Kaos'un Kutsal Kitabı

8,2/10  (16 Oy) · 
30 okunma  · 
11 beğeni  · 
1.023 gösterim
20. yüzyılın son kâhin-peygamberi Albert Caraco’dan tüm insanlığa bir lanettir Kaos’un Kutsal Kitabı.
Nietzsche’den bu yana hiçbir filozofun gösteremediği yıkıcı gücü taşıyan, bir münzevinin kendisine “rağmen” kültleşen metni...
Soğukluğu, doğrudanlığı ve berrak karamsarlığıyla eşsiz, bir “nesnellik fanatiği”nin bedduası…
Üremeye, üretmeye ve tüketmeye bir reddiye; şehirlere, beton katmanlarına, budala politikacılara, böcekleşmiş yığınlara, gökten firar etmiş tanrılara bir lanet...
Çağın ender münzevi düşünürlerinden birinin kaleminden yoğun, sert, kehanet dolu, provokatif ve karanlık bir metin.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    104
  • ISBN:
    9755707716
  • Orijinal Adı:
    Bréviaire Du Chaos
  • Çeviri:
    İşık Ergüden
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
22 Eyl 23:12, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, Puan vermedi

İnsanı kaçınılmaz sona fikren hazırlayan bir kitap. Nietzsche bile Caraco yanında iyimser kalıyor. Kitabı okuduktan sonra rafa geri koyamadım çünkü her gün kendime hatırlatmam gereken şeyler var içinde. Caraco ne nihilist ne de anarşist. Bunlara yakın gibi görünse de, böyle olmadığını kendi söylüyor. İnsan türü ortaya çıktığından beri doğaya o kadar zarar verdi ve diğer canlıları o kadar sömürdü ki, bu şımarıklık sonumuzu getirecek olan şey diyor. Toprakları işgal ettik, ormanları talan ettik, tohumların yapısını bozduk, doğadaki diğer canlıları her yönüyle sömürdük, dinsel ya da ideolojik fikirler doğrultusunda birbirimizin canına kıydık, havayı, suyu kirlettik, ve her geçen gün çoğalarak, kalabalıklaşarak dünyaya tecavüz ettik... Bu maddelere sizler de ekleyebilirsiniz. Doğada insandan daha zalimi var mı? Bizler bir tür evrimsel sapmanın bir sonucu muyuz?

Caraco aslında bütün sorunların tutarlılık, ölçülülük, nesnellik doğrultusunda çözülebileceğini söylüyor ve aynı zamanda bunun imkansız olduğunu ve her gün cehennemi adım adım örgütlediğimizi. Işık Ergüden'in yazmış olduğu önsözde belirttiği gibi, Caraco kaosun peygamberi...

Kitabın kapak resmine dikkatlice bakın... Bir girdabın içinde kaybolan, boğulan şehirler... Toprağı katlettik, devletler birbirleriyle savaşırken bu uğurda milyonlarca kişi öldü belki. Eğer takip ediyorsanız, önümüzdeki yılların su savaşlarına şahit olacağını okumuşsunuzdur. Dünyada su o kadar azalmış ki, içilebilir su için tıpkı şu an petrol uğruna yapılan savaşlar su uğruna yapılacak. Dünyanın yarısından çoğu su olduğu halde, susuzluktan öleceğiz. Diğer bir element olan "Hava"ya gelirsek; zaten her gün nasıl kirlendiğini, ciğerlerimizin nasıl toz duman dolduğunu, akciğer kanseri ve solunum hastalıklarının nasıl artış gösterdiğini yaşayarak biliyoruz. Sırada ateş var diyor Caraco ve kehanetini söylüyor: İşte ateş hepsinin intikamını alacak...

