Kendine Ait Bir Oda

8,0/10  (102 Oy) · 
294 okunma  · 
89 beğeni  · 
3.172 gösterim
Yazarın yaratma sürecinin öyküsü…
Kadının sadece edebiyatta değil, hayatta da yok sayıldığı dönemlerden geçti insanlık. Eğitim, kültür, iş, kazanç, hatta yaşam hakları elinden alınan kadınlar, erkek egemen bu dünyada bazen durumu kabullenerek, bazen canları pahasına mücadele ederek, bazen de erkek rollerine bürünerek yaşadılar. Erkek egemen toplum, kadının gücünden habersiz, üretkenliğinden kaygılı, yaratıcılığından kuşkuluydu. Virginia Woolf, feminist düşüncenin başucu kitaplarından olan Kendine Ait Bir Oda'da işte bu düşünce yapısını ele alıyor. Kadınlar, yaratıcı ürünler ortaya koyamaz mı, yoksa tek sorun bunun için kendilerine fırsat verilmemesi midir? Shakespeare'in yazar bir kız kardeşi olsaydı neler yaşardı? Kadının yaratıcı yazın üretmesi için neye ihtiyacı vardır? Maddi güç? Yaratıcı zeka? Fikir özgürlüğü? Kendine ait bir oda?
(Tanıtım Bülteninden)
 
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2014
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789751416216
  • Orijinal Adı:
    A Room Of One's Own
  • Çeviri:
    Handan Saraç
  • Yayınevi:
    Remzi Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
07 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ah kadınlar...Yüzyıllardır baskılanan, hor görülen, evlendiği zaman efendisine ait olan ve asla birey olarak kendi hayatı olmayan kadınlar...

Yüzyıllardır ne resimde, ne şiirde, ne de sanatın her hangi bir kolunda başarı elde edememiş kadınların asıl sorunun ataerkil toplumların baskısı olduğunu ele almış yazar. Bu konuda araştırmalar yapmış ve İngiltere'de kadına atfedilen her ithamı da eklemeyi unutmamış...

Eserde bir kadın ister evli olsun, ister bekar mutlaka bir kazancının olmasını ve kendine ait bir odasının olmasını ki; bu odada kendini anlamasını ve özellikle sanat adına bir şeyler üretmesine vurgu yapılmış...

Kitap sade ve akıcı bir dil ile yazılmış. Aslında 1400'lü yıllardan 1900'lü yıllara ve günümüzde hala dünyada kadına gerçek değerinin verilmediğini ve neredeyse değişen çok az şey olduğunu gözler önüne seren bu kitabı okurken düşünmekten kendinizi alamayacaksınız...

Kubra Cangul 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Feminizm sadece bir akım ya da sadece erkek düşmanlığı dedikleri bir saçmalık değil bence feminizm bir yaşam biçimidir. Kadının kendisine duyması gereken saygıdır. Sanırım bunun en büyük temsili ve en iyi anlatıcısı da Virginia Woolf'dur. Yazarın bu kitabı herhangi bir kurgu üzerine kurulmadığı için okuyucuya biraz sıkıcı gelebilir fakat altın niteliğinde cümleler barındırıyor. Kadının ezilmişliğini, erkeklere göre ikinci plana atılmasını ve erkeklerin aslında büyümek için kadınların üzerine bastıklarını anlatır. Geçmişten geleceğe süregelen aslında yaşamın her anında var olan ama görmeye çok alıştığımız için bize gayet tabi gelen kadın-erkek ilişkisindeki adaletsizlikleri yüzümüze çarpıyor yazar. Kadınların, ama bence daha çok erkeklerin okuması gereken bir kitap belki o zaman normal zannettikleri şeylerin aslında hiç de normal olmadıklarını görürler. İdol seçtiğim yazardan muhteşem bir kitap, okusanız iyi edersiniz.

Kadınlara, ''Kendine ait bir oda'' diyor Virginia Woolf ama kitabı okuyunca, kendine ait bir yaşam anlamına da geldiğini anlayabiliyorsunuz.

