İsrafil'in Aynası

6,5/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
392 gösterim
"Elementtim öldüm, bir bitki oldum; bitkiydim öldüm, bir hayvan oldum, hayvanken öldüm, bir insan oldum"

Ve ruh, yedi kat yukarı göklerdeki tahtını bırakır da aşağılara, hem de ta aşağılara inmeye gönüllü olur.

"İsrafil'in Aynası" ruhun ezelde başlamış olan serüveninin hikâyesidir.

Ruh halden hale geçer, insan kisvesine bürünür ve Aşk'ı aramaya başlar. Yüce Yaratıcı bir nefes üfler, bir su damlası akar ve okyanuslara karışır. Bir kuş kanat çırpar ve dünyada yaşam başlar. Rüzgâr, bulutu sürükler ve bulut gökkuşağının içinden geçer. Kırmızı bir damla düşer gökten, kan olup bedene girer.

İsrafil borusunu çalar ve tüm insanlar uyanırlar.

İsrafil'in Aynası,
hayatta eğilip bükülmeden, "elif" gibi dosdoğru olmanın romanıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2009
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9786055882211
  • Yayınevi:
    Astrea Yayınları
  • Kitabın Türü:
Umut Çalışan 
20 Haz 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

İsrafil’in Aynası, Türkiye’de fantastîki kurgu tarzının öncülerinden Şebnem Pişkin’in okuduğum ikinci kitabı. Ağırlığını oluşturan tasavvufi yönü çok ilgimi çekmese de kurgulama şekli olarak çok ilginç gelen bir kitap oldu. Hem aynı hem de her bölümde farklı bir karakter, sonradan eklenen yan ama sonradan esas karakterde “bir” olan karakterlerle gerçekten bir renk cümbüşü.
Bahsettiğim karakterimiz ilk başta öbür âlemde İsrafil ile aynı mekânda yaşayan bir ışık varlık. Büyük ihtimalle benim anlayabildiğim anlamda “can” dediğimiz şeyin ana varlığı. Allah’a yaklaşmak için dünyaya gönderilme görevini üstleniyor. Bu noktada bu görevlendirmeyi yapanın neden İsrafil olduğunu bilmiyorum. Sanırım konunun derinlerinde olanların bir bildiği vardır. İşin aslı bu görevlendirme kısmını duyunca beklentim aşırı yükseldi. Tadından yenmeyecek bir macera beni bekliyor sanmıştım; yanılmışım. Ancak macera noktasında yanılmış olabileceğim gibi yazarla macera anlayışımız arasında ciddi farklılıklar olması da söz konusu
İlk bölüm, bu ruhani varlığın dünyaya gönderilmesi ile ilgili. İkinci bölüm ise dünyaya geldikten sonra büründüğü şekiller ile ilgili ki biraz orta iki biyoloji dersi havasında. Bu bölüm üzerinde biraz daha durulabilirdi, ya da hiç olmayabilirdi. Neyse, üçüncü bölüm artık insan suretine bürünen varlığımızın “aşk”’ı araması ile ilgili.
Tasavvuf, aşk denince aklınıza ne geldiğini biliyorum. Benim de aklıma geldi. Ama korkmayın, yazar, pek çoğunun yaptığı gibi Şems ve Mevlana’yı sömürerek yeni bir kitap yazmamış. Karakterleri kendine has. (Final itibari ile benzersiz diyebilirim.) Aşk’ı arayan Ozan ve hocası (öyle mi deniyor tam bilmiyorum) Celaleddin ile arasında geçen diyalogları izliyoruz. Buralar benim için biraz yorucu oldu. Diyalogların satır aralarında yazarın bir diğer kitabı olan ve gerçekleştirdiği seminerlere adını veren “Bir” felsefesine göndermeler ve sosyal medyada paylaşabileceğiniz onlarca güzel söz var. Devamı: http://ucalisan.blogspot.com.tr/...israfilin-aynas.html

Kitaptan 1 Alıntı

“İşte görüyor musun, elem ile emel arasında yalnızca bir dizge fark var. Leyla Mecnun’un emeliyken bir de elemi oluveriyor.”

İsrafil'in Aynası, Şebnem Pişkinİsrafil'in Aynası, Şebnem Pişkin