Körlük

8,8/10  (160 Oy) · 
421 okunma  · 
145 beğeni  · 
3.946 gösterim
Körlük, 1998 yılı 'Nobel Edebiyat Ödülü' sahibi Portekizli yazar Jose Saramago'nun son yıllarda yazdığı en etkileyici kitap. Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşir. Körlüğü, başvurduğu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün kente yayılır; öldürücü olmasa da tüm ahlaki değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Ayakta kalabilenler ancak güçlü olanlardır. Koca kentte körlükten kurtulan tek kişi, göz doktorunun karısıdır. Portekiz'in yaşayan en önemli yazarı olan Jose Saramago, bu çarpıcı romanında körlük olgusunu bir metafor olarak kullanmış, basit imgelere, sıradan sözcük oyunlarına başvurmadan, yoğun bir anlatımla, anlatıcının ve kahramanların konuşmalarını ortaklaşa bir monologa dönüştürerek, kurgunun evrenselleşebilmesi açısından kişilere ad vermeksizin liberal demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız ortamı olağanüstü bir ustalıkla yaratmıştır. Çağdaş dünya edebiyatının bu ünlü adının öteki yapıtlarını da yakında Can Yayınları arasında bulacaksınız.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 1999
  • Sayfa Sayısı:
    368
  • ISBN:
    9789755109282
  • Orijinal Adı:
    Ensaio Sobre a Cegueira
  • Çeviri:
    Aykut Derman
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kaan Ö. 
 29 Mar 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

Kitap bir adamın trafikte durduk yere kör olmasıyla başlıyor. Daha sonra bilimsel açıklaması olmayan bu vakaların hızla artmasıyla durumun bulaşıcı olduğu anlaşılıyor ve hükümetin durumu kontrol altına alma çabaları sonuçsuz kalıyor. Devamında ise körlüğün bir kişi hariç herkesi ele geçirmesiyle ortaya çıkan kaosun neden olduğu olayları okuyoruz. Yazar körlük metaforu üzerinden yaptığı sistem eleştirisiyle okuru devlet otoritesi, hiyerarşi, düzen, kaos, bireysel ve toplumsal ahlak gibi konularda düşünmeye sürüklüyor.

Kitabı okurken yer yer William Golding - Sineklerin Tanrısı ve Albert Camus - Veba kitaplarından izler taşıdığını düşündüm. Kitabı oldukça etkileyici bulsam da, gerek dil gerekse derinlik olarak Veba'nın gerisinde kaldığını düşünüyorum.

Diyalogların sadece virgülle ayrılmış olması okurken biraz zorluk yaratabiliyor.

KeMâL 
16 Kas 2015, Kitabı okudu, 5 günde, 9/10 puan

Kitabın başlangıcı ve olayların temeli bir salgınla bütün kentin kör olmasına dayanıyor ama bu sadece bir araç olmuş. Yazar bütün değerler, yargılar, düşünceler, ilkeler, inançlar bir olay olur da yok olmaya yüz tutarsa ne olurun cevabını aramaya çalışmış.
İçlerindeki hayvanı ortaya çıkartmak için onları körleştirmiş ve bu salgını, normal olan körlükten ayırmak için de ona farklı bir ad takmış: Beyaz körlük.
Bunu yaparken hikayenin geçtiği ülke, yaşayan millet belli edilmemiş çünkü okuyucunun bir yargıya varması istenmemiş. Yine de her türlü insandan karakterler koyulmaya çalışılmış. Küçük bir çocuk da var yaşlı bir göz doktoru da, inançlısı ve inançsızı da. Karakterler sıfatlarla belirtilmiş. Gözyaşı yalayan köpek gibi. Bu yüzden her kesime hitap etmiş; evrenselleşmiş.
Anlatım ise okumaya alıştığımız türlerden biraz daha değişik. Öncelikle paragraf yok, romanlarda alışık olduğumuz konuşma çizgileri yok, noktayla biten cümleler nadir ve hep virgülle bitirmiş. Böyle olunca da okuyucudan dikkatli okuma istiyor kitap. Konuşmaların virgülle birbirinden ayrılması ve paragrafların fazla uzun olması başta kitaba alışmamı zorlaştırsa da alışınca kitabı okumak daha kolay ve zevkli oldu. Okurken öyle bir tokat yiyorsunuz ki yazmak için ille de gösterişe gerek olmadığını aslında yorulmadan bir hikayenin nasıl da güzel anlatılabileceğine şaşırıyorsunuz.
Onca felaketten sonra bile insanın asla vazgeçemediği şeylerin yemek yeme, dışkılama ve cinsellik gerekliliği olduğunu çarpıcı bir şekilde anlıyorsunuz. Bazen yazar bizimle konuşmaya başlıyor. Dikkatli okumazsanız neredeydim nereye geldim sorusunu sorabiliyorsunuz kendinize. Yine karakterlerin başına acaba ne gelecek, sonrasında ne olacak gibi sorular sorabildiğiniz için ve sizi biraz felsefe biraz bilgi gibi sürprizlerle karşılaştırdığı için okuma zevkli geçiyor. Sonu dışında bir distopya gibi.(1984 ,Fahrenheit451, Cesur Yeni Dünya) Son bölümde duygusallaştığımı da itiraf etmeliyim.
Son alıntım ile yorumumu bitiriyorum.
“Ne düşündüğümü söylememi ister misin, Söyle, Sonradan kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.”
Kesinlikle okunulup, ders alınması gereken bir klasik eser.

