Gölgesizler

8,6/10  (74 Oy) · 
198 okunma  · 
63 beğeni  · 
2.298 gösterim
Hasan Ali Toptaş’ın –belki de– en çok okunan ve yayımlandığı tüm dillerde büyük bir şaşkınlık ve beğeniyle karşılanan romanı.

Gölgesizler, bir kayboluşlar anlatısı; aniden kaybolmaların, beklenmedik dönüşlerin, ölümlü büyülerin, devlet nezdine düşen gölgelerimizin aynası. Tekrarların tekrarını okumamızı sağlayan karakalem bir güvercin; bir garip cinayet ve doğum hikâyesi.

Ve kokusu burnumuzda tüten, cevabından korktuğumuz
bir soru cümlesi: “Kaar nedeen yağaar, kaaarrr?”

“Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.”
STEFAN WEIDNER, Frankfurter Allgemeine Zeitung

“Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.”
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9789750506178
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

**Spoiler**

Varlık-yokluk ilişkisi üzerine kurulmuş, şehir ve köy olarak; iki farklı yerde, iki farklı zamanda, fakat aynı yer ve zamanda geçermiş gibi aynı kişinin bir çok yerde olduğu olaylar silsilesi enfes bir roman.

Bir köy. Çok garip bir köy. Köyde kişilerin kaybolması, yok olması sıradanlaşıyor. Kaybolanları arama görevini yürüten, kayıpları ararken kendini kaybeden muhtar... Nerden gelip ne zamanda çalıştığı belli olmayan bir berber... Gelişen olaylar sonucunda deliren bir genç ve onun "Kaar nedeen yağaar, kaarr?" sorusu... Elinden oyuncağı alınmış bebek gibi hırslanan bir at ve ayaklarının altına alıp kemiklerini çatır çatır kırıp öldürdüğü bir çocuk... Ve ayıdan hamile kalmış bir kız... Bu köyde macera, gariplik, varlık-yokluk her şey var.

Yüzsüz bir göz,
Kanlı çatırtıllar,
Cellat gözler vs. gibi alışılmamış bağdaştırmalarla roman bir musiki havasında ilerliyor.

"Kelebekler uçuşuyormuş gözlerinin önünde karanlığı kanatlarıyla karartan, sessiz ve küçük yaratıklar. Hepsi kayıp birer pul... Hepsi yüzsüz bir göz..."(syf 55). Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran yazar, bu gibi tasvirlere kitapta çokca yer vermiş.

Romanın sinema uyarlamasıda var. ( http://m.imdb.com/title/tt1437212/ )

Varoluşçu yazarları okumayı sevenler için bulunmaz bir eser. Keyifli okumalar.

KeMâL 
30 Ara 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Vay be… Senenin sonunda , bana vay be dedirtecek bir roman okudum. Ne kadar ilginç, dahice bir kurgu ya. Ben nasıl anlatayım bu kitabı şimdi…

Hiç zaman kaybetmeden romanın film müziği linkini buraya bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=X4yzANK_VWU Bu kitabı okuduktan sonra bu müzik sizin romanı daha anlamanızı bile sağlayabilir. Spoiler :) Filmin müziği zaten bu.

Geçelim yazara; ilk kez bir Hasan Ali Toptaş okudum. Yine hüsran bana. Geç kalmışım geç ! Ne kadar güzel bir dil. Betimlemeler, konunun güzelliği, Türkçesi, benzetmeler, kişileştirmeler, öylesine muhteşem tasvirler… Çok çok iyi. Masal tadında bir üslup.

Konusuna gelirsek nasıl yazmalıyım bilmiyorum. İnanın karışık duygular içindeyim ve tüylerim diken diken oldu romanın üstüne filmini izleyince. Varlık-Yokluk ilişkisi ( Varoluşculuk ) üzerine kurulmuş roman iç içe grift olmuş ayrı roman gibi oluyor. Öylesine hayata dair konular, cümleler içermekte ki muazzam. Farklı iki yerde yaşanıyor olaylar. Ama karakterler aynı; hatta birden fazla. Kişinin farklı yerlerde bulunması. Metaforun dibine vurmuş resmen.

