Mahalle Kahvesi

8,2/10  (38 Oy) · 
160 okunma  · 
33 beğeni  · 
2.457 gösterim
"(!) Mahalle çocuğu, Sait'in hikâyelerinde bir iki tane değildir; birçoktur. Bunu, onun bu yaşa kadar değişmemiş mizacına veriyorum. Bence Sait Faik ne genç hikâyecidir, ne ihtiyar. Bence o, kırkını aşmış bir mahalle çocuğudur.

Ama sakın bu hükmü onu kötülemek için söylenmiş bir
söz sanmayın. Çocuk deyişim ona gençlikten daha genç
bir yaş biçişimden, mahalle çocuğu deyişim de onu, ekseri mahalleden yetişenler gibi, halktan bir insan, halka bağlı bir insan sayışımdan ileri geliyor.
-Orhan Veli Yaprak-, 1 Şubat 1950
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786053607182
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Rogojin 
 05 Oca 21:03 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Uzun zaman olmuştu Sait Faik okumayalı. Sait Faik'i çok seven bir arkadaşım var ve en çok sevdiği kitabı da bu. Özellikle bu kitabı seçmemin sebebi de bu arkadaşım oldu. Kitabı okurken arkadaşımı düşündüm, hatırladım sık sık, neden çok sevdiğini anladım kitabı, çünkü o da bir çok hikâyede üzerinden geçen nice seneye rağmen muzipliği, orijinalliği eskimemiş anlatıcımız yani Sait Faik kadar gerçekti, onun gibiydi işte, hayata o da öyle muzipçe bakıyordu, gülüyordu bir başkasının insanca debelenişlerine.

Kitap basılalı 67 sene olmuş. Bütün sokaklarıyla İstanbul eskimiş, yeni ahalisinin ucu bucağı görünmüyor, ve her gün birileri ölüyor, tekinsizlik hissi göklere dek ulaştı, geleceğimizden emin değiliz gibi hiç birimiz ve ama, işte, bu sayfalardan gözlerimize, ellerimize dökülen bunca satır ve kısık gözlerle bir adada hiç tanımadığı arkadaşının evine gitmeyi özleyen o Sait Faik aynı, değişmemiş, ve 67 sene sonra bile, kimi yerlerde gözlerim ıslanarak okurken, aynı şeyi düşünüyordum; insana, insanın yarasına, muzipliğine, kaybetmişliğine, ya da hülyâlarına böyle bakarken, böyle anlayışla ve sevecen bakarken, ve tramvay üzerinden geçsin diye raylara bağlanan bir fare için canını dişine takarak koşturan Sait Faik, bir müddet sonra çocuklara küfrederek hayvanı bırakırken kendi kaderine- ve yine son hikâyesinde insana son kez aldanan bir mağrur balığın hayatına bizi tanık ederken de, edebiyatın, seneler ne denli geçmiş olursa olsun, bir türlü kaybolmayan, eskimeyen bir damardan çağlıyor sesi ve bize de eskimeyen, solmayan, tadı bir türlü kaybolmayan bu akışa kendimizi bırakmak kalıyor. Çünkü, hakikaten de, bizim gibi, zayıfların, edebiyata sığınmışların başka çaresi yok. Sesi büyük büyük çıkanlardan değiliz hiç birimiz, çünkü sesi kısık, ve hikâyelerden birindeki o kambur gibiyiz, ya da otuz sene öncesi aşık olduğu kızı düşleyen o masum, ve kitabı yazarken artık yaşlanmaya başlamış Sait Faik gibi, kelimelerle dönüyor başımız. Bu ülkede, bu şehirlerde güvende miyiz artık, bir gün bir bombanın ya da kurşunun masum bedenimize neler yapabileceğini hayâl edemesek de akıl edebiliyoruz ve artık hiç bir şey bize imkânsız görünmüyor. Hayatımız boyunca hep beraber, elimizden geldiğince yaşamaya çalıştık hepimiz ve sevdiklerimizin arasına nice buram buram edebiyat kokan hayâli ama yine de gerçek arkadaşlar eklediksek de aynen Zeze gibi, Âdli gibi, Tsukuru gibi, ya da Gabriel gibi, ömür de geçti artık ve edebiyat bile hayatın ürkütücülüğünü yok edemiyor, çünkü her yanımızda hayâl edemeyen, edebiyat okumamış insanlar var, edebiyat kitaplarının tadını bilmeyen ve bir kitabın kokusunu hatıraya dönüştürememiş insanlar var, hayat sanki bir emirmiş gibi, klişelerle yaşayan ve buna hayat diyen insanlar var ve hepsi ölümüne öfkeliler ve hepimize haykırıyorlar. Oysa bizler, yani biz edebiyatı sevenler, yani biz edebiyata, kitaplara tutunup onlara gömülenler ve orada soluk alıp verenler, biz hakikaten başkalarının öfke ve nefretinin, haklı ya da haksız davasının kurbanları, hepimiz, olsak olsak bir cılız ama hakkaniyetli bir sesiz, ve bu insanlardan tek bir tanesi tek bir kez Sait Faik okumuş olsaydı elbet, bir kez olsun, başka türlü bakması için binbir sebebi olacaktı hayata her birinin, ama okumadı hiç biri, ve Sait Faik'in insan ve hayat sevgisi dolu sesi sadece bizim dünyalarımızda yankılanıp duruyor o yüzden. Sait Faik'in her hikâyesinde baktığı o insanlar şu anda yok dünyada, belki o muzip çocuk yaşıyordur kimbilir, ama diğerleri, hepsi ölüp gittiler; ama kalemi öylesine incelikli güzel anlatıyor ki sanki hepsi buradaydı okurken, ve bütün o güleçliğiyle, huysuzluğuyla insanlar, yokuşlardan aşağı ya da bir sandalda beklerken ümitle, veya çok eski bir zamanın kaygısıyla hatırlarken çok eskiden sevilmiş birini, gerçekten de sayfalarda canlanarak bize birbirine benzemeyen nice isim, görünüş ve sıfat altında o aynı, büyük damarın içinden hayatın çağlayarak aktığını haber veriyor. Edebiyat hayattır derken, bir abartı olamazdı bu, ve değil de zaten. İyileşmek için edebiyat gerek derken, asla abartmıyoruz ki hiçbirimiz, çünkü gerçekten edebiyat iyileştirir insanı, yaşadığımız ve artık günlük hayatımızın parçası olan bütün zulümlerin içerisinde direnmemizi ve ümit etmemizi sağlayarak edebiyat iyileştirmiyor mu bizleri? Yoksa şu an oturmuş yağmurun camlara vuruşunu dinleyerek bunları yazarken ben, yoksa ben kendi kendimi mi iyileştirmeye çalışıyorum bunca zamandır? Hastayım çünkü nicedir ve kırk beş yıllık hayatıma bir merhem gibi geliyor edebiyat, iyileştiriyor beni; edebiyat çünkü iyileştirir ve çünkü edebiyat gerçekten de hayattır. O yüzden, bu hayat dolu damardan kana kana içmek ve iyileşmek için, gecikmeden, Sait Faik'in bu yıllanmış ama zerre eskimemiş davetine mutlaka icabet etmeli..

