Hocaefendi'nin Sandukası

8,2/10  (17 Oy) · 
43 okunma  · 
16 beğeni  · 
940 gösterim
Cinayet, aşk, serüven, esrar.
İslam, Egzistansiyalizm, Diyalektik.
Medrese öğrencilerinin kurduğu gizli örgüt.
İşkence ve entrika. Rakamların sırrı.
Bütün bunlar,
ünlü bilim adamı Emre Kongar'ın
tarihsel roman biçiminde kaleme aldığı
toplumsal eleştiri alegorisinin ögeleri.
Keyifle okuyacaksınız.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    166
  • ISBN:
    9789751401441
  • Yayınevi:
    Remzi Kitabevi
  • Kitabın Türü:
sezen 
02 Eki 16:52, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, Puan vermedi

Emre Kongar macera romanı kılığına bürüyerek, okurlara tarih, siyaset, felsefe dersi vermiş aslında. Kitabın dikkat çekici bir ön sözü var. İlk başta şaşırarak okudum bende. Kitabı okudukça, özellikle Raşid adlı karakterin son sözlerini okudukça kitap mana kazandı. Tarihi felsefi siyasi gelişmeleri anlatmak için popüler türleri kullanan yazarlara da taşlama niteliğinde. Hepimiz Umberto Eco'nun "Ortaçağ Uzmanı" olduğunu biliyoruz değil mi? Fakat kendisinin Gülün adı adlı romanı, manastırda işlenen cinayetler örgüsüyle anlattığında; macera ve aksiyon anlatılmak istenenin önüne geçiyor. Hatta aranızda bu kitabın filmini izleyenler varsa, ne demek istediğimi anlayacaktır. Okumadım henüz ama aynı eleştiri sanırım Orhan Pamuk'un "Beyaz Kale" adlı romanı için de geçerli.

Peki Emre Kongar bunu nasıl yapmış kitabında? Sahafta bulduğu, köşeye atılmış Calevela adlı Fatih Sultan Mehmet döneminde yaşamış, zamanında Bizans'ı gözlemlemek için İngiltere tarafından İstanbul'a gönderilen, fetihten sonra bunu Osmanlı Devleti için sürdüren yazar/casus tarzı bir adam... Kongar, bu enteresan kişinin el yazmalarından yola çıkarak Fatih Dönemine ait bir gizeme ışık tutuyor. Katolikler tarafından casusluk faaliyetleri için İstanbul'a gönderilen "Hocaefendi" lakaplı Giftos Karpantiye'nin görevlerinden biri de, medrese eğitim sistemini bozmaktır. Bunu farkeden bir kaç arkadaş, Hocaefendi'nin yanından hiç ayırmadığı sandukasının içinde ne olduğunu dehşetle merak eder ve bu işin peşine düşer. Bu arkadaşların amacı Osmanlı Devleti'ni daha da yüceltmektir. İkiciler Örgütü'nü kurarlar ve Keykavus'un yazdığı "Nasihatname"yi yani Kavusname'yi kitapları olarak seçerler. Kitaba kendileri Kabusname adlarını verirler. Çünkü bu örgütün iddiası, Osmanlı düşmanlarına kabus olmaktır... Elbette ihanetler, çözülmeler, iki tarafa da çalışma gibi işler başlarına gelir. Hocaefendi'nin sandukası esrarını sonuna dek korur. Zaten Kongar'ın eleştirdiği nokta; iyi amaçlarla bir araya gelmiş bu gençlerin esrara, gizeme teslim olmalarıdır. Çürümüşlüğün sebebini tam olarak göremezken, maceraperest bir şekilde sadece sandukaya odaklanırlar.

