İslam Felsefesi Ve Kelamı

2,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
339 gösterim
1939'da birçok Asya milletlerini kuşatan bir harp manzarası, İngiltere'de sorumlu mevkilerde bulunanlara, Asya dilleri ve kültürü üzerinde çalışan uzman sayısının çok az ve zayıf olduğunu gösterdi. 1939'u müteakip üçüncü on yılda olaylar, geniş okuyucu kitlesine Avrupalı olmayan kültürler hakkında sathi malumattan daha çok şey öğrenmek ihtiyacını açıkça ortaya koydu. Özellikle bağımsızlığını kazanan birçok Afrika devletleri, ki bunların birçoğu ekseriyetle müslümandır veya müslüman bir devlet başkanına sahiptir, İslam dünyasının gelişen siyasi önemini ve netice olarak insanlığın bu büyük parçasını derinliğine ve genişliğine anlamanın ve takdir etmenin önemini kuvvetlendirdi ve şimdiki şartlara göre gazeteci malumatı derecesinde bir bilgi kafi değildi. Mazinin, hale nasıl döküldüğü hakkında biraz malumat da lazımdı. ''İslam Tetkikleri'' adıyla hazırlanan bir serinin içinde yayınlanan bu eser, umumi popüler kitaplarda bulunanlardan biraz daha derin bir bilgi vermek içindir. Dizide yayınlanan her eser sahanın özel bir kısmını inceler. Bu karakteriyle üniversite öğrencileri veya meslek olarak bu konuya ilgi duyanlar için değerli bir kaynak işlevi görürler.

Yazar, İslam felsefe ve kelam tarihlerini şöyle bir gözden geçirmiş, bunların bir özetini sunmuştur. İslam dini gelişmesi üzerine bazı tezler ortaya atmış; aynı zamanda Avrupa'da bu sahada yapılan çalışmaları da özetlemiştir. (tanıtım yazısı)

Oryantalist bir çalışma gene, epey kaliteli bilgiler olmasına rağmen çevirmen Süleyman Ateş'in de kitap ilerledikçe, "Müellif bu konuda yanılmaktadır...", "Müellif burada haklı değildir..." gibi dipnotlarından da anlaşılabileceği gibi yanlış bilgilerle de dolu. Bir Müslüman olarak incindiğimi söylemeliyim.