Oblomov

8,9/10  (123 Oy) · 
319 okunma  · 
112 beğeni  · 
3.816 gösterim
İvan Aleksandroviç Gonçarov, Oblomov'u otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen, odacığında oturan silik bir kahraman olarak yarattığında, aslında roman tarihinin en ünlü kişilerinden birine can veriyordu. 19. yüzyıl başlarında, çalışkan modern insan idealinden önce, Rusya'nın köle sahibi kırsal soylu sınıfı tarafından aylaklık hâlâ makul ve değerli bir amaç olarak görülürken Oblomov vardı. Miskin, dikkatsiz, meraksız, düş kurma ve oyalanmaya düşkün Oblomov... Yine de ona hayran olmamak imkânsız. Hayatın hep dışında ve uzağında kalan Oblomov, okurların gözünden asla kaçmayacak, gitgide insana dair belli bir durumu tanımlamanın adı haline gelecek, hatta Lenin, Bolşevik devriminden sonra "hâlâ içimizde yaşayan Oblomovlar"dan yakınacaktı...

Oblomov sadece sosyal satir değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Rus toplumunun keskin bir eleştirisidir. Klasik olmayı fazlasıyla hak etmiş, dünyanın pek çok diline yeni bir kavram kazandırmış İvan Gonçarov'un bu başyapıtını Ergin Altay'ın özgün çevirisiyle sunuyoruz.

Gonçarov'un Oblomov'u "lüzumsuz adam"ın en dehşetli örneklerinden biridir.
-Murat Belge-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    585
  • ISBN:
    9789750509827
  • Orijinal Adı:
    Обломов
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Kitabın konusu tanıtım bülteninde yazıyor haliyle okumak için insanı belli bi beklentiye itiyor ben de tam aksine hiç beklemediğim derecede bir etki bıraktı vayy bee dedirtti yazar yer yer Oblomovluk kavramının renk tonlarını gösterdi kah insana Oblomovun hareketleri yok artık dedirtti kah Oblomov olma şüphesi yedirtti. Bu kadar dolgunluk olmuşluk beklemiyordum öyle ki dikkatli okumam kat ve kat arttıı sanırım 40 50 sayfasını tekrar tekrar okumak ve arkadaşlarıma yollamak için resimledim neyse diyorum keyifli okumalar..

Esra 
21 Nis 02:39, Kitabı okudu, 12 günde

Oblomov=Tembellik düşüncesiyle okumaya başladım. Ama okudukça Oblomov'un iç dünyasına, ruhunu ortaya koyduğu saf hislerine, hayata bakışına hayran kaldım.
Oblomov; sürekli uyuyan, tembel, miskin olarak etiketlenebilir ama birçoğumuzdan daha uyanık, her şeyin farkında aslında. Sorun şu ki birçok plan yapmasına rağmen bir türlü harekete geçemiyor, sürekli erteliyor. Bu da onu pasif kılıyor haliyle.

Oblomov'lar her an her yerde karşımıza çıkabilir. Ama bu kadar uç boyutlarda mıdır tartışılır; şöyle ki toplumdaki sorunlara karşı tepkisini yatakta yatış pozisyonunu değiştirerek veriyor. Bu kadar da olmaz dedirtiyor zaman zaman insana. Oblomovluk işte...

Gonçarov, aynı zamanda Oblomov ve dostu Ştolts arasında zekice bir zıtlık yaratmış; Oblomov Eski Rusya'yı, Ştolts ise Avrupa etkisini temsil ediyor. Bu da yazıldığı döneme güzel bir eleştiri niteliğinde.

Kitabı okumadan önce Oblomov'un sürekli tembellik yapıp kendi içindeki hesaplaşmalarını okuyacağımı ve durağan ilerleyeceğini düşünüyordum ama kitaptaki diğer karakterler ve beklenmedik olaylarla birlikte oldukça sürükleyici idi.

İnsanlığa Oblomovluk halini kazandıran, gülümseten, şaşırtan ve bolca düşündüren bu klasiği okumanızı tavsiye ederim. Çevrenizdeki ve hatta içinizdeki Oblomov'un farkına varacaksınız belki de.
İyi Okumalar...

BİROL COŞKUN 
28 Eki 2014, Kitabı okudu, 10/10 puan

Kitabın kahramanı Oblomov belki de sizsiniz, oğlunuz ya da kızınız da olabilir. Tembel, uyuşuk, bananeci, sananeci, hem zaten, sonra yapma imkanı olan bir şeyi neden şimdi yapıyoruz ki... Peki ya AŞK...

