Gün Olur Asra Bedel

8,6/10  (321 Oy) · 
1.466 okunma  · 
279 beğeni  · 
5.409 gösterim
Yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırış.... Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada gözler önüne serilir... Derin ve temiz aşklar, efsane ve masallar, KGB'nin acımasız uygulamaları, okuru heyecandan heyecana sürükler. Birbirinden ilginç ve sürükleyici konular ustalıkla bütünleştirilerek sunulur. "Mankurt hikâyesi bu eserle kültürümüze mal edilir. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap'ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün "asra bedel bir gün olur.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    413
  • ISBN:
    9789754370539
  • Orijinal Adı:
    И дольше века длится день
  • Çeviri:
    Refik Özdek
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 20 Eyl 19:58, Kitabı okudu, 6 günde, 10/10 puan

Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel kitabı bazı yayınevlerinde Gün Uzar Yüzyıl Olur şeklinde çevrilmiştir. İçeriği ile ismi bütünleşik böylesine kitaplara çok nadir rastlanır diye düşünüyorum. Gün uzar yüzyıl olur. Bir gün bir insana nasıl yüzyıl gelebilir diye düşünüldüğünde elbette akla bir ölüm gelir ve o an geldiğinde insan kendini zamandan soyutlar ve çok farklı bir boyutta geçmişi ve anıları ile yüzleşir.

Kitap bir tilki üzerinden bozkırın betimlemesi ile başlar ve okur, o betimlemelerde daha ilk andan Aytmatov’a hayran kalır. Hayran kalmamak elde mi! Okuru mest etmek için kelimeleri ve cümleleri usta kaleminin mürekkebini herhangi bir kâğıt parçası ile buluşturması yeterli. Aytmatov da gözlemlediğim sadece betimleme yeteneği mi kesinlikle hayır. Tüm samimiyetimle ifade etmek isterim; ben bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında böyle bir anlatım biçimi görmedim. Aytmatov bir olayı anlatırken kimi zaman bireyler üzerinden, kimi zaman tren gibi cansız nesneler üzerinden kimi zamanda kuş veya tilki gibi bir hayvan üzerinden yazımını güçlendiriyor. Sanki elinde bir kamera varmışçasına farklı farklı açılardan olayı, bireyleri ve ruh hallerini okuyucuya gösterircesine yazımda bir ustalık sergiliyor.

Aytmatov’un kitabında oluşturduğu karakterler hayatın içerisinden basit ama hep iyi insanlardı benim nazarımda. Öyle ki Aytmatov kötü karakter dahi yaratamayacak kadar iyi bir insan izlenimi bıraktı bende. Peki, kitapta kötü olan neydi? Kitapta kötü olan devlet ve politikalarının yanında doğru ve yanlışı ayırt ederken başkasının vicdanlarına sığınan bireylerdi.

Kitap bünyesinde farklı farklı efsanelerde Aytmatov’un usta kalemi ayrıcalığı ile okura yansıtılmıştır. Mankurt efsanesi, Ana-Beyit efsanesi, Raymalı Ağa efsanesi gibi. Okuyup da hüzünlenmemek ve ders almamak bir okuyucu için büyük bir kayıp olurdu.

Okur, Sarı Özek Bozkırının ıssızlığında yaşam mücadelesi veren insanların iç ısıtan hikâyelerini okurken insanın ne kadar erdemli ve önemli bir varlık olduğu kanısına varırken diğer yandan Uzay hikâyelerine geçildiğinde, aslında aynı insanın ne kadar aciz ve küçük bir varlık olduğu kanısına vararak çelişkiye düşebiliyor.

Gün Uzar Yüzyıl Olur, benim nezdimde her bir bireyin okuyup üzerine konuşması ve edinimler elde etmesi gereken bir kitaptır. Okuma kararı alıp okuduktan sonra beğenmeyen olursa beni bulabilir herkese keyifli okumalar dilerim.

Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi...
Bu yerlerde demir yolunun her iki yanından ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demir yoluna göre hesaplanırdı...

Ahmet Yavilioğlu 
01 Ara 22:09, Kitabı okudu, 4 günde, Puan vermedi

Yine nereden başlayacağımı bilemiyorum.Günlerdir aldığım grip,hapsolduğum ev ve aklımdaki türlü düşüncelerle parça parça okuyabildiğim,bir kitap dostundan gelen bu ince hediyeyi,bu muazzam eseri incelemek zor olacak.Yahu o değil de incelemelere neden kendimle ilgili önsöz yazıyorsam,bu alışkanlık nerden bulaştı bilmiyorum ama pek hayra alamet değil :)

Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi...Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi.Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi...

Okuyanlar bilir bu girizgahı..Belki çoğumuz atlamışızdır belirli bir zamandan sonra..Okumaya lüzum görmemişizdir..Belki serebral korteksimizin,hipokamusumuzun ya da bilmem beynimizin herhangi bir bölgesinin alışmasından atladığımız bu bölüm bana göre kitabın kalbi.Zira o yerlerde her şeye rağmen trenler gider gelir.Bir taraftan Amerika-Rusya uzay araştırmaları yaparken,bir tarafta nayman ana mankurtlaşmış oğlunu ararken ve bir yerlerde Yedigey yasak aşkının katmerlenen ızdırabını duyarken,arkadaşını toprağa vermenin acısını yaşarken ve bir yerlerde bizden habersiz uzayda canlılar yaşarken o trenler gider gelir,gelir gider..Nasıl ki bize bir harita çizilmiş ve dünya merkezi Greenwich olarak gösterilmişse o bozkırlarda merkez trenlerdir.Ve bu tren metaforu yahut motifi hep evrendeki akışı,oluşu ve mukadderatı ve buna müteaip fatalist bir dünyanın seceresini çıkartır.Yani hayat her şeye rağmen devam eder.Acısıyla tatlısıyla var olacaktır ve bizler o trenler kadar kalıcı olamayacak varlıklarız.

Onun dışında bilim-kurgu tadında verilen uzay hikayesi..Aslında romanın beyni de o kısımdır.Bir yerlerde bizden ayrı canlılar ararken ve o canlıları bulurken ne kadar hazırlıksız olduğumuzu,öldürmek,şiddet ve sömürgeciliğin ruhumuza nasıl işlediğini gösteren bir yolculuktur o uzay yolculuğu.Bir taraftan Yedigey ve onun cefakar arkadaşlarının hayatını anlatırken kominizmin yarattığı faşizmin,acımasızlığın trajedik anlatısı dizilirken bir tarafta da bir uzay hikayesiyle ütopik bir sosyalizm vurgusu.Ve insanoğlunun gerçek yüzü.Sosyalizme insanoğlunun uyum sağlayamayacağı yani istemeyeceği çünkü insanoğlunun sömüren bir varlık olması,kötülüğe yatkın doğası..Ve bu doğaya alenen hizmet eden bilim dünyası..Bilimin sömürgeciliği ve seçiciliği..

Belki bir çoğunun istediği bir inceleme olmadı..Yedigey'in iç dünyası,Kazangapla dostuğu,Karanar'la bağı,Sabitcan'ın vefasızlığı..Okuyanlar için bunları anlatmanın gereği yok.Benim aldığım mesaj şu şekilde..Uzay'da bizden habersiz başka canlılar olabilir.Bunlar barış içinde yaşıyor olabilirler.Bize de böyle bir sistem gelebilir ama dünyadaki yüksek mercilerdeki insanların işine gelmez ve bilim de buna göre hareket eder.Yani salt pozitivist aklın mutlak zalimliği,duygusuzluğu..Sadece bilimle iyi bir dünya kurulmayacağı..Haritaların bile sömürgeciliğe göre çizildiği ve bazı yerlere doğu-bazı yerlere batı dendiği gibi..Ve hayatın akışı..Her şeye rağmen devam edişi insanların mankurtlaştırışı..Şu an teknolojik aletlere yapılan uzaktan kontrol,denetim toplumu anlayışı gibi mankurtlaşmanın o dönemde sosyolojik bir takım göndermeler içermesi..Vesaire..

