Hazlar ve Günler

8,0/10  (4 Oy) · 
8 okunma  · 
1 beğeni  · 
577 gösterim
Proust hatırlamaya başlıyor...

Marcel Proust'un 20'li yaşlarında kaleme aldığı, kısa anlatılardan ve şiirlerden oluşan bu eser, bir bakıma Kayıp Zamanın İzinde'nin habercisidir.

Honoré'nin yakışıklı sofra arkadaşı gençliğin ihtiyatsızlığıyla Heredia'nın eserlerinde genelde söylendiğinden daha fazla düşünce bulunabileceğini ima etmeye kalkışınca, zihinsel alışkanlıkları sarsılan konuklar surat astılar. Ama Mme Fremer derhal, "Aksine, onlar takdire şayan oymalı akikler, görkemli mineler, kusursuz kuyumculuk örnekleri" diye haykırınca bütün çehrelerde yeniden keyifli ve doyumlu ifadeler belirdi. Anarşistlere ilişkin tartışma daha vahimdi. Ama Mme Fremer bir doğa yasasının kaçınılmazlığı karşısında boyun eğercesine, teslimiyetle, "Bütün bunların ne yararı var? Zenginler ve yoksullar daima var olacak" dedi yavaşça. Ve en yoksulu en azından yüz bin frank ranta sahip olan bütün davetliler bu gerçekle yüz yüze gelince vicdan azaplarından kurtulup yürekten bir neşeyle son şampanya kadehlerini de devirdiler...
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789750824951
  • Orijinal Adı:
    Les Plaisirs et les jours
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Songül Özcan 
25 May 22:17, Kitabı okudu, 12 günde, 10/10 puan

Pɾoust yaşarken edebiyat dünyasının yaɾısı onu çok paɾlak biɾ yazaɾ, diğeɾ yaɾısı da okunamayacak kadaɾ ağıɾ buluyoɾmuş. Şu an da Türkiye şartlarını ve okuyucuları analiz edersek bu oran sanırım %80 lerde…
Haz ve Günler , Kayıp Zamanın İzi’nde gibi yazarın yaşamını anlattığı kitaplardan biri yalnız tek fark Proust’un ilk deneyimi olan kitap 20 yaşında yazılmıştır ve kitabı okuyunca Kayıp Zamanın İzi gibi 7 ciltlik bir eserin kolayca yazılabileceği sinyallerini veriyor. Evet bir betimleme ustası…
Kitaba gelince okumak çok basit değil, normal bir biyografi kitabı değil hatta bir biyografi kitabı dahi değil , yazarın ailesi daha doğrusu annesinin zengin bir Yahudi kızı olması yazarın sosyetenin içine girmesine vesile sağlıyor, kitapta karakterler ve çevreyi kurgulamış hayatını bilenler için amcasının çiftliğinde geçen dönemi algılayabiliyor insan… :) Sosyetedeki dünyevi eğlenceler, zengin kişilerin müziği algılaması ve eleştirmesi, melenkolik hayatlar, pişmanlıklar, sosyetenin edebiyata bakışı gibi konuları o mükemmel betimleme yeteneğiyle eleştirmiş ama bu eleştiri tabi ki Proust farkıyla anlaşılmadan yapılmış… Okumak isteyenler için tek söyleyeceğim şey biyografi olarak algılamamaları ve olay geçişleri hakkında bağlantı kurmaya çalışmamaları ,bu konuda yaklaşmak yarıda bırakmanıza sebep olabilir.
Tavsiye Edermiyim… Deneyin Derim :)

Proust tasvirleriyle yaşadığım yerin sınırlarında zihnimdeki dünyada gezinmeyi kendiliginden bana öğretirken, aniden son 100 sayfayı okuyup geçmiş olduğumun farkına vardım.Bir cümleye dalıyorsunuz o size başka bir kapı açıyor sonra bir tane daha harfleri yeni yeni keşfettiğimi sandığımda proust kitabı bitirmiş oluyor.Bense öyle bakakaliyorum : olay neydi? Bu gibi durumlarda bir müddet bekleyip affına sığınarak incelikli bir biçimde kendisini tamamlayacagimi anlatıyorum ona.

Kitaptan 21 Alıntı

sadece soğuk kış günlerinde la martine okuyabilirsin/yanan tarçın kokusunda Wagner dinleyebilirsin!

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 63)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 63)

''fakat mutluluk,kişinin yapmak istediği şeyi yapmasında,ruhunun en derin eğilimini takip etmesinde bulunur.Yaşamak budur işte!''

