Güvercine Ağıt

10,0/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
385 gösterim
Her şey Kayseri'ye, Toroslar'a, Ürgüp'e, Ihlara Vadisi'ne ve Beyşehir'e yağan yağmurla başlıyor... 1294 yılının Ağustos ayının son günü patlayan bu küçük tufan, Gürsel Korat'ın zamanla didişen oyunbaz hayalini tetikliyor:
Yağmur altında yol alan beş ayrı yolcunun Ihlara'da yolları kesişiyor, yazgıları birbirlerine düğümleniyor. Sade, olağanüstü dingin bir metin, "hayat kadar derin" bir sona eşlik ediyor...
"Hoş geldiniz," dedi. "Burada yalnız değilsiniz."
Ak saçlı adamın aynı dilden yanıt veren tok sesi duyuldu:
"Kaç kişiyiz?"
"Sizinle ben varız burada, bir de Tanrı."
Ak saçlı adam alaycıydı, "Tanrı'nın tutsaklar arasında olmasına sevindim,"
dedi.

Türkçe romanın "Kapadokyalı" yazarı, Anadolulu olmanın bilinmeyen ve edebileşmemiş yüzünü bir kez daha karşımıza getiriyor. Her biri özgün deyiş, tekerleme, nefes veya vecizeyi eşine az rastlanır bir dönem diliyle resmediyor. Korat'ın ironik ve sağlam diliyle tanışmak için yeni bir fırsat daha...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2009
  • Sayfa Sayısı:
    261
  • ISBN:
    9789754707380
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
sezen 
11 Eyl 18:45, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 10/10 puan

"Issı göze görünmez
Yaksa izi silinmez
Bunda bir mana saklı
Bilinir de bulunmaz"

#Bu kitabı anlatmaya nereden başlamalı? Kapadokya üçlemesinin ikinci kitabı "Güvercine Ağıt." Birincisi "Zaman Yeli", Üçüncüsü ise "Kalenderiye"... Kitabı hangi açıdan ele alırsam alayım, büyülendiğimi söylerim. Tarihsel, psikolojik, estetik, sürükleyicilik, akıcılık vs.

#Zaman olarak; Selçuklu Devleti'nin son demlerine gidiyoruz. Güzel Anadolu toprakları Moğol işgali altında. Kitap, tarihsel kökleri kazıyarak nasıl zengin bir coğrafyada yaşadığımızı gösteriyor bize. Ve şimdi bu çeşitlilikten eser kalmadığını yahut şekil değiştirdiğini görerek üzülüyorum.

#Karakter sayısı bir hayli fazla eserde. Kimler yok ki? Bektaşi Ocağı'na bağlı Babagan derviş Saruca, Ermeni Papaz Civan, Peristrama Emiri Stavro, Endülüslü tüccar Ebu Fazıl, manastırdan kaçmış keşiş Mihayıl, Venedikli tüccar Mazzone, güzeller güzeli, yiğit Türkmen kızı Şamnalika, Çiftarslan tekkesinin kadın Şeyhi, Rumiyan Bacılarının başı güzel Gülbeyaz, Üreğil Aşireti Türkmen Beyi Handili...

#Kapadokya, Kayseri, Niğde topraklarında geçen iktidar savaşları, işgaller, kıyımlar, aşklar, destanlar, masallar, dervişler, keşişler, kendini kaybedenler, bulanlar, korkudan aklını yitirenler, aşkla yolunu şaşıranlar, güç yanlıları, hak yanlıları...