Olaylar bir berber dükkanında başlıyor. Kaybolan bir berber başka bir berber dükkanında traş olacakken bir anda koltuktan kalkıyor ve olaylar başlıyor. Başka bir yerde o berber kayboluyor. Sonra onu arayan da kayboluyor. Oldukça gizemli ve gerilimi yüksek. Çok zor bir roman arkadaşlar. İnsan kendi içinde kayboluyor. Yani belli başlı bir kalıba sokulamayacak türde. Bence çok büyük bir psikolojik eser. Olaylar bakımından en sonda konuların birleşmesi ve sonundaki sürpriz ise çok çok güzel.

Okuduktan sonra filmi izlerseniz ki “mutlaka” izleyin. Filmin kadrosu da muazzam. Selçuk Yöntem, Aydemir Akbaş, Ahmet Mümtaz Taylan, Hakan Karahan ve Altan Erkekli. Hadi linki de buraya koyayım. https://tr.wikipedia.org/...C3%B6lgesizler_(film) Hem romanı daha iyi kafanızda oturtmuş olacaksınız hem de kayboluşları ve o gerilimi, acıyı bir kez daha tadacaksınız. Kendinizi sorgulatacak bir eser. Dinç kafayla okumanız tavsiyemdir. Yorucu ve sıkıcı olabilir, sizi açmamış da olabilir ama bırakmayın romanı ve filmini mutlaka izleyin.

Dipnot: 1994 Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık olmuştur.

Az mıyım, çok muyum ?
Var mıyım, yok muyum ?
Ben neyim ?
Masal mıyım , gerçek miyim ?
Geçimsizim bugünlerde,
Kimsesizim bu yerlerde,
Değersizim bu ellerde,
Çaresizim doğduğum yerde.
“Gölgesizim” her gün her yerde…

Merve 
07 Oca 2016 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · Puan vermedi

Aslında isme göre kitap okumam ama ne yalan söyleyeyim bu kitabı isminden dolayı okumaya karar verdim. Öncelikle şunu söylemeliyim Hasan Ali Toptaş Türkçe'nin hakkını veren bir yazar. Tasvirleri ,benzetmeleri hayata dair tespitleri....Hayran kaldım. Büyülü bir anlatımı var. Kitabın konusuna gelince aslında konusu hakkında kesin bir şey söyleyemem. Yok olmayı anlatıyor şöyle ki köydeki bir adamın gizemli bir şekilde ortan kaybolması ardından diğer yok oluşları getiriyor fakat bu yok oluşların hepsi gözle görülebilir değil insan kendi içinde de yok olabilir öyle değil mi? Benim için farklı bir deneyimdi. Söylemeden edemeyeceğim ülkenin kar'a esir olduğu şu günlerde gizemli karakterin 'Kar neden yağar kaaar?' ( okuyunca daha iyi anlayacaksınız ^_^ )sözü dilimden düşmüyor.Son olarak kitap 1994 Yunus Nadi Roman ödüllü eh yani ayrıca tavsiye ederim dememe gerek yok sanırım. :) Keyifli okumalar...

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adını ilk duyduğumda hakkında yazılan tüm eleştirileri okuma ihtiyacı duyduğum bir yazar..Romanını okuduğunuzda ise okuduktan sonra hayata bir kez daha şöyle bir baktırıp kayboluşları. gerilimi ve sunulan sürprizleri sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz...

İki konu iç içe ama bağlantılı değil ,varlar ama yoklar ,belki de tüm yaşananlar bir hayal ,anlatımı ile değişik bir kitap ,biraz varoluşçuluk,birçok betimleme ile tek bir kalıba sokulmayacak türde

Mehmet Y. 
02 Oca 12:55 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Bence kitabın kendisi bizatihi 'Gölgesiz'.

Çünkü var mı, yok mu?; masal mı, gerçek mi belli değil. Roman çok başarılı. Karakter çokluğu, çift zaman ve mekanlılık, kısmen fantastik ögeler nedeniyle biraz kafa karıştırmıyor değil ama çarpıcı bir eser. Okudukça 'nereye varacağını' iyice merak ediyorsunuz. Hatta son 3 sayfaya geldiğimde halen hiç bir şey belli değildi. İlginç bir finalle bitti.

Hasan Ali Toptaş'ın enfes Türkçesi, anlatım kaabiliyeti burada da aynı başarıyla var. Postmodern bir roman olarak İhsan Oktay Anar'ın başyapıtı Puslu Kıtalar Atlası'yla da -yaratık metaforu da dahil benzerlikler taşıyor.

Okuduğum ikinci Toptaş kitabı idi ve neden bu kadar geç kaldığımı tekrar düşündürdü.

----İpucu içerir----

Önce kitabını okudum, ertesi gün de hemen filmini seyrettim. Kitap filmden çok daha iyi, şayet kitabı okumadan filmi seyretse idim aynı hazzı alamayabilirdim.

Ancak itiraf edeyim -ki eminim çoğumuz aynısını yapmışızdır, kitap biter bitmez hemen bir internet araştırmasına girdim. Çünkü anlayamadığım bir çok şey oldu. Bunların nasıl yorumlandığını öğrenmek istedim. Sanırım yazar da bizi bir tek sonuca yönlendirmemiş olsa gerek.

Mesela filme göre, muhtarın da bir yaratık çocuğu var. Bu anlamda Güvercin'i kaçırıp iğfal eden Muhtar. Ya da düşük ihtimal muhtarın hanımını da bir ayı kaçırmıştı. Ancak romanda muhtarın böyle bir çocuğu yok. Dolayısıyla roman üstünden gidersek bu sonuca ulaşmak zor. Gerçi romana göre de muhtar böyle bir şey yapabilir. Ayrı mevzu...

Romandaki cami, imam, evdeki Hz. Ali resmi gibi konular da benim için muallak. Alevi köyüydü diyenler var vs.

Ayrıca Asker Hamdi/Fatma efsanesinden yola çıkarak köydeki ensestin anlatıldığını yazanlar da var. Ayı metaforunun devleti temsil ettiğini yazanlar da. Muhtar öldü mü, öldürül mü? Neden intihar eder? Bilemiyorum. Demek istediğim o ki, 'yav, ne var bunda? Hemencecik çözdüm her bir şeyi' diyecek değilim. Müphem bir çok şey var bende.

Neticede kült bir roman. Acayip...

Düşle gerçeğin birbirine karıştığı, şiirsel bir tarzda yazılmış, kayıp hayatların öyküsü Gölgesizler...
Bir köyde herkes gibi sıradan hayatlar yaşayan insanlar, birden bire kendilerini ve diğer kendilerini aramaya başlıyorlar.
Bu kitabı okurken , bir o köy meydanına bir o berber dükkanına gittim geldim, çok garip bir ruh haline girdim,gerildim adeta, hatta bir ara " ben gerçekten var mıyım? Yoksa bu hayatım bir düş mü" dedim.
Bir an düşündüm ben bir gün kendi varlığıma karışarak sedece ruhen kaybolsam, kimler benim yokluğumu fark eder?
Fark etseler bile, beni aramayı ne kadar süre sonra bırakırlar?
Hasan Ali Toptaş'ın kalemi bence çok farklı, kitaptaki hikaye ise öyle garip ve ilgi çekici ki, kurgu içinde kurgu, düş içinde düş var...

BİROL COŞKUN 
03 Oca 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · 9/10 puan

İnanılmaz akıcı, sürükleyici bir kitap. Elinizden bırakamıyorsunuz. Hiç beklemediğiniz, tahmin etmediğiniz bir final...