Caraco'nun arzuladığı dünya kadınlar tarafından yönetilen bir dünya. Anaerkil sistem devam etseydi, bunca kötülük olmazdı diyor ve şiddetin erkeğin ikliminde varolduğunu söylüyor. Acaba Caraco, erkekten daha fazla erkekleşen, onların şiddetini, tecavüzünü onaylayan kadınların varolduğunu duysa, hala ister miydi dünyayı kadınların yönetmesini?

İnsanın uykusunu kaçıran cinsten bir kitap. Caraco'nun kehanetlerinin her gün nasıl gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyaya çocuk getirme fikri mi? Bu kitabı okuduktan sonra, üzerine çokça düşüneceksiniz.

Daha ilk sayfada kafanıza büyük bir çekiçle vurulmuş gibi hissediyorsunuz. İşte Kafka'nın dediği şey.
Her sayfada daha da kötümser oluyorsunuz. Hani kitabı fırlatıp yeter diye bağırmak geliyor içinizden ama bir türlü yapamıyorsunuz . Kötümserlik öyle sarıyor ki insanı yaşamak denilen şeyi sorgulamaya başlıyorsunuz.
Kesinlikle abartmıyorum, hayatımda okuduğum en karamsar kitaptı.
At gözlükleriniz varsa kitap sizi çok kızdıracaktır. Çünkü şimdiye kadar sizin için değerli olan her şeye karşı saldırı var kitapta. Bu saldırılar öyle yüzeysel de değil, oldukça cesurca yapılmış.
Kitabın sonlarına doğru yazar bazı zamanlar tekrara düşüyor, bu durum canınızı sıkabilir.
Edebi bir eserden ziyade kutsal bir kitap gibi düşünüp öyle okursanız oldukça keyifli ve ufuk açıcı gelecektir. Fakat kendinizi fazla kaptırırsanız okuduğunuz son kitap olabilir:)