#Zaman Yeli incelemesini okuduktan sonra devamı nteliğinde olan bu yorum daha anlamlı gelecektir. Uzun yıllar önce Moğollara karşı başlatılan, şiarı eşitlik olan, ne Selçuklu Sultanı ne Moğol hükümdarının egemenliğine girmek istemeyenlerin başlattığı Çiftarslan Ayaklanması'nın etkileri hala devam etmektedir. Haydar ve Vasili'nin adları aziz olarak anılmaktadır. Haydar'ın torunu Peristrama (Güvercin Yurdu) Emiri ise, ailesinin başına gelen tüm felaketlerden Haydar ve dayısı Vasili'yi sorumlu tutar. Bu yersiz ve manasız korkusu onu zalim yapar. İnsanı asıl zalim yapan korku mudur acaba? Gerçekten korkan birinin yapabilecekleri kötülüklerin sınırı var mıdır? Stavro'nun karakterinde bunu sorgulatıyor Korat. Kitapta o kadar karakter ve yan hikaye var ki, yazar bunu 205 sayfaya nasıl sığdırmış, diye düşünüyor insan. Abdal Saruca kişiliğinde dervişliği ve kibri, güzel Şamalinka kimliğinde cesareti ve aklı, Ebu Fazıl karakterinde hüznü, öfkeyi ve masumiyeti, Muhyiddin karakterinde iktidar hırsının ve çaresiz aşkın düşürdüğü halleri, Karasankor Turabi karakterinde iktidara göre deri değiştiren, güce tapan adamların soytarılıklarını, Gülbeyaz karakterinde bir kadın, hem de derviş bir kadın olarak erkek dünyasına meydan okuyan bir dişilik ve ermişlik görüyorsunuz. Episkopos Makriyannis karakterinde hizmet ettiği zalimin oyunlarına nasıl alet olduğunu düşünen, ömrünün sonlarında bir din adamının Tanrı'yla ve kendiyle olan hesaplaşmasını...

#Eserin en şaşırtıcı özelliği, Gürsel Korat'ın kitaptaki tüm deyiş, nefes, destan, hikaye vs. hepsini kendisinin yazmış olması. Yazara tüm bunların hangi şaire ait olduğu devamlı sorulduğu için YKY baskısında tamamının kendisine ait olduğunu belirtmiş. Ortaçağ Türkçesi dil özelliklerine ve manzum şekillerine göre deyiş yazabilen Korat'ı yürekten kutlarım. Daha açıklayıcı olması açısından:

"Gorünen gorünmez oldı abdal gozün görmez bildi
Aşk ateşi dile geldi gozden öte yanaram men

Gozün gormez aklın eyler Abdalın sözü gozü niyler
Guneş yıldız ateş söyler yanar yanar sönerem men

Tüm mahlukat yirden biter, serçe kaçar baykuş dutar
Baykuş ölür toza batar, bir devranım dönerem men"

Kitapta daha bu Alevi-Bektaşi nefesi gibi onlarca deyiş var.

#Sevdiğim yazarların başında gelen isimlerden biri Gürsel Korat artık. Dikkatli okuyan gözün çok şey görebileceği, okurken kendini vermeyeni kabul etmeyecek bir kitap. Üçüncü kitabının şu an baskısı olmaması beni üzdü. Sanırım İletişim yayınlarından YKY yayınlarına hazırlanmakta. Ayrıca Yazar sayesinde ne zamandır merak ettiğim Kapadokya'ya en kısa zamanda gidip, Peri Bacaları'nın üzerinde, güneş doğarken balonla gezmeyi düşlüyorum. Daha önce de gitsem muhakkak bu güzellikten etkilenirdim fakat bu kitaplardan sonra bambaşka gözlerle bakacağım Kapadokya'ya. Yeraltı şehirleri, şarap mahzenleri, tüm Mezopotamya uygarlıklarının vazgeçilmezi, mistik, ürkütücü ve güzel Kapadokya... Güzel atlar diyarı.

# Eserini nasıl yazdığını bir de yazarın kendisinden okuyalım:
http://gurselkorat.blogspot.com.tr

Artık edebi zevkine güvendiğim tüm dostlarıma tavsiye edeceğim Gürsel Korat'ı. Onca niteliksiz, popüler, parlak kağıtlı yazarların arasında bir inci tanesi, berrak bir su gibi Korat. Bir yeni zaman bilgesi, bir destancı ve ozan. Şimdi pek az kişi tarafından bilinse de, bu eserlerin er geç gün ışığına çıkacağına inananlardanım... Abarttığımı düşünmeden önce okuyun derim:) İyi okumalar dostlar...

"Hakikat, sudan gelen tuzun toprağa vurması gibi yıldız yıldız belirecekti."

Kitaptan 9 Alıntı

sezen 
11 Eyl 20:16, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bu düşlere göre Urkuş'taki hiçbir özellik başka kadınlarda yoktu: "Bu kadın eğer severse kendini teslim etmez, karşısındakini teslim alır" diyordu Muhyiddin. "Bu kadında aşk karşısında utanma duygusu yoktur. Bu kadınla sevişirken eşit olursun."

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 157 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 157 - YKY)
sezen 
11 Eyl 19:52, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

'Günahımı biliyorum' demişsin. Bunu sana Tanrı söyletmiş. Sen bir tüccarsın ey mutsuz evladım, ticaretten büyük günah mı vardır? Efendimiz ' Dünya malını seven beni sevmez' buyurmadı mı? Tüccar nedir, mal tutsağı bir günahkar.

