7,6/10  (5 Oy) · 
33 okunma  · 
7 beğeni  · 
582 gösterim
Guy de Maupassant, Avrupa gerçekçiliği içinde önemli bir yer tutar. Onun öykü kişileri Korsikalı haydutlardan Fransız orta sınıfına, oradan da soylu sınıfın sınırlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede yer alır. Köpeğine duyduğu derin bağlılıkla sonunda aklını yitiren bir bahçıvan; dünya güzeli karısı elinden kaçmasın diye üst üste yedi çocuk doğurtan kocanın içine düştüğü açmaz... Bütün bu öyküler. Maupassant'ın ölüm, mutluluk, doğa ve kültür üzerine görüşlerini aktarmasına olanak verir.

Mutluluk: Maupassant öyküleri karşımıza ani ve sürprizli gelişmeler çıkartarak bizi şaşırtırlar.
  • Baskı Tarihi:
    2003
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    6053541509
  • Çeviri:
    Semih Atayman
  • Yayınevi:
    Bordo-siyah
  • Kitabın Türü:
Aykut 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Dünyadaki dört büyük öykücüden (Çehov, O. Henry, Poe ve Maupassant) üçünü okumuş, geriye okumadığım yalnızca Guy De Maupassant kalmıştı, Mutluluk ile onu da okumuş bulundum. Maupassant'ın yeri bende Çehov kadar özel oldu diyebilirim. Yazarı uzun zamandır okumak istemiştim fakat fırsat olmamıştı. Gerek kütüphanede geçen seferinde gördüğüm ve bir dahaki sefere almayı kafama koyduğum kitabının yerinde olmaması gerekse de mevcut okuduğum kitapları bitirememem bunda etkili oldu. Mutluluk'u kütüphanede, rafta gördüğümde dünyalar benim oldu.

Maupassant'da beni çeken özel bir yan vardı. Kitabın arka kapağında da bahsedildiği gibi yazar "hüzünlü bir gözlemci" rolü yüklüyor biz okurlara. Mutluluk'daki hikayelerin çoğu hüzün içeren öykülerdi. Ama bu rolü yalnızca duygusal anlatımla yapmıyor Maupassant. Hikayenin gidişatı daha en baştan belli ediyor kendini. Ama bu da ölçülü bir şekilde oluyor elbette. Hikayenin başında dramatik ve hüzünlü olaylar biraz biraz başlarken sonlara doğru işler öylesine karışıyor ki bir hüzün dalgasına kapılıyorsunuz. Bu dalgayı okura yansıtmak elbette ki kolay değil. Mesela bir öykücü, hikayesini nerede bitireceğini çok iyi ayarlamalıdır. Aksi takdirde hikaye okuru sıkabilir ya da beklentileri minimum halde iken öykünün bitmesi onu boğabilir.

Maupassant bunu çok iyi ayarlamış. Bir hikayeyi öyle bir noktada kesiyor ki, okur ister istemez öykünün vermiş olduğu duygusal akıma kapılıp gidiyor. Kendisi olay hikayecisi olduğu için öykülerinde bir devamlılık söz konusu değil. Yani öykü bittiğinde, olaylar okurun kafasında devam etmiyor. Fakat bu Maupassant'ın eksik bir yönü değil tabii ki; bu onun tarzı. Olay ve durum hikayeleri bu açıdan kıyaslanmamalı bana göre, ikisi de ayrı bir zevki yansıtıyor.

Maupassant'ın diğer bir yönü de betimlemelerindeki ustalık. Hocası Flaubert'in betimleme üzerine öğütlerine bağlı kalan yazar bunu zamanla öyle iyi bir dereceye getirmiş ki insan onu okurken ayrı bir zevk alıyor. İki aşığın gözyaşları ya da batan bir güneşin resmedilme anı öyle özgün bir dille betimlemiş ki okurken hayran kaldım. Elbette ki biz okurlara verilen "hüzünlü gözlemci" rolüne bu özgün betimlemeler de katılınca anlatım çarpıcı bir hale geliyor. Bu sayede de hikayelerin doruk noktası da mükemmel ayarlanmış. Üstte de bahsettiğim gibi hikayenin doruk noktasında içinize yepyeni duygular giriyor; bazen hüzün, bazense de neşe. Dolayısıyla her hikayeden sonra diğer bir hikayeye hemen başlayamıyorsunuz. Bu duyguların ağırlığı sizi bir süre onları sindirmeye zorluyor.

Maupassant'ın hikayelerine bir bütün olarak bakılmalı bana göre. Çünkü kimi öykülerinde ayrıntıya fazla yer verilmemiş. Dolayısıyla olaylar ve verilmek istenen duygular tüm hikayeye yayılmış. Bu açıdan bir bütün olan öykülerinin çoğu gereksiz ayrıntılarla kirlenmemiş desem yeridir. Bunun nedeni belki de Maupassant'ın öyküleriyle okura vermek istediği olgular. Okura kimi duyguları yaşatmak istemiş zannımca. Bu duygular genellikle hayattaki olaylar karşısında içimizde yeşeren ya da çürüyen duygulardan ibaret. Kısacası hayatın duygusal anlamdaki gerçekliğini öykülerinde gayet etkili bir şekilde yansıtmayı başarabilmiş bir yazar Maupassant.

Her öyküsünün sonundaki o duygu yoğunluğunu deneyimlenizi kesinlikle öneririm. Şahsen bundan sonra Maupassant dendiği zaman benim aklıma hikayelerindeki doruk noktaları gelecek. Bu deneyim bir nevi hayatın kendisi; kendi hayatınızı, başka hayatlardan yansıtıyor size Maupassant.

Beytullah Ömer DUMLU 
10 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı elime aldığım da uzun bir hikayeyle karşılaşacağımı zannediyordum.Oysa yirmiye yakın kısa öykülerle karşılaştım.Çoğu güzel ders verici öykülerdi.Ama bazı öyküler günümüzden çok uzaktı.Bunun da sebebi değişen şartlar insanoğlunun ilerlemesidir.Beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum.Yazarın dili çok akıcı öyküler hemen bitiyor.Sıkılsanız bile diğer öyküye geçiyorsunuz.Güzel bir kitap herkesin okumasını isterim.

Kitaptan 4 Alıntı

Beytullah Ömer DUMLU 
10 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ölüyor.Bu kelimenin ne demek olduğunu anlıyor musunuz?Bu varlık,artık hiç yok ve asla var olmayacaktır.

Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 152)Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 152)
Aykut 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sauvage içini çekti:
"Her savaşta mutlaka bir galip, bir de mağlup vardır. Bu bir hayat mücadelesi."
Morissot acı acı güldü:
"Ölüm mücadelesi demek daha doğru olur."

Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 69 - Bordo Siyah Yayınları)Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 69 - Bordo Siyah Yayınları)
Beytullah Ömer DUMLU 
10 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Evlilik,tüm özgürlükleri,bağımsızlıkları silmek,ortadan kaldırmak anlamına gelebilir mi?

Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 108)Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 108)
Aykut 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Mezarlık
Yaban gülleriyle dinç, kara servileriyle süslü bir yerdi burası; insan etiyle beslenen muhteşem, hüzünlü bir bahçe.

Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 34 - Bordo Siyah Yayınları)Mutluluk, Guy De Maupassant (Sayfa 34 - Bordo Siyah Yayınları)