Diline gelecek olursak;çok sade,süssüz,gösterişsiz..Söz sanatlarına girmeden,ağırlaştırılmadan yalıtılmış bir bilinç akışı.Ve bir varoluş bulantısının geçmişle harmanlanmış,gayet yalın anlatımı.Yani söz gelimi nasıl ki bazıları ideolojik okuma yaparsanız doyurucu bulursunuz.Duygusal bir okuma yaparsanız da doyurucu bulursunuz.Sarı Özek'te bazen üşür,bazen kavrulursunuz.Bazen uzaya çıkar Orman-göğüslülerle konuşursunuz..Yani her bakımdan nitelikli ve anlaşılır bir eser.Kısacası tam anlamıyla bir başyapıt..

Son söyleyeceğim söz ise;Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi...Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi.Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi...

İyi okumalar..

KeMâL 
03 Kas 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

Güzel bir kitap, bir gün ancak bu kadar gerçek, güzel, yoğun, derinlikli ve insancıl anlatılabilirdi. 420 sayfalık bir romanda neler var neler... Şairane doğa tasvirleri, halk efsaneleri, uzaylılar, bozkır, Stalin, komünizmin baskıları, savaş, deve, ince mizah, aşk, dostluk, mankurt .... Sayılamayacak kadar şey. Bütün bunları sadece bir gün içinde anlatmak ise ayrı bir yetenek. Cengiz Aytmatov' un tasvirleri o kadar güçlü ki kendini okutturmasını biliyor. Yaşanmışlıkları içinde barındırıp içten duygularla beslenmiş.Yazar bir yandan kahramanların zor hayatlarını, bir yandan tarihi, bir yandan bozkırın coğrafi koşulları bir yandan uzaydaki gelişmeleri güzel bir şekilde birbirine bağlamış. Anlatırken yapılan geri dönüşler kahramanın kendi hayatını anlatırken başkalarının hayatına dokunmuş olması ve farklı hayatların da içine girmesi eseri canlı tutmuş. Bozkırın soğuğunu, trenlerin seslerini, Yedigey'in köyünü gözlerimin önüne getirmekte hiç zorlanmadım. Bu kitabı okuduktan sonra, yazarın mankurt dediği kafası boşaltılmış kişilerin hiç de az olmadığını üzülerek düşündüm. Derinlikli, ağır bir kitap fakat kesinlikle insana çok güzel şeyler katan ve kesinlikle okunması gereken bir kitap. Bir kitap okudum ama içinde 5-6 tane farklı uzun öykü okumuş kadar oldum. Ayrıca bir not daha Sovyet yönetimi tarafından yasaklanan bölümü daha sonra "Cengiz Han'a Küsen Bulut" olarak ayrı kitap olarak yayınlanmış. Sipariş verdim. :) Gelsin hemen devamını getirip romanı bitireceğim.

Aysel 
 31 Oca 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

//Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi...
Bu yerlerde demir yolunun her iki yanından ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demir yoluna göre hesplanırdı...//