Ayrıca el yazmalarında yer yer Katolik Dünyasına ait çözümlemeler, yer yer Osmanlı'ya ait yayılma planları, yer yer Raşid'in özel hayatı anlatılır. İstanbul fethedildiğinde söylenen o meşhur sözü bilirsiniz. Ortodoks Bizans, "Katolik Külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih eder." Bunun çok net ayrımında olan Fatih Sultan Mehmet, İslam'ın onlardan çok daha fazla hoşgörülü ve medeni olduğunu, bilimle felsefeyle çatışmadığını göstermek için önce İstanbul Ortodokslarını koruma altına alır, ki bu Katolik Avrupa'ya verilen çok önemli bir mesajdır. İkicisi birbirinden çok farklı görüşleri toplantılarda bir araya getirir ki, bunda amaç hoşgörünün uygulamalı gösterilmesidir. İbn-i Arabi ile Gazali fikirleri arasında bir uzlaşma ister bir nevi. Fakat sonra devlete sızan Karpantiye, mezhep kavgalarını körükler, Hurufileri sapkın olarak gösterir ve Osmanlı zamanında gerçekten de pek çok hurufi yakılır. Hurufi tanımı çok kısa şekilde aşağıdaki gibi:
(Hurûfilik ya da Hurûf’îyye (Arapça: حُرُوفِيَّة), adını Arapça: حُرُوفْ, Türkçe:“harfler” kelimesinden alan, kutsal metinlerde harf ve kelimelerin sayısı, sırası ve diziliminin belirli şifreler barındırdığı iddiasıyla bunlardan ve kelime, cümle veya cümlecikleri oluşturan harflerin ebced değerlerinden metnin düz anlamı ile ilgili olmayan, telmih, ima, işaret gibi ikincil anlamlar çıkartan ve bu anlamlar üzerinden yeni anlayış ve kavrayışlara yol açan yaklaşımlara verilen addır.)
İslam öncesi tarihte Yahudi kabbalizmi bu yöntemi kullanmıştır. İslam tarihinde hurufilik mezhep olarak İran, Azerbaycan ve Türkiye'de 14. ve 15. yüzyıllarda etkin olan bir inanç akımı ve tarikattır.

Böylece Karpantiye, İmaj bozarak amacına bir nevi ulaşır ve Avrupa'nın kendi içindeki savaşlar yerine, Osmanlı karşısında tek vücut olmayı önerir. Ne kadar çok bölünme, kargaşa, mezhep ve etnik ayrım yayılırsa, ne kadar çok devşirme siyasetçi kendi tarafına çekilebilirse Avrupa için önemli bir kazanımdır bu. Kendi iç sorunlarıyla uğraşan bir devlet, dışarıda etkin olamaz değil mi?

Kısacası siyaset her devirde aynı: Böl, parçala ve yönet... İster din, ister mezhep, ister ideoloji... Emre Kongar'ın bu kitabını tavsiye ederim. Tarih öğretmeni olsam, öğrencilere de okutmak isterdim bu kitabı. Kitabın arka kapağında yazan yazı popülizmi yine kendisiyle eleştirmiş:

"Cinayet, aşk, serüven, esrar.
İslam, Egzistansiyalizm(Varoluşçuluk), Diyalektik.
Medrese öğrencilerinin kurduğu gizli örgüt.
İşkence ve entrika. Rakamların sırrı."

Ebru Hacıalioğlu 
27 Kas 2015, Kitabı okudu, 12 günde, 8/10 puan

Okul yıllarımda en sevmediğim dersti tarih... Ne kadar önemli olduğunu anlamak ve okumaya başlamak için 30'lu yaşları beklemem gerekiyormuş ama. Tarih okumaya başladığımda daha da eskilere Homeros'a kadar gitmem gerektiğini gördüm. Oradan felsefeye, oradan mitolojiye derken iş sarpa sardı. O kadar çok şey vardı ki okunacak sıraya sokmak bile aylar sürebilirdi. Biraz oradan biraz buradan derken ilerleme başladı. Başladı ama dünya tarihinde değişen bir şey olmadığını görmek çok ilginçti. Hep derler tarih tekerrür eder diye de okuyunca anlıyor insan, bu derece mi ders çıkartmaz insanoğlu diye. Çıkarmıyor işte.
Ne alakası var derseniz, hep entrika, hep cinayet, hep hırs, kıyıda köşede aşk, kullanılan ve atılan insanlar, herkesten saklanan gerçekler, göz boyamalar.
Emre Kongar, bir sosyolog olarak bu konuyu güzelce deşmiş. Sultan Mehmet zamanındaki bir gizli oluşumun peşine düştüğü sandukanın macerası bu roman. Sandukayı ele geçirmeye çalışırken kaçırılan gerçeklerin kitabı. Kuvvetli bir metafor sanduka. Bir bilinmez, içinde ne var, belge, zehir, vs derken kopup giden gerçekler olduğunu görmek ironik.
Kanımca tek sıkıntısı var kitabın o da dil. Her ne kadar Türkçe yazılmaya çalışılmış ise de eski Türkçe kelimeler hayli fazla kitapta. Molla Hayrettin ile Ebu Cafer'in Gazali özelinde materyalizm tartışması bu sebeple zor anlaşılır ama kısacık bir bölüm.
Beklenmeyen ve keyifli bir Emre Kongar romanı diyebilirim rahatlıkla. Sn. Kongar'ın giriş kısmındaki açıklamalarından sonra "Beyaz Kale"yi aldım (kısa ama Orhan Pamuk diyeyim). Sonraki adım ise "Gülün Adı".
İyi okumalar.

