8,8/10  (6 Oy) · 
14 okunma  · 
2 beğeni  · 
635 gösterim
Çağdaş Türk hikayeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen pek çok öykücüyü derinden etkileyen Rasim Özdenören, Kuyu'daki öykülerinde değişim, uyumsuzluk, yabancılaşma konularını hikayeciliğimizde ilk kez yerli bir bakış açısıyla ve bütün boyutlarıyla dile getiriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2008
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789753553926
  • Yayınevi:
    İz Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Selcen Çarkanat 
 03 Ara 20:42, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 9/10 puan

Rasim Özdenören'in okuduğum ilk kitabı ve çok geç kalmışım ne yazik ki. Okumadan önce gördüğüm yorumlardaki gibi gerçekten alışılmışın dışında çok özgün bir anlatımı var. Bu adamın kalemi bir harika dedirtiyor adeta. Her sayfası dolu dolu olan ilmek ilmek işlenmiş bir hikaye..
Birçok şey okuyucunun tasavvuruna bırakılmış. Ana karakterin düşüncesiyle birlikte sizi de düşünmeye itiyor, okurken birçok kez derin derin düşüncelerde buldum kendimi, defalarca okuduğum yerler oldu. Başlarda garip bir hikaye olarak ilerliyor fakat ortalara gelince kopuşlar başlıyor. Nefs muhakemesi için çıkılan yolda nefs adına çırpınışlar, mücedeleler ve yolun sonu.. "Kuyu"nun dibi, "kuyu"nun sonu.. Nasıl çıkılırdı kuyudan ?

Kafka T. 
18 Eki 13:30, Kitabı okudu, 8/10 puan

İki günümü dolduran kısa ama dolu bir Rasim Özdenören hikayesi Kuyu. Çok etkileyici bir anlatım var bu öyküde. Yer yer Aylak Adam'ın Bay C.si geldi gözlerimin önüne. Özdenören Hz.Yusuf'un düştüğü Kuyu'ya gönderme yaparak oluşturmuş bu öyküyü. Sanırım nefsi anlatmak adına kullanılabilecek en güzel metafor olsa gerek Kuyu. Arka kapakta yer alan şu sorular eşliğinde okuyorsunuz kitabı:
..Nefs, kendine zulüm uygulandığını ileri sürerek de bundan kendine pay çıkartmaya girişebilir. Bunlara rağmen kuyudan çıkması gerekiyor, öyle mi? Öyleyse ağırlıklarını bırakması mı gerekiyor? Ağırlıkları? Ağırlıkalrı ne olabilir? Bundan kolay ne var, ne olacak? Ağırlığı, bizzat nefsinden başka ne olabilir? Ama onu nasıl terk etmeli? Nefs terk edilebilir mi?
Öykünün baş karakteri Yusuf'un kendine yaptığı yolculuğu bir günah ağı içerisindeki sızlanmalarını, çırpınışlarını, gerçeği arayışını ve nefsi zorlayan günahların ağırlığıyla kendini sorgulayışını son derece farklı bir üslup ile aktarmış Özdenören. Gül Yetiştiren Adam'ından sonra Kuyu gerçekten güzeldi.

Yusuf ve onun kuyusu. Ve modern çağın Züleyha'sı Zeliha. Günah sızan bir hayattan kurtuluş için çıkığı yol, ve Kuyu'nun içinde mi dışında mı olduğunu anlayabilmek için yapılan mücadele. Hemen yanı başında duran köpeğin munis ifadesi.. Etkileyici..

Kitaptan 6 Alıntı

mütereddit 
23 Ağu 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Korkmadığını düşünüyor ve korkuyordu
Korktuğunu düşünüyor ve korkuyordu
Korku yoldaşı haline gelmişti nerdeyse

Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 83)Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 83)
Selcen Çarkanat 
02 Ara 23:05, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Birden, insansızlığın ne demek olduğunu kavramaya başlıyor sanki: insansızlık hayvanlaşmakla eş anlama geliyor olmalıdır. Bir hayvan kendi sürüsünün içinde bile yalnızdır. Çünkü onun, başkasına iletebileceği zihinsel bir birikimi varbulunmamaktadır. İnsansızlık demek..

Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 67)Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 67)
Selcen Çarkanat 
03 Ara 19:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Zulüm, bi şeye hakkı olan şeyi vermemektir! Nefs, kendine zulüm uygulandığını ileri sürerek de bundan kendine pay çıkartmaya girişebilir. Bunlara rağmen kuyudan çıkması gerekiyor, öyle mi? Öyleyse ağırlıklarını bırakması mı gerekiyor? Ağırlıkları? Ağırlıkları ne olabilir? Bundan kolay ne var, ne olacak? Ağırlığı bizzat nefsinden başka ne olabilir?

Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 87)Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 87)
mütereddit 
23 Ağu 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Otelleri ve onların odalarını ve odalardaki sevgilileri
sevgililerle geçmiş olan güzel zamanları kırık camları
patlamış lastikleri eğrilmiş gidonları bozuk dümenleri
şaşkın pusulaları yerinden kaymış kutup yıldızını venüsü
kendisini hep aldatmış olan venüsü venüsün çevresindeki kızıl ve yakut yeşili aylayı uyuşturucuyla renklendirilmiş otel uykularını
bütün bunları her şeyi ölümü ve ölümsüzlüğü sevişmeyi ve nefreti
arkasında bırakarak geçiyordu ömür...

Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 89)Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 89)
mütereddit 
23 Ağu 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Geceleri yatağına yattığında kalbinin atışlarına kulak veriyordu: kalbi, güçlü vuruşlarla, uzaklardan vurulan bir davul tokmağı gibi vuruyordu, fakat onun sürekli, bitmeden, durmadan nasıl vurabildiğine hayret ediyor, günün birinde bu vuruşlar duracak olsa ya da en azından şöyle bir durmayı denese bu duruşu nasıl önleyebileceğini bilemiyor, o zaman nasıl da aciz, umarsız bir yaratık olduğunu derinden kavrıyor, başı dönüyordu.

Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 15)Kuyu, Rasim Özdenören (Sayfa 15)