Hakkari'de Bir Mevsim

8,9/10  (50 Oy) · 
110 okunma  · 
46 beğeni  · 
1.468 gösterim
"O"yu (Hakkari'de Bir Mevsim) sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü'nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü 'O' gözlem gücünü anlatı ustalığından alıyor.
-Melih Cevdet Anday-

Japonca ve Çince dahil birçok dile çevrilen Hakkâri'de Bir Mevsim, aynı zamanda Erden Kıral yönetmenliğinde filme uyarlanarak, 33. Berlin Film Festivali'nde aralarında Gümüş Ayı'nın da olduğu 5 ödül kazandı.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    198
  • ISBN:
    9789755702858
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
29 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisiyle okudum bu kitabı. Sürgün olarak Hakkari'ye gönderilen sakıncalı yaftası yapıştırılmış bir kişi... sanırım burada öğretmen olmanın verdiği duygusallık ve tecrübeyle okuyunca, bende çok daha farklı bir etki yarattı bu eser... Ah güzel ülkem nasıl da hiç bir şey göründüğü gibi değil. O yüzden okuyun bu kitabı. Filmini de izleyin...

Emre Ö. 
18 Tem 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Okuyun. Okutturun !
Anlatılan olaylar gerçek bir yaşamdan alınma. Bir roman değil aslında bu. Şiirsel bir üslupla yazılmış bir günlük. Ama öyle bir günlük ki Türkiye'nin acı gerçeğini tokat gibi yüzümüze vuruyor. İnsanı derinden etkiliyor. Ne tasvir var ne betimleme. Ne bir duygu sömürüsü var ne ağdalı bir dil. Bu kitapta sadece gerçek var.Sadece gerçek! Türkiye'nin acı gerçeği. Ferit Edgü ile çok geç tanıştığım için pişmanım...
Aslında şu pasaj bile kitabı ve Türkiye'yi özetler nitelikte..

"Tümünüz, sen yatağında uzanmış, uzak iklimlerin ve gelecek günlerin şiirlerini düzen ozanım; sen varlıkla yokluğun arasında mekik dokuyan diyalektiksiz konuşamayan filozofum;
sen beni doğurduğuna pişman olmadığını söyleyen anam;
sen, Kendinden kaçma, kendinden kaçamazsın, bunu gördün
işte, diyen
kör sevgilim...
izin verin de çıldırayım
sizin dünyanız aklı başında insanların dünyası ise bırakın ben
çıldırayım.
Biraz da dağ başlarında çıldırayım.
Çünkü burda, bu koşullarda, ancak çıldırarak sürdürülebilir yaşam!"

Emrah Zencirci 
12 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Romanın ilgimi çeken en önemli noktası bir öğretmenin bir bölgede ne gibi değerler yaratacağı... öyle ya... Bu romanın kahramanı da gittiği yerde yeri geldiğinde doktor, yeri geldiğinde her şey olabilmiş. Halk onu her şeye yetecek kadar bilgiye sahip olarak biliyor ya da bilmek istiyor! Hani ben Doğuya öğretmenliğe gitmem diyenleredir bu romanın derin sözü!

Seval Güler 
17 May 22:52, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir öğretmen düşünün, sürgüne gönderilmiş bir öğretmen. Düşünün ki yazmış olduklarım yüzünüze tokat gibi çarpsın. Kendini zavallı bir yolcu olarak, bir kazazade olarak nitelendiren.. Başkalarını ve kendisini öğrenmeye çalışan. Birlikte yaşadığı insanların dilini anmayan.. " Tanrım ben bu insanların dilinden ne zaman anlayacağım. " diyen. Kanayan yaraların fotoğrafını çeken, satılan kızların fotoğraflarını çeken, ölen bebelerin ( ölmeden, ölürken ve öldükten sonra ), bitlerin ve ellerin fotoğrafını çeken.. Sadece yalnızlığın, türkülerin, ağıtların ve çaresizliğin fotoğrafını çekemeyen bir öğretmen düşünün.. Ah pir köyü ah ! Doğunun küskün yüzü, ne zaman güneş doğar üstüne ?

evrim yıldırım 
23 saat önce, Kitabı okumadı, 10/10 puan

birbirinin dilini bilmeyen bireyler.dil derken;kanun ile kabul edilmiş dil değil sadece.görmüşlüğün,duymuşluğun yani yaşamın dili..birbirine yabancı iki dilin,iki coğrafyanın,iki yaşamın acı bir tebessümle harmanlanması.en dikkat çekici olan şiirsel dilin nesirle sırıtmadan bir araya gelmesi.çok da tatlı olmuş.düşsel anlatımla gerçeğin kucaklaşması ancak bu kadar kusursuz işlenebilirdi.

