Mesnevi Cilt 4-5-6

9,0/10  (1 Oy) · 
17 okunma  · 
2 beğeni  · 
661 gösterim
Türk-İslâm dünyasında Kur’ân’dan sonra en çok okunan, okutulan, müfredattan hiç çıkmayan, sık sık çevirileri, şerhleri yapılan bir dünya başyapıtıdır Mesnevi.

İçindeki konu çeşitliliği, çağrışım yoluyla yazılan ve iç içe geçmiş hikâyeleri, felsefî sonuçları, âyetlerden, hadislerden, kelâm-ı kibâr denilen büyük insanlara ait sözlerden alıntıları, bunların şerhleri, üç büyük dinle ilgili olarak anlatılan olaylarla, ele alınan meselelerle bir kültür ansiklopedisi, bir başka deyişle dinler tarihi ansiklopedisidir Mesnevi. Mânâ yönü ağır bastığı için de bu şaheserin bir başka adı “Mesnevî-i Ma’nevî”dir.

Dünyanın belli başlı bütün dillerine çevrilmiş sekiz asırlık bu dev eser her gün artan bir ilgiye mazhar oluyor. Mesnevi üzerine Türkçe’de ve dünya dillerinde gün geçmiyor ki yeni bir kitap, yeni bir çalışma çıkmasın ortaya.

Mevlana’yı en iyi ancak elimizde doğru, aslına en çok yaklaşan bir çeviri varsa anlayabileceğimiz düşüncesinden hareketle, Türkçe’de ilk defa, Farsça asıllarının Latin harfleriyle yazılmış halini yan sayfada vererek, bütün Mesnevi’yi nazım olarak yayımlıyoruz.

Kitaptan 4 Alıntı

Ahmaklar Mecnun’a dediler ki:
- Leyla pek o kadar ahım şahım güzel biri değil. Bu şehirde nice güzeller var ki; Leyla onların ellerine su bile dökemez. Ay yüzlü binlerce kız varken, niçin ömrünü şöyle biri için heder ediyorsun? Gel vaz geç, bunların içinden bir- ikisini seç sana alalım onları. Dertlerinden kurtulursun böylece!..
Mecnun dedi ki:
- Sûret testidir, güzellik ise şarap… Allah, bana O’nun sûretinden şarap içirmektedir. Halbuki; onun testisinden size sirke verdi de, perdeledi. Allah, bir testiden hem zehir verir, hem de bal. Onu; buna veren de Allah’tır, bunu; şuna veren de… Testiyi görürsün ama, şarap doğru olmayan göze görünmez, ancak ehli olan görebilir… Zehir yılana gıdadır da, başkasına derttir, ölümdür!.. Her nimetin, her mihnetin sureti bana cennettir ama, ona cehennemdir!… Şu halde; gördüğümüz her şeyde,hem gıda vardır, hem zehir. Fakat her göz bunu göremez. Bak şimdi, açın kulaklarınızı da iyi dinleyin: Yusuf’un sureti güzel bir kadehti. Babası o kadehten neş’e şarapları içerken, kardeşleri zehir içtiler de kinleri arttı. Zeliha!… şekerler yedi, aşktan sarhoş oldu .. Kadeh aynı kadeh!.. Kimine neş’e, kimine kin, kimine de aşk sundu.
Testi bu boyuttur, zahir alemidir… Şarap, gayb alemi.
Ey zatı gizli, ihsanı duyulur Allah’ım!… Sen su gibisin, biz değirmen taşına benzeriz, Değirmen taşının ıstıraplarla dönüşü, suyun varlığının tanığıdır.
Sen yel gibisin, biz toz gibi… Yeli gizlersin de tozu meydandadır.
Hani dağdaki çoban vardı ya!…
- Ya Rabbim!… Seni arayan çobana gel!… Gel de gömleğindeki bitleri ayıklayayım, kırayım. Çarığını dikeyim, eteğini öpeyim … diyordu ya !.. Kimse aşk ve muhabbette ona eş olamazdı , fakat; Allah’ı tesbih etmeyi, O’na söz söylemeyi bilmiyordu. Aşkı gökyüzüne çadır kurmuştu da, köpeğe benzeyen can; o çobanın çadırı önünde bir köpek kesilmişti. Allah aşkının denizi coşunca; onun gönlüne vurur, senin de kulağına!…

Mesnevi Cilt 4-5-6, Mevlana Celaleddin-i Rumi (Sayfa 269272)Mesnevi Cilt 4-5-6, Mevlana Celaleddin-i Rumi (Sayfa 269272)

Başına gelen sıkıntıdan şikayet etme. Az ağla, çok sabret. Çünkü sabır, darlığın, sıkıntının anahtarıdır.

Mesnevi Cilt 4-5-6, Mevlana Celaleddin-i RumiMesnevi Cilt 4-5-6, Mevlana Celaleddin-i Rumi