Mahpus Kayıp Zamanın İzinde - Beşinci Kitap

9,3/10  (7 Oy) · 
17 okunma  · 
6 beğeni  · 
740 gösterim
"Gerçeklik, meçhule giden yolda bir ilk adımdır sadece ve bu yolda pek fazla ilerlememiz mümkün değildir. En iyisi bilmemek, mümkün olduğunca az düşünmek, kıskançlığa en ufak bir somut ayrıntı sunmamaktır. Ne yazık ki, dış dünya olmasa da iç dünyamız bazı olaylar çıkarır karşımıza; Albertine gezintiye çıkmasa da, tek başıma düşüncelere daldığam zaman bulduğum bazı tesadüfler, bazen bana gerçekliğin küçük parçalarını sunuyordu; bu küçük ayrıntılar, tıpkı birer mıknatıs gibi, meçhulün bir parçasını kendilerine çekerler ve o andan itibaren, meçhul bize acı vermeye başlar." Kayıp Zamanın İzinde'nin bu cildinde anlatıcı, evine tutsak ettiği Albertine'e tutsak düşüp arzunun ve kıskançlığın girdaplarına dalarken okuru da peşinden sürüklüyor: sokak satıcıları, burjuvazi, Vinteuil Sonatı, sütçü kız, uyku ve düşler, Bergotte'un ölümü, Venedik arasında bir Paris... Girdaptan çıktığında ise iş işten geçmiş, başkahraman Zaman, perdeyi kapatmıştır bile.
  • Baskı Tarihi:
    2001
  • Sayfa Sayısı:
    402
  • ISBN:
    9789753639859
  • Orijinal Adı:
    La Prisonniere - A la Recherche du Temps Perdu
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Serinin beşinci kitabı. Evet çoğu bitti azı kaldı ama sorun ki seviniyor muyum? Hayır. Seriye bağlanmak ve her gün birkaç sayfa da olsa serinin cümlelerini okumak anlatılması çok güç duygular içeriyor benim için. Bu kitap ise seriye olan bağlılığımın sımsıkı bir hal almasını sağladı. Okuduğum her cümlesi bir altın değerinde. Art arda bir insan bu denli yüksek mertebeden cümleleri nasıl kurabilir diye düşünmeden edemiyor insan.
Proust’un kendini yıllar boyu bir odaya hapsedip bu seriyi öyle tamamladığını öğrendiğimde, insanlardan ve yaşamdan bu denli uzak kalmış bir insanın, hayatı böylesine iyi biliyor ve özetliyor oluşuna şaşırıp kalmıştım. Çünkü, Proust okuduğunuzda aslında hayatın kendisini okursunuz. Bunu daha önce de söyledim biliyorum ama bu nokta çok önemli benim için. Kimileri seriyi okurken çok sıkıldığını söylüyor, Fransız burjuvazi yaşantısındaki detayları okumayı gereksiz görüyor ama bana göre gerçek edebiyat tutkunları bu cümlelerde gündelik yaşantılarda fark edilemeyen ve bir eseri önemli kılan detayları yakalayacaktır, bundan eminim. Ben öyle okuyorum bu cümleleri. Yaşarken hissettiğim duyguları okurken buluyorum. Benim hislerimi Proust benden daha iyi açıklıyor. Bir aşk veya uyku Proust’un tarifleriyle yeniden vücud buluyor ve gerçeğin yerini alıyor. Hiçkimse onun kadar detaylı açıklayamayacak duyguları, bundan da eminim.
Gelelim kitabımıza. Serinin adının güzelliği inkar edilemez, bu kitabının adı da içeriğine en uygun şekilde seçilmiş. Sevdiğimiz insanı kaybetme korkumuz, onu hapsetme isteği oluşturur insanda. Bu dürtü ilkel tarafımıza hizmet eder. Proust da sevdiği kadını evine hapseder ve onu kimseyle paylaşmak istemez. Bunu da sevdiği kadının kendini mutlu etmiyorsa bile, kendisinden başka kimseyi mutlu etmiyor oluşundaki aldığı haza bağlar. Sevdiği kadını belki evinde hapseder ama bilmediği bir şey vardır; kendisi de bu marazi aşka hapsolmuştur. Mahpus ettiği şey kendi özgürlüğünü saklamaktadır. Yani mahpus edileni salsa kendisini en dipsiz kuyulara bırakmış olacaktır. Bunu yapamaz, ama bir yandan da karşısındaki tutsağın içinde bulunduğu durumdan rahatsız olur. Bütün bu olayların etrafında yaşananlar insana sevgiyi sorgulatır.
Proust’un yıllar boyu süren yazma macerasında sonlara geliyorken kaleme aldığı cümlelerin farklılığı yadsınamaz. Cümlelerdeki olgunluk okuyucuyu sarıp sarmalayan bir havaya sahip.
Proust’a göre büyük yazarlar hayatları boyu tek bir büyük eser bırakırlar. Onun neden böyle düşündüğünü başlarda anlayamamıştım ama şu an onu çok iyi anlıyorum. Yazarları büyük yapan, içlerindeki en büyük amaca hizmet eden yazıları kaleme almalarından geçiyor sanırım. Sonrasında yazdıkları yaşama tutunmalarına yardımcı olan birer çengel görevi yapıyor. Yazacak şeyleri bitince onlar için yaşam da bitiyor
Seride dikkatimi çeken bir başka konu da Proust’un seçtiği figürleri seçme nedenleri oldu. Araştırdım ve seride geçen sanatçıların gerçek hayatta yaşamadığını gördüm. Yazarın oluşturduğu iki ana sanatçı var; bunlardan biri ressam olan Elstir, diğeri de müzisyen olan Vinteuil. Proust zihninde oluşturduğu bu sanatçıların eserlerini öyle bir yorumluyor ki gerçekte böyle bir eserin varlığından söz edebiliyor insan neredeyse. Bu betimlemeler sayesinde kitabı okurken gerçek bir tabloya bakıyor veya sonatı dinliyor hissi oluşuyor insanda. Bu da yazarın sanata olan ilgisini ve sanat bilgisinin büyüklüğünü gösteriyor.
Seriyi okumak ve onun hakkında bir şeyler yazıyor olmak beni oldukça mutlu ediyor. Belki birileri yazdıklarım sayesinde Proust okumaya karar verir ve bu eşsiz bucaksız deryaya dalar diye bütün çabam. Ben seriye kaldığım yerden devam ederken sizlere iyi okumalar diliyorum.