Papatya'nın Düşü 
 17 Oca 02:53, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bir çığlık ancak bu kadar etkileyici çarpabilirdi sözcüklere.
Hem bu kadar bizden hem bu kadar yabancı.
Çok etkileyici bir kitap mutlaka okunmalı!

Hakkari’de Bir Mevsim, Ferit Edgü’den okuduğum ikinci kitaptı.

Ferit Edgü'nün okuduğum diğer kitabında benimsenen üslûp aynı şekilde bu kitabında da yer alıyor. Cümleler kısa, dizeyi anımsatır nitelikte ve tıpkı şiir dizeleri gibi alt alta verilmiş ve yine aynı şekilde şiirsel bir anlatım benimsenmiş.

Kitapta anlatılan olaylar Hakkari’deki Pir. köyüne öğretmen olarak giden bir denizcinin bu köyde yaşadıklarından oluşmaktadır. Kitap boyunca kahramanın adı geçmez, zaten kahraman da adını önemsemez, onun için önemli olan orada gördükleri, yaşadıkları ve hissettikleridir.

Kitapta anlatıcı gördüklerini ve yaşadıklarını kendisi yazar, kendisi anlatır ancak sanki bu anlatımda anlatıcı aradan çekilmiş, bize sayfalardan bir pencere açmış ve gittiği Pir. köyünü göstermiştir. Kitabın hiçbir yerinde köy soğuktur demez, soğuğu hissettirir; hiçbir zaman bir ölüme üzüldüm demez, üzülür ve üzer. Yaşadıklarının ve hissettiklerinin yanında oralarda idari işlerin nasıl yürüdüğünü, âdetlerin, geleneklerin ne olduğunu, oradaki yaşantının zorluğunu, insanların sorunlarını çok samimi bir dille ve oldukça gerçekçi bir biçimde anlatır. Umutludur, kötüye giden bazı şeyleri değiştirmek ister ve bu uğurda yılmaz; dertlidir, öfkelidir, asabidir; korkmaz, karşısındaki kim olursa olsun sesini yükseltmesini bilir.

Kitapta altı çizilecek ve üstünde uzun uzadıya konuşulacak çok şey var. Ancak öyle yerler de var ki ne altını çizmek için kaleminizi uzatabiliyorsunuz ne de üzerinde konuşmak için ağzınızı açabiliyorsunuz. Yalnızca okuyup çok derinlerde bir şeyler hissediyorsunuz. Ve bana kalırsa bunu hissetmek bile çok büyük bir şey.

Mutlaka okunması gerekenlerden ve iyi ki okudum dediklerimden...

İlker Uzun 
 13 May 02:56, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 9/10 puan

Çaresizlik ve kabulleniş nasıl bir şeydir? Acının, yokluğun, yoksulluğun...tarifi nasıl yapılır? Bu kitapta bulacağınız bunların daha fazlasıdır. Bu kitap, Hakkari'ye sürgüne gönderilen bir öğretmenin yaşadıklarının iç dünyasındaki yankılarıdır..

cansu tekcan 
25 Ağu 21:14, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitabı okuyan 6 senelik doğu görevini yapmış sayılabilir. Ağustos sıcağında bile Hakkâri kışını yaşatıyor. Zaten Ferit Edgünün muazzam üslubuna güveniyordum ama bu da ayrı muazzam bi hikayeydi. Son zamanlarda sürekli düş aslında gerçektir minvalinde yazılar çıkıyor karşıma hadi hayırlısı. Zaten sürekli uyuyup uyanıp uyuyup uyanıp kepaze bi yaşam sürdürenler anlayacaktır düş ile gerçeğin farkı olmadığını. Güzel bi inceleme yazısını hak ediyor aslında kitap ama şimdilik başkalarının yazdıklarını okuyacağım, uzun zaman oldu. Fakat bi yazı yazacak olsaydım başlığı "ayıp değil çıldırmak, bu dağ başında, bu yalnızlıkta." olurdu.

