İç Kitabı

9,1/10  (8 Oy) · 
24 okunma  · 
5 beğeni  · 
689 gösterim
Müjdeliyorum:
Yeni çağın yeni kıtası "iç" tir.
Kırpıntısız seyahatlerin vakti gelmiştir.
Pek yakında insan, kendi "iç"ine gidecektir.
Ve: Kendimden bir melek kopartıp, fırlattıysam
bile "sözlü" aleme, yine de hiçbir şey onu bir
karıncaya çeviremeyecektir.
İşte bu yüzden,
atıp çözdüğüm düğümleri, bu iç yolculuk
hikayesini-elbette hala taşıyorsa meleksi
kıpırdanışları-bu sözleri, sadece melekler
sevecektir.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2012
  • Sayfa Sayısı:
    116
  • ISBN:
    9789752890220
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 20 Alıntı

Sakın kendini, sakın en küçük sesinden, kıpırdanışından, şefkatinden insanlığın. Çünkü insanlık, sana göre değil. Sen çünkü, eksik bir kelebeksin. Kozasından aceleyle dışarı uğramış. Yarım kanatlı uçucu. Bu dünya hep böyle kalacak. Sen hep böyle kalacaksın. Sen başka türlüsün.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 16)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 16)

Müjdeliyorum;
Yeni çağın yeni kıtası, "iç"tir.
Kıpırtısız seyahatlerin vakti gelmiştir. Pek yakında insan, kendi "iç"ine gidecektir.

İç Kitabı, Ece Temelkuranİç Kitabı, Ece Temelkuran

Zehrini, büyüleyen bir ilaca çevirmek için bir ömür gerekiyor. Ne zehir geçer ne de büyülü renkler. Bu yüzden eğer bir zakkumsan, zakkum olmaya alışman gerekir.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 98)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 98)
filiz güngör 
30 Eyl 22:02, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Dokunduğu her şeyin canını yakarak geçen bir ömürden bahsetmek isteriz biz o zaman. Acıtma bilgisiyle mümkünsüz yakınlaşmalardan."

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 79)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 79)

Bilsin bakalım onlar da, nasıl oluyormuş hiç anlaşılmayacak bir dilde oluşan bir başka evreni... taşımak... içinde.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 27)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 27)

Kırılmak sır. Tutulmuş yanını olduğu yerde bırakıp, tutulmaya bırakıp, bir başka taş olmaktır artık. "Ben" başkaları olur artık o zaman. Ama elbette bir taşın gücü yeter bu sabırsızlığın bedelini ödemeye. Artık hiç tutulmayacak olmanın lanetli katılığını, küçülmüş ve katılaşmış gövdesini sonsuzluğa doğru sürükleyip götürmeyi ancak bir taş becerebilir.

Taş, başlangıçta katı değildir. Fakat taş öğrenir. Ve taş, işte taş olmayı, böyle tutulup kırılarak öğrenir.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 94)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 94)

Öyle kendi kendine, bilgisiz bir neşeyle olan ağaçlar, olduklarından başka bir şeyi bile hayal edemeyen, düz gövdeli ağaçlar... Nasıl hep yukarı doğru gidiyor hayat onlar için, hep daha yukarı, en yükseğe. Oysa zehir ağırlaştırıyor dallarımı, büyümek bile istemiyor gövdem baharları. Kendi kendini sevmek, ancak düz gövdeli ağaçların işi. Bu yüzden işte, kendi kendini sevmesi mümkün olmayan tek ağaçtır zakkum.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 102)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 102)

Biz böyle ölürüz. Kalbimizden giderek sona ereriz.

Katılarak boğulacağını bildiği için asla o şarkıya başlamayanlar,
Kalbini çıkarıp son satıra koyması gerektiğini bildiği için şiirden yana ağzını açmayanlar,
Kafatasını çatlatacağı için ‘delirmekten’ uzak duranlar,
Hareket tamamlandığında parçalanıp
dağılması gerektiği için asla o dansa başlamayanlar,
Geri dönmeyi beceremeyecekleri için, bir kez gitseler artık hep gideduracakları için asla çekip gitmeyenler,
Cümle bittiğinde ölmek zorunda kalacağı için lafa hiç başlamayanlar…

Onlar bizdendir. Biz yapılan dansı, şiiri, cümleyi, delirmeyi sözü bilmeyiz. Biz, bu dilleri bilmediğimiz için, kalbimizi yakarak öleceğiz.

İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 12)İç Kitabı, Ece Temelkuran (Sayfa 12)
2 /