0,0/10  (0 Oy) · 
15 okunma  · 
1 beğeni  · 
470 gösterim
Hatırımıza düştün, hatırına düşür bizi. Sevdik seni, sevindir bizi. Uzaktayız, yakınına vardır bizi; yandık pınarına, kandır bizi. Sıcak yaz günlerinde yaş dalların titreyişi gibi yandır bizi serin kuyulardan; koyu gecenin yıldızlarına karşı uyandır bizi derin uykulardan. Gözyaşı değil, nice demdir gözümüzden akan; belki eriyip biten ruhumuzdur damlayan!.. Geç kalmış aylara ve yıllara inat, kadehinden içelim artık gül şarabını, çölde yitmiş çaylara ve yollara inat gerçeğinden seçelim şimdi gül serabını… Gül sözleri edelim çok çok, ve gonca sükûtu az az. Gül düşleri görelim gül gecelerinde, Gül'ün aşkını derelim gül hecelerinde. Gözü sürmeli ile ağlayanın arasına gül serpelim, güle yeminler edip. Gönülleri yıkayalım gül suyuyla. Gönüldendir şikâyet kimseden feryadımız yoktur.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2004
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9789758950065
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Ölüm... Acı olduğu kadar mecbur, ürkütücü olduğu kadar alışılmış, aykırı görüldüğü denli doğal ve kovulmak istendiğince kucaklanmış. Hayatla birlikte var; insanla birlikte yok.

Mir'at, İskender PalaMir'at, İskender Pala

Emeklerimizi başkaları giyiniyor ya; ve parmak uçlarıyla ak renklerimiz çiğneniyor ya, sevginin yokluğundan ve isyanın çokluğundandır hep.Zenginliğimiz içinde fakir, ilim çağında cahil isek bundandır.

Mir'at, İskender Pala (Sayfa 74)Mir'at, İskender Pala (Sayfa 74)