Mâsiva 
05 Şub 17:08, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitabın hakkını verebilecek bir yorum yapabilecek miyim bilmiyorum. Kitabın yarısına geldiğimde artık dayanamayacağımı düşündüm. Merakıma yenildim.
Spoiler içerir!..
Olay,trafikte bir adamın aniden görme duyusunu kaybetmesiyle başlar. Tüm kente yayılır. Hastalığın yayılmaması için körlerin akıl hastanesinde karantinaya alınması ile gelişiyor. Ne yazık ki burada yaşanılan kaosu yüreğim kaldırmadı ve bir çok kez kitabı bırakmanın eşiğinden döndüm.Sıkı denetimde olan karantina bölgesinde askerlerin ve yöneticilerinde kör olmasıyla serbest kalan kahramanlarımız yaşam mücadelesine başlıyor.
Doktorun karısına övgü dolu sayfalar yazsam yine de ona duyduğum hayranlığı anlatamam sanırım. Doktorun ve koyu renk gözlüklü kızın ihanetine bile sessiz kalıp yine onlara yardım edebilmiş (en üzüldüğüm yer) ve altı kişinin sorumluluğunu alabilmiş kocaman yürekli bir kadın.
Yazacak ve söyleyecek öyle çok şey var ki ama biliyorum kimse okumadan ne hissettiğimi anlayamayacak.
Okunması için yaş sınırlaması olması gerektiğini düşünüyorum.
Mutlaka okuyun derim.

Anıl 
20 May 14:24, Kitabı okudu, 9/10 puan

Jose Saramago, her ne kadar dünyanın sonunu körlük üzerinden getirmese de genel olarak umutsuzluk hissi ile kıyamet senaryosu oluşturmayı başarıyor. Kitabı okuduktan sonra bazı olaylarını kaç defa arkadaşlarıma büyük bir heyecanla anlattım hatırlamıyorum. Bilmiyorum dizi takip edeniniz var mı ama kitabı okurken, sık sık "Walking Dead" dizisinin bir sahnesini izliyormuşum hissine kapılıyordum. Sanırım kaos, açlık ve hayatta kalma temalarının ortak olmasından kaynaklanıyor.

Arkadaşlarıma büyük bir heyecanla anlattığım olaylardan, benim için en dikkat çekici olanını sizlerle paylaşmak istiyorum. Zaten kitabın kapağında da bahsedilen olay şöyledir; Araba kullanmakta olan bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşir, bu esnada başka bir vatandaş, kör olan adamın arabasını alır ve onu eve götürür. Vatandaş, kör olan adama, karısı gelene kadar kendisine eşlik edebileceğini teklif eder, fakat bu ana kadar körlüğün verdiği panik ile, kendisini eve getiren adama güvenip güvenemeyeceği konusunda tereddüde düşer ve adama teşekkür edip gitmesini söyler. Basit olarak anlatmaya çalıştığım olayda, gerçekten yardım etme amacı ile gelen vatandaş, kör olan adamın arabasının anahtarlarını istemediğini fark etmesi ile arabayı alarak gider. Velhasıl sorguladığım, içimizde barındırdığımız iyilik ve kötülük için bazı dürtülerin gerekli olduğudur ve bu dürtülerden sonra içimizde neyin (iyilik mi kötülük mü) ağır basacağını görürüz. Başka bir pencereden baktığımızda ise karanlık karanlığı doğurur şöyle ki vatandaşa güvenmeyip gitmesini söyleyen kör adam, farkında olmadan kendisine yardım eden vatandaşı, hızsızlığa teşvik eder.

Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
 12 Oca 15:24, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitapta insanların birden körleşmesi Franz Kafka' nın Dönüşüm' ünü, sonrasında salgının yayılmaması yönünde hasta ve şüpheli kişilerin akıl hastanesinde karantinaya alındıklarında ki maruz kaldıkları acı durumlar da Viktor E. Frankl' ın İnsanın Anlam Arayışı kitaplarını hatırlattı bana. Yazarın kitapta mekan ve isim belirtmemesi dikkat çekiyor. Kurgusu ve anlatımı ile okuyana oradaymış ve kitap kahramanlarından biriymiş hissi veriyor. Okuduğum süre içerisinde J.C. Watts' ın ''Kişilikli olmak, kimse görmediği zaman da doğru olanı yapmaktır.'' Sözü mıh gibi çakıldı hafızama, sonrasında da şu soru oluştu beynimde; İnsanlık, öz demi yoksa göz demidir? Okuyanın pişman olmayacağı güzellikte bir roman…

Selen Seyhan 
23 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 8/10 puan

Gözlerden uzakta insanın nasıl "çirkinleşebileceğinin" hikayesi. Hayata toplumsal kurallara karşı kendinizi sorgulamanızı sağlayacak bir kitap. Başkaları için mi giyiniyoruz? Başkaları için mi temiziz? Başkaları için mi insani yaşıyoruz? Kimse bizi görmese insanlıktan çıkar mıyız? Okurken gözünüzde çok güzel canlandırabiliyorsunuz. Filmi de var, ve bence diğer kitap uyarlaması filmlerle karşılaştırıldığında başarılı bile... Ama siz önce kitabını okuyun derim ben.

Kitabını okumadan önce filmini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Ama kitabı okumak filmini izlemekten katbekat daha iyiydi. Sadece bir hikaye değil, birçok şeyi fark ettiren -projektör misali- bir etkisi var. Bakan körler, bizler...

Şervan Berşan 
12 Oca 09:43, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

günümüz koşullarını, liberalizmi, kapitalizmi ve daha birçok olguyu ancak bu kadar dolaylı ama bu kadar başarılı anlatılabilir. kurgu müthiş. bazen olayları dibine kadar yaşarken, bazen de nereden nereye geldim diyorsunuz kendinize. beyaz körlük salgını yayılırken bir an kendiniz de bu salgına kapılacakmış gibi hisseder ve tüyleriniz ürperir. Onca felaketten sonra bile insanın asla vazgeçemediği birtakım şeyler... bakan körler bizler. kimsenin sizi görmediğini düşünün ve neler yaptığınızı düşünün. böyle bir durumda insan çoğu zaman insanlıktan bile çıkar. tıpkı kadınların kendi ve diğer arkadaşlarının yemek ihtiyaçlarını giderebilmek için çirkin işler yapılmasına zorunlu bırakılması gibi. ve bunu yapmaya mecbur olmaları. yani kadın bedeninin nasıl metalaştırıldığını vurguluyor. bir ilişki, biraz yemek... Ha bide makyajlı maskelere sahip olan biz insanları anlatıyor. //: bakan körler biz //

Ülkü Uçgun 
10 Eki 2012, Kitabı okudu, 10/10 puan

Trafikte kırmızı ışıkta kör olan bir adam ve bulaşıcı olan bu körlük hızla şehre yayılıyor...Bundan sonrasını merak edenler okusun.Nefis bir kitap...

NigRa 
18 Kas 11:04, Kitabı okudu, 6 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kitabın başlarında olayların sebebini çözmeye çalışıyorsunuz,sonra olaylar öyle bir hale geliyor ki nedenini unutup sonuç peşine düşüyorsunuz. Bir oyun oynarcasına bölümleri doktorun karısıyla birlikte tamamlayıp bir sonraki bölümde bakalım bu kısım nasıl sona erecek diye diye ilerliyorsunuz.

Başlarda kitap bir distopya gibi şaşkınlık,çaresizlik, öfke hakim sonlara doğru ise artık kaderi kabulleniş ve umutsuzluk hakim. Pek çok yerde,özellikle karantina bölümlerinde,bir şey olsun o talep gerçekleşmesin şeklinde bir beklentiyle ilerledim ama gerçekleşti maalesef. Duygular o kadar güzel işlenmiş ve betimlemeler öyle güzel yapılmış ki gözümü kapatsam betimlenen dünya gerçekmiş ve ben o dünyanın kahramanlarından biriymişim gibi tarif edebilirdim sokakları.

Kitabın tümünü ele alırsak insanın insanla ve insanın toplumla ilişkileri, değer yargıları,alışkanlıkları ve doğru yanlış kavramları sorgulanmış. Beyaz körlük salgınından yola çıkılarak neyi gerçekten yapıyoruz neyi başkalarının yargısı için yapıyoruz ayırt etmemiz istenmiş.

Kitabın bende ki versiyonu epey eski bu yüzden konuşma paragraflarının olmamasını buna yormuştum ama yorumları okuyunca kitabın orijinal halinin bu olduğunu öğrendim.Bu haliyle okurken bazen hangi cümleyi kim söyledi anlamak için geri dönüp okuduğum çok oldu. Bir de kör olmayan tek kişinin neden kör olmadığını da söyleseydi yazar keşke. Ben kendimce ahlaki yönden diğerlerinden daha üstün olmasına bağladım. Kibirden yoksun olması,başkalarının iyiliğini düşünmesi ve sürekli başkalarına yardım etmesi vs. Yine de bilmek güzel olabilirdi.

Sonuca bağlarsak kitabı anlatmak için ne kadar inceleme yazsak yetmez,kesinlikle harika bir kitap. Okuyun okutturun...

4 /

Kitaptan 153 Alıntı

Murat Sezgin 
 26 Tem 03:20, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kitaplardan öğrendiğimiz, daha çok da deneyimlerimizden edindiğimiz bilgilere göre, zevk için ya da zorunlu olduğu için erken kalkan biri, çevresindekilerin horul horul uyumasına öyle pek rahat katlanamaz.

Körlük, José Saramago (Sayfa 111)Körlük, José Saramago (Sayfa 111)
Murat Sezgin 
26 Tem 15:02, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz.

Körlük, José Saramago (Sayfa 233)Körlük, José Saramago (Sayfa 233)
Sadettin TANIK 
08 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Kurbanın kendi celladı üzerinde hiçbir hakkı yoksa adalet yok demektir.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Murat Sezgin 
25 Tem 09:25, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kendisine saygısı olan bir erkek, karşısına çıkan ilk kişiye özel yaşamını anlatmazdı.

Körlük, José Saramago (Sayfa 104)Körlük, José Saramago (Sayfa 104)

“Ve ağlama yeteneğimizin olması bizim için şanstır, gözyaşları çoğu kez bizi huzura kavuşturur.”

Körlük, José Saramago (Sayfa 113)Körlük, José Saramago (Sayfa 113)
Sadettin TANIK 
08 Eyl 2015, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Felaket herkesin başına aynı anda çöktüğünde bile bazı insanlar ötekilerden her zaman daha kötü koşullarda yaşar.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Nur-AL 
02 Eki 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

...ölüm geldiğinde herkes aynı körlüğe bürünmüş olacaktı.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Murat Sezgin 
26 Tem 10:43, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Komşuma gittim, utandım, evime döndüm, kendi işimi kendim gördüm.

Körlük, José Saramago (Sayfa 194)Körlük, José Saramago (Sayfa 194)