Pelin Tunç 
31 Ağu 22:00, Kitabı okudu, 1 günde, 7/10 puan

lya İlyiç Oblomov'u tembelliğe itilmiş yaşantısı bulaşıcı :), okumam gereken süreyi iyice uzattım etkisi sebebiyle :D ...

İlya İlviç'in doğduğu ortam, onun ileriki yaşamını neden tembelliğe ittiğini gayet iyi açıklıyor aslında. Oblomovların evini dolduran kişiler; aile üyelerinin yanında misafirleri de katacak olursam çoğu yaşlı kadınların oluşturduğu akrabalar silsilesidir. Üstüne üstlük onu okşamalar, pohpohlamalardan boğulurcasına yaklaşımları, zorla öpmelerine karşı koyamaması neticesinde kendi yanağını kızartırcasına silmesi İlya İlviçi iyice kendisine yabancılaştırmıştır (benlik alanı talan edilmiş daha ne olsun). Annesi, yaşlı haliyle oblomov'a her an bişey olacak sanrısıyla peşinde koşturmasından yorulmuş olacak ki ardına dadısını takmıştır. Sonuç olarak Zavallı oblomov'un boynuna takılan zincirlerinden birinin ucuna dadısı da eklenmiş. Emirlere itaat eden dadısı Oblomov'un gölgesi olup serbestçe oyun oynamasına dahi izin vermemiştir. Dolayısıyla Oblomov, kendisini yetiştiren ebeveynlerin sümüksü yapış yapış zehirli ilgileriyle benliğini onlara iyice yapıştırmış. İlerleyen zamanlarda bu koşullara karşı koymayı bırakıp yapışkan benliğiyle hayatını ikame etmiştir, üşengeçliğini tüm hayatına yaymıştır...

Dikkatimi çeken hususlardan birisi Yazar'ın 1850'lilerin Çar ile yönetilen Rusya'sını Almanlar ile kıyaslaması. Estetik yaşamdan yoksun, statükoculuğu alt sınıra çekmiş, çalışkanlığıyla tek yürek olup ulusunu Medenileştiren Alman ideolojisiyle; ki bu babası Alman annesi Rus Stolts karakteri, Rusların günübirlik müsrif, tembel yaşam tarzı ; Oblomov karakteriyle örtüştürmüş bence. Yazar Oblomov'un, temiz yürekli olmasına sığınmış Stolts karakteriyle destek alınarak bişeylerin değişebileceğine inanmış gibi geldi. YAzar Oblomov olmasa bile çocuğunun Alman soylu dostu Scholts tarafından yetiştirilerek aileden gelen tembellik öğretisini kırılacağına inanmış.Küllerinden doğan Sovyet Rusya simgesel olarak bu çocuk bence.

Diğer karakterler üzerine de değinmek gerekir özellikle de Oblomov'un kahya sıfatı yakıştırması yapılan Zahar karakteri kitapta önemli yere sahip. Zahar yoksul köylü sınıftan gelme uşaktır. Uşakta diyemeyiz aslında çünkü kahya veya uşak olmak ayrı meziyet ister, kapı köpeği denilse yeğdir. Bir kere kahyaların çiftliği, malikane gibi büyük yerleşkeyi çekip çevirmesi ince zeka ister. Uşaklık yapması için ise ince motor becerilerin gelişkin olması lazım. Fakat Zahar her ikisinden de yoksundur. Kaba işleri yapmaktan anlayan alt yapısı vardır. Belki de Zahar Çarlık Rusya'sı çarklarını dönderen aristokrat ailelerin çöküşünden sorumlu beceriksiz alt sınıfı simgeliyor bilemedim şimdi :).

Daha fazla uzatmayayım, okuyun gitsin kitabı :P

Ahmet Samsa 
02 Tem 11:28, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 9/10 puan

Kitabın girişindeki Gonçarov'un hayatının kısa özetini okuyunca, Oblomov'un öncelikle Oblomov'un Rüyası adlı bölümünün bir dergide yayımlanmış ve ardından yedi-sekiz yıl sonra Oblomov'un son haliyle basılmış olduğunu öğrendim. Bu durumda Oblomov'un Rüyası adlı bölüm özellikle merakımı cezbetti.