Tarih boyunca sesi duyulmayan, genç yaşlarda evlendirilen, okuma yazma öğrenmelerinden mahrum bırakılan kadınların sesi, ışığı olmuş bir kadın Woolf. Kadınları teşvik edici cümlelerle; yazmayı ne olursa olsun yazmayı, seslerini çıkarmayı(duyurmayı demiyorum bile), cesaretli olmalarını öğütlemiş, gerektiğinde sert eleştirilerini kadınların üzerinden yapmış: ''Genç hanımlar, diyebilirim, ve dikkat edin kapanış konuşması başlıyor, benim nazarımda sizler utanç verecek derecede cahilsiniz. Önemli sayılacak hiçbir keşifte bulunmadınız. Hiçbir imparatorluğu sarsmadınız, ya da bir ordunun başında savaşa gitmediniz. Shakespeare’in oyunlarını siz yazmadınız, bir barbar kavmi asla uygarlıkla tanıştırmadınız. Mazeretiniz ne? Dünyadaki, hepsi de alışverişle, işletmelerle ve sevişmekle meşgul olan siyah, beyaz ve esmer tenli insanlar kaynayan sokakları ve meydanları ve ormanları işaret ederek başka işimiz vardı diyebilirsiniz, içiniz rahat olarak.''

Bunun yanı sıra düşünceleri ve eleştirileri sebebiyle zamanında okkalı bir tokat geçirmiş ataerkil sisteme. Kalemini özgürce konuşturmuş, gücünü hala koruyan sarsıcı cümleler ortaya çıkarmış. Günümüzde bu sistemin artık sürmediğini söyleyemeceğimize göre; ''Kadınlar, bu eseri okuyunuz.'' nasıl derim? Lütfen, kadın erkek demeden okuyunuz.

Meyrem KARADENİZ 
18 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Virginia Wolf, çağdaş klasiklerde yer alan üslubunu ve ele aldığı konuları dikkate alarak okuduğum bir yazar. Özellikle hayatınızda herhangi bir başlangıç ya da atacağınız yeni bir adım için sizi cesaretlendirecek, kendinizi bulma yolunda size ön ayak olacak bir yazar. Hiç bir alanda Kadının geride kalmaması gerektiğinin ve cesaretli olmasının öneminin altını çiziyor Kendine Ait Bir Oda ile. Sadece bayanların değil erkek okuyucuların da yararlanacağı düşünceler var ve kitaplığınızda özel bir yere ait olmayı fazlasıyla hak ediyor. Kitaplarla kalınız...

tülay abaza 
31 Ara 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitabı şu sıralar okumaktayım bitirmeme de az kaldı ancak bitirmeyi bekleyemedim. Virginia Woolf geçmişten günümüze ezilen, baskı altında olan, hor görülen, hayata sırf çile çekmek için gelmiş birçok kadının acılarını duyurmak amaçlı yazmış. Okurken 1800 lü yıllardan şimdiye dağlar kadar fark var diyebiliyor insan. Günümüzde de kadınların hor görüldüğü toplumlar var ancak geçmiştekine kıyasla daha az. Woolf delillerle ispatlamış yazdıklarını, bir açıdan başarılı da olmuş ancak, kadın zulmünü anlatırken bazen fazla feminist yaklaşmış. Bir kadın olarak bana bile fazla gelen cümleleri oldu. Örnek verecek olursak; erkekler yazdığı için savaş kitaplarına başarılı, kadınlar yazdığı için mağazadaki kadınların duygularının anlatıldığı kitaba başarılı denilmediğinden yakınıyor. Savaş gibi ciddi bir meselenin yanında mağazadaki kadının hangi duygusu daha önemli olabilir? Bir erkek yazar tamamen laubali bir konuyu ele alıp kitap yazarsa ve buna başarılı derlerse, ben de evet erkek yazdığı için başarılı sayıyorlar derim. Ama Woolf'un buradaki verdiği örneği tamamen fikrini empoze etmek açısından yapılmış abartılı bir ispat çabası olarak gördüm. Ayrıca savaşı erkek işi olarak görmesi bile kendisinin kadınları hafife aldığı duygusunu verdi bana. Sanki kadınlar sırf giyinmek süslenmek için dünyaya gelmiş. Sizin düşünceleriniz ne olur bu konuda bilmiyorum ama çok farklı duygularla okuduğum kitap sonlara doğru beni hayal kırıklığına uğrattı.

Mujurey 
16 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Okuduğum ilk Virginia Woolf kitabı. Benim için iyi bir başlangıç oldu.
Okuması zor bir kitap itiraf etmeliyim ki. Bu kitap okunmadan önce belirli bir bilgi birikimine sahip olmalı ve gerektiği yerlerde araştırmalar yapılmalı ki, daha iyi kavranabilsin.
Kişisel gelişim kitaplarından haz etmem ama bu kitap benim istediğim türde bir kişisel gelişim kitabıdır. Kitapta en hoşuma giden kısımlar ise Shakespeare analojisi, "Kadınlar ve Kurmaca Yazın" başlığının kurmaca bir yazı adı altında irdelenmesi ve bütün nesnelliğinin yanı sıra söyleşi tadında ilerlemesi. Alıntılar alarak kitap hakkında bir kaç güzel noktaya değinmek istiyorum.

