Meleğin Mısraları

8,5/10  (2 Oy) · 
6 okunma  · 
5 beğeni  · 
517 gösterim
Dışardaki insanlar kendi öz dinamikleri ile psikolojik ve biyolojik olarak yaşlanırlar. Ama zindanda yaşamak sadece biyolojiktir. Psikolojik olarak cezaevine girdiğin yaşta kalıyorsun. Zindana adım atmanla birlikte psikolojik yapın donuyor. Aradan on yıl, yirmi yıl geçse de psikolojik olarak cezaevine adım attığın yaşta kalıyorsun. Biyolojik olarak büyüyor, olgunlaşıyor ve yaşlanıyor, fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak yerinde kalıyorsun. Yani cezaevinde yaşlanmak bile kendi doğal seyri içinde gelişmiyor... Doğadan, toplumdan koparılmışsın. Suni ve sanal bir yaşamın kalıpları içine hapsedilmişsin. Ölmüyorsun, ama yaşamıyorsun da. Yani yaşamadan yaşlanıyorsun.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2010
  • Sayfa Sayısı:
    354
  • ISBN:
    9789944222594
  • Yayınevi:
    Aram Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ebedin Altınkaynak 
15 Tem 22:33, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 8/10 puan

Kitabın olay örgüsü örgütün şehir içi yapılanmasıyla başlıyor. Bu faaliyetler kapsamında yapılan bir akşam toplantısında kitabın asıl kahramanları Erdal ve Ruken tanışırlar. Erdal ve Ruken arasında zamanla duygusal bir birliktelik olur. Ancak Erdal uzun süre ''ya aşk ya da devrim'' ikileminde kalmıştır. Erdal ve Ruken bu karşılıklı duygularını zamanla şiirle dile getirmişler.
Erdal, Ruken'in ona yazdığı şiirleri pantolununda yaptığı zulada saklamıştır hep. Ruken'in yazdığı bu şiirleri kutsal bir muska gibi hep yanında taşıyacaktı. Erdal kendisini uğursuzluktan korusun diye adına '' Meleğin Mısraları'' diyecekti.

Daha sonra bir arkadaşının itirafları sonucu Erdal tutuklanıp cezaevine giriyor. İtirafçı olması için cezaevinde işkencelere maruz kalıyor. Bu işkenceler sırasında bile Ruken'in ona yazdığı şiirleri yanında taşımayı başarmıştır.

Kitaptan 7 Alıntı

Gülşen 
29 Nis 20:31, Beğendi, Puan vermedi

Her din kendi çağının devrimidir. Devrimleri koşullayan sosyal, ekonomik ve politik gereksinimlerdir. Dinler böyle bir ihtiyaçtan doğarlar. Ve insanlık tarihinde önemli bir yeri tutarlar. Fakat burada şu sonucu çıkarabiliriz. Çıkış ne kadar ilerici olursa olsun, zamanla kendini reforme etmeyen tüm toplumsal hareketler ihtiyaç olmaktan çıkar, gerileşir ve ilerlemeye ket vurur. Hristiyanlık; "Dünya dönüyor" diyen Bruno'yu yakmış, matbaayı yasaklamıştır. Zerdüştlük; Maniyi öldürtmüştür. İslamiyet kadınları kara çarşafa hapsetmiş, Fundamantalizmi, fanatizmi geliştirerek, doğuyu bin yıl geriletmiştir.

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran
Gülşen 
09 May 17:21, Beğendi, Puan vermedi

Tüm çiçekleri tek tek koparabilirler ama baharın gelişini engelleyemezler...

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran
Gülşen 
29 Mar 13:50, Beğendi, Puan vermedi

Bir tplumun ne kadar geliştiğini ölçmek istiyorsan, kadının gelişmişlik seviyesine bak.

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran
Gülşen 
09 May 17:18, Beğendi, Puan vermedi

Hiçbir umudun ateşi, hiçbir amacın asaleti, hiçbir ideolojinin derinliği, hiçbir yüreğin sıcaklığı, ölümün soğukluğunu; ürperten, donduran, dehşete düşüren soğukluğunu bitiremez, çünkü ölüm sinsidir, kalleştir ve hep erkendir. Bin yıl sonra gelse de her ölüm erkendir.

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran
Gülşen 
29 Mar 13:53, Beğendi, Puan vermedi

Dilin aşkı yorumlaması aydınlatıcı olur ama dile düşmeyen aşk daha aydınlıktır.

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran
Gülşen 
24 Mar 00:21, Beğendi, Puan vermedi

Beş dakika içinde mutlak olarak öleceğini bilen bir insan, o beş dakikalık zaman dilimi içinde neyi düşüneceğine neyi hissedeceğine karar veremez. Sadece nasıl öleceğine karar verebilir, cesur ve gözü pek olarak mı, yoksa ölüm karşısında zavallılaşan bir korkak olarak mı?

Meleğin Mısraları, Mahmut BaranMeleğin Mısraları, Mahmut Baran