Esra 
21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde

Kitabın kapağını şimdi kapattım ve sürpriz finaliyle sarsıldım diyebilirim. Kitap anlatım ve konu olarak alışılmışın dışında. Bir köyde yaşanan tuhaf olaylar, köylülerin bir anda ortadan kaybolması bazen birbirlerinin kimliklerine bürünmesi, varolmanın yoklukla çelişkisi var kitapta. Zaman ve mekan kavramı da kayboluşta. Gizem ve gerilimi köy hayatına güzel bir üslupla yedirmiş yazar.
Cennet'in oğlunun haykırışı çınlıyor hâlâ kulaklarımda:
"Kaar nedeen yağaar kaarr?"

Süreyya Can 
13 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Başarılı bir postmodern roman. Okuduğum ilk Hasan Ali Toptaş eseri. Okurken zaman zaman kendimden bile şüpheye düştüğüm doğrudur.
Kitap unutulan bir köyün unutulan insanlarını anlatan yer yer gizemli bir havaya bürünen anlatıma sahip. Durağan olarak anlatılan köyün insanları garip olaylar silsilesi içinde boğulmaktadır. Sebebini anlayamadıkları bir şekilde köyden birileri kaybolmaktadır. Köyün muhtarı kaybolan insanları bulmak isterken en sonunda kendini kaybeder ve muhtarın kendini asmasıyla biter kitap.
Postmodern ve gizem sevenlerin zevkler okuyacağı tarzda bir roman. Üstüne bir de filmini izlemek harika. Mutlaka tavsiye ederim.

3 /

Kitaptan 94 Alıntı

Murat Sezgin 
13 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Hiçbir iz yok," dedi Reşit.
Muhtar, avluyu yeniden taradı gözleriyle. O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olmazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 39 - İletişim Yayınları)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 39 - İletişim Yayınları)

O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olamazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 39)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 39)
Murat Sezgin 
14 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Cennet'in oğlu kendini kendi varlığında yok etmişken, gerçekten kadının dediği gibi bir kez daha yok olmuşsa durum kötüydü. Bu işin sonu yavaş yavaş köyün tamamen yok olmasına dek gidebilirdi. Belki köy zaten yoktu da bunu kimse anlayamıyordu henüz; köylülerin hepsi alışmıştı yokun varlığına...

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 113 - İletişim Yayınları)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 113 - İletişim Yayınları)
Merve 
23 Kas 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Çünkü sabaha geç kalabilirsin. Şunu da unutma ki yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 74 - İletişim Yayınevi)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 74 - İletişim Yayınevi)

Her kadının gözünde bir erkeğin kaybolup gideceği boşluk bulunduğuna inanmıştı.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 15)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 15)

“Üstümüze bir uğursuzluk çöktü sanki, nereye baksam ya da olup bitenlerden hangisini anlamaya çalışsam bunalıyorum. Hem öyle bir bunalıyorum ki, çekip gitmek geliyor içimden; çekip gitmek ve bir daha hiç mi hiç dönmemek…”

Gölgesizler, Hasan Ali ToptaşGölgesizler, Hasan Ali Toptaş

"Göz göre göre yok olmuştu o; kendi görünürlüğünün derinliklerine çekilmişti... Her gün her yerde karşılaşacaktı eskisi gibi, sesi işitilip kokusu duyulacak,ama asla ona ulaşılamayacaktı...Herhalde kendi varlığına karışarak yok olmak en akıllıca yöntemdi..."

Gölgesizler, Hasan Ali ToptaşGölgesizler, Hasan Ali Toptaş

İnsan cama uzun süre bakınca hep böyle olur, mutlaka bir yüz görür. Daha doğrusu herkesin, asla göremeyeceği halde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 103)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 103)

Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.

Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 156)Gölgesizler, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 156)

Kitapla ilgili 1 Haber