Huzursuzluğun Kitabı

9,4/10  (46 Oy) · 
102 okunma  · 
50 beğeni  · 
3.083 gösterim
Fernando Pessoa, 1935'te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa'nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir 20. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa. Bugün Portekiz edebiyatının en önemli yapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı'ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2016
  • Sayfa Sayısı:
    680
  • ISBN:
    9789750706653
  • Orijinal Adı:
    Livro Do Desassossego
  • Çeviri:
    Saadet Özen
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
H. Egemen Akyüz 
30 Eki 02:51, Kitabı okudu, 26 günde, Beğendi, 10/10 puan

"İsterim ki bu kitabı okuyunca, şehvetli bir kabus görmüş gibi olun."
Paylaştığım onca alıntı içerisinde beni en çok etkileyen cümle buydu, çünkü Pessoa haklı çıktı. Kitabın sonuna yaklaştıkça kitapla bir bütün olduğumu fark ettim ve son sayfayı okuyup kapağı kapatınca içimi hüzün kapladı. Bir kitabın bende bu kadar etki yaratabileceğini sanmıyordum. Hani çok etkilendiğiniz bir film biter, siz de boşluğa düşermişsiniz gibi... Çok içten, samimi bir dil ile kaleme alınmış. Tasvirleri ise olağanüstü.. Bireyin ruh halinin bundan daha iyi bir şekilde yansıtabilecek başka bir yazar olduğunu düşünmüyorum.

şeyma özaslan 
09 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

" Ve bu kitap, upuzun bir şikayettir. Yazılıp bittikten sonra, So Şiirleri Portekiz'in en hüzünlü kitabı olmaktan çıkacak. " diyor Pessoa. Ve bir de "Ben Portekizce yazmıyorum, kendimce yazıyorum. " diye ekliyor.. Ekim ayından beri arkadaşım oldu bu kitap, kimi zaman ağlattı, kimi zaman tebessüm ettirdi.. Bazen beni depresyonun derinliklerine sürükledi, bazen de hüznümün en sadık dostu oldu. Pessoa bu kitabı nasıl nitelendirdiyse öyledir. Kendini, dünyayı, insanları, inancı, düşleri ve eylemsizliği, kısaca soyut olan her kavramı "kendi" edebiyatıyla ele almış bir huzursuzdur Pessoa. Ve bunu yine kendisi için yapmıştır okunma kaygısı, anlaşılma kaygısı yoktur. Bu da onu samimi yapıyor. Hayatınızın bi döneminde okuyun bu kitabı ama yavaş yavaş, zaten bir anda bitecek kitaplardan olmadığını haykırıyor kitap yüzünüze. Son olarak da Pessoa'ya teşekkür etmek istiyorum düşüncelerime değil ama duygularıma tercüman olduğu için...

cansu tekcan 
27 Ağu 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?" diye giriş yapan bir kitap üzerine yazılacak yazıya daha etkili bir giriş yapmak mümkün değildir diye düşünüp bu konuda kendimi zorlamıyorum.

