İnsancıklar

7,9/10  (243 Oy) · 
999 okunma  · 
167 beğeni  · 
5.428 gösterim
Yıl 1846’dır. Genç Dostoyevski, ilk romanı İnsancıklar’ı tamamlar tamamlamaz ev arkadaşı yazar Grigoroviç’e okutur. Grigoroviç o kadar heyecanlanır ki birkaç kez kalkıp Fyodor’un boynuna sarılmak ister; fakat arkadaşının aşırı duygu gösterilerinden hoşlanmadığını bildiği için yapmaz. Grigoroviç ertesi gün romanı yazar ve yayımcı Nekrasov’a götürür; kitaptan çok etkilenen Nekrasov da eleştirmen Belinski’ye... “Yeni Gogol doğdu!” der, Nekrasov, daha kapı ağzında. Aynı günün akşamı, Belinski’ye tekrar uğradığında onu heyecan içinde bulur: “Nerede kaldınız? Nerede bu Dostoyevskiniz? Genç mi? Kaç yaşında? Hemen getirin bana onu!”

Belinski’nin evine getirilen yirmi üç yaşındaki genç yazar, daha sonra orada olanları şöyle anlatacaktır: “Ve işte... beni onun yanına götürdüler. Belinski’yi birkaç yıl önce heyecanla okumuştum, ama bana ürkütücü ve sert gelmişti ve benim İnsancıklar’ımla alay edecek diye düşünüyordum. Beni çok saygılı ve ağırbaşlı bir şekilde karşıladı; ama daha bir dakika bile geçmeden her şey bambaşka oldu... Ateşli ateşli, alevli gözlerle konuşuyordu. “Siz kendiniz anlıyor musunuz?” diyordu bana tekrar tekrar, alışkanlığı olduğu üzere bağırarak, “Ne yazmış olduğunuzu anlıyor musunuz?.. Bütün bu korkunç gerçeği, bizlere göstermiş olduğunuz bu gerçeği siz mi düşündünüz? Olamaz, sizin gibi yirmi yaşında birinin bütün bunları anlamış olmasına imkân yok... Gerçeği keşfetmiş ve bir sanatçı olarak ilan etmişsiniz, size bir yetenek verilmiş, yeteneğinizin değerini bilin ve emin olun, siz büyük bir yazar olacaksınız.”

Yıl 2013. 167 yıl sonra Dostoyevski her kuşağın başucu yazarlarından olma özelliğini koruyor ve İnsancıklar, onun dünya edebiyatına ilk armağanı...
Özge Uzun 
20 Mar 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

dostoyevski 24 yaşında bu romanı yazarken günün birinde bu kadar kıymetli olabileceğini tahmin etmiş midir acaba? ilk roman da olsa yazarın ustalığını gerçekten yansıtıyor kitap. Ama nedense dostoyevski'nin karakterleri beni hep kızdırıyor bir yandan da. hep zayıf, hep bencil. gerçek dünyada yaşayan gerçek insanlar da böyle olduğu için belki.

ANIL AKCAN 
 07 Eyl 02:07, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi

Çok enteresandır. 6-7 yıl önce okuduğum bir kitap vardı. Bilinç altımda yıllarca aradığım, fakat ismini cismini hatırlayamadığım. Geçen aylarda yayınevinden toplu kitap aldım. Onları sıraya koydum ve sıra " İnsancıklara" geldi. Kitabın henüz ilk sayfasında inanılmaz bir duygu hissettim. Nasıl bir duygu olduğunun tarifi oldukça zor. Tamamlandım sanki. Ve kitap hakkında araştırma yapınca, neden bilinçaltımda yer ettiğini anladım...
İyi okumalar...
:)

Beyza 
16 Haz 09:27, Kitabı okudu, 9/10 puan

İnsancıklar, yazarımızın ilk kitabıdır. İlk olmasından mıdır bilmiyorum ama karakterler ve mektuplaşmalardaki yazışmalar bana oldukça samimi geldi. Yoksulluğun en dibini yaşayan bu karakterler, zaman zaman yokluğun verdiği çaresizliği fazlasıyla okura geçiriyor. Samimi ve karşılıksız bir sevgiyi, maddi unsurları bir kenara bırakarak değerlendirme fırsatı sunan bir kitap.

Esma Tezgi 
18 Ara 2015, Kitabı okudu, 1 günde, 9/10 puan

İnsancıklar Varvara Dobroselova ve Makar Devuşkin'in mektuplarından oluşuyor. İkilinin birbirine yazdığı mektuplarla onlarının hayatına ve ruh dünyalarına konuk oluyorsunuz. Karakterler ve yaşamları çok güzel anlatılmıştı, olaylar hem gerçek hem de içler acısıydı. Kitapta yer alan günlükten bölümü de çok beğendim ve keşke o kısım daha uzun olsaydı demeden edemedim.