Nur E. 
 12 May 22:08, Kitabı okudu, 78 günde, 9/10 puan

Kitabın sonundaki tepkileri okuduğumda bu kitabı çok boş okuduğumu farkettim mesela kitaptaki hicivleri anlayamamışım... Ama çok ilginç bilgiler var içinde okunulmalı ama tarihle ilgili belirli bir doygunluğa ulaşan kişiler okumalı bence onların daha farklı bir tat alacağını düşünüyorum. İyi okumalar

Tuğçe 
17 Ara 2015, Kitabı okudu, 13 günde, Beğendi, 8/10 puan

Günümüz gerçeklerine tarihten bir dönemin anlatımıyla ışık tutan bir roman Hocaefendi'nin Sandukası. Kitabın yazılış hikayesi etkileyici. Farklı bir üslup, farklı bir konu... Tarih eski gibi gözüküyor ama bugünü de çok güzel anlatıyor. En güzel yanı ise Osmanlı'nın bir bölümüne ışık tutması. Kitabın başında Kongar'ın da dediği gibi bölüm sıralamanızı değiştirip kendinize göre bir tane daha macera oluşturabiliyorsunuz. Kitabın içinde kendi kendiyle çelişen yerleri de var. Bittiğinde sizin de aklınızda "Bunlar hayal ürünü mü yoksa gerçek miydi?" diye bir düşünce oluşursa eğer ilk sayfasını tekrar okuyun. :) Keyifli okumalar :)

ramazan k. 
17 Oca 12:43, Kitabı okudu, 3 günde, 8/10 puan

Güzel bir kurgu eser. Bu aralar okuduğum diğer bir kitap olan Graham E. Fuller'ın Siyasal İslam'ın Geleceği adlı kitabında yer verdiği, sonradan yazdığı İslamsız Dünya kitabının da temel argümanı olan İslam olmasa idi de Ortadoğu bugün benzer bir durumda olurdu görüşünü Kongar da aşağı yukarı kitabın başlangıç kısımlarında yazıyor. Kongar doğu ve batı hristiyanlığı arasındaki amansız çatışmanın doğu islama teslim olmasa idi bugünün temel çatışması olarak devam edeceğini söylüyor. Politik, sosyolojik göndermeler de oldukça başarılı.

Sibiryalı Bir Güneş Subayı 
15 Eki 21:41, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, Puan vermedi

Merhaba. Emre Kongar'ı daha çok sosyolog, akademisyen, gazeteci kimliğiyle tanıyordum.Biraz geç oldu ama edebiyatçı kimliğinide Hocaefendi'nin Sandukası ile tanımış oldum. Roman, Fatih döneminde geçiyor. Giftos (Hocaefendi) adlı Osmanlı medreselerini çökertmek amacında İstanbul'a gelen ajanın, kendilerine "ikiciler" adını veren yedi medrese suhtesi tarafından Hocaefendi'nin kimliğini ortaya çıkarma çalışmalarını anlatıyor. Eserin farklı ve güzel bir kurgusu var, mektuplar halinde ilerliyor ve okurken sizi hiç sıkmıyor. Novella tadında, kısacık bir mini roman. Keyifli okumalar.

Hasan G. 
27 Eyl 17:58, Kitabı okudu, 17 günde, Beğendi, 8/10 puan

Oldukça ilginç bir önsöz ile başlayan kitap akla Orhan Pamuk'un Beyaz Kale ile Umberto Eco'nun Gülün Adı'nı düşürür. Kongar'ın bu kitaplara önem verdiği aşikar.

Sultan Mehmet döneminden bir kesit sunan roman medrese içi öğrenci oluşumlarından, ırklar arası casusluğa, saray içi entrikalardan, müderrisler arası felsefi tartışmalara, dinler arası hakimiyet mücadelesinden gizemli şifrelerin esrarına uzanan; geniş yelpazede seyreden hem sürükleyici hem de konu başlıkları itibariyle insanı araştırmaya sevkeden ve işlediği siyasi- felsefi alt yapısıyla sadece geçmişe değil tüm zamanlara hitap eden bir roman. Tabi sondaki yorumlar kısmını okuduğumda ben de yüzeysel geçtiğimi anladım, yaptığı atıfları algılayabilmek için bazı kavramlara (Varoluşçuluk, Marksizim,Diyalektik vs.)hakim olmak gerekiyor. Araştırmaya yönelttiği,kafaları karıştırdığı ve soru işaretleri bıraktığı için bu bölüm çok yerinde olmuş.
Gerek giriş gerek mektuplar bölümü nedeniyle insanda ciddi bir gerçeklik duygusu uyandırıyor, fakat hepsinin uydurmaca olduğunu girişte belirtmiştir, sondaki mektuplar dahil! Kendisi internet sitesinde kitapla ilgili önemli detayları açıklığa kavuşturmakta, okuduktan sonra göz atmanızı şiddetle tavsiye ederim.(http://www.kongar.org/..._ve_Haldun_Taner.php)

