İhtiyarlara Yer Yok

7,2/10  (5 Oy) · 
13 okunma  · 
1 beğeni  · 
602 gösterim
O Güzel Atlar'ın yazarı Cormac McCarthy'nin İhtiyarlara Yer Yok adlı romanı, Roza Hakmen çevirisiyle ilk kez Türkçede...

Baştan aşağı sürükleyici, tüyler ürpertici bir öykü...Chigurh modern Amerikan edebiyatındaki en netameli karakterlerden biri...Bu roman gösteriyor ki, ihtiyarlara yer var, hiç değilse edebiyatın ülkesinde.
Herald

Efsanevi Batı'nın ahlaki çöküşü hakkında derin bir kederle yüklü, güçlü bir roman.
Financial Times

Çarpıcı diyaloglar, canlı karakterler, güçlü bir mekân hissi.
Literary Review

Tam anlamıyla vurucu bir yapıt. McCarthy'nin meşhur nesri hiç olmadığı kadar canlı...Berrak ve tüyler ürpertici.
Sunday Times

Cormac McCarthy, Moss, Chigurh ve Bell arasında oynanan kedi-fare oyununu asap bozucu bir drama çeviriyor, korkutucu, vahşi bir sahneden diğerine sinemacı tutumluluğuyla geçiyor.
Scotsman

Zekice bir gerilim romanı...Bütün bir dünyayı ve sakinlerini anlatmak için McCarthy'ye iki kısa satır yeter.
Daily Telegraph

McCarthy'nin nesri, en ince ve güçlü ayrıntısına kadar bilerek ve mükemmelen işlenmiş, bilenmiş ve cilalanmış. Bu kitapta Jim Thompson'ın basit gözüken dili ile William Faulkner'ın lirik ve kışkırtıcı sertliği bir araya geliyor... İhtiyarlara Yer Yok kuvvetli, asap bozucu, rahatsız edici, kasvetli, sonsuz sürprizlerle dolu, çınlayan bir roman.
Robert Edric, Spectator

McCarthy okunası, takdir edilesi, ve dürüst olmak gerekirse kıskanılası bir yazar.
Ralph Ellison

İhtiyarlara Yer Yok, Ethan ve Joel Coen tarafından sinemaya uyarlandı. 8 dalda Oscar'a aday gösterilen film, "en iyi film", "en iyi yönetmen", "en iyi uyarlama senaryo", "en iyi yardımcı erkek oyuncu" dallarında Oscar kazandı.

ALINTI

"Ortalıkta ete kemiğe bürünmüş bir katliam meleği dolaşıyor ve ben onunla yüzleşmek istemiyorum. Gerçek olduğunu biliyorum. Yaptıklarını gördüm. O gözlerin önünden bir kere geçtim. Bir daha geçmem. Her şeyi göze alıp karşısına çıkmaya kalkışmam. Mesele sırf yaşlanmak değil. Keşke öyle olsa."

"Ağzına kadar yüz dolarlık banknotlarla doluydu. Desteler halinde bantlanıp üstlerine 10.000 $ damgası vurulmuştu. Toplam ne kadar ettiğini bilmiyordu ama kabaca tahmin
edebiliyordu. Oturduğu yerde uzun uzun baktı paralara, sonra çantayı kapatıp başı eğik oturmaya devam etti. Hayatının tamamı gözünün önünde duruyordu. Ölene kadar güneşin doğumundan batımına her günü. Hepsi bir çantanın içinde yirmi kilo kâğıda dönüşmüş halde."

"Sana ait iki milyon doları ele geçirmiş birinin buralarda yaya dolaştığını bilsen hangi noktada aramaktan vazgeçerdin?
Öyle ya. Böyle bir nokta yok."