Zafer KORKMAZ 
 26 Haz 01:43, Kitabı okudu, 7 günde, 6/10 puan

Enterasan bulduğum bir yazar ve çok enteresan bir kitap bu.Kitabın başında yazarın kısa hayat hikayesinde ;hayatının tamamını mutlak anlamda yazıya adamış münzevi bir kişilik olarak tanımlamış çevirmen.Geniş bir külliyata sahip olduğundan, genellikle nihilist(düzen karşıtı,bireyci) ve karamsar bir yazar olarak görülür ve Cioran’a benzetilir diyor...Evet münzevi karakteri ve düzen karşıtlığı bakımından benzediği kanısındayım ancak bütün fikirlerini ele aldığımızda Caraco kesinlikle daha katı ve daha sıradışı bana göre.En sıra dışı yanı;kendisini zamanın peygamberi olarak tanımlaması olsa gerek.Ne düzen adamı ne de anarşistim diyor.Tebliğ ettiğim yeni dünya görüşüne ,göre yakın zamanda gerçekleşecek büyük felaket sonrası çoğunluk(uyurgezerler,düzen adamları ve anarşistler) ölecek, görüş olarak düzen adamlarıyla anarşistler arasında yeni bir sınıf oluşacak ve bu insanlar gerçek yaşama ve mutluluğa erişecekler...Oldukça iddialı ve bir o kadar da ütopik mi geldi kulağınıza ne dersiniz?
Şimdi gelin hep beraber neler tebliğ ediyor biraz daha derinlemresine bakalım.
Kitap başlar başlamaz Caraco ölüme methiye diziyor.Hoşgeldiniz beyler bayanlar:)İnsanların yaşamları boyunca uyukladığını ve ölüm hakikatini redddettiklerinin altını çiziyor ve insanları üç guruba ayırıyor;Uyurgezerler,Aklı başında/duyarlı olanlar ve Ruhani insanlar.Caraco kendini de Ruhani insanlar kategorisinde sınıflandırır.Çünkü Ruhaniler kamil insanlardır.Diğer insanların bulamadıkları hakikati bilir,dolayısıyle aramak için gayret sarfetmez ve nede taparlar.Çünkü buldukları zaten kendileridir...
Sırf bu ilk paragraf üzerine bile çok uzun konuşulabilir ancak,sonraki yazacağım cümleleri düşünerek sizi başlar başlamaz sıkmak istemiyorum.Sonra bütün inceleme heba olmasın:)
Devamında,etrafımıza çizilmiş çemberin içinde dönüp durduğumuzu, gelişen dünyanın, sanayileşmenin,teknolojinin, kent yaşantısının insanlara yaşama gayelerini unutturduğunu,üreme –ölüm döngüsünün anlamsızlığını,bu durumun kapatilizme sürekli kan pompaladığını,tüm gayretimizin şatafat için olduğunu ve özetle bu döngünün kaos olduğunu belirtiyor.
Bu döngü günün birinde felakete yol açacaktır.İnsanlar hızla çoğalarak tanrılarına hizmet ettiklerini sanarken aslında tacir ve ruhban sınıfın yaşamasını sağlarlar.Çünkü tacirlere para ,rühbanlara onları onaylayacak,emelleri uğruna ölecek aile lazımdır.Felaket anı geldiğinde ise bazı bilginlerin(kendisinin) uyarılarına kulak asmamamızın cezasını çekeceğiz der.Tam bu noktada günümüze dönecek olursak;günden güne azalan doğal kaynakları ,hızla bozulan ekolojik dengeyi,iflas eden sosyal güvenlik sistemlerini düşününce Caraco’ya hak vermemek elde değil.Zaten bu gerçekleri de Caraco bulmuş değil:)
Çemberin içindeki insanaların uyurgezerlerden oluştuğunu ve bu insanların uyanmalarının düzenin işine gelmeyeceğini,uyanmaları durumunda düzenin işlevini yitireceğini,düzenin insanların dostu olmadığını,onları kendi çıkarları doğrultusunda yönetmekten başka gayesinin olamayacağını tekrar tekrar ama farklı cümlelerle dile getiriyor.Düzenin kusursuz olmaması nedeniyle yaptığı hataların faturasının şavaş olarak çıkacağını ve bu faturayı da insanların düzen uğruna ölerek ödeyeceğini belki yüzlerce kere tekrar ediyor.” Dinlere mümin gerek,uluslara savunacak insan,sanayicilere tüketici;bu demektir ki herkese çocuk gerek,yetişkin olunca ne olacaklarının bir önemi yok”(s:51)
Gezegen çapında hızla bir falakete hazırlanıyoruz derken;binaların bize yetmediğini,milyonlarca insanın silah endüstrisi için çalıştırıldığını,tabiatın düzenini kendi düzenimizi sürdürebilmek için bozduğumuzu,kısaca yaptığımız her hamlenin insanları ölüme sürüklediğini,önümüze konulan tek seçeneğin ölmek veya daha sonra ölmek için öldürmek olduğunu,insanlığın ölüme tapındığını haykırıyor.
O’na göre “dinsel ve ahlaki fikirlerin kaynağı insandadır...”,”insan metafizik bir hayvandır ve evrenin yalnızca kendisi için var olmasını ister”Ancak evren diğer hiçbir canlının farkında olmadığı gibi insanın da farkında değildir.İnsan evren tarafından hiçe sayılmayı kabullenmek istemez ve teselli olmak için bu boşluğu kendi yarattığı tanrı kavramıyla doldurur.Ve dinlerin insanın kendisini yaşama tutundurmak için uydurduğu bir aldanmadan başka birşey olmadığını savunur. “Bizi yolumuzdan şaşırtanlara itaati reddetmemiz gerekiyor”(s:52)