Cengiz Aytmatov en sevdiğim yazarlardan biridir. Yaşadığı devrin gerçeklerine ayna tutar ve bu ayna kitaplarında yansır. Gün olur asra bedel`i en sonlara sakladım nedense. Yazarın tüm kitapları güzel, okunaklı, insana çok şey katıyor. Bu kitabında da aynı tadı, o bildiğim kokuyu aldım. Aytmatov`un sevdiğim bir yanı da seçtiği karakterlerin sıradan ve bizden olması. Bu kitabında da aynıydı. Yedigey- hayatın sert yüzüyle karşılaşmış, yaşamına yön vermeğe çalışan aynı zamanda da toplumun kalbine yerleştirilen yapaylık ile öz arasındaki derin uçurumun anlatıldığı, bu ikisi arasına sıkışan insanın hikayesidir...
Kitabın en şöhretli yeri Mankurt efsanesinden bahs etdiyi yerdir.
Bu kitabı okuduğumdan beri kulaklarımdan tren sesleri, iliklerimde karın dondurucu soğukları gitmedi.
Velhasıl güzel kitap. Kitapların size bir şeyler katmasını da istiyorsanız, bu kitabı okumayı unutmayın derim size.

Derya Yalınkılıç 
 12 May 14:37, Kitabı okudu, 13 günde, 7/10 puan

Gün Olur Asra Bedel ile oldukça erken tanışmanın talihsizliğini yaşadım. Kitabı okuma denemelerimde hiçbir anlam ifade etmedi bana çünkü çok küçüktüm :) Maalesef "defalarca" yarım bırakmak zorunda kaldım.


Kitaba gelecek olursak... Yazar yaşadığı coğrafyayı çok güzel aktarabilmiş. Gelenek görenekleri, yaşam biçimi, efsaneleri birçok konuya değinmiş. Her konu kendi içinde bir kitap konusu gibiydi. Mankurt ve kozmonotların olduğu bölümleri zevkle okudum. Kitabın yoğun bir anlatımı var ve oldukça yavaş ilerliyor. Kitapta beni aşırı rahatsız eden bir durum var. Bir paragraf var sürekli tekrar edilmiş. Neredeyse tüm bölümlerin başına konulmuş gereksiz tekrara düşmesi zaman zaman kitaptan soğumama neden oldu. Kitabın bütünlüğünü bozmuş bence.


Son olarak kitabın konusuyla isminin mükemmel uyum sağladığını belirteyim. :)

Zeynep Öztürk 
06 Eyl 20:06, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 10/10 puan

Ananı atanı dilini unutma! Bunları unutursan her şeyini kaybedersin.

Kitabın ana fikri verilmek istenen mesaj tam olarak da bu.Kitapta bir günü anlatıyor ve diğer okurların da dediği gibi yazar bir ömrü sığdırmış bir güne ve bir kitaba.Gerçekten beni derinden etkileyen bir kitaptı kesinlikle ve kesinlikle okunmalı.

Berfun Berçin 
 05 Ara 10:52, Kitabı okudu, 5 günde, 9/10 puan

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir.Yazarı ilk bu kitabı ile tanıdım Ve diğer kitaplarını okumayı düşünmüyorum.Çünkü kitap beni biraz sıktı ve kitabın içerisine giremedim.Sorun yazarda kitapta değil,sorun bende.Buna rağmen güzel bir kitaptı.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar :)
Konusuna gelince;Roman kahramanı Yedigey Cangeldin,cepheden döndükten sonra,Kazak bozkırlarında küçük bir aktarma istasyonunda çalışmaya başlar.Burada tanık olduğu olaylar,gerçekte bir siyasi rejimin çöküşünün nedenleridir.Yedigey’in çok eski ve yakın arkadaşı ölür.O gün ‘Asra bedel bir gün’ olur onun için ve olaylar sırası ile gelir.Karakterler;
YEDİGEY:Romanın baş kahramanıdır.Savaşmış geleneklerine bağlı önder bir kişiliği vardır.
UKUBALA:Kocasını seven artık yaşlılığı iyiden iyiye hisseden yardımsever bir kadındır.
KAZANGAP:Yedigey’in çok eski bir arkadaşıdır.Köye yerleşmesinde ve işi bulmasında büyük katkısı vardır.
Çok iyi yerlerde ve güzel eleştiriler yapılmış.