şule uzundere 
18 Haz 13:15, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Hakkari'de Bir Mevsim bir çırpıda okuduğum, çok sevdiğim, her sayfasından zevk aldığım bir kitaptı. Büyük ihtimalle bu sene okuduğum en iyi 10 kitaptan biri olacak. Hakkari'de bir köy okulunda öğretmenlik yapan bir öğretmenin romanı. Kitap roman türünde yazılmış ama içinde şiir de var. Deneme ve anı türünün izleri de var. Ben kitabı çok beğendim. Birçok cümlenin altını çizdim ve ben de orada o öğretmenle berabermişim gibi hissettim. Kitap biraz “Kaç Zil Kaldı Örtmenim” kitabını andırsa da bence ondan daha güzeldi. Başta öğretmenler olmak üzere herkese tavsiye ederim.

2 /

Kitaptan 68 Alıntı

Emre Ö. 
18 Tem 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

Sevgilisini boş yere bekleyen bir erkek için gece bitmek bilmez; gündüzleri çalışan işçi için bir gün kısa bir süre değildir; sert bir ananın kolları arasında yaşayan genç bir kız için bir yıl yüzyıl gibidir; isteklerimi, umutlarımı geciktiren her an bana dayanılmaz bir uzunlukta gelir.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit EdgüHakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü

Ey çaresiz
Neyin çaresini arıyorsun
Neyin çaresi var, neyin yok
Yaz bunları bir kenara
Bir gün belki bulursun çareyi
İnsanlar ölmesin demiyorum
İstediğim ölümsüzlük değil
Ne kendim, ne başkaları için
İstediğim, çocuklar ölmesin

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 59)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 59)

Kapıyı açıp çıktım.
Çıktıktan sonra da dönüp kapamadım kapıyı.
Açtığım kapıyı bir kez de başkaları kapasın, dedim içimden.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit EdgüHakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü

Ben oradaydım, dilinden anlamadığım insanların arasında.
Dilimden çok az kimselerin anladığı insanların arasında.
Gökyüzüne yakın bir dağ başında.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 19)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 19)
sezen 
29 May 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

kafka, karabasanlarında gördü belki seni, ama adlandıramadı
(ya da girmedin onun düşlerine)
bilseydi, senin gibi bir yer var yeryüzünde
en korkunç kitabın konusu sen olurdun.
tolstoy bilseydi seni
soyluluğundan bin beter utanırdı.
ve kimbilir belki yazarlığında
-şimdi benim utandığım gibi-
avvakum bilseydi yakınında senin gibi bir kent olduğunu,
kafkasları aşıp çile çekmeye sana gelir,
senin mağaralarında yaşardı.
dostoyevski sürülseydi sana
yer üstünden notlar'ı yazardı
ya da suç ve suç'u...

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 12)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 12)
MelantiS 
24 Ara 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitapları da dostlarını seçer gibi seçmeli kişi, öyle değil mi? Ben öyle yaparım.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit EdgüHakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü
Bahar Erdal 
06 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Elbet sabah da olur, zamanı gelince, elbet, yalnız kentlerin, denizlerin, düzlüklerin üstünde doğacak değil ya güneş, elbet burda da, olduğumuz yerde de, karların, buzlu kayaların üstünde, ağaçsız çıplak dağlarda da doğar güneş, tüm güzelliğiyle, tüm korkunçluğuyla.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 111)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 111)

Çünkü anlamak bir ortak dil gerektirir.
Ortak dil ise,
ortak yaşam / ortak bilgi / ortak birikim / ortak düş
kimi yerde, ortak düşüş demektir.

Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 13)Hakkari'de Bir Mevsim, Ferit Edgü (Sayfa 13)