O’na göre kontrolsüz üreme tüm felaketlerin kaynağı olacaktır. Aile kavramı tamamen yanlış ve sağlıksızdır.Sadece ojenik-sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan, bilimselliği tartışmalı bir toplumsal akım veya toplumsal felsefedir-ailelere hoşgörü gösterilebilir.Erkek egemen toplumların yerine Kadınların söz sahibi olduğu bir toplum düzeninin yeniden inşa edilmesi gerekir.Çünkü savaş erkeğin iklimidir,savaşa hazırlanır ,şavaş erkeğin varlık nedenidir.Erkek felakete hizmet ederek kendi varlığını sürdürme gayesi güder,ancak bu yolla kendini vazgeçilmez kılar.Halbuki tarih öncesi toplumlarda dişil erkin hakim olduğunu ve o dönemlerin gerçek mutluluğun yaşandığı günler olduğunu savunuyor.
İnsanı sosyal bir böcek olarak tanımlıyor.Ve bu böceklerin çoğaldıkça dilinden düşürmediği felakete doğru bir adım daha yaklaşacak olmamızdan sürekli kaygılanır...Çare nedir peki;bu böceklerin ölmesi ve evrendeki neslereden daha az sayıda kalacak seçkin sınıfın evreni yeniden inşa etmesidir.
Son tahlide; Caraco’nun bilincin özüne insanları tek başına bırakmakla varılabileceği tezinden hareketle; mevcut düzende bilinçli insan sayısın çok az olduğu ve insanların kendi bilinçlerinden kaçmak için biraraya geldiklerinden bahsedilir.Biraraya gelmiş insanlar da “yitik kitle”olarak tanımlanır ve milyonlarca kafası olan bir canavara benzetilir.Kontrolsüz çoğalan insanlığın evrenin kaynaklarını tüketeceğini ve büyük bir felakete yol açacağının ısrarla altı çizilir.Bu düşüncelere ana hatlarıyla herkesin katılacağını düşünüyorum daha öncede belirttiğim gibi.Tabi bu kadarla sınırlı değil... Mevcut düzene ve tüm vahyedilmiş veya diğer dinlere tüm yönleriyle karşı bir profil Caraco.Bir paragrafta Paganizmi kutsuyor sadece.Kitabı okuduğunuzda çok uç fikirlerle bu ana düşünceleri beslemeye çalıştığını göreceksiniz.Kitap yazarın farklı yazılarından derlendiği için birçok konuda tekrara düşülmüş olması sizi biraz sıkabilir.Bu durumun etkisiyle incelemede bende tekrarar düştüysem kusura bakmayınız.Altın bir kitap mı diye soracak olursanız kesinlikle olmadığını düşünüyorum.Sıradışı fikirleri okumak hiçbir zaman zarar değildir ama...
Aslında 8 puanın altında not verdiğim kitaplara inceleme yapmıyorum prensip olarak.Bu prensibimi bedavacı bir arkadaşım için bozuyorum bu seferlik:)
Keyifli okumalar.

mehmet aysu 
03 Ara 2015, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 8/10 puan

Dili çok sağlam ve zengin. Sert, salt, acı gerçeklere hazır olanlara istediğini fazlasıyla veren kitap. gerçekten kutsal ve felsefeden ziyade dini bir kitap. ölümün hakimiyetini, kaçınılmazlığını ve gerekliliğini kabul eden, boyun eğen, kutsayan eser.

Barış 
 31 Eki 15:13, Kitabı okudu, 7 günde, 7/10 puan

Açık ara okuduğum en karamsar kitap, her cümlesi kötümser, zerre kadar umut ışığı taşımıyor, eğer biraz kapalı fikirli bir yapınız varsa bu kitap size saç baş yolduracaktır. Zira hemen hemen saldırmadığı kavram yok gibi.Kitap dünyanın gidişatı ve bunun nedenleri üzerine varsayımları içeriyor ve tek kurtuluşun, çözümün ölüm olduğunu anlatıyor. Yazım dili de gayet zengin ve akıcı. Kitabı henüz bitirmedim fakat bana hitap etmeyen kısımlarına rağmen bir çok kısmını gerçekçi buldum, bu açıdan şayet çok etkilenilmiyecekse ufuk açıcı bir tarafı olduğunu söyleyebilirim, böyle devam ederse böyle olur gibilerinden yani, fakat içinizdeki birazda olsa yaşama sevinci varsa onuda söndürebilir diye uyarımı yapmayıda ihmal etmeyim :)