"Geçenlerde gazetede okudum, birkaç öğretmen otuzlu yıllarda ülke çapında birçok okula dağıtılan bir anket bulmuş. Ülkenin değişik yerlerinden gönderilmiş, cevaplandırılmış, doldurulmuş anket formları. Karşılaştıkları en büyük sorunlar diye sınıfta konuşmak, koridorlarda koşmak gibi şeyler yazmışlar. Çiklet çiğneme. Ev ödevlerinde kopya. Bu tür şeyler. Doldurulmamış anket formlarından birini çoğaltıp yine aynı okullara göndermişler. Kırk yıl sonra. Cevaplar gelmiş. Tecavüz,
kundakçılık, cinayet. Uyuşturucu. İntihar. Bunu çok düşündüm. Çoğu zaman dünyanın gidişatı kötü filan dediğimde insanlar gülümseyip yaşlandığımı söylüyor bana. Yaşlanma
göstergesiymiş. Ama bana sorarsan insanların ırzına geçip öldürmekle çiklet çiğnemek arasında fark göremeyen bir insan benden çok daha kötü durumdadır. Kırk yıl o kadar uzun bir süre değil. Belki kırk yıl sonra bazıları uyanır. Çok geç olmamışsa."

"Bence doğru olan her zaman basittir. Öyle olmak zorundadır. Bir çocuğun anlayabileceği kadar basit olmak zorundadır. Yoksa iş işten geçmiş olur. İnsan anlayıncaya kadar iş işten geçer."

----------

Başka bir şey var mıydı?
Daha önce de aynı şeyi sordun.
Kapatacağım da.
Kapatacaksın.
Evet efendim.
Saat kaçta kapatıyorsun?
Şimdi. Şimdi kapatıyorum.
Şimdi bir saat değil. Saat kaçta
kapatıyorsun?
Genellikle karanlık basınca.
Hava karardığında.
Ne dediğini bilmiyorsun, değil mi?
Kapatacağım diyorum. Dediğim bu.
Saat kaçta yatıyorsun?
Efendim?
Biraz sağırsın galiba. Saat kaçta
yatıyorsun dedim.
Dokuz buçukta falan. Dokuz buçuk sularında.
O zaman tekrar gelebilirim.
O sırada kapalı olurum.
Önemli değil.
Niye geleceksiniz ki? Kapalı
olacak.
Onu söyledin zaten.
Kapalı ama.
Yazı turada en çok ne kaybedildiğini gördün?
Efendim?
Yazı turada en çok ne kaybedildiğini gördün dedim.
Yazı turada mı?
Yazı turada.
Bilmem. İnsanlar genellikle yazı
turayla bahis tutuşmaz. Daha çok bir karara varmak için falan atılır yazı tura.
Hatırladığın en büyük karar neydi?
Bilmem ki.
Yazı mı tura mı?
Bahis ne?
Sen yazı mı tura mı onu söyle.
Ama bahsin ne olduğunu bilmem
lazım.
Ne fark eder?
Senin söylemen lazım. Ben senin
yerine söyleyemem. Haksızlık olur. Doğru olmaz. Hadi söyle.
Ben bahis filan tutuşmadım ki.
Tutuştun. Hayatın boyunca tutuştun. Ama haberin yoktu. Bu paranın
üstündeki tarih kaç biliyor musun?
Hayır.
Bin dokuz yüz elli sekiz. Yirmi iki
yıldır buraya varmak için seyahat
ediyor. Şimdi vardı. Ben de öyle. Elimi kapadım üstüne. Ya yazı ya tura. Sen söyleyeceksin. Söyle.
Bilirsem ne kazanacağımı
bilmiyorum ki.
Her şeyi kazanacaksın. Her şeyi.
Söylediğiniz şey mantıklı değil beyefendi.
Söyle.
Tura olsun.
Chigurh elini paranın üstünden
kaldırdı. Adam görebilsin diye
kolunu hafifçe çevirdi. Aferin, dedi.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2008
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789758859757
  • Orijinal Adı:
    No Country For Old Men
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Kanat Kitap
  • Kitabın Türü: