Kinyas ve Kayra

8,9/10  (314 Oy) · 
796 okunma  · 
297 beğeni  · 
6.920 gösterim
Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı'nın yüzü. Bilmiyorum... Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım.
  • Baskı Tarihi:
    2000
  • Sayfa Sayısı:
    567
  • ISBN:
    9789759917951
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
 06 Ara 2015, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 10/10 puan

Öncelikle herkese merhabalar değerli 1000Kitap Ailesinin üyeleri….

Uzun bir yorumda bulunacağım baştan söyleyeyim. Kızanlar olabilir, yarıda bırakanlar ama bu kitaba böyle bir yorum yapmam şart. Kitabı okuyacak olan arkadaşlara ön bilgi olmasından dolayı yazmam gerektiğini hissediyorum.

İlk Hakan Günday kitabım ve çok etkilendim. Kitabın her okuma listesinde bulunması beni aslında alıp okumaya yöneltti. Hakan Günday’ın bu kadar başarılı bir yazar olduğundan hiç mi hiç haberim yoktu. Simyacı, Martı, Küçük Prens gibi içerisinde güzel alıntılar olan kitaplardan sonra bu kitabı okumak o kadar vurucu ve şaşırtıcı ki. Kesinlikle herkesin harcı değil bu kitap. Gerçekten çok başarılı bir yazar. İçerisinde o kadar altı çizilecek kelimeler, cümleler, paragraflar var ki sadece altı çizilen yerleri okusanız bir kitap olacak zaten. Bunu derken en sitemizdeki kitaplar arasında fazla alıntı yapılan 4. Kitap olduğunu da belirtmek isterim. İlk defa bu kadar uzun süren bir kitap okudum. Başta dedim bu nasıl bir şey okuyamıyorum. Sıkılıyorum. Ama içimde bir his bu kitap güzel devam et diye dürtüyordu. Tekrar başlıyorum. O kadar ağır edebi içerikler var ki anlamlı, mesaj veren. Okuyorum anlamıyorum tekrar okuyorum. Hırslanarak okumak için zorluyorum kendimi çünkü biliyorum devamında çok güzel bilgiler var.
İçeriğe geçersek kitapta ana karakter olarak malum isminden de belli Kinyas ve Kayra var. Bu iki isim üzerinden felsefe, psikoloji, yaşam, insanlık, özellikle karamsarlık, umut, hüzün ne bulduysa anlatmış Hakan Günday. Bu karakterler üzerinde bir çok eleştiri, sorgulama, analiz ve iç hesaplaşma yapmamızı sağlamış. Afrika’da başlayan roman Gambiya ve Ankara’da son buluyor. Roman kendine yeraltı edebiyatı denilen türden yazılmış. Çünkü içinde şiddet, cinsellik ve her türlü illegal faaliyetler içeriyor. Bazı kısımları içerik dolayısıyla beğenmedim bu kadar illegallik yüzünden. (Uyuşturucu, sex, şiddet, vb.) Ama yazar gerçekten bunları da unutturdu kurgularıyla. İlerledikçe ne kadar çok okumuşum diyebilirsiniz. Sürükleyicilik artıyor. Çok etkili aforizmalar da satırlar arasına serpiştirilmiş ve anlatıma güç katmış. Çok fazla karamsarlık içeriyor. Bu yüzden sıkılabilirsiniz katılıyorum ama içerikteki anlamlı metinler bunu öteye atabiliyor. Hikayeler içindeki karakterlerin içsel konuşmaları harikaydı. İnsanın derinliklerinde gizlediği karanlık doğasını ve hiçliğinde kayboluşunu, içten içe ruhuyla hesaplaşmasını anlatan bir eser. Çok da fazla içerikten bahsetmek istemiyorum.
Övgüyü hak eden bir eser. Okuduktan sonra kişisel algı ve edebi zevkte değişiklik oluşturabilir. Hissettirdikleri ile başka bir kitap yazılabilir. Ağır bir kitap roman okumak isteyenler ilk başlarda okumasını tavsiye etmem. Elinden atıp sıkılabilir. Beklentiyi de artırıp size çok dehşet bir kitap deyip üzmek de istemiyorum. Zor okudum, çok sevdim. Tavsiye ederim.
Son alıntılarla bitiriyorum.
Hayatın bir anlamı olmalı buda insanın mutlu olmasıdır. İnsan neden bile bile kendini kör kuyulara atsın ki. Önemli olan mutluluğu aramaktır mücadele etmek. Hayat reddedemeyeceği kadar güzel ve gerçek. Bu hayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kağıt !
İyi okumalar ve mutlu pazarlar 1000Kitap Ailesi…

Mâsiva 
 14 Ağu 20:33, Kitabı okudu, 24 günde, Beğendi, 10/10 puan

Çok azıcık spoiler!
Çok çok uzun zamandır inceleme yapmadığım için kusurlarım olursa affola diyerek başlıyorum sözüme...
Kinyas ve Kayra artık sanırım hayatımdaki olağanüstü kitaplardan. Hakan Günday'ın okuduğm ilk kitabı lâkin son olmayacak gibi. Şu anda bütün kitaplarını bir solukta okumak istiyorum. Her sözünden içinden beni bulup çıkardım. Kimi zaman Kinyas kimi zaman Kayra oldum çıktım.
Kayra'nın,benim için yeri sanırım Kinyastan biraz farklı. Kayra'nın o terk edilmişliği içimi ayrı bir parçaladı.
Kinyas'ın yolunu okurken gözyaşlarımı tutamadım. Verdiği hayat mücadelesine yaptıklarına hayran kaldım. Zoru başardı.
Ama aklım Kayrada kaldı...

BİROL COŞKUN 
18 Eki 2015, Kitabı okudu, 12 günde, Beğendi, 10/10 puan

Yoldan tamamen çıkmış, hayattan beklentileri kesilmiş iki kafadarın genelde Afrika'da geçen maceraları ve ayrılan yolları... Kitap ikinci bölümüyle beraber zirve yapıyor. Dünyaya, insanlara ve özellikle kendilerine eleştirileri, yaklaşımları sizi kitaba bağlıyor, üzerine düşünme ihtiyacı duyuyorsunuz.

Fatma Akyüz 
 24 Kas 00:36, Kitabı okudu, 5 günde

“Bu nasıl bir kitaptı böyle?” Kitabın sonlarına doğru düşüncemi anlatan cümle bu olsa gerek. Kendi hayatlarından kaçıp dünyadaki bütün kötülüklere bulaşan iki adamın hikâyesi. Kendilerini bilerek bataklığa sürükleyen iki adam...

Kitabın konusunu beğenmesem de yazarın anlatımı, cümleleri okumaya devam etmemi sağladı. Hakan Günday’ın kendine has bir anlatımı olduğu tek bir kitabından bile anlaşılıyor. Kitap üç bölümden oluşmakta ve bence son iki bölümü kitabın değerini ortaya koyuyor.

Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Aklımdan geçen her söz spoiler gibi geliyor. Ama kitabı puanlama konusunda zorlandığımı belirtmeliyim. Ayrı puanlar verebiliyor olsam ilk bölüme 5, diğer iki bölüme 9 verirdim. Burada yazarın muazzam cümlelerini hesaba katıp bir puan belirledim.

Hakan Günday’ın diğer kitaplarını okur muyum bilemiyorum. Diğer kitaplarında da hayata karşı karamsar karakterler göreceğimi tahmin ediyorum ve ben hayata karamsar bakmayı sevmiyorum. Eğer bir gün başka bir kitabını okursam, bu da özgün cümlelerini yeniden görebilmek için olur.

Furkan 
26 Eyl 2015, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 9/10 puan

Vay canına, bu kitapta bitti. Çok iyi dediğim kitaplardan biri oldu. Ve artık benden kitap tavsiyesi isteyenlere rahatlıkla önereceğim kitaplar arasına girdi.

Kinyas ve Kayra yitik hayatlarının unutulmuş insanları.
Hissetmekten, sevmekten, acı çekmekten ve daha birçok insani özellikten mahrum, ruhları bozuk adamlar.
Hayatın anlamı, ölüm ve yaşam konusunda kendi felsefelerinden şaşmayan ve körü körüne bağlı olan iki ruh hastası.
Kim sırf pişman olup olmayacağını anlamak için masum bir insanı gözünü kırpmadan öldürür?

Kişiliklerini kaybetmiş adamlar 21 yaşlarında haritanın en ucuna, kan ve güneşin harmanlandığı kıtaya, Afrikaya gelerek bozuk ruhlarına uygun şekilde hayal edilemeyecek kötülükler yaparlar. Ama kime göre?

İçlerinde birden fazla kişilik taşımaları kendilerinden, dünyadaki herşeyden daha çok nefret etmelerini sağlamada en büyük etken.
Kim günün her saati kendini en kötü şekilde nasıl öldüreceğini düşünerek yaşar? Kim en yakın dostlarının bile hiçbir pişmanlık duymadan beynini dağıtır?
Bu adamların en çok istedikleri şey bedenleri ölmeden önce kendilerine bunca acıyı çektiren, her şeyin sorumlusu zihinlerini öldürmek.

Kitabın başları bana fikir açısından 'Dövüş Kulübü' ve 'Kaybenler Kulübü' filmlerini hatırlattı. Ama ilerledikçe bu adamların olaylarının daha farklı olduğunu anladım.
Ve merak etmeyin yukarıda katil uşak gibi büyük bir spoiler vermedim. :) Rahat olun kitapta bahsettiklerimden çok daha fazlası var.

Bence bu kitap yazarın en büyük eseri, her ne kadar diğer kitaplarını okumasamda öyle hissettiriyor. Sanırım çok uzun bir sürede yazmış ve daha gençken yazmaya başlamış. Kitap üç bölümden oluşuyor ve eminim her bölümden keyif alacaksınız, bazı yerlerde dehşete düşeceksiniz ve bazen de üzüleceksiniz.
Ama size şunu söyleyeyim, alın okuyun birşey kaybetmezsiniz ama birşeyler kazanırsınız.

Çok uzattım, bu kadar yeter :) hadi bayramın keyfini çıkarın.
Keyifli okumalar...

Evrim Sezer Şirin 
08 May 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Oldukça yoğun..

Kitaba başladığım da devrik anlatımı ile başlarda kitaba alışamadım bir türlü.. ilk 150 sayfa buhranlı bir düşünce
yapısına sokuyor okuyucuyu. Doğru şekilde sindirmek için bazen iki kere okumak gerekiyor cümleleri,paragrafları.
Ama sonra ki sayfalarda yazarın anlatımının değişmesi ile benimde kitaba bakış açım değişti. Alışıyorum dedim anlatımına. Ama sonra araştırdığımda kitabı yazmaya lisedeyken başlamış 24 yaşında tamamlamış Hakan Günday.
Sanırım, bu nedenle başında ki anlatımla sonraki anlatım arasında dağlar kadar fark var.

Okuması zor bir kitap. Kısa sürede okuyabileceğinizi zannetmeyin.Oldukça yoğun düşünceleri okuyup bunları hazmetmek gerçekten yorucu oluyor.

Meşrebi Kalender 
30 Ara 2015, Kitabı okudu, 19 günde, 7/10 puan

Prospektüsle okunması gereken romanlardan biri… Prospektüsün hemen başında Times New Roman yazı tipi 14 yazı büyüklüğü ve kırmızı renkle şu uyarı bulunmalı : HAMİLELİK DÖNEMİNDE VEYA BUNALIMDAYSANIZ ÜZERİNİZDE YOĞUN MİKTARDA MURAT KEKİLLİ ETKİSİ YAPABİLİR.

Kahramanlar hayattan ( toplumun “ ama daha çok erken, olmaz, size izin verirsek diğerleri de isteyebilir, buna izin veremeyiz” dediği bir yaşta) o kadar bunalmışlar ki sanki her cümlelerinde “ bitse de gitsek” diyorlar. Cehennem Silahı 1 ‘ deki Mel Gibson gibi kitap boyunca ağızlarında dolu bir silahla dolaşıyorlar.

Mahsun, nasıl Türkiye’nin tüm sorunlarını tek bir filmin içinde çözmeye çalışıyorsa, ( Alem buysa kralı kendisi olan Abimiz, cinsel tercih özgürlüğünü de terörü de aynı filmin içine sokabilmiş ender insanlardandır.) yazar da hayatta var olan tüm kötülükleri bir kitabın içine sıkıştırmaya çalışmış.

Kitabın geneline pipolu pesimist ucundan azıcık nihilist bir bakış açısı hakimken, Dan Brown’u kıskandıracak kadar sayfa çevirtecek bir anlatım tarzı eser miktarda da olsa görülebiliyor. Yazar bir deney yapmış gibi okur üzerinde. Bir meselesi var bunu monologlarla yazmış bir köşede. Bakmış ki Canım Türkiye’m bunu okumaz bir maceranın içine gizlemiş. Bu kadar monoloğun hakim olduğu roman cesaret ister. ( Ki bunu da romanda monolog sevicilerinden biri olarak söylüyorum. Mesela Cevdet Bey ve Oğulları romanı benim için 100 sayfadır. Neredeyse 100 sayfa boyunca sadece Cevdet Bey’in kafasından geçenleri okuruz. Sonraki 500 kusur sayfada ise “ la bi bitmediniz dedirtesice” ıssız adamlar kitabı işgal eder)

