Nuhun Gemisi Bu Diyar Baştan Başa 1

9,8/10  (6 Oy) · 
29 okunma  · 
4 beğeni  · 
668 gösterim
"İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde."
-Yaşar Kemal-

"Türk umumi efkarından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal'in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı."
-Hüseyin Cahit Yalçın / Ulus, 6 Eylül 1953-
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2003
  • Sayfa Sayısı:
    214
  • ISBN:
    9789750807008
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 10 Alıntı

M.Ali BARAN 
22 May 13:26, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Akşamüstleri Tünelden Taksime doğru sol kaldırımdan yürürseniz, gözünüze dalgın, siyah gözlüklü, yüzü kederli, ama müthiş kederli - yüzündeki keder besbellidir, elle tutulacak gibi, yüzü donup kalmıştır-, pantolonu ütüsüz, ağarmış saçları kabarmış bir adam çarpar. Bu adamın, bu Beyoğlu kalabalığı içinde bir hali vardır ki ( daha doğrusu her hali) size bu koskocaman şehirde yalnız, yapayalnız olduğunu söyler. Bu neden böyledir? Orasını kimse bilmez… Bazı adam vardır,insan yüzünde sırf hınç, kin okur. Bazısında gurur, bazısında neşe, bazısında bayağılık, aşağılık… Bu adamın üstünden başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama, Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız.
Bu adam hikayeci Sait Faiktir

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)
M.Ali BARAN 
22 May 22:28, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bir gün, aklımda kaldığına göre bir pırıl pırıl, cam gibi parlayan sonbahar sabahıydı,ona Kadıköy iskelesinin kanepelerinde rastladım.
''Ne var ne yok Sait?'' dedim. ''Hikaye yazıyor musun?''
''Yok'' dedi, ''yaşıyorum''

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)
M.Ali BARAN 
23 May 12:33, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Dünyanın hiçbir yerinde Diyarbakır karpuzu büyüklüğünde karpuz elde edilmiyor. Niçin Diyarbakırda da başka yerde değil? Bu bir sır mı? Yok böyle bir şey. Burada kime sorarsan sor, karpuzcu olsun olmasın, bu karpuzların nasıl ekildiğini size söyleyiveriyor.
Biri şöyle anlattı, ama bu karpuzcu. İnce kuru yüzlü, yanağında şark çıbanı izi olan.
‘’Gardaş,’’dedi,‘’ karpuz ekilecek kumluk iki türlüdür. Birincisi suyun işgal edip de, yazın çekildiği yer. Buna kılıç derler. Ötekide asıl Dicle kenarları. Karpuz kılıç denilen yerde daha iyi olur. Karpuz ekilecek yer dümdüz çakıllı olmalıdır. Ama ufak çakıllı. Burası iki kürek boyu uzunluğunda, yani bir buçuk metre, iki kürek ağzı genişliğinde, yani yarım metre su çıkıncaya kadar kazılır. Kazılan yere kuyu derler. Kuyunun, biri başucunda, biri ayak ucunda iki yastık bırakılır. Yani bu yastıklar su çıkmamış topraktır. Yastıklara üçer tane fide dikilir. Ekildiğinin ikinci gününde yanmış, yani eski hayvan gübresiyle gübrelenir. Bir hafta sonrada hayvan ve güvercin gübresi kumlu mille karıştırılarak verilir. Bu zaman içinde kuyunun içindeki su kurumuştur. Birkaç sefer daha gübre verilir. Tamam. Kırk günü say. Karpuz olmuştur. Dağ gibi. İnan beğim senin kadar olmuştur. Aha böyle böyle.’’

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 13)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 13)
M.Ali BARAN 
19 May 14:32, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Gözleri yaşarıyor. Her şeyi gördüm de, türlü türlü ağlayanları, sevda için, keder için, ölüm için ağlayanları gördüm de, umudun insanları ağlattığını ne görmüşlüğüm, nede duymuşluğum vardır.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 69)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 69)
M.Ali BARAN 
22 May 13:25, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kadar paslı. İlk bakış da böyle ya, insan aldanıyor. Sonra yavaş yavaş ayılıp ısınıyor Diyarbakıra, Anlıyor ki iş böyle değil. Bu şehir kılıf içinde….

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 9)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 9)
M.Ali BARAN 
19 May 14:31, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ta İstanbul dan Antebe…. Tam üç gün! Çekilirmi? Yorgunum. Oturduğum yerde gözlerim kapanıyor.
Orta Anadolu'nun şehirlerini, kasabalarını birer birer geçiyoruz. Orta Anadolu toprağı bir başka toprak. Bu toprağa bakınca insan dertleniyor, kederleniyor. Bir karış boyundaki ekinlerin arasında iki kat olmuş kadınlar görünüyor. Bu kadınlar,yolmaya çıkan kadınlardır. Çalışmaları dişle, tırnakla topraktan rızk çıkarmaktır.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 127)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 127)
M.Ali BARAN 
23 May 13:21, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

İhtiyar Kürtçe söylüyordu. Kadın erkek bütün köylüler de başımıza toplanmış, merakla bizi dinliyordu.
‘’ Amca şimdi söyle, biz Nuhun gemisini bulabilirmiyiz?’’
Yaşlı, seyrek,ak sakallı zayıf yüzü küçücüktü. Gene sustu. Uzun zaman sustu söylemedi. Israrla gözlerine bakıp, bekliyordum.