Bir yazarın ilk romanı için çok güzel bir roman ve konu Dostoyevski olunca beğenmemek elde değil. Kitabı da karakterleri de çok beğendim özellikle son sayfalar baya etkileyici olmuştu, kolay kolay etkilenen biri olmasam da İnsancıklar da ki olaylar beni etkiledi.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/...ki-kitap-yorumu.html

mustafa tamer akder 
09 Ara 2015, Kitabı okudu, 7 günde, 9/10 puan

Öncelikle Dosto amcanın bu kitabını başlamadan Gogol'un plato ve Puşkin'nin mezar bekçisi'ni okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bazı yerlerde aleni olarak göndermeler var be ben sadece Gogol'un palto öyküsünü okuduğum için kitap benim için yarım kaldı hissi oluşturdu diyebilirim. Sonrasında bu kitabı kesinlikle bir kez olsun iletişim yayınından okuyun. Kitabı ilk kez iletişim yayınından okuyorsanız, benim gibi olayları okudukça takip etmesini seviyorsanız, önsözü kısmını kitabı bitirince okuyun. Sonsözü kısmı Dosto amcayı sevipte Gogol ve Puşkin'e çok düşük puan verenlerin kesinlikle okumasını öneririm.
Gelelim kitaba genel olarak dil bakımından yalın ve içten, kurgu bakımından ana hatlar bakımından edilebilir ama ara kurguların bazıları sisli dikkatli baktığınızda fark ediyorsunuz. Bazıları bulanık ne kadar dikkatle baksanız da net bir durum ortaya koyamıyorsunuz. Bazıların da ikilemle karşılaşıyorsunuz. Bunlarda ise çok ince mesajların olduğu kısımlar bence. Konu olarak maddi olarak güç durumda ve açlık sınırına yakın iki ana karakterin birbirlerine maddi ve manevi destekleri ile yaşama mücadelelerini gözlemliyorsunuz. Ara konular ise çok çeşitli ve derin konulardır. Buraya yazıp da heves kaçırmak istemiyorum veya merak içerisinde bırakmak istiyorum. :D Yukarıda belirttiğim aleni göndermelerden başka, gizli saklı göndermeler ve eleştirmelerle dolu bir kitap. Birde zeki, iç dünyası karmakarışık ve duygusal olarak dengesiz bir karakter bulunması(Şuana kadar okuduğum bütün kitaplarında en az bir tane vardı.) Dosto amcanın kişisel imzası veya kendine ait bir parça bence. Bu kitapta ara karakter olarak görmek biraz şaşırttı beni açıkçası. Jack amcanın uçurum insanlarında sonra okumanızı tavsiye etmem. Buradaki olaylar o kadar basit kalıyor ki insanın gözünde anlatamam. Velhasıl Dosto amcayı seviyorsanız, bu kitabı okumadan dönülmez gemiye binmeyin.

Anıl 
 11 May 10:05, Kitabı okudu, 9/10 puan

Üstadın ilk kitabıdır, ki kendisi bu kitabı yazdığında 25 yaşındaydı, çok genç sayılabilecek bir yaşta olmasına rağmen ana karakter Makar, oldukça yaşlıdır ve eğer Üstadı tanımıyorsanız, İnsancıkları okuduğunuzda yazarın ustalık döneminde yazmış olduğu bir kitabı, kanısına varabilirsiniz. Kitabın diğer ana karakteri Varvara, geçmişe dönük anılarını Makar ile paylaşırken bizleri tanıştırdığı komşusu olan üniversite öğrencisini nedense hep Dostoyevski olarak hayal ettim. Kitabı okurken acıma duygusundan bir türlü kendinizi alamıyorsunuz, maddi sıkıntılarla boğuşan karakterlerimizin birbirlerine bağlılıkları ve yok denecek kadar az olan varlıklarını, karşılıksız paylaşmaları içinizi ısıtacak ve kitabı okurken gözlerinizi dinlendirmek için bile olsa ara verdiğinizde, onların yoksullukları sizi saracak en nihayetinde o an için günümüze dair var olan hislerinizin gerçekliğini, fedakarlıklarınızı ve kendinizi sorgulayacak, ben olsam ne yapardım diyeceksiniz. Üstadın, Rus romanlarına has olan hasta karakter unsurları ilk kitabında da karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede karakterlerin hastalıkları sizi tedirgin ederken, ölüme varan sonları, kalanların yaşadıkları ve size hissettirdikleri yine içinizi parçalayacak. Dostoyevski okumanın verdiği ayrıcalıkla aldığınız lezzet her daim damağınızda kalacak..

BİROL COŞKUN 
04 Eki 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

İnsancıklar, Dosteyevski'nin ilk romanı. Makar Alekseyeviç isimli ihtiyar bir devlet memurunun öksüz bir genç kıza olan aşkını konu alıyor. Bütün Dosteyevski karakterlerinde olduğu gibi, kendisiyle hesaplaşmalar, gelgitler, öz eleştiriler bu eserinde de ön planda...

