Kelebeğin Rüyası Öğretmenlik Hatıraları Yarışması 2005-2008

8,7/10  (18 Oy) · 
72 okunma  · 
20 beğeni  · 
3.072 gösterim
İstedik ki ;

İşini, her zaman iyi yapma gayreti üzere olan öğretmenlerimizin önemli hatıraları unutulup gitmesin ve darbelerin, baskıların ödettiği bedeller unutulmasın.

Hatıralar hepimizin hatırası olsun. (Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2009
  • Sayfa Sayısı:
    424
  • ISBN:
    9789756153208
  • Yayınevi:
    Eğitim- Bir- Sen Yayınları
  • Kitabın Türü:
hicran buse 
22 Eki 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Genel olarak herkesin okuması gereken kitap diye düşünüyorum. Kimi yerlerde insanlara yol gösterici, kimi yerlerde empati kurmayı geliştirici kimi yerlerde de hüznün kapılarını aralayıp o hüzne çözüm bulmamızı sağlayan bir kitap.

Kitap 2006, 2007, 2008, ve 2009, yıllarında gerçekleştirilen egitim ve öğretmen hatıraları yarışmalarında dereceye giren eserlerin bir kitapta toplanmasiyla olusturulmustur. Öğretmenlerin ne kadar zor şartlar altında gelecegin varislerini yetiştirdiklerini bir kez daha insana hatırlatan bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.

Kitap kurdu 
29 May 22:21, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitap hayatımın dönüm noktası diyebilirim. Kitabı okuduktan sonra "kesinlikle öğretmen olmalıyım " dedim ve şuan tek amacım o. Gerçekten çok güzel anılar var. Kimi yerlerinde ağlatıp kimi yerlerinde yüzümde tebessüm oluşturdu. Herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.

Kitaptan 7 Alıntı

Ferah 
17 Mar 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Aslında insanlar tokalaşınca verem bulaşmaz. Olsa olsa biraz sevgi bulaşır, o da unutunca geçer."

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Muzaffer Tayyip Uslu)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Muzaffer Tayyip Uslu)
Ferah 
22 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

Soğuk kış sabahları sıkıcı olur. Hele bir de gökyüzü tirşeleşmişse ve bir perde gibi kırışan çamurlu yollar hiç bitmeyecekmiş gibi önünde uzayıp gidiyorsa daha da sıkıcı olur.

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 159)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 159)

Fedakarlık
Bir sabah lojmanın önüne bir kamyonet geldi, evdeki eşyaların bir kısmı sessizce kamyonete yüklendi. Eşyalar yüklenirken yardım etmedim. Bir kenarda ellerim çenemde, oturup sessiz sessiz seyrettim. İçimde bir ağlama duygusu kabarıyordu, ama ağlamaya bile gücüm yoktu, çocuk kalbimle kırılmış, incinmiştim. Bütün güvenim zedelenmiş, bütün sevincim sönmüştü, devamlı yutkunuyordum. Ben öğretmenim de gidecek sanıyordum oysa giden eşi ve oğlu oldu. Eşyalar gittikten sonra herkes dağıldı. Akşam olmak üzereydi. Bu sefer çiseleyen yağmur hiç birimizi mutlu etmiyordu. Ben de ninem kızar diye eve gidecekken, birden geri döndüm, çocuk yüreğimle öğretmenimin o anda ne kadar üzgün olduğunu hissedebiliyordum. Öğretmenimi çağıracaktım, "bize gidelim öğretmenim, ninem sizin sevdiğiniz yoğurt çorbasından yaptı." diyecektim. Aslında bilmiyordum ninem ne yemek yaptı, yoğurt çorbası yapmadıysa da ben yaptı sandım diyecektim, kafamda bunları kurarak eve yaklaştım. Cesaret edip kapıya vuramadım, dolandım, pencereden seslenmeyi düşündüm, uzandım pencereye ve o anda ömrüm boyunca unutamadığım o sahneyi gördüm. Ömer öğretmen yarı boş odada, bir sandalyeye oturmuş ağlıyordu. Dondum kaldım. İlk kez bir öğretmenin ağladığını görüyordum. O ki her şeyi başaran, her şeye göğüs geren, bize hayatı sevmeyi öğreten, şarkılar söyleten, bizimle top oynayan, şiirler ezberleten, gülen, güldüren adam. Oraya, pencerenin altına çöktüm ben de ağladım, ağladım, ağladım... Ve ben bu sırrı çocuk kalbimle hep taşıdım, yıllarca kimseyle paylaşmadım.

O bizimle kalmıştı. O, ailesini değil bizi seçmişti, bırakamamıştı bizi, o öğretmenliğin en zor olanını seçmişti; köy öğretmenliğini... Yıllar sonra, "Sadece bir yıl daha ver, sonra gideriz, bu çocuklar okuyacak, içlerinde çok zekiler var, yazık olur gidersem, bir sene daha, sadece bir sene daha kalalım." dediğini, ama eşinin kendisini dinlemediğini anlatacaktı bana. Bizimle kaldı, bizi parasız yatılı sınavlarına götürdü, ümit bağladığı öğrencilerin çoğu sınavı kazandı. Belkide köyümüz, tarihinde ilk defa en başarılı öğrencilerini o yıl verdi.

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Eğitim-Bir-Sen yayınları)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Eğitim-Bir-Sen yayınları)

İşte böyle... Binlerce hayatı yaşıyoruz bir bedende. Bir kişi değiliz ve bir rüyanın içinde.

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 77 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 77 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)

-Siz de beni anlamıyorsunuz diyor, gözyaşları yanaklarında sıralanırken.
Evet, burada her şey var, biliyorum...
Gömleğinin yakasını çekip derin derin kokluyor özlemle. Göğsünden yükselen titremeyle ekliyor sonra:
-Her şey var, ama annemin kokusu yok işte...

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 159 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 159 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)

Her zaman söylediği bir cümle vardı;"Eğer başaracağıma inanırsam yapamayacağım şey yoktur ."

Sanırım inanç ve azim onun ruhunda var...

Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 175 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)Kelebeğin Rüyası, Kolektif (Sayfa 175 - Eğitim-Bir-Sen Yayınları)