Merve Şahin 
21 Eyl 15:50, Kitabı okudu, 26 günde, Beğendi, 9/10 puan

Lise yıllarımda edebiyat dersinde bir bölümünü okumuştum ve çok beğenmiştim. Ancak kitabın tamamını 10 yıl sonra okuyabildim.Bitirdiğimde keşke daha önce okusaydım dedim.Orta Asya coğrafyası ve yakın tarihte yaşanan olaylar çok iyi betimlenmiş. 8-10 haneli bir yerde yaşayan insanlarla, dünya dışı bir yaşam süren insanların hayatlarının harmanlanması beni büyüledi. Yaşamdaki zıtlıkları, maneviyatın önemini, sadece ben değil biz bilinciyle yaşamamız gerektiğini yeniden hatırlattı bana.Ancak sonu beni tatmin etmedi.Romanı yarım bırakmışım, son bölümdeki sayfaları bir yerlerde kaybetmişim hissine kapıldım.Çevirmenin sonunda belirttiği "Cengiz Han'a Küsen Bulut" romanını da ilk fırsatta okumayı planlıyorum. Yazar sonunu yazmamış olsa bile, bu roman sayesinde en azından neler olmuş olabileceği hakkında bir cevap bulurum diye umuyorum.

Yasin YALÇIN 
 25 Kas 00:19, Kitabı okudu, 16 günde, Beğendi, 9/10 puan

İsmiyle müsemma bir kitaptır Gün Olur Asra Bedel. Demiryolunda işçi olan Yedigey'in arkadaşı Kazangap'ı gömmek için atalarının mezarlığı olan Ana-Beyit'e doğru yola çıkmasıyla başlar ve kitabın arkasında da bahsedildiği gibi o gün Yedigey için asra bedel bir gün olur.

Kitap iki farklı ana hikaye üzerinden ilerliyor. Birincisinde Yedigey'in otuz küsur yıllık arkadaşı Kazangap'ın ölümü ardından yaşadıkları, anıları, hayalleri anlatılıyor. İkinci hikaye ise aynı zamanda ama bambaşka bir düzlemde ilerliyor. Bir uluslararası uzay istasyonu olan Rus-Amerikan ortak yapımı Parite'deki kozmonotların dünya dışı varlıklardan sinyaller almaları ve başka bir uygarlıkla tanışmak için gezegeni terk etmelerinin ardından dünya devletlerinin aldıkları tavır anlatılıyor.

Okuduğum üçüncü Aytmatov kitabı oldu ve artık Aytmatov'un üslubunu yavaş yavaş tanımaya başladım. Hikayede araya başka hikayeler giriyor ki gözlemlediğim kadarıyla Aytmatov bunu sık sık yapıyor. Orijinal hikayede mutlaka eskiden söylenmiş efsanelere dair bir şeyler bulunuyor ve eskilerin anlattığı efsaneler asıl hikayenin içinde eritiliyor. Nayman Ana ve mankurt olan oğlunun anlatıldığı hikaye çok güzeldi. Yazar böyle yaparak bize türkülerin, efsanelerin, masalların ne kadar önemli olduğunu, asla unutulmaması gerektiğini, unutulmaması için de romanın kahramanlarından Abutalip Kuttubayev gibi sürekli yazmamız gerektiğini anlatıyor. Çünkü efsaneler tarihi anlatır, tarih de bizzat insanı.

Yazarın gözlemlediğim ikinci üslup özelliği ise bozkırı muhteşem bir biçimde anlatması. Yalnızca Sarı-Özek'in uçsuz bucaksız genişliğini anlattığı doğa tasvirleriyle yapmıyor bunu. Yeri geliyor hayvanların gözünden anlatıyor, yeri geliyor karakterlerin en derinlerine iniyor. Bozkır insanını, onların basit ve diğer insanlara göre sıkıcı hayatlarını, isteklerini, aşklarını ve yaşam kavgalarını derinlemesine işleyerek ortaya doyurucu bir bozkır tablosu koyuyor. Bozkırda doğmuş, bozkırı az da olsa tanıyan bir insan olarak Aytmatov'un anlattıklarıyla mest oldum. Çok az kişi bozkırın edebiyatını bu kadar yalın, bu kadar gerçek şekilde işleyebilirdi. Bu açıdan Aytmatov'un karakterlerine de diline de bir kez daha hayran kaldım. Keyifli okumalar.