Zafer KORKMAZ 
 20 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı bitirince Öykü nedir diye şöyle bir düşündüm...
İçimdeki ses hemen şu cevabı yapıştırdı.Öykü budur diye...
Yıllar önce okumuştum Mahalle Kahvesini.Günlerdir öykü okuma derdine düşmüş yüreğime ,su serpecek farklı bir kaç öykü kitabını denedim.Ama olmadı.Her birinin içinde onlarca öykü vardı belki ama,hiç birinin içinde benim öyküm yoktu.Bu çıkmazdan nasıl kurtulurum diye düşündüm,düşündüm,düşündüm...
Ve yüreğimi Sait Faik'in ellerine bıraktım.
Peki içimdeki o sese öykü budur dedirten neydi ?
Sait Faik Mahalle Kahvesindeki öylülerinde,alalade insanları,sıradan bir kahveci çırağını,hasta bir işsizi,yaşlı nur yüzlü bir hallacı...kendi benliğinde yaşatıp,onları kendisiymiş gibi o kadar güzel anlatır ki şaşırır kalırsınız.İstanbul'dan,Deniz'den,Burgazada'dan ve tabiattan bahsederken, karşısında muma dönmüş bir aşık edası geçekten büyüleyicidir.Çok doğaldır yazarken.Afili laflar ,uyduruk betimlemeler onun harcı değildir.Toplumsal sorunlar karşısında dertlenip, kimseye isyan etmeden içine dönüp kendisni hırpalar ama hiçbir zaman yaşama sevincini kaybetmez.Öykülerindeki her kahraman kendisi gibidir,kendidir hatta.Hoşlandığı bir kızı bile öykülerinde kendi dünyasına yakın bir kalıba sıkıştırır.Babasının vefalı müvezzi(gazate dağıtıcısı) oğludur o.Bazen bir balıkçı,bazen balıkçı ile derleşen martı,bazen de balıktır denizde...
Bir yıl sonra tekrar okumak için sözleştim kendisiyle.
Öykü severleri öykü tadında bir gün yaşamak için Mahalle kahvesine davet ediyorum.