ZEYNEP BULAN YAZICI 
17 May 23:53, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

İnsancıklar, genel geçer bilgi araştırmasında göreceğiniz gibi yazarın kendisini ünlü yapan ve aynı zamanda yazdığı ilk eserdir. 24 yaşlarında dokuz ayda yazar ve bu süre zarfında eserinin üzerinden üç defa geçer. Kendisinin de tahmin etmediği şekilde elden ele dolanan eseri bir anda herkesin elinde belirir.
Bugün diğer eserlerini de işin içine katarak tanıdığımız Dostoyevski, daha ilk eserinde çizgisini belirtmiştir: Rusya'nın insanları. Rusya’yı oluşturan her gruptan, topluluktan, toplumdan insanlar ve bu insanların birbirleriyle ilişkileri vardır: sosyetesi, soylusu, fakiri, memuru, yazarı, tefecisi, ev sahibesi, genci, yaşlısı, çoluğu çocuğu.Bu kitaba fakir olan sıradan Rus insanların diliyle gururunu, kanaatkârlığını ve Allah tan yardım umuduyla birlikte herkesi sığdırabilmiştir hem de hiç ara söz kullanmadan, sadece mektuplarda! Usta, daha işin başında ustalıkla başlamış meslek hayatına. Fakat ağırlığını hissettiren tema acıdır, gururun ağırlığı altında fakirlikten kaynaklanan hayatta yaşanan acı. Karakterlerin özellikleri uyumlu, bir kahramanda zıt karakteristik özellikler yok; yani iyi içinde kötü kötü içinde güzel durumu, fakat zıt fikirlere sahip karakterler rol alıyor. İlerideki eserlerinde ustalığını konuşturacağı yalnızlık teline daha ilk eserinde dokunmamış.

Göktuğ Güner 
27 May 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar,konu bakımından pek akıcı olmayan bir temayla ve pek de hareketli olmayan -karamsar,hayatın içinde sıkışıp kalmış,hüzünlü,aradığını bulamamış - karakterlerle edebiyat girdabına sürüklenmiştir.Bu hastalıklı anlatım Suç ve Ceza'da arşa çıkacak,yeni bir boyut kazandıracaktır dünya edebiyatına.Evet kitap sıkıcı ilerliyor ama insanların ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor ve maddiyatın her zaman çare olamayacağını,güven duygusunun yanıltıcı olabileceğini basit bir dille anlatıyor bize.

Uğur Erdoğan 
23 Kas 2015, Kitabı okudu, 4 günde, 8/10 puan

Dostoyevski'nin ilk kitabı olması sebebiyle merak ettiğim bir kitaptı. Büyük bir yazar olacağının işaretini bu kitapta vermiş.
Yaşlı bir adam ile genç bir bayan arasındaki mektuplardan oluşan bir kitap. İki insanın birbirine dertlerini, hayallerini anlattığı bir roman. Fakirliği, insan ilişkilerini, sevgiyi işliyor.
İnsanı düşünmeye, kendini değerlendirmeye iten bir kitap.

5 /

Kitaptan 202 Alıntı

Şehri 
14 Nis 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Anıların güzel olanları da, kederli olanları da insanı hep hüzünlendirir."

İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 40)İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 40)

Ne kadar garip bir zamanlar bize kötü gelen, bizi kızdıran olaylar bile birer anıya dönüşünce bütün kötülüğünü kaybediyor.

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski

İnsanların çoğu kendileri için değil, başkaları için giyinir. Daireye gelen pasaklı bir köylü ile iyi giyimli bir çiftlik ağası aynı muameleyi görmez. Pasaklı köylüye bağırır çağırırlar; bugün git yarın gel derler. Çiftlik ağası, general gibi itibar görür; işleri tıkır tıkır yürür. General deyince aklıma geldi. Bir general kişiliğinden dolayı mı, yoksa omuzundaki yıldızlardan dolayı mı itibar görür?

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski
kitapları seven 
02 May 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Yiyecek bir lokma ekmeğim var.
Gerçi yavandir, bazen de bayat.
Ama alın teriyle, dürüstçe kazanilmiştir. ...

İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 62)İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 62)
seher 
29 Eki 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

Edebiyat çok iyi bir şeymiş Varenka. Bunu evvelsi gün aralarındayken öğrendim. Derin ve öğretici! İnsanın kalbine güç veriyor. Okudukları kitapta buna dair başka fikirler de vardı. Edebiyat bir resime, daha doğrusu hem resime, hem aynaya benziyor. İhtiraslar, ifade, çok ince tenkit, faydalı dersler ve vesikalar…”

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski
Bengü 
13 Şub 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

En çok kapı dinleyen insanlardan nefret ederim. İnsanın hırsız olması için başkasına ait bir eşyayı çalması gerekmez; başkasına ait sırları çalmak da hırsızlıktır. Hem de hırsızlığın en bayağısıdır.

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski
Nisa S. 
13 Eyl 00:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Kalbimden geçenleri söyleyebildiğim zaman kendimi daha iyi hissediyorum."

İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 72)İnsancıklar, Dostoyevski (Sayfa 72)

İnsan kendisine olan saygısını, onurunu ve güvenini yitirdiği an işi bitmiş demektir. Alabildiğine bir baş aşağı düşüş yaşar.

İnsancıklar, Dostoyevskiİnsancıklar, Dostoyevski