Kitaptan 31 Alıntı

''Vücudumuz, sadece bacaklar, kollar gibi uzuvlardan oluşsaydı, hayata tahammül etmek kolay olurdu. Ne yazık ki, içimizde kalp adını verdiğimiz o küçük organı da barındırırız.''

Mahpus, Marcel ProustMahpus, Marcel Proust
arden 
03 Ara 2014, Kitabı okudu, 9/10 puan

"Biraz derinliği olan her tensel cazibenin ardında, sabit bir tehlike vardır."

Mahpus, Marcel ProustMahpus, Marcel Proust

İnsan ancak ulaşılmaz bir şeyleri içinde barındırmasından ötürü peşinden koştuğu, sahip olmadığı bir varlığı sevebilir.

Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 373 - YKY)Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 373 - YKY)

Aşk belki de bir heyecanın ardından ruhu sarsan çalkantıların yayılmasından başka bir şey değildir.

Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 18 - YKY)Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 18 - YKY)

Hep şaka yollu söz ettiğimiz şeyler, genellikle aksine, canımızı sıkan şeylerdir, ama sıkıntımızı belli etmek istemeyiz ve belki de ayrıca, bu konuda şaka yaptığımızı duyan kişi doğru olmadığını düşünür diye gizli bir umut da taşırız.

Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 29 - YKY)Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 29 - YKY)

Ölüm kelimesini kolaylık olsun diye kullanırız, oysa ne kadar çok insan varsa, yaklaşık o kadar çok sayıda ölüm vardır.

Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 191 - YKY)Mahpus, Marcel Proust (Sayfa 191 - YKY)
4 /