Kitabı okumaya başlayınca öncelikle Oblomov'un Oblomovluğunu görüyoruz. Gonçarov birinci bölüm boyunca Oblomov'un hayatından bazı örneklerle, farklı tutkularla hayatı yaşayan kişilere verdiği tepkilerle bize Oblomovluğu anlatıyor. Oblomov'un Rüyası adlı -sadece bu bölümün ismi bulunmakta- ikinci bölümde ise Oblomov'un Petersburg'da yaşadığı bu tembel, duyarsız hayatın aslında çocukluğunu geçirdiği aile çiftliği olan Oblomovka'da kimsenin çok çalışmadığı, hiçbir işin 'hemen' yapılmadığı ama herkesin çok mutlu olduğu hayatın bir imitasyonu olduğunu görüyoruz. Oblomov'un çocukluğunu da bilerek okuduğum kitabın devamında Oblomov'u daha da tanıdıkça Oblomovka özlemini ve Oblomovluğunu hüzünle, yer yer ona hak vermekten kendimi alamayarak okudum. Ve bir de canlılık, hareket, çaba gerektiren bir aşk hikayesi de var ki Oblomovluğu iyice anlamamızı sağlıyor.

Hepimizin zaman zaman içten içe "Ahh hiçbir şey yapmasam, hayat beni bir rahat bıraksa" diye düşündüğümüz zamanlar oluyordur. Oblomov'u okurken ister istemez insan kendisini sorguluyor ve "Acaba benim istediğim de bu mu idi?" diye düşünmeden edemiyor. Gonçarov bu kitapla Rusya'nın zengin, köle sahibi ailelerinin son fertlerinin yeni hayata uyum sağlama çabalarını anlatırken hem de farklı karakterlerin bakış açılarından hayatın aslında nasıl olması gerektiği sorusunu aklımıza düşürüyor.

Uzun fakat kesinlikle sıkmayan bir kitap, bu kalın görünümünden gözünüz korkmasın nasıl okuduğunuzu anlamayacaksınız bile. Tavsiyedir.

neyysene 
10 Haz 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

hızla bir oblomov olma yolunda ilerlerken kitabı okuduğumdan beri oblomovluk yapamaıyorum. içimden bir ses hemen beni harekete geçiriyor. kitabı okurken içime Stolz'un ruhumu kaçtı acaba. okunmasını tavsiye ettiğim kitaplardan.

Maya 
16 Haz 03:47, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 9/10 puan

Oblomov; zeki ve hayalleri olan bir adamdır aslında. Aradığı huzuru bulmak için planlar yapar ama mazeretler bularak sürekli harekete geçmeyi erteler. Nerden başlayacağını bilmez. Çünkü önünde arkasında dolaşan hizmetçilerle büyütülmüştür. Oblomavka'nın varisidir. Ayakkabılarını bile uşağı Zahar olmadan giyemez. Bu durum çocuk eğitiminin ne kadar önemli olduğunu düşündürdü bana. Çocuklarımızı koruyup kollarken 'Oblomovlar mı yetiştiriyoruz bilmeden ?' diye düşünmeden edemedim.
Oblomov'un can dostu Ştolts ise tam tersi şehir şehir dolaşıp ticaret yapan biridir. Tüm çabalarına rağmen Oblomov'u yerinden oynatamaz. Çabaları Oblomov'un sadece planlarda kalır ve Oblomov trajikomik sonuna yaklaşır.
Yazar, Oblomov'u eski Rusya; Ştolts'u ise Rusya'yı Avrupalılaşma yoluna götürecek insanların temsilcisi olarak görür.
Teknoloji de ilerledikçe hepimizin içinde büyüyen bir Oblomov olduğunu hissediyorum. Kitabı okursak ve okutursak silkinmemizi umut ediyorum;)

Aslı .. 
05 Ağu 2015, Kitabı okudu, 9/10 puan

İşte Genç forumunda tanıştığım biri sayesinde okumuştum bu kitabı.. Ve hayatımda belki de şiddetle tavsiye ettiğim kitapların başında gelmiştir . Okuyun .. Okutturun .. Hayatınızdaki insanlara Oblomov olduklarını hissettirin . İlk 50-60 sayfada ama çık artık şu yataktan diyebilirsiniz . O bile kitapta çok keyifli .. :)

Umut Çalışan 
13 May 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bu kitabı okumak zor. Hatta çoğu zaman hiç bir şey anlatmadığı hissine kapılıp, okuyup da ne olacak hissine kapılıyorsunuz. Ancak bu kitabın kötülüğünden değil aksine kitabın romanın kahramanı İlya İliç Oblomov'un uyuşukluğunu birebir bize aktarmasından kaynaklanıyor. Kitabı okurken sevgili dostum cey cey ile sık sık yakındığımız hastalığın adını öğrendim. Meğersem bizim plan yapmaktan, işleri önce bir sıraya koyalım da bakarız, dur şimdi önce şu iş bitsin de diyerekten planladıklarımızı bir türlü hayata geçiremememizin bir adı varmış. Oblomovluk...

Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitaptan biri olan Oblomov, gerçekten yorucu, sık sık tekrar içeren, Oblomov gibi uyuşuk anlatım tarzıyla uykunuzu getiren bir kitap. Ben okudum. Neden bilmem -bazı kitaplarda bana böyle olur- ömrün son demlerinde ateş başında okunmalı hissi verdi. Belki kitabın atmosferindendir. Her ne kadar 1001 kitaptan birisi ise de bence 650 den sonra biri olabilir :) Yine de kendinde okuyacak dinginliği hissedenler çekinmeden denesinler. Dünya klasiklerinden birini okumayın diyecek kadar ukala değilim henüz. Çevirisini çok başarılı bulduğumu da ayrıca belirtmek isterim. Her ne kadar çoğu zaman yadırgasamda, "vallahi, allah rahmet eylesin, hıdrellez, hıdır - ilyas günü" olarak çevrilen kelimeler öyle güzel yerlerde kullanılmış ki hiç eğreti durmuyor.

Boran Uçar 
07 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, Puan vermedi

Oblomov sıradan bir tembel değildir, zekidir, hayalleri vardır. Ama bunları planlamaktan, mazeret üretmekten dolayı bir türlü harekete geçemez. Huzur peşindedir ama bu huzuru elde etmek için çabalaması gerektiğini, aşması gereken engeller olduğunu kabullenemez.
Romanda aynı zamanda Oblomov eski Çarlık Rusya'sını temsil ediyor, Stoltz karakteri ise düşünen ve üreten yeni nesil gençleri temsil ediyor. Oblomovların devrinin geçtiğini anlatarak yaklaşık yarım yüzyıl sonra gerçekleşecek devrimi öngörüyor.
Okuduktan sonra özeleştiri yaparsak hayatımıza somut etkileri olabilecek bir kitap Oblomov. Çünkü çoğumuzda az da olsa Oblomovluk var ve eğer harekete geçmezsek bizi yiyip bitirebilir.

4 /

Kitaptan 137 Alıntı

Ferah 
15 May 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

"Zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, onunla ölçüyordum: ”Onu gördüm - görmedim, göreceğim - görmeyeceğim, gelecek - gelmeyecek..”

Oblomov, İvan GonçarovOblomov, İvan Gonçarov

-neler gördünüz yüzümde?
-tutulmuş gözyaşları. Ne fena bu erkeklerin duygularından utanmaları. Sahte bir gurur. Akıllarından utansalar daha iyi ederler

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 223)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 223)

-Köyde bir okul açsana sen.
-böyle şeylerin zamanı mı şimdi? Köylülere okuyup yazmayı öğretmek tehlikeli. Toprağı işlemez olurlar.
-okuyup yazmayı öğrenince, toprağı daha iyi işlerler. Ne garip düşüncelerin var senin.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 185)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 185)

Düşünmek için, kalpsiz mi olmak gerekir sanıyorsunuz. Hayır, düşünmeyi besleyen sevgidir. Düşen insana el uzatın, mahvolan bir insanla alay etmeyin, onun haline ağlayın. Sevin onu! Onda kendinizi görün ve ona kendinizmiş gibi bakın

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 31)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 31)
Ahmet Samsa 
13 Tem 00:32, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 9/10 puan

Oblomov içini çekti:
-Ah! Bu hayat, dedi.
-Nesi varmış bu hayatın?
-İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem... Hiç kalkmadan...

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 493 - İş Bankası Kültür Yayınları)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 493 - İş Bankası Kültür Yayınları)

O hayat ki, içinde boş umutlar, parlak mutluluk hülyaları hüküm sürer ve düşünce kendi kendini yakar kavurur, tutkular insanı kemirir, zekâ yener ya da yenilir. Orada insan sürekli bir savaşa girişir, savaş sahnesinden yaralı, bitkin ama gene de doymamış, muradına ermemiş olarak çekilir.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 527)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 527)

Hep hayata başlamaya hazırlanıyor, kafasında geleceğin planını çiziyor, fakat her yıl bu plandan bir şeyler atıyordu.

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 62)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 62)
maria puder 
 30 Ağu 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

hayatın sırrı
_ Bu hal, hayatın sırlarını arayan ruhun sıkıntısıdır. Senin derdin de budur. Anlamsız da bir şey değil..

Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 579)Oblomov, İvan Gonçarov (Sayfa 579)