Gamze Züleyha Üredi 
 05 Eyl 01:14, Kitabı okudu, 8/10 puan

Temeline inecek olursak Cioran'ın Burukluk'u ile bir benzerlik kurabiliriz. Ancak üslup ve konu üzerinde durma miktarı açısından değerlendirecek olursak çok da benzerlik olmadığını görürüz. Elbette şunu söyleyebilirim: Kaos'un Kutsal Kitabı, ya hayata karışamamışların, ya karışmış fakat uyum sağlayamamışların ya da bilinçli olarak katılmak istememiş olanların kitabı.

Hepimizin hakikatlerinin acı ve üzerinde fazlaca durulacak şekilde yansıtıldığı bir kitap bu. Kaldı ki, yazar zaten yeterince yazdıklarının arkasında durup intihar etmeyi akıl etmiş. Karamsarlar için uygundur, ancak insanın intihar edesi -çünkü bunun için yeterince destek var- gelmiyor değil. Tüm bunların dışında, fazla fazla iyimser olan insanların asla okumaması gereken bir eser.

Kitaptan 52 Alıntı

sezen 
22 Eyl 22:24, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

..tek bildiğimiz şey eğitmek iddiasında olduklarımızı barbarlaştırmak, onları hayata hazırlar gibi yaparak hayat karşısında silahsız bırakmak.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 58)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 58)
sezen 
22 Eyl 22:17, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

...erkeğin inşa ettiği düzenin temellerinde cinayet vardır.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 38)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 38)
sezen 
22 Eyl 22:21, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. Toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdürecek; bizler sıramız geldiğinde ateşle öleceğiz. Evrensel ölüme doğru ilerliyoruz, en bilgili ve görgülü olanlar bunun farkında.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 42)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 42)
Emre Ö. 
22 Ara 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

..her yoksul, bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert CaracoKaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco
Zafer KORKMAZ 
21 Haz 11:12, Kitabı okudu, İnceledi, 6/10 puan

Yalnızlık,ölümün okullarından biridir,çoğunluk asla bu okula giremez.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 12 - Sel Yayıncılık)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 12 - Sel Yayıncılık)
sezen 
18 Eyl 23:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Aslında, dinsel ve ahlaki fikirlerin kaynağı insandadır, bunu insanın dışında aramak anlamsızlıktır, insan metafizik bir hayvandır ve evrenin yalnızca kendi için varolmasını ister, ama evren insanı bilmez, farkında değildir ve insan bu tanımazdan gelmeye teselli bulmak için uzamı tanrılarla, kendi imgesinden yarattığı tanrılarla doldurur, böylece, içi boş gerekçelere tutunarak yaşamayı başarırız, ama bu gayet hoş ve teselli edici gerekçeler, bizler gözlerimizi kuşatması ve tehdidi altında yaşadığımız ölüme ve kaosa açtığımızda hiçliğe düşerler. İman, boş şeylerden biridir ve bu dünyanın doğası üzerine insanı aldatma sanatıdır.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 22)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 22)
sezen 
18 Eyl 23:01, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, Puan vermedi

Mimarların tek özlemi, bize hazırladıkları kaderden kaçıp kırda yaşamaya gitmektir.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 13)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 13)

Ne bir şey inşa etmeyi biliyoruz ne heykel yapmayı ne de resmi; müziğimiz iğrençlik, bu nedenle eski anıtları yıkmak yerine restore ediyoruz ve bu nedenle bütün üslupların koruyucusu kesiliyoruz.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 47)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 47)