Katedral

8,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
438 gösterim
Gazete her gün eve gelirdi. Erkek ilk sayfadan sonuna kadar okurdu. Sandy onun her şeyi okuduğunu görürdü, ölüm ilanlarına varana kadar, belli başlı şehirlerin hava sıcaklıklarını gösteren bölümü de, şirket birleşmeleri ve faiz oranlarını yazan ekonomi sayfasını da. Sabahları, erkek ondan önce kalkar ve tuvaleti kullanırdı. Sonra televizyonu açar ve kahve yapardı. Sandy onun günün o saatinde iyimser ve neşeli göründüğünü düşünürdü. Ama Sandy işe gitmek için evden çıktığı sırada, erkek kanepeye kurulmuş, televizyon da açık olurdu. Çoğunlukla akşamüstü Sandy eve döndüğünde televizyon hâlâ açık olurdu.

Yaşamın acı yüzüyle bu kadar erken tanışmasaydı, kuşkusuz yine yazar olurdu ama hiçbir zaman okurları tarafından böyle sahiplenilmezdi Raymond Carver. Gençlerin haytalık yapıp havai aşklar kovaladığı yaşlarda o evli ve iki çocuk babasıydı. Hayatı öğrenmenin yolu, bulduğu her işte çalışmaktı. Benzincide çalıştı, hademelik, garsonluk yaptı. Yaşananlar, kâğıda döküldüğünde bazen Çehov tadındaydı, bazen Kafka... İnsanların yaşamlarında barınan, gizlenen öyküleri, yalın, gerçekçi, acıtan şiirsel bir dille yansıttı. Yenilenler içkiye sığınırken, kısa öykü türünü yeniden var eden Carver, her başarısında içti, çok içti, ölümüne içti...

Yazarın en başarılı eseri olarak değerlendirilen Katedral, kitaba adını veren öykünün yanı sıra, "Küçük, İyi Bir Şey" ve "Nereden Aradığım" gibi ödüllü öyküleri de içeriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2014
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789750722196
  • Çeviri:
    Ayça Sabuncuoğlu
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Fatih DOĞANCI 
19 Eyl 2015, Kitabı okudu, 4 günde, 8/10 puan

Toplumun "mutlu" olamamış, çizgi altı insanlarına mercek tutarken aslında bir anlamda Amerikan Rüyası 'na derin eleşririler getiriyor.Dili oldukça sade ve güzel. Biraz Cemil Kavukçu 'yu andırdı bana.

MeSu 
07 Ara 2015, Kitabı okudu, 24 günde, Beğendi, 9/10 puan

Raymond Carver sıradan olanı, günlük olanı çok çok iyi anlatıyor. Alkolikler, işsizler, zenci düşmanı anneler, aylarca televizyon karşısındaki kanepeden kalkmayan yaşam bezginleri, yolunda gitmeyen, hiç gitmeyen aile yaşamları, trafik kazasında ölen çocuklarının acısıyla yıkılıp, tek yolu, hiçbir suçu olmayan postacıyı öldürmeye karar veren adamlar...

Bir baba, trenle kilometrelerce yolu gidip, inmesi gereken istasyonda inmeyip, yola, bilmediği bir yere doğru devam eder mi?

Öyküleri okuyan, tüm bu açmaz, sıkıntılı durumları, insanların duygularını, karamsarlığa kapılmadan, inceden bir "ayakları yerden kesiklikle" yaşıyor.

Diğer kitaplarını da okumak gerek.