Kitaptan 18 Alıntı

Ayçagül Akar 
30 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Evlat unutma ki tek tanrılı dinlerin hepsi bağışlayıcılığı öngörür ama, iktidarı elinde tutanlar, yani bu dinleri uygulayanlar, kendi görüşlerinden sapanları en sert biçimde eleştirir ve onları ellerine fırsat geçer geçmez de yok ederler. Çünkü yöneticiler açısından sorun Allah sorunu değil, iktidar sorunudur. İktidarı Allah adına ellerinde tuttuklarını öne sürenler, aslında kaba kuvvet aracılığı ile ele geçirip hükümdarlıklarını yine silah gücü ile sürdürenlerdir. Gerek Avrupa'daki, gerek Asya'daki bütün hanedanlar böyledir. Bu hanedanlar iktidarlarını korumak için işledikleri cinayetleri örtbas etmek için de, ('kendi menfaatim için yapıyorum' diyemediklerinden) 'Allahı'ın hizmetinde olduklarını öne sürerek halkı aldatırlar. Aslında din adına yapılan savaşların pek çoğu kişisel iktidar ve para hırsı adına işlenen cinayetlerdir. Bunun en güzel örneği de Haçlı Seferleridir.

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre KongarHocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar
Ayçagül Akar 
30 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Bir liderin liderliği normal zamanlardan çok, bunalım çıktığı zaman, buhran anında belli olur.

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre KongarHocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar
Ayçagül Akar 
22 Haz 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Sen dinden imandan ne anlarsın! Ben ibadetlerin en yücesini yapıyorum: Kendimi dinliyor, bu dünyadaki yerimi, görevimi sorguluyor, Allahıma ulaşmaya çalışıyorum. Buna "tefekkür" denir. Senin kıldığın namazdan da daha yücedir Allah indinde.

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 43)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 43)
sezen 
29 Eyl 12:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Sultan Mehmed Han, iki Roma'nın tacını birden hedeflediği için Doğu Roma'yı alır almaz, 'Patrik ve maiyeti benim korumam altındadır.' diye bir ferman yayınlamıştı. Bu, aslında tüm Hıristiyan dünyasına yollanan bir mesajdı.
Amacı, Ortodoksları ve Katolikleri tek bir imparatorluk tacı altında birleştirmekti. Bunun için de Müslümanlığın tüm öteki dinlere müsamaha ile bakmakta olduğunu göstermeliydi.
Dahası, İslam dininin, çağdaş değişme ve gelişmelere açık olduğunu da herkese kanıtlamalıydı.

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 50 - Remzi Kitabevi)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 50 - Remzi Kitabevi)

"Kimleri "kafir" ilan edip kelle isteyeceğine ise o sırada iktidarda kimlerin olduğuna, kendi çıkarlarına hangi grubun en iyi hizmet edeceğine bakarak karar verirdi. Önce iktidardaki gruba karşı "düşmanlar" üretir, sonra bunları "kafir" ilan eder, en sonunda da kellelerini isteyerek, egemen grubun ne denli sadık bir hizmetkarı olduğunu kanıtlardı."

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 36)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 36)

"... bu zıtların etkileşimi çok önemli bir olay. Çünkü bir yapıyı ikiye ayırarak yok eden bölücülüğü ortadan kaldırıyor. Tam tersine zıtların ilişkisi ile birliği ve bütünlüğü güçlendiriyor."

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 30)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 30)

"Demek ki 'iki' olmak, insanın yapısında, evrenin özünde var. Ama yine de 'ikilik' çıkarmak, bölünmeye ve zayıflamaya yol açıyor. O halde bölünmeyi ve zayıflamayı önlemek için yapılacak en iyi şey bu 'ikili' yapıyı, birbiri ile ilişki ve karşılıklı etki içinde, bütünü güçlendirmek için kullanmaktır."

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 30)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 30)
Nur E. 
02 May 22:20, Kitabı okudu, İnceledi, 9/10 puan

İnsanoğlu yüzyıllardan beri sürüler ve sürülere uymayı reddedenler arasındaki savaşlarla ilerlemiştir.Ne zaman sürüler kazanmışsa, o zaman ilerleme durmuş, ne zaman yenilikçilerin sesi kısılmışsa, o zaman insanlık geriye gitmiştir.

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 44)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 44)

"Tarikatları ve tarikatçılığı sürekli destekle. Fırsat buldukça hepsini birbirine çekiştir."

Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 37)Hocaefendi'nin Sandukası, Emre Kongar (Sayfa 37)
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız