Küçük Şeyler 2 Suflörlü Yaşamlar, Tulumbacı Sendromu, Psikolojik Düğümler

7,4/10  (23 Oy) · 
125 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.353 gösterim
Bu kitapla hayata bakışınız değişecek!...

"Küçük şeyleri küçümsemeyin, fazla da önem vermeyin. Küçük şeylere hakkını verin. Küçük şeylere hakkını vermek, yaşama hakkını vermektir." diyen Üstün Dökmen çok satan bu kitabında da yine bizi yaşama karşı sağlam duruşun sırlarına götürüyor. Hemen her an duyumsadığımız ama farkında olmadığımız küçük sırlara...
(Tanıtım Bülteninden)
Harun Beşikci 
13 Nis 2015, Kitabı okudu, 5/10 puan

Birinci kitabı beğenmiştim ama ikinci kitapta hep bir zorlama vardı. katılmadığım konu fazlaydı. açıkçası pek beğenmedim. tabi kişiye göre değişir.

Kitaptan 17 Alıntı

Döngüsel 
 13 Oca 08:40, Kitabı okudu, 5/10 puan

"Bir süre önce Arnavutluk'a gitmiştim, merak edip sordum ve hayretle gördüm ki Arnavut kaldırımı ifadesini bilmiyorlar, pırasayı sevmiyorlar. Buyurun bakalım, bütün bunları, özellikle Arnavutların pırasayı sevdiklerini kim çıkardı? uydurdular tabii. Arnavutların pırasayı özellikle sevmediklerini bir konferansta anlatıyordum, dedesi Arnavut olan bir izleyicim elini kaldırıp şunları söyledi: "Baklavanın Arnavutça'sı bırassadır. Arnavutlar arada 'Ha mori bre bırassa olsa yemem' derlermiş. Bu ifade İstanbul'da 'Pırasa olsa yemem' şeklinde anlaşılmış ."

Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 24)Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 24)
Döngüsel 
17 Oca 22:45, Kitabı okudu, 5/10 puan

Dantele ve Mantıya Bir Başka Bakış Tarzı

Bir kadının bir kaşığa kırk mantı sığdırması, göz nuru döküp danteller işlemesi bir açıdan bakınca muhteşem bir şeydir, övgüye değerdir. Ama aynı olaya bir başka açıdan baktığımızda, acaba bütün bunlar, kadının enerjisinin sömürülmesi anlamına gelir mi, onu eve bağlamak için toplumun, bilinçli olmaksızın ortaya attığı zekice bir taktik sayılabilir mi türünden sorular geliyor akla. Kim bilir, belki evet belki hayır.

Eski Çin'de kız çocuklarına demir ayakkabılar giydirirlermiş. Bunun görünür sebebi ayakların küçük ve zarif olmasını sağlamakmış. Ama gelişmeleri demirle , sargılarla engellenen ayaklar hiç de güzel gözükmüyoır, kötü kaynamış bir kemik yığınına benziyormuş. Ayakları hu şekilde dumura uğratma*nın alttaki asıl sebebi, o sakat ayaklarla kendi başına evinden uzağa gidemeyen, evine bağımlı, gözaltında kadınlar ortaya çıkarmaktı muhtemelen. Acaba ı:mıntı ve dantel de, kendi içine kapanan, uzaklara bakamayan, okumayan, kendini geliştir*meye vakit bulamayan, bir anlam.da kibarca ayaklarına demir ayakkabılar giydirilmiş kadınlar mı üretti?

Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 51)Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 51)
Döngüsel 
17 Oca 00:18, Kitabı okudu, 5/10 puan

Diyelim ki çocuğunuz üç yaşında, misafirlikte eve dönmeye razı ettiniz, ancak içerden elinde ev sahibi çocuğun bebeğiyle geldi. Alıp götürmeye niyetli. Bu olaya birinci bakış tarzınız "Beni mahcup ediyor" şeklinde olabilir. Aynı olaya ikinci bakış tarzınız şu olabilir: "Misafirlik keyifli geçti, ayrılmak kaygı verdi, buradan bir ödülle/ganimetle gitmek ona iyi geliyor". Benzeri davranışı blz yetişkinler de sergiliyoruz. Bir uzak şehre, ülkeye gittiğimizde, gezimiz keyifli geçmişse, ayrılma saati gelnce kendimizi kötü hissederiz, belki de kaygımızı azaltmak için hiçbir zaman kullanmayacağımız bibloları, anahtarlıkları, kartpostalları, yağmalar gibi satın alırız. Bir açıdan bakınca bebeği götürmeye çalışan çocukların davranışları bizim bu davranışımıza benzemektedir.

Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 40)Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 40)
Döngüsel 
31 Oca 11:43, Kitabı okudu, 5/10 puan

Yazmakta olduğum tiyatro oyunlarından küçük bir bölü*mü televizyondaki Küçük Şeyler dizisine· koyduk.. Söz konusu bölümde satranç oynamakta olan bir karı korca arasında şu konuşma geçmektedir:

Erkek: "Hayatım, atını almak zorumdayım.'"
Kadın: ''Aaa, alma şekerim, ben onu seviyorum."
Erkek: ''Ama hayatım, atını almazsam bu oyun satranç olmaktan çıkar."

Bu noktada ben devreye girip "Eğer erkek atı almazsa, bu oyun satranç olmaktan çıkar ama aşk olur" diyorum. Evet, gerçekten bazen mantığın bittiği yerde aşk başlar.

Küçük Şeyler 2, Üstün DökmenKüçük Şeyler 2, Üstün Dökmen
Döngüsel 
18 Oca 22:44, Kitabı okudu, 5/10 puan

Birisi arkamdan bir ok atmış;
Ok bana değmemiş, yere düşmüş.
Ama sen o oku yerden aldın
Getirip benim kalbime soktun.

Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 76)Küçük Şeyler 2, Üstün Dökmen (Sayfa 76)
şule uzundere 
28 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Hayatınızın başlangıcından sorumlu değilsiniz ama finalinden sorumlu olacaksınız.

Küçük Şeyler 2, Üstün DökmenKüçük Şeyler 2, Üstün Dökmen
şule uzundere 
28 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Sokrates'in yönetimle arası açılmış, idama mahkum edilmiş. Rivayete göre, ölmeden birkaç saat önce vedalaşmak için eşi gelir yanına. Kadıncağız bu sırada ağlar ve,
-"Ah, bu kötü adamlar seni haksız yere öldürecekler." der
Sokrates ise karısına şöyle cevap verir:
-"Evet, haksız yere öldürecekler, haklı yere öldürseler daha mı iyiydi?"

Küçük Şeyler 2, Üstün DökmenKüçük Şeyler 2, Üstün Dökmen
şule uzundere 
28 Eyl 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Türkiye dünyada kadın profesör sayısı en fazla olan ülkedir ve dünyadaki toplam üç kadın yüksek mahkeme başkanı Türkiye'dedir.

Küçük Şeyler 2, Üstün DökmenKüçük Şeyler 2, Üstün Dökmen
2 /