Birkaç yerde Oğuz Atay’la karşılaştırıldığı yazılar okumuştum. Şimdi fırın-ekmek muhabbeti yapacağım ama tırsıyorum. Yok bu sefer sitedeki YKST cilerden değil son birkaç ayda ortaya çıkan DOYMAZLAR grubundan.
Parantez açıp DOYMAZLAR’ dan bahsedeyim biraz; toplam okuduğunuz kitap sayısı ile son okuduğunuz kitabın sayfa sayısından yararlanarak elde ettikleri çok gizli formülleri aracılığı ile son yaptığınız yorum yüzünden sizi çarmıha gererken kullanacakları çivi sayısını hesaplayan bir grup. ” Bu mu “ veya “ x sayfalık kitaba yaptığın yorum bu kadar mı” şeklinde birbirlerini tanımalarını sağlayan parolaları var. Bu iki arkadaşın grubun gizli liderleri olduğunu düşünüyorum. ( https://www.youtube.com/watch?v=fbN7G6hYQTI )

Kurduğu cümleler balta girmemiş ormanlardaki kadar özgün olsa da neredeyse her cümlede ağdalı bir benzetme yapması okuyucuyu epey bir yoruyor. Ne olursa olsun “ farklı ol canımı ye” diyenlerdenseniz sıkılmadan okuyacaksınız. ( Bunalmadan demedim)

Çok uzun oldu farkındayım ama azcık daha söyleyeceklerim var. Kitabı okurken aklıma gelen bazı küçük notları da paylaşayım beyninizi tam olarak eritmiş olurum diye düşünüyorum:

Yazarın kitap boyunca kurduğu çoğu cümle sanki Erdal Beşikçioğlu tarafından şu ruh hali ile söyleniyordu ( https://www.youtube.com/watch?v=-Mo2j2sWQ4I )

Nedensiz bu yoğun şiddet Haneke’nin bu filmini hatılatıyor ( http://www.imdb.com/...7/?ref_=nm_flmg_wr_8 )

Son olarak da; İnsanlıktan nasibini almamış ( veya bizim makyajsız ham halimiz olan) bu iki karaktere nasıl oluyor da sempati duyabiliyoruz. Seri katillerle evlenmek isteyenlerin yaşadığı medeni devletlerden bir değiliz sonuçta. Böyle düşününce de aklıma deadpool geldi. ( https://tr.wikipedia.org/wiki/Deadpool )

İki kitap yorumu okuyum da zaman geçsin deyip bu uzun yorumda beyin ölümü gerçekleşen tüm kayıplarımızın anısına…

Gökhan Taşpınar 
 26 Eki 17:24, Kitabı okudu, 36 günde, Beğendi, 8/10 puan

Kitabı üç kelimeyle şöyle özetleyebilirim; "çarpıcı", "sarsıcı" ve "kaotik". Özünde birbirinden çok farklı iki karakter olan iki arkadaşın; genç yaşlarına rağmen yaşadıkları akıl almaz maceraları, travmaları, iç hesaplaşmaları, yaşama dair yalın ve çarpıcı değerlendirmeleri, içinde yapmacıklık barındırmayan istedikleri gibi bir hızlı yaşam tarzını anlatan kitabı okurken sindirmek için arada es vermek gerekiyor. Bunun yanında kitabı okurken objektivizmin mesajlarını da görmedim değil. Yani mazoşist olmak istemiyorsanız bencil olun!...Hiç düşünmeden sorgusuz sualsiz cinayet işleyebilen, başkalarına karşı gerektiğinde çok acımasız olabilen kahramanlarımızdan birisinin yıllar sonra iç hesaplaşma ve vicdan muhasebesiyle özüne, ailesine, kendine dönüşünü, diğerinin ise bu kadar şanslı olmadığı ve zihin ölümünü isteyerek başlattığı karmaşık, kaotik bir hikayeyi okurken insan ister istemez zorlanıyor. En çok etkilendiğim ifadeler ise şunlar oldu; “Dinlemek ve inanmak en zorudur. Anlatmak ve uydurmaktan daha zor. Olağanüstü bir saflık ister. Kulak ile beyin arasında tertemiz bir yol ister....”, “İyilik ile kötülüğün kesiştiği bir nokta yoktur. Yan yana dururlar birbirlerine dokunmadan. Ve dokunmadıkları yerde ben varım. Ne iyiyim, ne kötü. Ne kutsalım, ne şeytani. İkisine de değmeden oturuyorum…” Bunlar gibi altı çizilecek, üzerinde düşünülecek, sorgulanacak çok fazla vurguların yapıldığı bu etkili kitabı değerler sisteminizi alt üst etmeyecek ölçüde öneriyorum. İyi okumalar…

