Hamam Böceği

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
362 gösterim
Değişim başlıyor. Tövbe edin, sizi kendini beğenmiş, dik konumdaki yaratıklar!

Kafka'nın böceği Gregor Samsa'nın kabuğunun parlaklığı hâlâ gözlerimizi kamaştırıyor ve Dostoyevski'nin yeraltı yaratıkları hâlâ zihinlerimizde kıpırdanıp duruyorken, Rawi Hage, "hamamböceği" ve "yeraltı" imgelerine bambaşka bir boyut kazandırıyor.

Hage'in Ortadoğu'dan Kanada'ya, Montreal'in arka mahallelerine göçen isimsiz kahramanıyla başarısız bir intihar girişiminin ardından tanışıyoruz. Kendisini yarı insan yarı hamamböceği olarak gören bu kahramanı intihara sürükleyen nedenler ve yine göçmenlerden oluşan yakın çevresinin geçmişi yavaş yavaş gözler önüne serilirken, bir yandan da Kanada'nın "soğukluğunda" tutunma çabaları aktarılıyor. Hamamböceği, Hage'e Uluslararası Impac Dublin Edebiyat Ödülünü kazandıran ilk romanı De Niro'nun Oyunu'ndaki gibi, bir varoluş mücadelesi aynı zamanda.

Sudan kalkan rüzgâr, ırmak kıyısında iyice ayaza kesmişti. Ona sırtımı döndüm, kiliseleriyle, eski evleriyle, yüksek binalara yer açmaya hazırlanan eski kente baktım. Buraya nasıl geldiğimi merak ettim. Ne kadar saçma. Çok saçma. Asıl soru şuydu: Sonunu nerede getirmeli? Yerinden ayrılanların tamamı, yaşamlarını iyileştirmek için göç ederler, benim amacımsa ölümümü iyileştirmekti. Belki de önemli olan bitiş şeklidir, yaşama şekli değil, diye düşündüm. Belki de biz, tıpkı filler gibi, seçtiğimiz mezarlara doğru ilerliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2011
  • Sayfa Sayısı:
    270
  • ISBN:
    9789752898653
  • Çeviri:
    Püren Özgören
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

missprufrock 
15 Eyl 2014, Kitabı okudu, 9/10 puan

İnan bana Mordy kimse bir şeyin ilkinden ölmez, ölmeyi çok istemediği sürece tabi ki.

Hamam Böceği, Rawi HageHamam Böceği, Rawi Hage
missprufrock 
13 Eki 2014, Kitabı okudu, 9/10 puan

Fakat dümeni bozuk bir kayık gibi her seferinde dönüp aynı yere gelmiştim. Bu benim kendim işte. Ben kendim hiçbir yere gidemem. Kendim orada durur, her zaman benim dönüp gelmemi bekler.
İnsanlar bunu umutsuzluk olarak mı adlandırmalı acaba?
Bilmiyorum. Belki de umutsuzluktur. Turgenyev olsa hayalkırıklığı derdi belki de, Dostoyevski olsa cehennem, Sommerset Maugham ise gerçeklik. Fakat kim ne şekilde adlandırırsa adlandırsın bu benim kendim.

Hamam Böceği, Rawi HageHamam Böceği, Rawi Hage