Kitapta sanılanın aksine ayrımcı bir yaklaşım değil, objektif bir yaklaşım vardır:
"Ama heyhat, yapmamaya karar verdiğim bir şeyi yapmıştım; hiç düşünmeden kendi cinsimi övmeye dalmıştım. <<Son derece gelişmiş>> - <<olağanüstü karmaşık>> - bunların övgü sözcükleri olduğu yadsınamaz ve kişinin kendi cinsini övmesi her zaman kuşku uyandırır, çoğunlukla aptalca bir şeydir çünkü; dahası bu durumda kişi söylediklerini nasıl doğrulayabilir? Kişi haritaya bakıp Kristof Kolomb Amerika'yı keşfetti ve bir kadındı diyemez; ya da eline bir elma alıp Newton bir kadındı diyemez; ya da göğe bakıp yukarıda uçaklar gidiyor, uçakları kadınlar yaptı diyemez. Duvarda kadınların boyunu tam olarak ölçecek bir işaret yoktur. İyi bir annenin niteliklerini ya da bir kızkardeşin doğruluğunu ya da bir evdeki kahya kadının becerilerini ölçüye vurabileceği düzgünce santimlere bölünmüş bir mezura yoktur."

Kadının bastırılmışlığının en çok olduğu alanlardaki cümleleri üzerinde düşünülesiydi:
"Çünkü bekaret birtakım toplumlarca bilinmeyen nedenlerden icat edilmiş bir fetiş olabilir."
"O son derece ilginç konu, erkeklerin kadınların eldeğmemişliğine verdikleri değer ve bunun kadınların eğitimi üzerindeki etkisi tartışılmak üzere kendini ortaya koyuyor."

Şöyle güzel satırlar da var kitapta:
"Ve böylece romanlar çokluk panzehir olmak yerine bir uyuşturucu olduklarından ve kızgın bir damgayla dağlayıp harekete geçirmek yerine kişiyi derin uykulara gönderdiklerinden..."

Son olarak, bence kitabın asıl anlatmak istediği ise şu satırlardır:
"Ve amatör bir anlayışla, ruhun, biri eril biri dişil iki gücün içinde bir arada var olacağı bir tasarım çizmeye koyuldum: erkeğin aklında, erkek kadına baskın çıkıyor; kadınınkinde ise kadın erkeğe baskın çıkıyor. Her ikisi bir arada uyum ve tinsel işbirliği içinde yaşarlarsa normal ve rahat bir ruh hali ortaya çıkar. Kişi erkekse, aklının kadın olan bölümü de etken olmalıdır ve bir kadın da aynı ölçüde içindeki erkekle ilişkide bulunmalıdır. Belki de Coleridge üstün bir aklın çifte cinsiyetli olduğunu söylerken bunu kastetmişti. Ancak bu iç içe geçme gerçekleştirilirse akıl tam anlamıyla verimli olabilir ve tüm gücünü kullanabilir. Belki de katışıksız eril olan bir zihin, yine katışıksız dişil olan bir zihin gibi, yaratıcı olamaz."

Her kadının okuması elzem bir kitaptır.

Pelin Tunç 
21 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitapta zaman içerisinde yani her bir yüzyılın kendi içerisinde ayrı bir doğruluğu, kıstası olduğunu ve zaman ilerledikçe bu salt doğruluk olarak kabul edilen durumların kültür doğrultusunda nasıl değişime uğradığını bahseder. Bu değişim ve dönüşümün insanlara özellikle kadına olan bakış açılarının değişimini vurgular. . Sadece kadınlara olan bakış açıları değil kültürün zamanla doğrularının yola çıkarak kadınların ne gibi davranış değişikliğine uğrayarak İngiltere 'de uygar toplumun temellerinin ne ceremelerle toplumca sindirilerek atıldığı ortaya çıkıyor.

Bence Türkiye İngiltere'nin en az 100 yıl gerisinde olduğu bariz ortada.

En çok hoşuma giden kısım yazarın William Shakespare'nin kız kardeşinin olduğunu varsayılması ve bu eksende ne gibi engellerle karşılaşarak hayat çizgisini kısaca yorumlaması :). ( gerçekten de kız kardeşi varmış ve genç yaşta ölmüş. tuhaf olan mezarlığının İngiltere'de otobüs durağının birinin altında olması. Hiçbir şekilde kız kardeşinin varlığının hiçbir yazar tarafından bahsedilmemesi de ayrı bir tuhaflık ayrıca.)

