9,0/10  (5 Oy) · 
30 okunma  · 
5 beğeni  · 
561 gösterim
Jean de La Fontaine(1621-1695):Halk, eski mitoloji ve hayvan hikayelerinden beslenen masallarıyla türün öncü yazarlarından olan La Fontaine, 1668'den 1694'e yirmibeş yılı aşkın bir sürede yayımladığı iki yüzü aşkın masalla günümüzde de her yaştan okurun ilk masalcılarından biri olmayı sürdürmektedir.

Sabahattin Eyüboğlu (1909-1973), Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
(Arka Kapaktan)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2006
  • Sayfa Sayısı:
    536
  • ISBN:
    9789754589610
  • Çeviri:
    Sabahattin Eyüboğlu
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 28 Alıntı

Sevda 
 07 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Çalış, alın teri dök.
Bundan iyi sermaye yok.

Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Bir beladır sarmış dünyayı:
Ne günahlar işlenmiş ki Tanrı kızmış,
Salmış yeryüzüne vebayı.
Adı batasıca, bir geldi mi
Geldiği gün doldurur cehennemi.
Hayvanlar başlamış bir bir tutulmaya.
Her tutulan olmuyormuş ama, Kötüymüş hepsinin hali. Ölüm dayanmaya görsün kapıya, Kim çıkar karın doyurmaya? Tadı kalmamış etin kemiğin: Ne kurt kuzu arıyormuş artık Ne tilki tavuk.
Kumrular bile sevişmez olmuş, düşünün!
Aşk olmayınca da dünyayı neylersin?
Aslan toplamış milleti, -Dostlarım, demiş;
Bu veba, Tann'nın bir cezası bizlere:
Kimin günahı çoksa kurban edilmeli;
Tanrı öfkesi yatışmaz başka türlü.
Tarih boyunca hep böyle olmuş:
Bir can feda etmiş kendini
Bir can kurtulmuş.
Gelin, sorguya çekelim kendimizi;
Yalan dolan yok;
Hatır gönül sayma yok;
Ne mal olduğumuzu koyalım ortaya.
En suçlu benim belki de, olur ya!
Şu pis boğazım yüzünden
Az mı koyun yedim ben?
Ne günahı vardı biçarelerin?
Hadi koyun yenir diyelim, çoban yenir mi, çoban?
Ben yedim.
Alın canımı, feda olsun, olsun ama, Herkes de söylesin bakalım ne yaptıysa. En suçlumuz ölmeli ki Hak yerini bulsun.
- Sultanım, demiş tilki; Bu kadar iyilik de olmaz ki,
Yakışır mı size böylesine yumuşamak. Yok yere kendinizi kötülemek? Sizin koyun yemeniz mi günah? Fesuphanallah!
İyilik etmişsiniz, şeref vermişsiniz
O aşağılık, o sünepe, o budala yaratıklara!
Çobana gelince:
Haddini bildirmişsiniz gereğince. Hayvan gütme de ne oluyor yani? Bizden üstün mü sanıyor kendini? Tilki bunları der demez Dalkavuklar alkışa boğmuş ortalığı. Gayrı hoş görünmüş herkese Kaplanın kaplanlığı, ayının ayılığı. Şirretlere gün doğmuş; En azgın köpeğin bile Bir evliya olmadığı kalmış. Sonunda eşek söz almış:
- Bir gün, demiş hiç unutmam, Papazların çayırından geçiyordum. İn cin yok, acıkmışım;
Otlar öyle taze, öyle yeşil... At bir dil, dedi şeytan.
Hakkım yoktu, biliyorum, ama gel de dayan: Bir dil attım...
Sen misin bunu söyleyen, yüklenmişler eşeğe. Bir kurt, sözde okuryazar, çıkmış kürsüye:
- İşte, demiş, içimizdeki şeytan! Üstümüze lanet yağdıran budur,
Bu uyuz, bu baldırı çıplak, bu mendebur...
Kurt coşmuş, kanıt manıt ne gerekse bulmuş,
Eşeğin bir lokma suçu sehpalık olmuş.
El âlemin otunu yemek ha?
Yalnız ölüm temizlermiş bu cinayeti...
Ve eşek boylamış cenneti.
Sarayda akla kara
Böyle çıkar ortaya: Zorlu ne yapsa eyvallah, Yoksul ağzını açsa günah!