cansu tekcan 
12 Kas 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Bitince Sait Faikle sohbet etmiştik az önce diyebiliyorsunuz çünkü öyle bi havası var. Hani arkadaşlarınızla oturursunuz masaya her konudan belki tanıdığınız her kişiden bile konuşursunuz ya hani böyle kuralsız illaki sonunu getirmeniz gerekmeden. İşte öyle rahat öyle samimi öyle bizden. Canım Sait Faik. Ne kadar naif.

Banksy 
05 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kısa ve öz öyküleriyle,, okuyucunun ilgisini çekebilmiş hoş bir kitaptı

Azize Akdemir 
 23 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Harika bir hikaye kitabı. Ben kendimi buldum bu kitapta. Sanki Sait Faik benim yasam içinde aslında farkında olup da, gözlemleyip de dillendiremediğim ya da dillendirip de yazıya dökemediğim olayları, gerçekleri ve duyguları sıkmayan bir üslupla anlatmış, betimlemiş. Yeni tanıyorum Sait Faik'i, anlaşılan o ki artık beğendiğim ve takip edeceğim yazarlar arasında yer kapmış durumda.

in vino veritas 
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Onun avare, başıboş bir hayat sürüşüne hastayım. Benim şu anki halim bu. Kendimi onun hikayelerinde görüyorum. Gerek ermeni balıkçı ve topal martı olsun, gerekse baba-oğul öyküleri olsun. Plajdaki ayna öyküsü de aynı zamanda müthiş. Çok beğendim. Bu adamı seviyorum. İyi okumalar dilerim..

ihtiyar 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yirmi iki öyküden oluşan bir kitap. Bazı öyküleri okurken haddimi aşarak bunu bende yazardım dedim. Bazılarını okurken hemen sözümü geri aldım. Halkın arasında yapılan gözlemler birer birer yazılmış sanki. Hani bunu bende yazarım dediklerime bakınca, İstanbul'da yaşamakta bir başka avantaj dedim kendi kendime. Bir sürü karakter ve hikaye her gün sokaklarda akıp gidiyor.
Orhan Veli Kanık bu kitabı tanıtırken Sait Faik için bir üniversitede edebiyat okutan ve bir gazetede makaleler yazan bir bayanın Sait Faik'in kahramanlarını, aşağı tabaka dedikleri, ayaktakımı dedikleri, halkın içinden seçmesini hoş görmediğinden söz ediyor. Ayrıca Orhan Veli Kanık Sait Faik hakkında derler ki: "Çok savruk. Yazdığını okumuyor. Bir yazar, okuyucunun karşısına çıkarken, kendisine biraz çekidüzen verir. Okuyucuya biraz saygı gösterir. Mecburdur buna." Sait Faik için söylenen sözlerin, galiba en haklısı bu. O savrukluğu Sait'te zaman zaman bende görüyorum. Bir cümlesini anlayabilmek için uzun uzun düşündüğüm oluyor; "Şu cümleyi şöyle kursaydı daha iyi ederdi..." dediğim oluyor. Oluyor ya, bir yandan da biliyorum onun ileri bir dil anlayışına vardığını.

Süreyya Can 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sait Faik beni kitabın içine soktu. Anlattığı kahramanlarda beni yaşattı resmen. O kadar bizden ki hikayeleri. Yaşama sevincimin kaybolmakla parlamak arasında git-gel yaptığı bir dönemde kendi karamsarlığımı, üzüntümü; kısaca hissettiklerimi bu hikayelerde bulmak öyle değişik bir duygu verdi ki bir solukta okudum kitabı. Yer yer gülümseten yer yer dumanlı hava sahası hissettiren bir kitap. Okumayanlar çok şey kaçırmış demektir :)

Fatma Nur DOĞAN 
 22 Haz 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

"Onun dünya nimetlerine dört elle sarılan yaşamak hırsını, şu dünyanın toprağını, suyunu, yemişini ve güneşini yudum yudum tadarken duyduğu yaşama sevincini düşünüyorum da, Sait Faik'siz edebiyat bana kasvetli geliyor." Sabri Esat Siyavuşgil
Kısa kısa hikayelerden oluşmakta olup ilk kez 1950 yılında yayımlanmış bir eser.

