Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey

8,2/10  (5 Oy) · 
18 okunma  · 
6 beğeni  · 
634 gösterim
Mine Söğüt yeni romanında birbirinden ilginç insanları, tuhaf hayat hikâyeleriyle birlikte kapkara bir ortamda anlatıyor, hepsini Kara Yalı'da birbirine düğümlüyor: Kara Yalı'da gizlenen Madam Arthur Bey, eski fotoğrafların izinde romanını yazan Olcayto Ran, yangınların ve ölümlerin dilsiz kadını Maria, eski sevgili Keşşaf Hanuman, her şeyi bilen hayat kadını Nagehan, kimliğini arayan Şehnaz Hanuman, bütün cinayetlerin tek tanığı antikacı Kedileş, Kara Yalı'da kaybolmuş baba Ruhat Ran…
Kara Yalı'nın salyangoza benzeyen çıkışsız gövdesinde herkes kendine yeni bir hayat arar. Herkes kendi hayatından kurtulmak, olanları unutmak ister. Çılgınlıklarla dolu yalıda her şey birbirine dönüşür, herkes bir başkası olur…

Özetle;
Yazacağı yeni romanı için eski fotoğrafların peşine düşen Olcayto Ran, kendisini Madam Arthur Bey'in lanetli dünyasında bulur. Geçmişe gizlenmiş birçok cinayetin içinde kendi hayatının kayıp halkaları da vardır. Çocuklarını terk etmiş Nagehan'ın bildiği ama söylemediği sırların, çocukları ölmüş dilsiz Maria'nın suskunluğunun ve her şeyi bilen ama Madam Arthur Bey'den ölesiye korkan Kedileş'in anlattıklarının peşine düşen Olcayto, Kara Yalı'nın ölümcül labirentlerinde kaybolur.

"Madam Arthur Bey kötü kalpli bir şamandır. Zamanlardan zamanlara geçer. Her geçtiği zamanı yok eder. Onun hayatındaki yalanları uç uca ekleseniz, dünyanın etrafını defalarca dolanan ve onu ve sizi ve bizi ve hepimizi sıkarak boğan dev bir yılan olur. Madam Arthur Bey'in geçmişini bir deşseniz, bugüne kadar yeryüzünde ölmüş ne kadar insan varsa hepsini sığdırabileceğiniz dar ve derin, çok derin, uçurum gibi derin bir mezar olur. Hayata Madam Arthur Bey'in gözlerinden baksanız daha önce hiç görülmemiş renkler görür, korkarsınız. Etrafı onun kulaklarıyla dinleseniz inanılmaz sesler duyar, ürperirsiniz. Ve onun burnuyla koklasanız havayı, başınız döner, olduğunuz yere yığılırsınız. Onun tüm algıları diğer sıradan insanların algılarından şeytanidir. Ve hayatındaki her şey ama her şey diğer sıradan insanların hayatındaki milyarlarca şeyden daha kalabalık, daha cazip ve daha delidir. Kötüdür.
Bunları Olcayto'nun rüyasına giren büyük siyah bir kuş söylüyor. Kuş bunları söyledikten sonra kanatlanıp pencereden aşağıya atlıyor. Olcayto uykunun derinliklerinden ter içinde uyanıp pencereye koşuyor, camı açıyor, aşağıya bakıyor. Alacakaranlıkta, bomboş sokakta uzun boylu ve zayıf bir çöpçü, tahta saplı sarı bir süpürgeyle kocaman simsiyah bir kuş ölüsünü faraşa doğru itiyor."
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2010
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789750818486
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
A.ozden 
19 Mar 19:17, Kitabı okudu, Puan vermedi

''Kimim ben?''
İşte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. İnsan kim olduğunu sormaya başladığı an başkalaşır. Herkesten bambaşka olur. Kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. Ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. Dağları uçurur, ormanları yakar. Dünya bir gün aniden dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır. Ya da bu soruya verilen bir cevap. Münasebetsiz bir cevap.

