Göçebe

6,9/10  (7 Oy) · 
43 okunma  · 
4 beğeni  · 
868 gösterim
"Göçebe, üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap Sonbahar Yıldızları altında 1906'da, Hüzünlü Havalar 1909'da, Son Mutluluk 1912'de yazıldı. Üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer "hüzünlü hava"dır; üçünün de kahramanı aynı kişi. Hamsun'un asıl adı olan Knud Pedersen'in ağzından anlatılır olaylar. Artık büyük şehirlerden bezmiş, iç sıkıntılarını kırlarda, ormanlarda, şehirden uzak yerlerde dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hülya adamıdır kahraman. Şehrin gürültü ve uygarlığından kaçarak tabiatın bağrında, yıldızların altında ruhuna sükûn ve şifa arayan, kanının çağıltısını kırların soluğunda yatıştırmak isteyen, şair ruhlu birisi."
-Behçet Necatigil-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2009
  • Sayfa Sayısı:
    504
  • ISBN:
    9786051141350
  • Çeviri:
    Behçet Necatigil
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
M.Ali BARAN 
15 Mar 13:17, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 7/10 puan

Yazar ‘’Göçebe’’ romanında, Büyük şehirlerden bezmiş orada artık yaşamak istemeyen fikir, düşünce ve eylem olarak da göç eden bir insanın hikayesini ele alır. Sadece bedensel değil, zihinsel bu göç insanların yaşadıkları dönemlerle, çevreyle iç içe olduğunu vurgular. Doğa tutkusu değil doğanın onda açtığı yaşam tutkusu, yaşamı orada bulmuşluk hissi yazara bu yolu seçtirir. Tavsiye ederim…

Kitaptan 6 Alıntı

"Ben orada burada sürtmek, başıma buyruk olmak, önüme çıkan işi yapmak, kırda bayırda yatmak, kendi kendim içinde bir bilmece gibi kalmak istiyordum."

Göçebe, Knut HamsunGöçebe, Knut Hamsun
M.Ali BARAN 
15 Mar 13:21, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Bilge ne anlar kadından?
Birincisi,ancak yaşlandıktan sonra bilge olmuştur,böyle olunca da kadını sadece anılarıyla tanır. İkincisi, kadını hiç tanımamıştır ki ona ilişkin anıları olsun!

Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 301)Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 301)
M.Ali BARAN 
15 Mar 13:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Her gün yiyecek içecek bulamayan, giyecek elbise ayakkabı, barınacak yer yurt darlığı çeken bir göçebe: bu nimetlerden yoksunsa yalnız hafif bir üzüntü duyar. Bir kapı kapanırsa bir başka kapı açılır. Ama o başka kapı açılmadı mı insan Tanrı’yı bağışlamaz olur, o zaman her şeyi göze alır. Kadere yüklenir: yani omuz çöker bükülür, eh, et ve kan biraz acı duyar bundan; saçları ağarır. Göçebe bir adama ‘’Güzeldi yaşamak’’ der, sürdüğü hayat için tanrıya şükreder.

Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 297)Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 297)
M.Ali BARAN 
15 Mar 13:20, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 7/10 puan

Hayatımda epey yer dolaştım, alıklaştım artık,soldum kurudum. Ama ihtiyarların o sakat inancı yok bende,neysem oyum,bilgeleşemedim ben; günün birinde bilge olacağımı da hiç sanmıyorum.Bir çöküntü işaretidir bu. Ben Tanrı’ya yaşadığım hayat için şükrediyorsam,yaşlanmakla daha da olgunlaştığımdan değil,yaşamaktan daima sürekli bir haz duyduğum da ondan. Yaşlanmak bir olgunluk vermez insana; yaşlanmak insanı sadece ihtiyarlatır, o kadar!

Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 298)Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 298)
hasn mirhan 
21 Oca 23:10, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bende anlatılacak cinayet yok; bende sevinçler, acılar ve sevda var anlatmaya. Ama sevda da cinayet kadar zorlu ve tehlikelidir.

Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 121)Göçebe, Knut Hamsun (Sayfa 121)

O gün bir evin önünden geçiyordum. Eşiğinde bir delikanlı oturuyor, bir ağız mızıkası çalıyordu. Pek iyi çalmıyordu ama, oturmuş kendi kendine çaldığına göre neşeli bir insandı herhalde. Bende onu rahatsız etmemek için elimi kasketime götürmekle yetindim, biraz uzağında durdum. Hiç oralı olmadı, mızıkasını kurulayıp tekrar ağzına götürdü, çalmaya devam etti. Uzun zaman çaldı. Mızıkasını tekrar kuruluyordu ki fırsattan faydalandım, öksürdüm.
–Sen misin Ingeborg? diye sordu. Arkasındaki evde bir kadına söylüyor sandım, bu yüzden cevap vermedim.
– Hey sana söylüyorum! dedi. Şaşırdım: - Bana mı? Görmüyor musun beni? diye sordum. Hiç cevap vermedi. Sağını solunu yoklayarak bir iki kımıldadı; ayağa kalkmak istiyordu; kör olduğunu anladım.
– Kalkma, otur, korkma! dedim, gidip yanına oturdum.

Göçebe, Knut HamsunGöçebe, Knut Hamsun