Kitaptan 61 Alıntı

Sergen Özen 
31 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Asalet insanlardan çoktan kalktı. Ama o tuhaf kelime ne tüccar evlerine, ne kasap, ne komisyoncu karılarına, ne lokantacı suratlarına, ne büyük apartmanlara, ne de büyük *r*spulara, büyük insanlara geçti. Asalet, ümitlerimize, hüzünlerimize, yalnız fakir insanların ümitlerine, facialarına gelip kondu. Onu ne okumuş suratlarında, ne kitaplarda, ne eşyada, ne de hareketlerde aramamalıyız beyhude.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Sergen Özen 
29 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üstü başı muntazam, hali tavrı pek şehirli birinin benden cıgara yakmasını sevmem. Neden derseniz, birçok adamdan cıgara yakmaya cesaret edememiştir bu adam da onun için... Halbuki, hiç de cesaret edilemeyecek şey değildir. Onlardan utanmıştır, benden utanmamıştır. Buna içerlerim doğrusu. Mademki, ayıp olmasa bile, hafifçe garip bir şeydir. Birçok insana yapılamayacak bir harekettir. Ben neden seçileyim? Buna karşılık, hiç düşünmeden, hesap etmeden yol soran köylü, saf, psikoloji ve fizyonomi cahili olanlardan hoşlanırım. Onlar sorsunlar. İçlerinde gizli, hesaplı düşünceler yoktur onların.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Muzaffer Akar 
31 Tem 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Düşünmek iyi değil, sıhhate muzurdur. Allah'ı bile düşünemezsin. Düşündünmüydü karşına onun namına iğrenç memurlar, nefesleri yırtık para kokan şairler, ölü bekleyen imamlar çıkar. Avaidini isterler.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 117)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 117)
Burcu karakoç 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitaplar, bir zaman bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler. Hayır, şimdi insanları kitapların öğrettiği şekilde sevmiyorum.

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Burcu karakoç 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün, kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere. Neredeler?

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Fatma Nur DOĞAN 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Çekilecek bir köşemiz olacak. Yatağımız olacak. Yorganı gözlerimize çekeceğiz. Belki bir deniz kenarı, bir ağaç altı, bir rüzgar, bir sessiz kahve, bir bardak çay, bir simit, bir dilim kaşar peyniri, bir yarım kilo şarap bulursak dost olarak bu en iyisi. Ama insan? Yok kardeşim, yok, insan bulamayacağız.
("Söylendim Durdum" adlı hikayesinden)

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 96 - YKY)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 96 - YKY)
Hatice Nur Özcan 
31 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Hani bazı çocuklar ısrarla bir fena hareketi yapmadıklarını iddia ederler. Hakikaten de yapmamışlardır. Ama yapmış gibi bir halleri de vardır. Yapmamış insanların tabiiliğini bir türlü alamazlar. İşte ben o çocuklardan biri gibiydim. "

Mahalle Kahvesi, Sait Faik AbasıyanıkMahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık
Fatma Nur DOĞAN 
22 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

...Hani bazı insanlar vardır, iyilik edersin. Bir edersin, iki edersin, üç edersin. Sonra edemeyecek hale gelirsin de elinden bir şey yapmak gelmez. O zaman bir de bakarsın ki, karşındaki sana düşman kesilmiştir. Hepimiz öyleyiz işte. Bütün iyilikleri, bütün dostlukları, tulumba gibi emeriz. Sonra dostluklar, iyilikler de kuyular misali kurur. İşte o zaman başlar pandomina, kocaman dedikodu.
("Söylendim Durdum" adlı hikayesinden)

Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 96 - YKY)Mahalle Kahvesi, Sait Faik Abasıyanık (Sayfa 96 - YKY)

Kitapla ilgili 1 Haber

İşte, Feridun Andaç’a göre gençlerin okuması gereken 10 kitap!
İşte, Feridun Andaç’a göre gençlerin okuması gereken 10 kitap! Edebiyatımızın usta ismi Feridun Andaç, “İlkgençlik çağında birinin iki şeye ihtiyacı var: iyi kitap/yazar ve sinema. Onu duygu yolculuğuna çıkarıp gezindirebilecek ve düşüncelere salacak kitaplar ve filmlerle buluşması, o yaş döneminde bunları okuyup izlemesi eminim ki yaşama çizgisinin belirlenmesinde etkileyici olacaktır.” diyor. Aşağıda, Edebiyat Haber okurları için seçtiği on kitabı bulabilirsiniz.