Hazlar ve Günler, Marcel ProustHazlar ve Günler, Marcel Proust

halk ozanlarının arasında şair kıtlığı yok!bütün sıkıntı burjuvaların sanat sanat içindir anlayışında

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 89)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 89)

tüm sanatçılar soytarıdır ve aileleriyle arası açıktır. Ne var ki hepsi sanat üretirler. Tüm gün uyurlar, gece boyunca dolaşırlar. Ne zaman olduğunu bilmediği bir zamanda çalışırlar geniş fularları uçuşsun diye başlarını geriye atarlar ve asla sigarayı bırakmayı düşünmezler.

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 85)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 85)

zeki bir insana bazı şeyleri anlatırken bağırıp çağırmaya gerek yoktur. o zaten yaşayarak bunu görür.

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 73)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 73)
Songül Özcan 
 16 May 21:23, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

Neden her zaman seyahat etmek zorundasın? Posta arabası, hayal gücünün seni hızla götürebileceği yerlere yavaş taşır. Deniz kıyısında olmak için gözlerini kapaman yeterli. Bırak sadece dünyevi gözlere sahip olanlar evlerini taşıyarak Pouzzoles ya da Napoli'ye yerleşsin.

Hazlar ve Günler, Marcel ProustHazlar ve Günler, Marcel Proust
Songül Özcan 
 24 May 17:03, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

On yaşında bir oğlanla tanışmıştım,sağlığı çok zayıf, hayal gücü de muhteşemdi ve kendinden büyük bi kıza tamamen mantıksal bir aşk besliyordu. Sırf kızı görebilmek için pencerenin önünde saatlerce bekliyor, onu göremediği günler ağlıyor, gördüğü günler de daha çok ağlıyordu. Çok nadiren, onun yanında çok kısa anlar geçiriyordu. Yemek yiyemiyor gözüne uyku girmiyordu. Bir gün kendini penceresinde attı. Önce, arkadaşına asla yaklaşamamanın verdiği ümitsizlikle kendini öldürmeye çalıştığı düşünüldü. Sonradan anlaşıldı ki tam tersine, kızla öncesinden uzun uzun sohbet etmiş, kız da ona çok nazik davranmıştı. Belki de bir daha asla tekrar edilmeyecek bir sarhoşluktan sonra geçireceği yavan günleri düşünerek intihara teşebbüs ettiği farz edildi. Bir süre önce arkadaşlarından birine içini dökmüştü ve anlaşılmıştı ki hayallerine hükmeden bu kızı her görüşünde içine bir düş kırıklığı kaplıyordu; ama kız uzaklaşır uzaklaşmaz da hareketli hayal gücü yine ona yoğunlaşıyordu, bu yüzden de onu tekrar görme isteğiyle yanıp tutuşuyordu. Her seferinde, şartların eksikliğinde düş kırıklığının sebebini aramaya çalışıyordu. Kızı doğası gereği şüpheci yaklaştığı mükemmelliğin içinde yaşadığı, öldüğü mutlak mükemmellikle umutsuzca kıyasladıktan sonra, kendini pencereden atıverdi. O zamandan sonra biraz ahmaklaşarak uzunca yaşadı. O düşüşten sonra yavaş yavaş ruhunu, düşüncesini ve karşılaştığı ama görmediği kızın sözlerini unuttu. Kız da tüm yakarışlara ve tehtitlere rağmen onunla evlendi ve bir kaç yıl sonra, kim olduğunu karşıdakine asla hatırlatamadan öldü. Hayat ta bu küçük kız gibidir. Onu düşleriz ve onu düşlemeyi severiz. Onu yaşamaya çalışmamalıyız: O küçük çocuk gibi budalalalığın içine atlamış oluruz. Ama bir anda değil, çünkü hayattaki her şey hissiz ayrıntılarla yavaş yavaş bozulur. Aradan on yıl geçince düşleri tanımaz olur, oları inkar ederiz. Bir hayvan gibi anın içinde otlayarak yaşarız. Kim bilir, belki de ölümle barışmamızdan ölümsüzlüğümüz doğmuş olur.

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 150)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 150)
Songül Özcan 
 24 May 16:19, Kitabı okudu, İnceledi, 10/10 puan

Şairin yaşam biçimi o kadar yalın olmalıdır ki en basit olaylar bile onu keyiflendirsin, gülümsemesi güneş ışığının meyvesi olsun,nefes alması için hava, sarhoş olması için su yeterli olsun.
Emerson

Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 141)Hazlar ve Günler, Marcel Proust (Sayfa 141)
3 /