Kitaptan 22 Alıntı

Dünya, telve lekeleriyle dolu dev bir fincan. Binalar devasa dağlar gibi. Her sokak kapalı, açık, uzun, kısa yolların işareti. Zaman dediğin üç vakte kadar, beş vakte kadar...Her siluet bir hayvana benziyor. Her hayvan bir şey demek için dev fincanın bir köşesinde öylece duruyor. Sırtında yüklerle, dertlerle, gözaydınlarıyla, müjdelerle... Hanelere aylar doğuyor, hanelerde güneşler batıyor.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine SöğütMadam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt
Çiğdem Aksoy 
30 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Neden anı sabitlemek ister insan? Neyi hapsetme arzusudur bu? Zamanı mı? O geniş, o sonsuz, o başlangıçsız, o tanrısal zamanı mı? Hiç anlayamadığı, anlayamadığı için de ölesiye korktuğu zamanı? Zapt etmek ister? İnsan? Neden? Bugününe, anına, yaşadığı hayata sahip çıkmayı beceremezken geçmişin elini kolunu bağlayarak, olmuş bitmiş geçmiş gitmiş bir anı durdurmanın anlamı ne? Madem tarih tekerrürden oluşuyor, madem geçmişten hiç ama hiç ders alınmıyor... İnsanın amansız arsızlığı.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 20)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 20)
Çiğdem Aksoy 
29 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Kimsesizlik sanıldığı gibi güçten düşürücü bir zafiyet değildir. Aksine insana güç verir. Nagehan yetimhanede büyüdü. Annesiyle babasının kim olduğunu hiç bilmeden. Çöplüğe terk edildiğini bilerek büyüyen çocuk, kim olduğunu düşünür?

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 13)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 13)
Çiğdem Aksoy 
31 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

"Hadi," diyor pencereye konmuş siyah bir kuş, "hadi bildiğin her şeyi yeniden hatırla. O cevapsız soruyu sor yeniden kendine. Tanrı kötülüğe neden müsaade ediyor? Sor ve cevap ver! Önce tanrı var mı onu söyle? Böyle bir hayatın tanrısı olabilir mi? Tanrı varsa iyi olabilir mi? Müşfik ve kollayan ve rahman ve rahim olabilir mi? Tanrı bizzat kendisi kötülüğü böyle şevkle ve zevkle doğuruyorsa, insan tanrıda neyi arıyordur? Kendi kötülüğünü onaylatmak için yarattığı bir efsanenin mükemmelliği yalanına sarılıp yaşayan insan, neticede neye varmak istiyordur?"

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 60)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 60)
Çiğdem Aksoy 
31 Ara 2014, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Yok'un yok olması için hiç olamaması gerekir, eğer bir şeyin yokluğunu düşünmeye başlamışsanız o artık vardır... diye düşünüyor. Umudun ne olduğunu düşünüyor. Umutsuzluğun ne olduğunu. Karşıtlıkları düşünüyor. Karşıtların aynı zamanda birbirini içerdiğini düşünüyor. İyi'yi ve kötü'yü düşünüyor. Ama bunu Madam Arthur bey'e söylemiyor. Söyleyemiyor. "İyi neden iyi olmayı seçer; kötü neden kötü olmayı? Bu iki tezat kavramın hangi tercihlerin neticesi olduğu üzerine düşünmenizi öneririm" demiyor. Susuyor.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 48)Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt (Sayfa 48)
Sinem 
 12 Ara 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

''Kimim ben?''
İşte yeryüzünün en tehlikeli sorularından biri. İnsan kim olduğunu sormaya başladığı an başkalaşır. Herkesten bambaşka olur. Kendi gibi olanlarla olmayanlar arasında savaşlar çıkartır. Ve ait olmadığı ya da ait olduğu kimliklerden silahlar yapar. Dağları uçurur, ormanları yakar. Dünya bir gün aniden dönmeyi durdurursa, müsebbibi bu soru olacaktır. Ya da bu soruya verilen bir cevap. Münasebetsiz bir cevap.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine SöğütMadam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt
yasemin 
17 Kas 2014, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Zaman çok geniş. Bizim derdimizde bu. O kadar geniş ki algılayamıyoruz onu. Bu büyüklük aklımızı karıştırıyor. Ne, ne zaman olmuştu ayırt edemez hale geliyoruz. Sanki içimizde bir zaman var ama dışımızda ki zaman sayısız. Bu zamanlar birbirleriyle kesiştiğinde mutluyuz, kesişmediğinde huzursuz. Bu bizi çaresizleştiriyor, ardından da hırçınlaştırıyor. Kendimize zarar verecek kadar hırçınlaştırıyor."

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine SöğütMadam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt
Sinem 
12 Ara 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Anlamak affetmektir. Siz anlayıp affedersiniz, onlar anlamadıkları için hep kinlenir. Affınız bile kinlendirir birilerini. Düşmanı çok bir derviş olursunuz. Dervişliğiniz diken olur düşmanı kanatır durur. Kanı gördükçe üzülürsünüz. Siz üzüldükçe dikeniniz sivrileşir. Yapayalnız kalırsınız. Anlayışlı ve üzgün ve yapayalnız.Simsiyah bir yalnızlıkta boğulur gider hüznünüz.

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine SöğütMadam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey, Mine Söğüt
3 /