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 245)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 245)
Gülnar Rehimli 
27 Ara 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hiçbir becerisi olmayıp sadece diline, gırtlağına güvenenler hiçbir şey yapamazlar. Sadece bağırdıkları ile kalırlar.

Masallar, Jean De La FontaineMasallar, Jean De La Fontaine
Sevda 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Görgüsü olmayan ne görse şaşar.

Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Değirmenci, Oğlu ve Eşek

İki şairimiz, Malherbe ve Racan, Baş başa kalmışlar bir gün. Aralarında açık konuştukları için:
- Sana bir şey soracağım, demiş Racan; Sen görmüş geçirmiş adamsın,
Hayatı benden iyi bilirsin. Benim artık karar verme zamanım. Ben kimim, nem var, ne işe yararım? Bunları senden iyi bilen yoktur.
Ne dersin? Gidip taşrada mı yerleşsem? Orduya yahut saraya mı girsem? Her şeyin acı tatlı tarafları var; Kimi insan savaşta rahat eder de Evinde karısıyla rahatı kaçar. Bıraksalar ne yapacağımı bilirim. Ama dört yanı da memnun etmek lazım: Ailem ne der, saray ne der, halk ne der? Hepsini düşünmek ister.
- Boşuna! demiş Malherbe gülerek, Önce şu hikâyeyi dinle,
Bir yerde okudum geçenlerde: Bir değirmenciyle oğlu varmış. Adam çok yaşlı, oğlu daha çocuk. Çocuk dersem, on beş on altı yaşlarında.
Baba oğul pazara gidiyorlarmış Eşeklerini satıp bir yenisini almaya. Eşek dinç görünsün, para etsin diye Bağlayıp ayaklarından bir direğe Baba oğul sırtlarına almışlar eşeği. İlk gören basmış kahkahayı:
- Bunlar, demiş, eşek şakası yapıyorlar, Ama eşeğin eşeği olmuş kendileri. Değirmenci bakmış, adamın hakkı var: Çözmüş, indirmiş eşeği yere.
Eşek anırıp belli etmişse de Taşınmaktan çok hoşlandığını, Aldırış etmemiş ihtiyar. Bindirmiş oğlunu eşeğe, Deh! diye vurmuş sırtına sopasını. Üç köylüye rastlamışlar yolda, En yaşlısı bağırmış delinkanlıya:
- Yuf be! Utanmak yok mu sende? Ak sakallı baban yaya,
Sen eşeğin sırtında, keyfinde. Onu bindirip sana yürümek düşer. Adamlar haklı, deyip değirmenci, İndirmiş oğlunu kendi binmiş eşeğe. Üç genç kıza rastlamışlar bu sefer;
- Koca moruk! demiş bir tanesi; Yazık değil mi zavallı delikanlıya? Sersem, papa mı sanıyor kendini? Koca öküz eşekte, çocuk yaya!
- Kız, git işine, demiş değirmenci; Öküzlük ne gezer bu yaşta, bende? Ama bakmış içerleyen içerleyene, Almış delikanlıyı terkisine.
Biraz sonra başka yolcular, İkisini birden alaya almışlar:
- Yuf! demişler; insaf yok mu sizde? Zavallı eşek ölecek neredeyse!
Emektar bir hayvana yapılır mı bu? Postunu mu satacaksınız pazarda? Anlamış sonunda değirmenciyle oğlu: Herkesin dediğini yapmak boşuna. Ama, haydi demişler; inat etmeyelim; Bir de bunlarınkini deneyelim. İnmiş eşekten, başlamışlar yürümeye. Bir başkası başlamış alay etmeye:
- Hoppala, demiş; bu da yeni moda: Eşek önde boş, değirmenci arkada. Anlamadık: Kim eşek, kim sahibi? Alın sırtınızda taşıyın bari!
Bir türkü vardır Üç Eşek diye, Tam size göre.
- Doğru, demiş değirmenci; ben bir eşeğim; Eşek olmasam uyar miydin sizlere?
Ama bundan sonra ne derseniz deyin Beni ister beğenin, ister beğenmeyin; Canım nasıl isterse
öyle yaparım. Öyle yapmış, sonunda herkes de beğenmiş.
Bana sorarsan dostum, böyledir bu iş:
İster Mars çeksin seni kendine,
İster Venüs, ister kral!
İster savaş, ister seviş,
İster taşraya git, ister burada kal!
Ne yapsan bir şey söyleyecekler elbet;
Bırak söylesin millet!