muhammet moroglu 
01 Kas 14:22, Kitabı okudu, 18 günde, Beğendi, 9/10 puan

Evden kaçmış Zihinsel ölümü arayan 2 kafadarın maceraları. Hayatın her anlamıyla yansıtıldığı bir kitap, iğrenç hallerinin bile. Ölüm,yaşam,acı,cinayet,tecavüz.
Afrika'nın iç yüzü,dünyanın bütün halleri,sorgulatan yazılar,nerdeyse her sayfada alıntı olacak sözler.
Zihinsel ölüm yolculuğu ,bir sen bir ben tarzı akıcı,enfes bir anlatım.
Yolların ayrılması. Zihinsel ölümünü gerçekleştiren kayra , yeniden ailesine dönen ve dünyaya tutunan kinyas...
Benim için en ilginç yanı hem iğrendirip hem düşündüren hem de neredeyse ağlatabilecek bir kitap olmasıydı.
Okuduğum için mutluyum ve tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...

Burcu Egene 
23 Kas 2015, Kitabı okudu, 84 günde, Beğendi, 8/10 puan

Hakan Gunday'i cok severim. Ilk kitabi olan Kinyas ve Kayra'yi Eylul ayi basinda okumaya basladim. Okurken baslarda cook zorlandim.. Bazi yerlerde konunun icinde kayboldum. Bir kac defa birakmaya niyetlendim. Sonra inat ettim. Bu inatta, yazarin, kitabi 17-18 yasinda yazmaya baslayip, 20'li yaslarinin ortasinda bitirdigini ogrenmemin payi buyuk. Gercekten de sabirla okumama deydi. Ozellikle sf300 lerden sonra okumaya doyamadim, aylarca elimde surunen kitap, bu sefer de bitmesin istedim. Baslarda benim gibi sabir gosterecekseniz siddetle okumanizi tavsiye ederim.

Kitaptan 521 Alıntı

"Sorarlarsa, 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
lila 
01 Şub 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

''Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!''

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 162)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 162)
BİROL COŞKUN 
11 Eki 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! Altı milyar insan sağır olsa!

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Hasan Gct 
14 May 23:48, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir insanın yalnızlığı üzerine söylenecek o kadar söz vardır ki ! O kadar büyüktür ki yalnızlık. O kadar kalabalıktır ki. Dünyayı dolduran canlılardan uzak bir hayat yaşamak ya da binlerce bedenin arasında olup hiçbirini dinlemeden ilerlemek.

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 264)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 264)
Derya Yalınkılıç 
27 Kas 20:24, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Hiçbir şey hayatın sonu değildir. Hayatın sonu bile hayatın sonu değildir! Çünkü sen ölürsün, başkaları yaşar!

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Ismail Salma 
25 Kas 14:13, Kitabı okudu, 8/10 puan

"Bırakın beni! Dinlendim " dedim.
"Altı ay!" dedi "Yatacaksın."
"Yatarsam kalkamam!" dedim.
"Biz seni uyandırırız" dedi.

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday

"... Yani hiçbir sayı tam değildir. Hepsi tama yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999..9'u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın çocuklarıyız. Ve dünyada aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası... İşte bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir!

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday

....dediğim gibi, en büyük hatam insanlardan cümlelerimi bitirmelerini beklemekti. hayatımın belli bir dönemine kadar hep böyle yaptım zaten. Gözlerinin içine baktım beni bilsinler diye. Kadınlardan bunu bekledim. Birisi gelip 'evet, ben seni tanıyorum' desin diye bekledim. Ve o kadına aşık olacaktım. Ama sonra anladım ki böylesine insanlar yok. Olsalar bile kitap okumuyorlardı. Kimseyi tanımıyorlardı.

Kinyas ve Kayra, Hakan GündayKinyas ve Kayra, Hakan Günday
Hasan Gct 
25 May 10:46, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Seni anlıyorum" demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada...

Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 188)Kinyas ve Kayra, Hakan Günday (Sayfa 188)
53 /