Hayatın Tüh Noktası

10,0/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
3 beğeni  · 
479 gösterim
Hayat, süresi senaryo ile alâkalı; kahramanı ölmedikçe devam eden, kimine göre uzun, kimine göre kısa metrajlı bir film. Yani herkes kendi filminin kahramanı, herkes kendi dünyasının olmazsa olmazı sonuçta. Madem ki bir film hayat ve madem ki bizler bu filmin kahramanlarıyız; o zaman film tadında yaşamak gerekmez mi o hayatı?

Gülmek ve ağlamak, sevinmek ve üzülmek, sevmek ve sevilmek, insan olmanın doğasından değil mi? Tıpkı doğmak, büyümek, baba olmak, anne olmak, yaşlanmak ve ölmek gibi... İyi olmasa kötü olmaz, keder olmasa sevinç anlam kazanmaz. Zor olmasa kolay nedir ki?

Kitaptan bazı başlıklar;
- Bu muskayı yapan buraya gelecek
- Kabloda elektrik var mı abi?
- Aslanlar oteli basmış
- Biz cenazeyi çoktan defnettik
- Kesin çözüm kobra yağı!
- Patolojimiz bozuldu
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2013
  • Sayfa Sayısı:
    266
  • ISBN:
    9789944915489
  • Yayınevi:
    Kent Kitap
  • Kitabın Türü:
Mehmet Yılmaz 
17 Tem 2015, Puan vermedi

Bu kitabı çok daha önce okumalıydım. Bugüne nasipmiş.
Bir kitabın yazarını şahsen tanımak o kitabı okurken sempati duymanıza sebep olabilir; kabul. Ama bu kitabın bana sempatik gelmesinin tek sebebi de bu değildi. Çünkü ‘Hayatın Tüh Noktası’ hayatın içinden bir kitap.
Bizde okumak ciddi bir eksikliktir ancak en az onun kadar büyük bir eksiklik de yazmamaktır. Bolca konuşuruz ama bir türlü kağıda dökmeyiz bunları. Halbuki ecdad ne demiş? Söz uçar, yazı kalır…
Sıkça verdiğim bir örnektir; mesela bu ülkede milyonlarca insan Hacca ya da Umreye gitmiştir, milyonlarca erkek askere gitmiştir ama kaç kişi bunları kitaplaştırmıştır? Hatta bırakın kitabı, bir günlük olarak yazıvermiştir. Cevabınızı duyar gibiyim. Kim, ne yapacak bizim anılarımızı? Öyle ya, belki de çoğu sıradan, hepimizin yaşadığı şeyler olabilir. Ancak şöyle düşünelim, günümüzden 300 yıl önce yaşamış büyük dedemizden bize bir mektup kalsaydı. Ne kadar ilginç olurdu değil mi? Belki o da günlük ve sıradan şeylerden söz edecekti ama…
Ayhan Özkoroğlu, Samsunlu bir isim. Şehrin tanınan simalarından. Kaleme aldığı ‘Hayatın Tüh Noktası’ ise kendi kişisel tarihini anlatmaktan ibaret olan mütevazı bir çalışma. Aile fertleri, dostları, arkadaşları da kitabın yardımcı karakterleri.

Aslında Ayhan ağabeyin yaptığı iş büyük bir cesareti de beraberinde getiriyor. Çünkü bizde insanın yeri geldiğinde kendiyle dalga geçmesi çok da fazla yapılan bir iş olmadığı gibi en fazla dost meclislerinde gerçekleşen bir durumdur. Lakin Özkoroğlu, burada kendi zaafları da dahil pek çok şeyi bir kitaba malzeme yaparak, yüreğini bir bölümünü hiç tanımadığı okurlarına açmış oluyor. Çocukluğu, büyükleri, iş hayatı ve hatta bazen özel hayatı bile kitabın konuları arasında. Klasik bir tabir olacak ama bazen güldüren bazen hüzünlendiren hatıraları var kitapta. Kendisi elitist ya da sosyetik birisi olmadığı için de hayatı bizlerin hayatına da epeyce benziyor.
Peki, kitapta en beğendiğim bölümler hangileriydi? Ağırlıklı olarak gülünç şeyleri söyleyebilirim. Mesela balığın yanındaki yeşillik; mesela bir daha ne zaman gol olur?; mesela kılavuzu karga olanın; mesela kusura bakma abi, görmedim gibi anılar…

'Kaçakçı Ayhan Özköroğlu', bir devrin ruh halini yansıtması açısından ibretlikti. Yine KYM aracılığıyla yapılan etkinliklerde karşılaşılan yokluklar ise yürek sızlattı. Eşiyle tanışma hikayesi ise gerçekten çok sıra dışı ve güzeldi.
Bu sevimli kitap ile ilgili iki eleştirim olacak. Birincisi yayınevi tarafından hiç redaksiyon yapılmamış olması. Yani, yazarın gözünden kaçan hatalar düzeltilmemiş. İkincisini ise bizzat yazarına söyleyeceğim. Ee, yazar tanıdık olunca o kadar hakkımız olsun değil mi?

Bahri Oral 
14 Ara 2015, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Hayatın içinden hayata dair sıcacık hikayeler anlatan, herkesin hayatından bir parça bulabileceği ve mutlaka evet bende diyeceğiniz bir kitap. Tebrik ediyor ve şiddetle tavsiye ediyorum