Kifayət 
 20 Şub 17:11, Beğendi, 10/10 puan

Spolier İçerir;

"Gün olur asra bedel" Çingiz Aytmatovun en güzel eserlerinden biridir. Çok severek okuduğum ve bittiğinde tatı damagimde kalan bir kitap.
Kitapın konusu:
Yedigey’in çok eski ve yakın arkadaşı olan Kazangap ölür.Onun için bir cenaze töreni düzenlerler.Kazangap’ın cenazesini mezarına götürürken,Yedigey kendisinin ve milletinin geçmişini,acı-tatlı,düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O günde Yedigey için "Asra bedel bir gün" olur.
Bu kitapı mutlaka okumalısınız. Severek okuduğunuz ve tatı damaginizde kalan bir kitap olucak.

Kitaptan 215 Alıntı

Aysel 
31 Oca 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

"Asıl mesele de bu işte. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur..."

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 88)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 88)
Yasin Karabayır 
01 May 00:43, Kitabı okudu, 9/10 puan

Öyle bir çağa geldik ki herkesin birçok şeyi küçük yaştan öğrenmesi gerekiyor.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 122 - ELİPS KİTAP)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 122 - ELİPS KİTAP)
Yasin Karabayır 
06 May 01:44, Kitabı okudu, 9/10 puan

Ne güzel türküler yakarmış eskiler! Her türkü tek başına bir tarih sanki.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 180 - ELİPS KİTAP)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 180 - ELİPS KİTAP)

Kötülük
... ne de olsa, yeryüzünde bir gün geliyor, hak yerini buluyor, kimsenin yaptığı kötülük cezasız kalmıyor.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz AytmatovGün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov
Yasin Karabayır 
06 May 01:51, Kitabı okudu, 9/10 puan

"Vay canına! Yıllar nasıl da gelip geçmiş! Şu geçen zamana bak!" diye geçirdi aklından.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 182 - ELİPS KİTAP)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 182 - ELİPS KİTAP)
Yasin Karabayır 
28 Nis 10:46, Kitabı okudu, 9/10 puan

Bazı insanlar vardır, daha ilk karşılaşmada, ona, ısınır, güven ve sempati duyarsınız.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 80 - ELİPS KİTAP)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 80 - ELİPS KİTAP)
Yasin Karabayır 
07 May 13:44, Kitabı okudu, 9/10 puan

Böyle korkunç olaylar bazen insanların başına da gelebilir. Üstesinden gelemediği çelişkilerle baş başa kalan insan, moral bakımından derinden derine sarsılır ama bunu kimseye söyleyemez, çünkü ona kimse yardım edemez. Bu korkunç bir yer kayması gibidir, tehlikeyi görürsünüz; ama bir şey yapamazsınız.

Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 251 - ELİPS KİTAP)Gün Olur Asra Bedel, Cengiz Aytmatov (Sayfa 251 - ELİPS KİTAP)

Kitapla ilgili 1 Haber

16 Maddede Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aymatov
16 Maddede Ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aymatov Ünlü Kırgız edebiyatçı, gazeteci, çevirmen, diplomat ve siyasetçi. Türk dünyasının en ünlü yazarlarından, dünya edebiyatında tartışılmaz bir yere sahip kitaplarıyla Türk kültür zenginliğini bütün dünyaya tanıtan Cengiz Aytmatov’u anlatacağız bugünkü listemizde.