Hayatımda hiçbir kitabı okumayı bu kadar beklemedim, bunun iki sebebi var. Birincisi insanı huzursuzluğa sürükleyecek kadar pahalı, ikincisi ise Pessoa'nın huzursuzluğunun bulaşıcı olma ihtimali korkusu. Bir süre cesaret edemedim başlamaya. Başladıktan sonra ise bitmeyecek diye korktum.
Huzursuzluğun kitabını ben, Pessoa'nın kendisinin kahramanı olduğu olaysız bir roman olarak tanımlıyorum. Bütün savaşı, özünde kendisiyle, onu kahraman yapan da bu bence. Birçok yerde kendisiyle çeliştiğini düşündüm bu yüzden daha yakınlık kurabildim. Eh 700 sayfaya yakın olunca ister istemez bir yerde yakınlık kuruluyor. Üç şehir gördü benimle beraber. Yolculuk da perçinlemiş oldu.
Bir mektupla başlıyor, mektubu gönderdiği arkadaşı 6 hafta sonra intihar ediyor. Kim bilir belki de Pessoa'nın "hissetmek ne renktir acaba?" sorusunun çengeline asmıştır kendisini.
Kitabın pek akmadığını söyleyebilirim kendimce, bir olay örgüsü olmadığı için,salt düşünce oldupu için, birçok şeye değiniyor, aşktan, düşe, ölüme, Tanrı'ya kadar. Üslubu da ağır değil ama. Bu noktada çevirmenin başarısı da yadsınamaz tabii. Ben Portekizce değil, kendimce yazıyorum diyen bir adam Pessoa. Kendisi çok önemli çünkü, bunu size de hissettiriyor. Kendisini izole etmiş insanlardan, sizin de onu öyle görmenizi istiyor. Benim kimseye ihtiyacım yok ama aslında olabilir de diyen bir karmaşası var. Çoğu yerde anlamak güç, daha doğrusu beni şaşırttığı noktalar oldu. Okurken siz de fark edeceksinizdir. Buraya yazmak için bir sürü şeyin altını çizdim, notlar aldım. Ama hiçbirini kullanmayacağım sanırım. Çünkü zaten okuyacaksanız siz de göreceksiniz, fakat okumayacaksanız hepsi havada kalacak şeyler. Bir yerlerde "Kalp düşünebilseydi atmaktan vazgeçerdi." cümlesine rastlarsınız, belki hoşunuza gider, bir bakarsınız aa Pessoa'nın, bu yeter belki. Ama onun "Belki sevecek başka bir şey bulamadığımdan böyle oluyor, ama belki de insan sevgisine değer hiçbir şey olmadığından; duygusallığa kapılıp sevgimizi birine vakfetmeye niyetlendiysek - yıldızların sonsuz kayıtsızlığındansa benim gösterişsiz mürekkep hokkası yeğdir." şeklinde o cümleyi ve kalbini açışından mahrum kalacaksınız. Ya da önünde yürüyen adamın sırtının "uyuduğunu" iddia edip oradan nerelere vardığını öğrenemeyeceksiniz.
Bazen o kadar kendini beğenmiş konuşuyor ki sinir oluyorsunuz, ben sıradan insanlardan şöyle farklıyım böyle farklıyım. Bazen de, buraya gel tamam geçti diyerek sarılmak istiyorsunuz çünkü "Ne olurdu Tanrı bir kerecik çıkıp gelse, beni evine götürse, sıcaklık, sevgi verse... Bazen bunu düşündüğümde, sadece düşünebilmek bile sevinçten ağlatır beni..." diyor mesela.
Değişken. Bu sayfalarda mevcut olan bir başkası diyor kendisi de, kendisi olduğu halde, ve hiçbir şey anlamadığını söylüyor kendisinden.
Ama söylemeyi seven bir adamla karşı karşıya olunca siz de okumayı sever hale geliyorsunuz anlamasanız da. Ki zaten Pessoa anlaşılmak istemiyor bundan tiksiniyor, anlaşılmak kendini satmaktır diye düşünüyor.
Velhasıl, o kadar sayfadan, o kadar cümleden beni en çok etkileyen kısımla bitireceğim.
"Bazen hüzünlü bir hevesle, günün birinde, bir parçası olmayacağım bir gelecekte bu sayfaları beğenenler çıkarsa, nihayet beni 'anlayan' birine, içinde doğup sevilebileceğim gerçek bir aileye kavuşmuş olacağımı düşlerim. Ne var ki, doğmak şöyle dursun, o zaman çoktan ölmüş olacağım ben."

M. 
12 Eyl 23:29, Kitabı okudu, 9 günde, 8/10 puan

Kitabın girişi muhteşem,gidişi olağanüstü,bitişi zirve. Bir uçurumdan atlayıp boşluğa düşmüş ve bu düşüşü yıllarca sürmüş yazarın. Tasvirler mükemmel. Dili çok samimi. An itibariyle bu kitap benim dostumdur.

Oblomov 
23 Haz 14:24, Kitabı okudu, 18 günde, Puan vermedi

Fernando Pessoa muhtemelen bu dünyada var olmuş en hassas ve en hayalperest ruha sahip insanlardan biri. Huzursuzluğun Kitabı’ysa bu hassas ruhtan yansıyan müthiş metinlerden oluşuyor. Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı’nda hayallerinde kurguladığı yaşamını, özgürlük olarak tanımladığı yalnızlığını, düşlerindeki insanları ve hüznünü anlatıyor. Aslında dile getirdiği şeyler pek çok insanın yaşadığı ama yüzleşmekten kaçındığı düşünce ve duygular. Bu düşünce ve duygularla yüzleşmekten kaçınan insanlarda kitap depresyona veya karamsarlığa neden olabiliyor. Hayatı olduğu gibi kabul edenler içinse bir başucu kitabı niteliği taşıyor. Huzursuzluğun Kitabı kesinlikle kısa sürede okunup bitirilebilecek bir kitap değil, yavaş yavaş özümseyerek okumak gerekiyor. Kitabın neredeyse tamamı altı çizilecek derinlikte cümlelerden oluşuyor. Ve son olarak kitap, yazarın kendisi için dediği gibi karamsar değil hüzünlü bir kitap...

efla- 
 04 Ara 19:15, Kitabı okudu, 12 günde

Huzursuzluğun kitabı demişler adına ama genelinde huzur veren bir kitap oldu.