‘’Bulamazsınız,’’ dedi.
‘’Neden?’’
‘’Bulamazsınız işte’’
‘’Gemi bu dağdamıdır?’’
‘’Bu dağdadır.’’
‘’Çürümemişmidir?’’
‘’Çürümemiştir.’’
‘’Öyleyse neden bulamayız?’’
‘’Bulamazsınız sizlere gözükmez.’’
‘’Şimdiye kadar gören olmuş mu?’’
‘’Çoook!’’
Sonra çoştu:
‘’O gemi kıyamete kadar çürümez. O gemiyi yalnız günahsızlar, sabi çocuklar, evliyalar görebilir. Abanoz ağacından yapılmıştır. Sular çekilirken geminin durduğu yer hala bellidir. Mıhtepe yakınlarında bir düzlüktür. O yerin bir tonluk, iki tonluk, on tonluk bir kayasını alıp Van gölüne atın batmaz, aynen vapurlar gibi yüzer. Boşuna aramayın… Bu gavurlara gemi size gözükmez.’’
‘’Sen gördün mü’’ dedim,’’ gemiyi?’’
‘’ Ben gördüm ya, bir çoban vardı bizim… Evliya çoban. O,gemiyi her zaman görürdü. Gemiden kopardığı bir parçayı yanında gezdirirdi. Kapkara bir parçaydı. Her Hastalığa, ağrıya, sızıya iyi gelirdi. Sonra çoban kayıplara karıştı. Nuhun gemisine binmiş gitmiş derler.’’

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 182)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 182)
M.Ali BARAN 
 23 May 13:23, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bu Ahuri köyü lanetli köydür.
Neden öyle?
Öyledir diyor.
Bir taşın üstüne oturup ilave ediyor:
Ahuri lanetlidir. Bundan yüz yıl önce, tam yüz yıl önce Ahuri de bir ağa varmış. Ağanın kızına çoban aşık olmuş. Ağa, Ağa değil bir Allah'ın gazabı… Kızı çobana aşık…Koyunlar kuzular, Ağrı, cümlesi bu aşka tanık… Ağada nedense bu aşkı duyar duymaz çobanın derisini yüzmeleri için adamlarına emir verir. Bütün köy ağanın adamı. Düşerler çobanın peşine…Çoban kaçıp ağrıya sığınır. Ama bütün köy çoluk çocuk çobanın peşinde. Ağrı çobanı saklar Kız da çoban öldürüldü diye deli divane, dağlara düşer. Bir zaman gelir, çoban aşkının ateşinden duramaz olur. Sevgilimi bir sefer göreyim de öyle öldürsünler der. Bir gece köye gelir. Gelir görür ki,ne görsün köy yerinde yok. Kızda köyün yerinde dolanıp durur. Buluşup ağrıya giderler,muratlarına ererler.Çoban gene çobanlık eder.

‘’İşte bu ,Ağrının öfkesidir. Ahuriyi lanetlemiş, kocaman bir toprak parçasını, çobana zulmeden köyün üstüne göndermiştir. Ağrı öfkelenmesin bir kere… Ağrı bir yeri lanetlemesin … Elinden kurtuluş yok Ahurinin yerinde ot bile bitmez..’’

İhtiyarın anlattığı hikayenin aslı var. O yanlarda bu olayı herkes biliyor ve söylüyor. Bir toprak kayması sonunda yüz evlik Ahuri köyü, bir gece bütün insanıyla, hayvanıyla toprağa gömülmüş… Şimdi Ahurinin yeri kel bir tepeden, kılıç gibi keskin bir sırttan ibaret…

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 181)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 181)
M.Ali BARAN 
19 May 15:15, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Şoför otomobili durduruyor.
‘’İşte Ağrı’’
Bıyık altından da bir de gülüyor.
‘’Bey, sen bu dağa mı çıkacaksın?’’
Yüreğime bir korku düşüyor.‘’Sahiden ben bu dağa mı çıkacağım’’ Ama elden geldiği kadar belli etmiyorum.
Dünya üstüne ikinci bir dünya gibi oturmuş dağ! Dünya ağırlığı altında eziliyor gibi… Ağrının cümle ağırlığını sırtımda duyuyorum.
Çekine çekine:
‘’Kısmet diyorum’’ Bu sefer şoför çokça gülüyor.
Gülüp:
‘’Hayırlısı…’’ diyor.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 178)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 178)
M.Ali BARAN 
19 May 14:30, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Yaz gelip pirinçlerin dibi göllenince… Yaz gelip de sarı sıcak çökünce… Yaz gelip de Çukurova kaynar kazana dönünce… Dönünce yavrum… Pirinç tarlalarından gara bulut misali sivri sinekler sökün edince… Gör o zaman Çukurova insanının halini. Hal değil irezillik yavrum.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 139)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 139)