Kusursuz Cinayet

9,0/10  (1 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
424 gösterim
Bu, bir cinayetin -gerçekliğin katilinin- öyküsüdür. Ve bir yanılsamanın -yaşamsal yanılsamanın, dünyaya ilişkin temel yanılsamanın- yok edilmesinin öyküsüdür. Gerçek, yanılsama içinde kaybolmaz; bütünsel gerçeklik içinde kaybolan, yanılsamadır.

Eğer cinayet kusursuz olsaydı, cinayetin öğelerini sergilemeyi amaçlayan bu kitabın da kusursuz olması gerekirdi.
Ne yazık ki cinayet hiçbir zaman kusursuz değildir. Kaldı ki gerçeğin yok edilmesini anlatan bu polisiye kitapta, ne nedenler ne de katiller saptanabildi, ve gerçeğin cesedi de hiçbir zaman bulunamadı.

Bu kitabı yönlendiren düşünceye gelince, o da hiçbir zaman saptanamadı. Cinayetin silahı bu düşünceydi.
Her ne kadar cinayet hiçbir biçimde kusursuz olmasa da, kusursuzluk, adının da gösterdiği gibi her zaman bir suçla ilgilidir. Aynen kötülüğün şeffaflığı içinde, kötülüğü oluşturanın şeffaflığın kendisi olması gibi kusursuz cinayette de kusursuzluğun kendisi cinayettir. Ama kusursuzluk hiçbir zaman cezasız kalmaz: Kusursuzluğun cezası, onun aynen yeniden üretilmesidir.

Bu cinayette hafifletici nedenler bulunabilir mi? Kuşkusuz hayır, çünkü bunları her zaman cinayetin nedenleri ya da cinayeti işleyenler arasında aramak gerekir. Oysa bir cinayette bir neden ya da katiller bulunmamakta ve dolayısıyla açıklanamaz niteliğini mükemmel bir şekilde korumaktadır. Gerçek kusursuzluğu da buradan kaynaklanmaktadır. Cinayet bir kavram olarak ele alındığında, bunun, daha çok, ağırlaştırıcı bir neden olduğu tartışma götürmez.
Cinayetin sonuçları sürekli bir nitelik sunuyorsa, bunun nedeni, ne katil ne de kurbanın olmamasıdır. Eğer bunlardan biri ya da öteki var olsaydı, cinayetin gizi günün birinde ortaya çıkar ve cinayet süreci de çözülmüş olurdu. Sonuç olarak giz, katil ve kurbanın birbirine karışmasına dayanmaktadır. "Son çözümlemede, katil ve kurban aynı kişidir. İnsan soyunun birliğini anlamamız, ancak bu nihai eşdeğerliğin gerçekliğini tüm korkunçluğu içinde anlamamızla olanaklıdır. (Eric Gans) Son çözümlemede, nesne ve özne birdir. Dünyanın özünü kavramamız, ancak bu kökten eşdeğerliğin gerçekliğini tüm alaycılığı içinde kavramamızla olanaklıdır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2012
  • Sayfa Sayısı:
    192
  • ISBN:
    9789755392141
  • Orijinal Adı:
    Le Crime Parfait
  • Çeviri:
    Necmettin Sevil
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 4 Alıntı

İlk cinayetin efsanevi görünüşü\gizin biçimi
En önemli felsefi soru şuydu: "neden hiç değil de bir şey var?" günümüzde ise gerçek soru şudur: "neden bir şey değil de hiç var?"

Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 14 - Ayrıntı)Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 14 - Ayrıntı)

İstencin hayaleti
Yalnızca fizikötesi değil, fiziki düzen içinde de dünya, ne tür bir başlangıç söz konusu olursa olsun, daha baştan durmaksızın ortaya çıkıp kaybolur.

Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 20)Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 20)

Aşırılık, bizim aşırılığımız değil, dünyanın aşırılığıdır. Aşırı olan dünyadır, egemen olan dünyadır.

Kusursuz Cinayet, Jean BaudrillardKusursuz Cinayet, Jean Baudrillard

Ve gerçek bir dünyadan doğmaya yönelik tüm sorunumuz, aslında şudur: İnsan türünü, gerçek varoluşuna ve sonluluğuna ilişkin saptama ile ümitsizliğe düşürmemek.

Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 38)Kusursuz Cinayet, Jean Baudrillard (Sayfa 38)