Katya'nın Yazı

8,7/10  (28 Oy) · 
101 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.173 gösterim
Yarattığı kahramanlar kadar gizemli bir yazar. Kim olduğunu yalnızca yayıncısı, nerede olduğunu ise yalnızca kendisi biliyor. Şu anda hangi adreste oturduğu ise herkesten gizli...

"Herkesin kimliğini merak ettiği yazar bu kez de Bask bölgesini mekan seçmiş romanına. Genç bir doktor Birinci Dünya
Savaşı'nın eşiğinde hayatının ilk aşkını yaşıyor...

Ve bu olağanüstü öyküyü İkinci Dünya Savaşı öncesinde anımsadığı şekliyle anlatıyor. Bir aşk romanı görüntüsünde, insan ruhunun derinliklerine iniyor. Umulmadık dönüşlerle sürprizli bir son hazırlıyor."
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    2004
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9789753900737
  • Orijinal Adı:
    The Summer Of Katya
  • Çeviri:
    Belkıs Çorakçı Dişbudak
  • Yayınevi:
    E Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmed Yasir Orman 
 17 Ara 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

(Hafif ama çok hafif spoiler içerir. Meraklanmayın can alıcı yerleri söyleyerek okumak istediğiniz bu kitabı kursağınızda bırakmadım.)
Kitabı 1000kitap'ta gördüm. Artık kimden gördüm nasıl gördüm hatırlamıyorum. Herhalde sitenin fazla derinine inmişim ve bu kitabı bulmuşum. Kitabı gidip kütüphaneden aldım. Açtım okumaya. İlk iki sayfasında "aha şu hiçbir cümlesinden bir şey anlaşılmayan saçma kitaplardan" derken üçüncü sayfada aslında kitap güzelmiş dedim. Hatta bundan sonra baya beğendim ve pek adetim olmayan alıntı yapma işini iki defa yaptım. Tabi belli bir sayfa ilerledikten sonra eyvah yoksa bu kitap basit bir romantik kitap mı demeye başladım. Sayfalar ilerledikçe bu fikrimden biraz caysamda gene aklımın bir köşesinde hala bu fikir vardı. Tabi kitabın sonlarına doğru ise bu fikrimden tamamen caydım ve yazar beklenilmedik bir sonla bitirdi kitabı.
Bu gizemli yazar karşımıza duygusal bir karakter çıkarmış. Bu karakter doktor ve habire elinde kalem bir şeyler yazmakla meşgul. Gencim, yakışıklıyım, duygusalım, neşe doluyum o zaman aşk benim hakkım diyen tiplerden. Hatta bu düşüncesiyle ilgili bir alıntı da paylaştım oradan ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.(#5398053) Karakterimiz bu düşüncelerdeyken Katya isimli çok genç sandığı bir kızla tanışıyor ve olaylar başlıyor. Kitabın sonlarına kadar yazar pek gerçekleri söylemiyor. Ama habire okuyucuya bu Katya'nın ailesinde bir gariplik var düşüncesini taze tutuyor. Kitapta biraz ilerlerseniz beğenmeseniz bile meraktan okuma isteği duyabilirsiniz. Yani yazar her okurunun kitabının sonunu getirmesi için basit bir yol denemiş:Merak ve aşk. Yazar bir de farklı bir metotla yazmış. 45 yaşındaki baş karakterimiz geçmişindeki Katya'yla yaşadığı bir yazı kendi eliyle yazmış. Bir anı kitabı gibi. Ara sıra bu baş karakterimiz hikayeyi keserek kendi düşüncelerini anlatmış. Bu bana biraz edebiyatımızda yazı makinesi olarak adlandırılan Ahmet Mithat'ı hatırlattı.
İşin kısası bu kitap basit bir aşk kitabı olmayıp akıcı ve sade bir dille yazılmıştır. Okurken de Bask kültürünü biraz da olsun öğrenme şansını bulacaksınız. Alıp okursanız pek pişman olmazsınız diye düşünüyorum.
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...-nicholas-seare.html

Kitap fuarındakilerin tavsiyesiyle aldığım kitaptı. Okumaya başladığımda kitapta ilgimi çeken ilk şey ana kahramanın yeni bir doktor olması ve şair olmak istediğini söylemesiydi.
Daha sonra kahramanların bahsettiği şeyler de bana yakın geldi.
Anlattığı festivali okurken kendimi orda hissettim sanki. Bir kültürü araştırmama da ilk basamak oldu sanırım.
Çoğu diyolog insanın yüzünü güldürecek şekildeydi. Keşke baskıda yanlışlar olmasaydı daha iyi olurdu.