Şuan bizim için ne kadar önemsiz, değersiz anlamsız, geçmişte sahip olunması imkansız seçkin aile mensubu kadınların bile sahip olamadığı kendine ait bir oda... Sadece Kendimize ait bir odanın olması geleceğimizi ne kadar etkiliyormuş.

elif akkoca 
04 Tem 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 10/10 puan

Üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki...
Her bir sayfanın üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir kitap.
Sadece Shakespeare'in kız kardeşi hikayesi için bile okunmaya değer bir inceleme, bir başucu kitabı kendisi.
Tüm kadınların okuması, hele yazmak isteyen kadınların muhakkak okuması gerektiğini düşündüğüm bir manifesto, bir başkaldırış.
Diyor ya Woolf: ''Her kadının kendine ait bir odası olmalı''
Bir kadının okumadan ölmemesi gereken bir eser Kendine Ait Bir Oda.

seher 
24 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Virginia Woolf, kadınların, erkeklerin egemenliğinden, toplumun önyargılardan, baskılardan kurtulmadan kişiliklerini kazanamayacağına inanır. Özellikle bir kadın yazarın verimli olması için kendine ait bir odası ve geçinebilecek kadar parasının olmasının öneminin vurgular. Bu ikisi olmadan kadınların istese de üretken olmayacaklarını savunur.

zerrin ayça yılmazer 
21 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

126 sayfayı normalde 2 saatte okurken günlerce bitiremedim bu kitabı. Edebi kitaplara ve uzun cümlelere alışık olmadığımdan sıkıcı geldi. Tüm bunların dışındaysa içerik olarak güzel bir kitap, neden kadınların roman yazmadığına dair yazarın düşüncelerini anlatıyor ki. Hafif hikayemsi bir havada aktarışını da çok beğendim. Tek sorun dolu dolu olmasına rağmen kişisel beğenimin başka tarzlarda olması. Kadınların düşünce anlamında en özgür olduğu İngiltere'nin bir kaç yüz yıl öncesindeki durumunun bile içler acısı olduğunu görüyoruz. Kadında güçlü hisler uyandırabilen bir kitaptır. Okunmalı.

3 /

Kitaptan 128 Alıntı

Özgürlük
İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

….Bedenim,içine hiçbir sesin sızamayacağı mucizevi bi cam dolaptaydı sanki ve gerçeklerle teması kesilmiş zihnim, içinde bulunulan anla hangi düşünce uyumluysa oraya yerleşmekte özgürdü...

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Kubra Cangul 
01 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanın kendinden başka hiç kimse olmasına gerek yoktu.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 20 - Aylak Adam Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 20 - Aylak Adam Yayınları)
Nurhan Işkın 
06 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çünkü kadınlar milyonlarca yıl boyunca evlerin içinde oturdu, şimdi ise bu duvarlar onların yaratıcı güçleri tarafından delinmiştir..

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 109 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 109 - Tutku Yayınları)
Nurhan Işkın 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"En iyi yetiştirilmiş kadınlar zihinleri en uygar olanlardır."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 78 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 78 - Tutku Yayınları)
Nurhan Işkın 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Düşünmemek imkansızdı, ama her ne düşünüyorsam yarıda kesildi.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 13 - Tutku Yayınevi)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 13 - Tutku Yayınevi)
Nurhan Işkın 
06 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hiçbir çağ bizimki kadar rahatsız edici bir şekilde cinsiyetin bilincinde olmamıştır; British Museum'daki erkekler tarafından yazılmış sayısız kitap bunun bir kanıtıdır.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 123 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 123 - Tutku Yayınları)
Nurhan Işkın 
05 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir yıl içinde kadınlar hakkında yazılmış kaç tane kitap olduğuna dair bir fikriniz var mı? Kaç tanesinin erkekler tarafından yazıldığını biliyor musunuz?

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 34 - Tutku Yayınevi)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 34 - Tutku Yayınevi)

"Dünyanın güzelliği, solmadan az önce, iki ayrı çehreye sahiptir; biri neşedir, öteki ise insanın yüreğini delen acı."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia WoolfKendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Nurhan Işkın 
07 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İstediğini yazdığın sürece sorun yok ve çağlar boyunca mı yoksa saatler boyunca mı önemli olacağını hiç kimse söyleyemez.

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 133 - Tutku Yayınları)Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf (Sayfa 133 - Tutku Yayınları)

Kitapla ilgili 1 Haber

İthaki: “Okurdan özür dileriz”
İthaki: “Okurdan özür dileriz” İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.