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 93)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 93)

Bir dağ gebeymiş, Ha doğurdu, ha doğuracak. Öyle bir yaygara koparmış ki Yer yerinden
oynayacak. Duyan görmeye gelmiş bebeği. -Bir şehir doğuracak, demişler; Bir şehir ki Paris
köy kalır yanında. Oysa dağ doğura doğura Bir fare doğurmuş.
Bu masalın sözü yalan,
Ama özü doğru.
Ortalığı gürültüye boğan
Gebe şairler yok mu?
Öylesi var ki dağdan beter,
Büyük büyük laflar eder:
Bir yaman destan yazacakmış,
İçinde devler tanrılarla savaşacaklarmış.
Yazmasına yazar,
Ama ne çıkar içinden, çıka çıka:
Hava cıva!

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 190)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 190)
Sevda 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Atalar dememiş boşuna:
Her kötülük bir iyilik getirir.
Başka türlü nasıl gelir
Budalaların aklı başına?

Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

- Dur diyor yine eleştirici;
Bir bozukluk var bu son kafiyede...
Daha zengin olmalı, olabilirdi bence.
İyisi mi yeniden yapın bu iki dizeyi.
Hay kör olası eleştirmen,
Biraz susar mısın artık sen!
Ne diye kesersin masalımı?
Ne hallere düşerim bilmem,
Sana kendimi beğendirmek istersem.
Zevkin fazla inceldi mi yanarsın
Hiçbir şeyin tadına varamazsın.

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 52)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 52)
Sevda 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

Ah aşk, aşk, sana bir kapıldı mı insan,
Aklı gitti gider başından.

Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Masallar, Jean De La Fontaine (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Tilki,Sinekler ve Kirpi

Ormanların eski serserisi, Açıkgöz, hinoğluhin tilki, Yaralanmış bir avcı kurşunuyla, Bir bataklığa dar atıp kendini, Yatmış zavallı, çamura; Kan revan içinde kurtarmış postu. Kan kokusu alır da durur mu Sinekler, o kanatlı sömürgenler: Hemen aç kurt gibi üşüşmüşler, Yaralı tilkinin üstüne.
- Bak şu tanrıların işine, Demiş tilki; -Olacak şey mi bu? Bunlara mı yem olacak pisipisine, Ormanların en kurnaz oğlu? Tilki eti yemek ne haddine
Bu zıpçıktı mendeburların?
Kuyruğum, ne güne duruyorsun?
Kovsana şu pisleri;
Gitsin öküz eti yesinler bari.
O çevrenin bir kirpisi,
Ve benim masalların yeni bir kişisi,
Tilkiyi kurtarmak istemiş
Bu açgözlü milletin şerrinden.
- Komşu, demiş; merak etme; Ben kurtarırım seni bu aç sürüden. Bırak, şişe geçireyim hepsini.
- Aman bırak; eksik olma, demiş tilki; Bırak yesinler doyasıya,
Yiyemez olacaklar neredeyse.
Bunlar gitti mi daha açları gelir,
Onlar da sömürdü mü yandığım gündür.
Dünyada sömürgen mi ararsın, dolu! Kimi saray, kimi kanun adamı. Bu sinekli masalı Aristo insanlara uygulamış Her memleket böyle olagelmiş, Hele bizimkinde çok denenmiş: Milleti en az kimdir ısıran Karnı en çok doymuş olan.

Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 502)Masallar, Jean De La Fontaine (Sayfa 502)
3 /