Burçin Esra Karadağ 
13 Nis 16:26, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kitabın ilk 50 sayfasını rahatlıkla okuyup sonraki 100 sayfasında ayrıntılarda boğulup, iç sıkıntısı çekmeme rağmen son 80 sayfa gözümü bile kırpamadığım, şahane kurgulanmış bir final okudum.

Tolga Önver 
28 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Bask kültürünün kitaba fon olduğu, aşk ve kendini bulma arayışının işlendiği ve bunu müthiş bir gizem perdesiyle son ana kadar taşıyan bir roman.

Kitaptan 16 Alıntı

“Mutluluğumuzu herkesle paylaşırız, yabancılarla bile. Önemli olan hüznü ve acıları paylaşmaktır.”

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - TrevanianKatya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian
Deniz* 
 28 Eyl 2015, Beğendi, 10/10 puan

Cesaret
Henüz hiçbir şeye teşebbüs etmediğim için, kendi yetersizliklerimden haberim yoktu. Bir şeye cesaret etmemiş olduğum için de cesaretimin sınırlarını bilmiyordum.

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - TrevanianKatya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian

Hepimiz karşımızdakinin bizi anlamasını isteriz ama, ayna gibi içimiz dışımız görünsün istemeyiz.

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 29)Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 29)

"Acaba neden insana iyi gelen her şey ya sıkıcıdır ya da acı verir? Neden bedene kötü gelen her şeyin ruha iyi geldiği var sayılır?"

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 127)Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 127)

Ama aşkı oluşturan zerrecikler, bölünüp analizi yapılamayacak kadar küçük şeylerdir. Nasıl aşkın tümü bir anda, bir tek bakış açısından görülemeyecek kadar büyükse, bu da tam tersine. Aklın, mantığın ötesinde, kendim de farkında olmaksızın aşıktım ona.

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 32)Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 32)
murat çelik 
15 Ara 2014, Kitabı okudu, 9/10 puan

Adalet belki kördür ama, sosyal ağırlıklara karşı da duyarsız değildir. Fakirlere sorular sorulur ,söylediklerinin kanıtları aranır, zenginlerin ise ifadeleri kayda geçer, yalnızca imla hatası yapılmamasına dikkat edilir.

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - TrevanianKatya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian

"İnsanın kafasını boşaltıp... neşeyi değilse bile, en azından huzuru aramayı öğrenmesi şart. Başka nasıl yaşanabilir?"

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 94)Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 94)
özlem 
08 Nis 11:31, Kitabı okudu, Puan vermedi

"İtiraf ruha iyi gelir, Montjean. Ruhu boşaltır, yeni günahlar için yer hazırlar."

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - TrevanianKatya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian

Sonra bir de aşk konusu vardı. Okuyucum da kuşku duymayacaktır eminim, bu kadar sınırsız dünyaya sahip bir genç olarak, çok büyük bir aşka yetenekli olduğuma kesinlikle inanıyordum... baş döndürücü, sersemletici bir aşka. Yirmi beş yaşındaydım. Sağlıkla coşuyordum. Durmadan roman okuyordum. Hayal gücüm genişti. Aşka hazır oluşumda da, bu nedenlerle, şaşılacak hiçbir şey yoktu.
Aşka hazır! Utangaç ve duygulu bir gencin, içinin ihtirasla dolu olduğunu söyleme biçimi değil mi bu? Aşk acaba bu duyarlı tiplerin, içlerindeki şehveti yönetmek için kullandıkları bir hayal değil mi?
Yoo, pek değil! O sıralarda yirmi beş yaşında olan o gencin yüzeysel, duygusuz, kendine aşırı güvenli ve bencil biri olduğunun farkına varıyor ve acı duyuyorum. Bir tek, içinin ihtirasla dolu olduğu doğru.
Ama zavallının hakkını teslim etmek gerekirse, aşka hazırdı gerçekten.

Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 12 - e yayınları 1998 basım)Katya'nın Yazı, Nicholas Seare - Trevanian (Sayfa 12 - e yayınları 1998 basım)
2 /