Harput'taki Hayalet

10,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
0 beğeni  · 
533 gösterim
Harput’taki Hayalet, Osmanlı’nın askeri olmamak için Harput’ta medreseye giden, burada gayrimüslimlerin, Ermenilerin katline tanık olan Roc adlı bir gencin hayat hikâyesi. Ermeni bir kıza âşık olan Roc, bu aşk için kendini tehlikeye atıp Hamidiye milislerinin komutanını öldürünce, Dersim’e kaçarak hayatını başka bir isimle ve bambaşka bir biçimde sürdürmek zorunda kalır. Hayatının geri kalanında onu çetin bir kaçış serüveni ve zorlu savaş yılları beklemektedir. Üstelik uğruna her şeyi göze aldığı sevgilisi Sato’ya kavuşup kavuşamayacağı da meçhuldür. “Harput’taki Hayalet, salt yaşanmışlıklarla ilgili değil aynı
zamanda yakın tarihin iyi bir zemin etüdünün de romana tezahürü gibi. Elbette roman kurgusu içinde.”
Şeyhmus Diken

“Bazen yaşanan büyük acılar, dağa-taşa, toprağa-suya ve gökyüzüne siner. Burada çarpıcı bir Harput öyküsü yer alıyor.
Bu öyküde bir genç kızın izlerini bulacaksınız, onun dinmek bilmeyen çığlığını ve üstü betonla kapatılan bir minarenin
sırrını...”
Ragıp Zarakolu
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    436
  • ISBN:
    9750510014
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
20 May 21:00, Kitabı okudu, 10/10 puan

Her insanın hayatta korktuğu bir şeyler mutlaka vardır. Benim korkmaktan kendimi kurtaramadığım tek şey ise çaresizliktir. Mevcut koşullar karşısında çaresiz kalmak ,bir çok insanın korkusu olsa gerek. Bir baba düşünün son bir kaç yıl içerisinde dört evladını cephede ölüme göndermiş kalan son evladını ise cepheye göndermemek için bacağını kendi elleri ile kesmiş.Sıra o tek bacaklı evlattan kalan torunda.
Roc ölümden kurtulabilecek mi ? Dede torununu kurtarabilmek için ,torununu bir medreseye yazdırmak zorunda.Bu süreçte yüreği tertemiz küçük bir çocuğun yaşadıklarının sonunda nasıl gözünü dahi kırpmadan insan öldüren bir birey haline geldiğini.Bir toplumun yarısının ,kalan yarısına nasıl düşman edildiğini ,sistemin çarpıklığını ,kirli oyunlar sonunda gayrimüslimlerin, Ermenilerin nasıl katledildiğini ve o dönemi bugünlerle bağlamayı çok iyi başarmış Metin Aktaş.Son yüzyıla ışık tutan bu kitabı benim gibi elinize aldığınız anda bitirebilmek için ,uykularınızdan ödün vereceğinizden eminim .Tecrübe göstermiştir ki, özgürlüğümüzü en çok korumamız gereken zaman tam da devlet politikalarının yararlı olduğunu düşündüğümüz vakitlerdir. Özgürlük için doğan insanoğlu, kötü niyetli yöneticilerin “özgürlüğ”e saldırılarını geri püskürtmek için doğal olarak tetiktedir. Özgürlüğe karşı esas büyük tehlike ise iyi niyetli olduğunu düşündüğümüz ama aslında özgürlüğümüze sinsice bir tecavüzü içeren hükümetlerin yaptıklarındadır.
Louis Brandeis