Hayır... Dar Zamanlar 3

8,1/10  (7 Oy) · 
20 okunma  · 
5 beğeni  · 
739 gösterim
"İnsanın düşünsel faaliyeti derinleştikçe, başkaldırı sesinin de derinlerden, boğuklaşmış olarak gelmesinden daha doğal ne var? Haykırmalar, savsözler ancak yüzeyden yüzenlerin kulak yırtan gürültüsünden başka bir şey değil."

"Adalet Ağaoğlu, yalnızca Hayır'ın son halkasını oluşturduğu üçlemesiyle, bütün romanlarıyla kimi sorunsalların peşinde bir yazar kimliğindedir. Romanlarında en öne çıkan yan, düşünsel içeriktir. Hayır onun bu özelliğinin belki de en yoğun biçimde alımlanabileceği bir roman…"
-Füsun Akatlı-

"Hayır, baştan sona, bir yazarın nasıl kendine özgü bir dil yaratabileceğinin serüvenidir. Hayır'ın, bütün öbür olumlu özelliklerinin yanı sıra, yazınsal Türkçenin çağcıl başyapıtlarından biri olduğunu düşünüyorum."
-Semih Gümüş-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2014
  • Sayfa Sayısı:
    305
  • ISBN:
    9786051417318
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mithril / Jake Epping 
21 Mar 09:14, Kitabı okudu, 7 günde, 8/10 puan

Dar Zamanlar üçlemesinin üçüncü ve son kitabı... Dil ve edebiyat açısından ilk iki kitap birbirinden ne kadar farklıysa, üçüncü kitap, öncülü diğer iki kitaptan o derece farklıydı.
Bu kitap, yine üçlememizin ana karakteri Aysel üzerine kuruludur. Aysel artık yaşlanmıştır. Yapmış olduğu bir çalışmanın ödüle layık görülmesiyle birlikte ödül gününde yaşadıklarını anlatmaktadır.
Kitabı okurken çok zorlandığımı itiraf etmeliyim. Kitabın sonundaki açıklamanın da belirttiği gibi kitap adeta bir anlar zinciri... Ama zinciri kır ve başka sıralamayla tekrar birleştir farklı bir zincir elde edilir.
Önceki ilk iki kitaptan aşina olduğumuz tarzda başladı kitap aslında.. Yani sadece zaman boyutundaki ileri ve geri gidişler... Bir anda geçmişteki bir olayı anlatırken yene geçmişteki bambaşka bir olaya geçmeler, günümüze dönmeler vs.. Ancak bir noktadan sonra bu boyut geçişleri arasında "gerçek" ve "düşünce" de girince biraz kayboldum. Aynı sahnenin 10 defa arka arkaya anlatıldığı ve her birinin gerçek olmadığını ancak bir sonraki sahneye geçtiğimizde anladığımız bir kurgu...
Öte yandan hangi kişilerin hayal hangi kişilerin gerçek olduğunu; hayallerdeki imgelerin gerçekteki karşılığını hala net algılayabilmiş değilim.
Sonuç olarak algılayabildiğim kadarıyla güzeldi ama hakkını verebildiğime inanmadığım bir eser.

Gamze Züleyha Üredi 
16 Kas 16:08, Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Bu kitabı incelerken söyleyebileceğim ilk ve en iyi şey, Adalet Ağaoğlu'nun kitaplarına isim verme konusunda gerçekten bir deha sahibi olduğudur, hiç değilse Dar Zamanlar'da bu gözetilmiş ve nihayetinde, her bir kitap bitişiyle birlikte bu düşünceyi verebilecek şekilde düzenlenmiş. Üçlemeyi, isimlerinin anlamı ve bütünüyle verdiği düşünce, hayal kırıklıkları, birtakım anlam verilemeyen varoluşsal problemlerle birlikte idrak ettiğimiz vakit, inanılmaz bir doyuma ulaşıyoruz. Belki de bu üçlemeyi birçok kitaptan ayıran budur.

"Hayır", sözünü ettiğim bu özellikler, yani üçlemenin felsefesi itibariyle üçüncü olması gereken kitaptı bana göre. Ayrıca, yazarın üslubunun yeniden değişmesi, daha da yetkin bir hale gelişi fark edilecek özelliklerden. Yeniden, söylenecek çok şeye sahip bir kitap, romandan öte bir kitap. Ancak benim için hala bir Ölmeye Yatmak değil.

Dikkatli okumalar.

Kitaptan 17 Alıntı

Her şeyin bir anlamı bulunmalı. Kopuşların olduğu kadar, birleşmelerin de...

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 75)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 75)

Kitaplardan edinilen bilgiler önce kafadan geçiyor, hayattan öğrenilenler, önce yürekten...

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 139)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 139)

Benim için bir şey yapılmasını istemiyorum.
... bağlanış, sözveriş, önünde sonunda kopacak bir ilişki... İstemiyorum.

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 30)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 30)

Her durumda özgür kimliğimizi koruyabilmek ancak edimle söylenebilecek şu tek ve son söze bağlı: Hayır...

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 273)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 273)

Hayatlarımız ne kadar başkalarına bağlıysa, ölümlerimiz de başkalarına bağlı.

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 78)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 78)

Avrupalilarla, ozellikle yasli Almanlarla konus. Onlara, Ikinci Dunya Savasi'nda butun o kiyimlar olup biterken neden hicbir sey yapmadiklarini, neden sessiz kaldiklarini sor. Sana, bizim hicbir seyden haberimiz yoktu ki, diyeceklerdir. Bilmiyorduk, diyecekler. Ah Engin, yarin da insanlar bugun icin, bilmiyorduk, haberimiz yoktu mu diyecekler? Hepimiz boyle mi diyecegiz? Bilmiyorduk. Haberimiz yoktu. Mezari belirsiz olulerimiz oldugundan bile haberimiz yoktu...

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 197)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 197)

Bu ülke düşünce insanlarımızı yerden yere çaldı, onları vurdu, vuramadıklarını yaraladı, bilim yuvalarının dışına kovdu; yetmedi, vatan sınırlarının dışına kovdu. Eğer arada sırada onlar için birazcık iyi bir şey yapmak zorunda kaldıysa, bunda da hep geç kaldı. Onlarin ya bunayacak kadar yaslanmalarini, ya olumlerini bekledi. Yaslilar madalyalarin agirligini nasil tasisin? Oluler gunesi ne yapsin?

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 10)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 10)

Günde boşu boşuna kullanılan sözcüklerin sayısı toplansa, bunlar uçuca eklense, dünyanın çevresini üç kez dolanacak bir sözcük kuşağı çıkar ortaya herhalde. "Hiçe harcanan zamanlar" adında bir hiç kuşağı

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 267)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 267)

"Tek bir koltuğun bile bulunmadığı yerde yepyeni bir oturup kalkma, yepyeni bir yaşama biçimi elde edilir."

Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 102 - Michel Butor)Hayır..., Adalet Ağaoğlu (Sayfa 102 - Michel Butor)
2 /