Öncelikle şunu söylemeli belki; yazar, kendisi, çevresi ve başkalarının gözünden dünya üzerine son derece iyi bir gözlemci.
Ve bu gözlemleme dürtüsünü iç dünyası ve dış dünya için uç noktalara, epey uç noktalara taşımayı başararak zaman zaman hiçlikle, zaman zaman da heplikle yüzleşiyor.
Çoğunlukla fizik dünyayı gözlemlerken zaman zaman ve aniden metafiziğe dalıyor.
Mistikleri imrendirecek metafizik sonuç çıkarmalar yapıyor. Bir bakıyorsunuz bilimi veya metafiziği göklere çıkarıyor, bir bakıyorsunuz ikisini de yerlere sermiş.
Çelişki gibi duran bu durum tuhaf gelebilir ama çok geçerli nedenlerle bunu yapıyor ve nedenini de açıklıyor zaten satırlarında.

Kitapta parça parça edebi nitelik taşıyan kısımlar olduğu gibi, ana başlıklar altında toplayacak olsak öyle bir-iki, üç, beş değil onlarca konu hakkında yazmış. Bu konular içinde yazım teknikleri hakkındaki görüşlerinden intihar hakkındaki düşücelere kadar uzanan geniş bir yelpaze mevcut.
Bazı kısımlar psikolojik durumu hassas olanları olumsuz etkileyebilecek özellik içerebilir. Okumak isteyenlerin bu noktayı dikkate almasını öneririm.

Elbette yazdığı her satırla hem fikir olmadım.
Benim açımdan güzel olan gözlem kabiliyetini bu derece ileri taşıyabilmiş yazarın zihninin içinde yaptığım yolculuk oldu.

Bahar Erdal 
28 Kas 2015, Kitabı okudu, 31 günde, Beğendi, 10/10 puan

Zaten olmayan bir huzuru kaçırabilir mi bir kitap? Oluyormuş demek, olmaz sandığımız daha nice şeyler gibi bu da oluyormuş işte. Her satırı özenle seçilmiş, huzursuzluğu anlatmak için. Yalnızlık, anlaşılmazlık, dibe vurmuşluk, vazgeçmişlik, kabullenmişlik... Hepsi kendini okuyucuya kabul ettiriyor. Kaçışınız yok.

Burak Erdoğdu 
24 Tem 17:22, Kitabı okudu, 10/10 puan

676 Sayfa boyunca hic bir sey soylemeden her sey ancak boyle anlatilirdi, en ufak bir eylem dahi barindirmayan bu denli duragan bir kitap ancak bu kadar evrensellik kazanabilirdi. Hem hicligin hem de her seyin kitabi!

uğur kiraz 
 24 Kas 05:05, Kitabı okudu, 4 günde, Puan vermedi

Huzursuzluğun kitabı içsel bunalım gibi görünen fakat aslında yazarın bilinçli olarak yönelim gösterdiği insandan duyduğu tiksintiyi,bulantıyı felsefik açıdan yer yer nihilizme ve varoluşcu yöneliş biçimini görüyoruz. kendini çelişkilerin ağında hayale soyut dünyaya kapısını açıyor. toplumdan toplumsal olan şeylerden kopmuş. düşsel veya hayali yaratımında yol alıyor. huzursuzluğu, mutsuzluğu varlık-yoklukluğu çelişik olarak sorguluyor. metafizikten,mitolojiye yol alan bu eser insan beyninde kendi özbilinci sorgulamaya yöneltiyor. tensel,tinsel olarak kendi kimliğinizi sorgulamanızı hatta bu konuda nirvanaya ulaşmanız için yardımcı oluyor. hatta yazar kendi psikolojisini yaptığı içsel gözlemleriyle çözümlemeler şeklinde sunuyor bence bu eser koca bir şikayetler listesi değil felsefi ve psikolojik açıdan insanın yapısal bir çözümüdür.

Maya 
15 Mar 22:40, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Kitabın tamamını okurken ne kadar içim daralsa da zaman zaman açıp okuyabilecegim başucu kitaplarımdan biri oldu. Hayata ne kadar karamsar baksa da adam haklı;) Karamsarlıgı, yalnızlığı sevenlerin kitabı.

2 /

Kitaptan 479 Alıntı

şeyma özaslan 
05 Nis 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Bir insanın aklının biraz kıt olduğunu, en iyi, başkalarına zarar vermeden espri yapamamasından anlarsınız.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 486)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 486)

'' Kim olduğumu bilmeyen ben, ne olacağımı ne bileyim? Kim olmayı düşünüyorum? Öyle çok şey olmayı düşünüyorum.''

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 168)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 168)

"İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum."

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando PessoaHuzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa

''... Birey, devletten ve toplumdan (daha) ahlaklıdır. Toplum bir lanettir. İnsan savaştan, fuhuştan nefret ederken , vatandaş onları sever, yeşertir. Başkaldırma ve isyan hakkı. Birey, aile içinde alçakgönüllüğü sever; vatandaş ondan nefret eder, ahlaksızlığı sever...''

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando PessoaHuzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa