman gerçek bir olaydan yola çıkılarak yazılmıştır ve artık Avrupa'da bu iş kolu oldukça sıkı ve kontrol altında tutulmaktadır...

# Kitabı okurken madencilerin yeraltında mahsur kalışı öyle bir anlatılmış ki,insan o emekçileri düşünürken boğazında bir şey düğümleniyor,nefesiniz kesiliyor ve yazıklanıyorsunuz. İnsanı yaşatmanın zor olduğu bu topraklarda yerin altını öğrenmek isteyenler,madencilerin yaşadıklarını kavramak isteyenler bu eseri mutlaka okumalı diye düşünüyorum.

İyi okumalar dilerim...

Bazen kelimeler kifayetsiz kalabiliyor. Açıklamak istediklerini tam manasıyla anlatamıyor olabiliyor insan. Bu nedenle arkadaşlarımdan şimdiden özür diliyorum, eksiklerim için.

Okuduğum ve etkisinde kaldığım kitaplardan biri daha. Germinal. O köstebek yuvası dehlizlerde ki mücadele. Bir tarafta siyah diğer tarafta beyaz gibi duran gerçekler. İki yüzlü hayat ve kişileri nereye koymalı? Nerede aramalı düş kırıklarını? Kime sormalı payandaların mukavemetini? Dilenmek daha mı zordur alın terinden? Kimden ve neden? Onurlu yaşamak değil midir tüm çaba? Öyleyse herkesin hakkı değil midir bu?

Okunması gereken kitaplardan. Sıkılmadan okunacağını düşünüyorum. Kitabın bitiminde, eminim ki bir çok okuyan arkadaşımın hayata bakışı, değer yargıları ve hayallerinde de yenilikler, değişiklikler olacak.

Stalin' den sonraki Sovyet Rusya lideri Kruscev' in, Türkiye' de 1971 yılında yayınlanan anılarında s.44 " Emile Zola' nın «Germinal»ini okurken onun Fransa'yı değil de babamla benim çalıştığım madeni anlattığını sandım. Fransa’da da, Rusya'da da işçinin kaderi aynıydı" diye bahsettiği yaşamın, dönemin koşullarında ki bir nevi aynası gibi.
Not: Kruscev, 1917 devrim öncesi koşulları kastediyor.

İyi okumalar, hoşça zaman geçirmeniz dileğimle.

Muharrem Armağan 
21 Mar 22:56, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Kitap baştan itibaren madende çalışan işçilerin zorlu yaşam mücadelesini hissettiriyor kitabı okurken yeraltında aslında insanın ne kadar çaresiz olduğunu insanın yüzüne yüzüne vuruyor.Karanlıklarda geçen bir ömür.Özellikle ülkemizde yaşanan Soma faciasından sonra çok daha farklı bir anlamı var kitabın.Bir kömür için bir ömür verenlerin hikayesi.Özellikle onca acıya rağmen hem kitapta hem gerçekte olduğu gibi zenginlerin hiçbir şey olmamış gibi aynı hamam aynı tas yaşamları hiçbir önlemin alınmaması insanların yaşamlarının hiçe sayılması insanı ister istemez isyan ettiriyor.Tek umutsa yazarın söylediği giibi "Maden işçileri, yeraltındaki tohumlardır; Fakat yeni bir cemiyette toprak üstüne çıkacaklar ve meyvelerini vereceklerdir".Kitabın eksi yönüyse bana göre biraz ateistçe yazılmış gibi geldi. Dini kullanarak sömürerek bi yerlere gelen insanlar yüzünden inançlarını reddetmek pire yüzünden yorganı yakmaktan farksızdır.İnsanı yaşatan inançlarıdır bana göre ama inançtan kastım din adına söylenen herşeyi kabul etmek değildir tam tersi din sadece Allahla kulları arasında olan bir şey olmalıdır.Bu yüzden bana göre olması gereken dini reddetmek yerine dini kullanan insanları reddetmek gerekir.

Handan sarıcaoğlu 
30 Nis 11:03, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

EMİLE ZOLA... kitabı okumadım adeta yaşadım madenciliği anlatan o zor koşullarda mücadele eden insanların dramı..bununla kalmayıp sosyal hayata da değinmiş ve beni benden aldığını söyleyebilirim kitaba nasıl başladım nasıl bitirdim bilmiyorum sınıf farklılığı da ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi EMİLE ZOLA'ya hayran kaldığım söyleyebilirim.

elif dinç 
22 Haz 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Madencilerin yaşamı çileleri emekleri çok güzel anlatışmış ülkemizde meydana gelen üzücü maden kazalarının ardından tekrar okunulması gereken kitaplardan biri bence.

Kader Babayiğit 
17 Oca 22:52, Kitabı okudu, 75 günde, Beğendi, 10/10 puan

Madenciler tohumdur. Haklı devrimin iliklerinize kadar işlediğini farkediceksiniz.İnsanların 100 yıl önce de, gözlerini karartıp hayatlarını feda etmekten çekinmeden haklarını aramak için nelere göğüs gerdiklerini, ne acılar çektiklerini ama sonra yine sömürücü zenginlerin onlara sundukları hayata boğun eğmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. 543 sayfa olmasına rağmen bir solukta okuyup bitirmek isteyeceğiniz bir kitap.

Cavid Necefov 
 01 Tem 20:49, Kitabı okudu, 25 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bir süre önce bitirdim. Hala etkisinden çıkamadığım, özellikle son kısımlarını soluk almadan okuduğum ve hayatımda, düşüncelerimde daha uzunmu uzun bir zaman yer alacak bir roman. Zola, işçi sınfının sözlere sığmayacak zor yaşamını, mücadelesini, buna paralel şekilde madene kapanıp ölen aşkın hikayesini, bir ailenin faciasını bir kitapda müthiş heyecan verici hatlarla birleştirmeyi başarmış.

3 /

Kitaptan 53 Alıntı

... çünkü insan kötülük yapmıyorsa, fırsat çıkmadığındandır.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 242 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 242 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

... insan haklı oldu mu, yüreğine kuvvet geliyor, bileği kolay kolay bükülmüyor, öyle değil mi ha?

Germinal, Emile Zola (Sayfa 236 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 236 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

İnsanoğlu umudunu yitirdi mi, yaşamanın da tadı kalmıyordu çünkü.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 461 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 461 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Kentleri ateşe verin, insanları kırıp geçirin, her şeyi kökünden kazıyın, bu çürümüş dünyadan hiçbir şey kalmadığı zaman yerine daha iyisi biter belki.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

İnsan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 62 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 62 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Yünlüler insanı sıcak tutuyor ama açlığa faydası yok ki!

Germinal, Emile Zola (Sayfa 118 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 118 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Her zaman papaz pilav yemezdi: günün birinde talih yoksullara da gülecekti elbet.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 191 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 191 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Nina 
15 Kas 23:49, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

“Hiçbir şey bitmiş değil, her şeyin yeniden başlaması için birazcık mutluluk yeter.”

Germinal, Emile Zola (Can Yayınları)Germinal, Emile Zola (Can Yayınları)

Seçildikten sonra göbeğini şişiren, yoksulları eski pabucundan bile az düşünen ensesi kalınlara oy vermek kimsenin karnını doyurmuyordu.

Germinal, Emile Zola (Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Gelecekten umut kesilmez, her şeyin yeniden başlayabilmesi için azıcık talih yeter!

Germinal, Emile Zola (Sayfa 534 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Germinal, Emile Zola (Sayfa 534 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı
İktidarın ve Sermayenin “Fıtrat”ı “Germinal”, Fransızcada “tohum, ürün, bereket” anlamına gelen bir sözcük. Zola bu sözcüğü işçi sınıfının pratik faaliyetini özetlemek için kullanmıştı.