9,5/10  (10 Oy) · 
21 okunma  · 
8 beğeni  · 
584 gösterim
“Ankara Çayı, bağrına şefkatle basıp muhafaza ettiği sivrisinek larvalarını usul usul kabuğundan salıyor, evlâd-ı haşerattan dokunmuş vızıltı pikesini, ana avrat sövmüşmüş sövmemişmiş hiç aldırmadan civardan geçenlerin burun deliklerine, kulak memelerine doğru sallıyordu. Şımarık şımarık bahar müjdesi vereceğiz diye uçuşan kavak pamukları, terli enselere, çıplak alınlara yapışıp kaşındırarak milleti illet ediyordu. Börtü böcek antenini sallıyor, kıllı bacaklarını sıvazlıyordu. Danaburnu topraktaki tohuma, uçuç böceği yapraktaki bite, tırtıl yaprağa, solucan toprağa saldırıyor, peygamber devesi alayına saldırıyordu. Çocuk yaşta beyaz bulutlar havai gökyüzünde uzun eşek oynuyor, kararsız tavırlarla kâh yavşayıp kıç kıça sokuluyor,
kâh gâvur görmüş gibi kopup birbirlerinden uzaklaşıyorlardı.

Bahar gelmişti.” Kün, yani ‘Ol’... Neleri neleri olduran bir roman, Kün. Ölülerin daha da ölebildiği -ya da tam ölemediği-, cami imamıyla ateistin birbirini ‘aydınlatabildiği’, köpeklerin (hem de Konya ağzıyla!) konuşabildiği, el kadar oğlanın kendisine el kaldıranı haşat ettiği bir âleme kapı aralıyor.

Şerefsizler şerefsizliğin gözüne vuruyorlar, ‘iyiler’ canını dişine takıyor,
feleğin zarı hepyek de gelse bir bakıyorsunuz altı kapı alıyor.
Sezgin Kaymaz, kendine özgü üslûbu ve hâlesiyle, yine eğlenceli ve
ürpertili bir hikâye anlatıyor. Anlattığı hikâyenin heyecanıyla anlatışın
neşesi yine birbirini coşturuyor.

‘Sıradan’ denen insanların ‘sıradan’ denen hallerinin ve dillerinin usta yazarı, Angara’nın kıyısına, rengâhenk bir Konya dekoru kuruyor ayrıca - Eski Konya. Eski taşra yaşantısı… Sezgin Kaymaz’ın gizemine, mizahına, olay örgüsüne, anlatıcılığına tutulanlar kadar, ‘yerliliğine’ de tutulanlar yok mu? Kün, her zevke yetişiyor, her şeyi olduruyor!
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    479
  • ISBN:
    9789750511547
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
utku köker 
28 Mar 09:15, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 9/10 puan

Üst metinde, konuşabilen (ama konuştuğunu-ne dediğini- çok az kişinin anladığı) "çok yaşlı" bir köpek, onun sahibi, aç gözlü mal mülk sahipleri gibi temel bazı karakter ve tiplerin olduğu, alt metinde ise mesnevi unsurlarıyla bezeli bir şekilde özelde Ankara'nın, genelde Türkiye'nin dönüşümünün insanların değişimi üzerinden anlatıldığı bir fantastik edebiyat eseridir. Ruhların rahat etmediği mezarlık ve bu ruhların huzur bulmalarına dek olan bitenler eserde yer yer tebessüm ettiren yer yer güldüren bir üslupla verilir. Mezarlık ve orada olan bitenler gibi fantazya unsurları aslında bize çok yabancı değil. Tolkien'in eserlerinden tutun korku gerilim türünün bir çok eserine kadar bir çok kaynakta rastladığımız bu tür mekanlar bize yerli edebiyatımızda Nazlı Eray'ın İmparator Çay Bahçesi'ni hatırlatır. Popüler kültür ile edebiyat arasında ince bir çizgide yürümek gerektiren bu mekanların ve diğer fantastik, gerçekçi, mizahi öğelerin Kün'de ustaca harmanlanmış olduğu söylenebilir. Başka eserlere göndermeleri ıskalamadan okunması gereken bir kitaptır ve salt üst metin yerine daha derinlere ulaşılması icap eder. Tiplerin neleri temsil ettiği, rüya imgelerinin analizi vb derken tartışmalara konu olması gereken bir Sezgin Kaymaz eseri. Üstada saygılarla..

Nejla GÜNEŞ 
14 Eki 20:55, Kitabı okudu, 3 günde, Beğendi, 9/10 puan

Konya ve Ankara arasında geçen, birbirinden çok farklı karakterlerin ütopik de olsa sanki gerçekmiş gibi sürükleyici bir anlatımla gelişen olayları sıralayan yazar, hikayenin sonuna doğru adı geçen tüm karakterleri bir potada toplayarak konuyu muhteşem şekilde bağlıyor ve sonlandırıyor. Ailesi tarafından kötü muamele gören on yaşında Ömer, evlatsız Hüdai Ağa ile kesişen yolları ve onlara yarenlik eden konuşan Konya'lı şivesiyle köpek Çeto. Mezarlarının yeri parsellenmek amacıyla değiştirilen ölüler , kötü kalpli hacı muhtara namazını türkü ile kıldırırsa ne olur? Çeto sahibine '' azcık çaya ekmek gatıvir, şeker goycenni age? '' gibi tatlı isteklerde bulunsa kahkahalarla güldürmez mi? Sevgi her sorunu çözmeye yeter mi? Her şey gördüğümüz gibi mi yoksa görmediklerimizin , duymadıklarımızın hayatımızdaki etkisi nedir? işte böyle konuları vb. harika okunası ve kendine has bir üslup ile anlatıyor yazarımız Sezgin Kaymaz. Çoğu yerde kahkahalarla güldüm abartmıyorum gerçekten güldüm yani. Bazı yerlerinde hüzünlere sarıldım. Tadından yenmez bir kitap kesinlikle tavsiye ediyorum, asla pişman olmayacaksınız.

Kitaptan 6 Alıntı

Mine 
30 May 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Bu da kaderin mantığıydı işte. Kendi hasretinin sebebi kendin oluyordun, başkası değil.

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 135)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 135)
Mine 
31 May 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

Dikkatli bakarsan, mucizenin şaşılacak bir tarafı yoktu esâsında. Hayat bir mucizeydi zaten. Geldiği gibi, olduğu gibi kabul edecek, debelenmeyecektin. Deliler deli değildi, mucizelere gözünü kapatıp "ben görmüyorum, demek ki mucize filan yok." diyen akıllılar deliydi.

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 156)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 156)

"Hayrı herkes misafir ederdi; zor olan şerri misafir etmekti."

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 131 - İletişim Yayınları)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 131 - İletişim Yayınları)

"Derde düşmeyenin burnundan uzak dururdu dermânın kokusu."

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 383 - İletişim Yayınları)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 383 - İletişim Yayınları)

"Hükmü yoktu zaman denen şeyin. Hükmü olmayan şeyin varlığı zaten anlamsız, varlığı anlamsız olan şeyin yokluğu zaten önemsizdi."

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 34 - İletişim Yayınları)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 34 - İletişim Yayınları)

"... Aşık adam yılmaz, canını sakınmaz, üzülme, utanma nedir bilmez. Degirmen taşının altına girmiş gibi ezilip unufak olur da 'bunaldım' demez. Aşık, aklını çöpe atıp 'Aşk bana yeter' diyen adamdır. Tahammül kelimesi yoktur onun lügatinde; tepeden tırnağa rızadır, kabuldür... Aşık budur kızım... Sen de bu musun? Başına bir sürü dert, illet gelecek bu saatten sonra ve sen tahammül etmeyecek, ' ne olacaksa o olur' deyip her geleni aşkın meyvesi gibi derecek, toplayacak, kucaklayacaksın... Son defa soruyorum; aşık mısın kızım?"

Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 69 - İletişim Yayınları)Kün, Sezgin Kaymaz (Sayfa 69 - İletişim Yayınları)