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 115 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 115 - YKY)
sezen 
11 Eyl 20:00, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Gülbeyaz sitem etti: "Hiç ocağımıza gelmedün Erenler! Sürüynen muhibbimiz var amma sen..."
Saruca dümdüz bir sesle Gülbeyaz'ın sözünü böldü, "Avratdan derviş olmaz" dedi. "Avrat Tanrı'nın cemalinin zıddıdur, aynadaki hayalidür. İrkek arılık duruluğ ise avrat aynadakidür.: Şeytanlık. İrkek mertliğise, avrat tersidür: Kahpelük."
Gülbeyaz irkildi. Böyle tokat gibi sözler beklemiyordu. İşittiklerine inanamamıştı, başını iki yana salladı: "İyi ki bizim ocağımıza ayağın değmemiş" dedi bu kez. Kızmıştı: Ocağımız işbu sözleriyin kefaretini zor öderidi.
Gülbeyaz düş kırıklığına uğramıştı, kızmaya mecali yokmuş gibi, mırıldanan bir sesle sitem etti: "Menim yolumu hor gördün pirim, böyle dervişlik mi olur?"

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 121 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 121 - YKY)
sezen 
11 Eyl 20:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Mihayıl için ok yaydan çıkmış görünüyordu artık: "Tanrı'nın kurduğu düzen bu mu? Devleti Moğol yönetir, vergiyi Selçuklu toplar, ticareti Katolik yapar ama vergiyi Erzinga'da dokumacı Ermeni'den, Divrik'te maraba Müslümandan, Nissa'da Rum bağcıdan Hıristiyan emirler toplar! Böyle kötü bir düzen kurmak için Tanrı olmasa da olurdu. Bu düzenin tanrısı para, peygamberi de sultanlar, vezirler, emirler."

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 152 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 152 - YKY)
sezen 
11 Eyl 18:58, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bu kadar örtü ve giysi, bu kadar gösteriş olsa olsa insanın ayıplı ruh halinin itirafıydı.

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 45 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 45 - YKY)
sezen 
 11 Eyl 19:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Çiftaslan asileri ise kadınları erkeklerle eşit görüyor, herkesin çalışması gereken bir toplum düzeninde yaşıyor, kölelik- efendilik gibi unvanları reddediyor ve bir de herkese okuma yazma öğretiyorlardı.
Mihayıl, "Ömrüm boyunca bu kadar yüksek ahlaklı ve iyilik dolu bir ayaklanma işitmedim." derken hayranlık doluydu. Ne zaman o insanları düşünse onların iyiliğini ve sevgisini içinde hissederek ağlayacak gibi oluyordu.

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 79 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 79 - YKY)
sezen 
11 Eyl 20:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bilem men sözümde gül bulam men yüzümde gül
Olam men özümde gül cana gülmeğe geldim

Can bülbülün sesinde gül açar nefesinde
Canımın her paresinde canan olmağa geldim

Ey cananım ey bülbül sen yoğ isen ben neyim
Aşkının pençesinde sararub solmağa geldim

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 147 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 147 - YKY)
sezen 
11 Eyl 19:07, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Mihayıl'a göre yalnızca Tanrısal adaleti kavrayan kişiler zenginin zenginliğine, yoksulun da yoksulluğuna karşı dururdu. Yoksulların ezikliğini, yürek sızılarını ve gözyaşlarını anlamayanlar yalnızca bencillerdi. Başları kötü bir makasla yoluna yoluna tıraş edilen, konuşmayı bile beceremeyen kölelerin sıcak ekmeğe bakışlarını görüp de etkilenmeyenlerin, ilahi dinlerken duygulanması boşunaydı. Kölesini kırbaçlayan bir adamın "İsa efendimiz havarilerin ayaklarını yıkamış" diyerek ağlaması saçmaydı.

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 79 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 79 - YKY)
sezen 
11 Eyl 19:49, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Güvercin Yurdu anlamına gelen Peristrama'da tutsak olmak ona birden ilginç göründü. Güvercin gibi görünmek Hacı Bektaş-ı Veli'nin kerametiydi, peristre güvercin demekti, kendisi Güvercin yurdunda tutsaktı, demek ki menzil burasıydı, Bor değil.

Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 111 - YKY)Güvercine Ağıt, Gürsel Korat (Sayfa 111 - YKY)