Oğullar ve Sevgililer

9,2/10  (5 Oy) · 
21 okunma  · 
5 beğeni  · 
1.061 gösterim
Oğullar ve Sevgililer, hem Kuzey İngiltere'de bir madenci kasabasında yaşayan Morel ailesinin, hem de başkahramanı Paul Morel'in romanıdır. Ama daha çok da, Paul Morel ile annesi Gertrude Morel arasındaki karmaşık ilişkinin romanı.

Bayan Morel, kaba saba bir adam olan, içkiye düşkün kocasında aradıklarını bulamayınca, tüm umutlarını oğullarına, özellikle de Paul'a bağlar. Buyurgan annenin dayanılmaz sahiplenme duygusu, Paul'un yaşamını baştan sona etkileyecek, yalnızca babasıyla olan ilişkisine değil, âşık olduğu iki kadınla ilişkilerine de egemen olacaktır.

Ülkemizde genellikle Lady Chatterley'in Sevgilisi romanıyla tanınan ünlü İngiliz yazar D. H. Lawrence'ın başyapıtlarından Oğullar ve Sevgililer, büyük ölçüde otobiyografik özellikler taşır. Romanın başkahramanı Paul Morel, birçoklarınca Lawrence'a benzetilmiş, sarhoş gezen madenci baba ve ona direnen güçlü anne tiplerinin de açıkça yazarın kendi anne ve babasını andırdığı ileri sürülmüştür.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2008
  • Sayfa Sayısı:
    491
  • ISBN:
    9789750709784
  • Orijinal Adı:
    Sons And Lovers
  • Çeviri:
    Tülin Nutku
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nina 
 24 Tem 11:38, Kitabı okudu, 25 günde, Beğendi, 10/10 puan

Lawrence annesinin hastalığı ve ölümünden yıkılmıştı ve 1910 yılında biyografik bir roman kaleme alma kararını veriyor. Romanın ilk varyantının adı ‘’Paul Morel’’ idi ve anne konusu ön planda. Son rötuşları yapıldıktan sonra çok planlı ve genel olarak bakıldığında otobiyografik bir roman meydana gelmişti. Romanda Morel ailesinin iki kuşağının hayatlarını bize anlatılıyor. Kitap iki ana bölümden oluşuyor;
Birincisi : Paul Morel’in çocukluğu ve gençliği, onun sanata yatkınlığı. Aile içerisindeki anlaşmazlıklar çocuğu ister istemez etkiler; neşeli , çalışkan ve içki seven, kömür ocağı çalışanı babası ve yönetmeye eğilimli , kocasının köylü olmasını içinden bir türlü kabullenemeyen ve çocuklara daha iyi geleceği isteyen annesi. Aralarındaki bitmez tükenmez sorunlar Paul’u babasından soğutuyor ve annesine çok sıkı bağlanıyor. Bu bağ, Gertrude’un hayatının sonuna kadar hiç gevşemez, aksine güçlenir.

İkincisi: Gertrude Morel’in / Paul’un annesi/ oğul için diğer kadınlara açtığı soğuk savaşı ve onun galibiyeti. Burada Paul, ruhen yakınlık hissettiği Miriam’a, bir türlü onunla kalamıyor, zaman zaman onu sevgili, zaman zaman arkadaş görüyor, zaman zaman seviyor, zaman zaman nefret ediyor ama her hissettiği duygudan pişman oluyor. Annesinin etkisinin altından doğru zamanda çıkamayan Paul artık ondan kopamıyor. Ebeveyn sağlam duruşu ve her konuda doğru adımların atıldığını gören oğul, bu mükemmel örnek ile başka kimseyi yanına barındıramaz oluyor. Annesi onun için ilham perisi idi, onun sayesinde kendini bu kadar başarılı bulabilmişti. . Paul’un annesine hissettiği sevgisi, Miriam’a ve Clara’ya hissettiklerini buğulamayı yetmişti. Annesinin ölümünün ardında yalnız kalan Paul Gertrude’nın onun için her şeyi olduğunu çok iyi biliyordu, o Paul için bir dünya idi ve diğer her şey onu tamamlayan detayları idi.

Romanda çözülmesini bekleyen birden fazla konu var ve onlar çözülmeye başlayınca gerginlik artıyor.

Mesela, davul dengi dengine çalarmış, hepimizin bildiği deyim. Burada Gertrude Morel ve Wolter Morel’in eşit olmayan bir evliliği, karı koca arasındaki duygusal uzaklaşma, bundan dolayı da Mrs.Moore oğullarına kıskançlık ölçüsünde bağımlılığı ve tabii ki erkek – kadın arasındaki ebediyen çatışmalı bir ilişki şekli.

İç içe işlenen bu konuları, dış mekanların anlatımı ile ana karakterlerinin içsel hayatları ve bir birine nasıl geçiyor anlamıyorsun. Dinamik bir anlatımı beklemeyin, gerginlik derecesi sayfaları çevirdiğinde yükseliyor, üstelik bunun farkına zor varılıyor. Sadece belli bir noktadan sonra, Paul’un yaşadıklarının ne kadar zor olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz ve Paul’un bazı yaptıkları, size o kadar da korkunç, saçma ve anlamsız gelmiyorlar.

Kitap, baştan sona usta elinde çarkta dönen ve ‘’doğmayı’’ hazırlanan bir çömlek gibidir. Dışarıdaki seyirci, ustanın becerikli ellerinin ne kadar marifetli olduğunu hemen anlayamayabilirler, bazı sabırsızlar biraz sabretmeden sonucunu öğrenmeden çekip gider. Ama bu onların kararı, Lawrence’i zaten herkes okumamalı.

arzu amaç 
24 Mar 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Edebiyat dünyasının kabul ettiği bu yazar ve romanı beğeniyi fazlasıyla hak ediyor. Bir anne ve oğul arasındaki evrensel ilişki hiç eskimeyecek bir anlatımla sunuluyor. Psikoloji anlatılarını sevenler kaçırmamalı.

dila kaya 
30 Mar 2015, Kitabı yarım bıraktı, Puan vermedi

Yarım bıraktım cünkü orjinal dilinden okumaya çalıştım. İfadelerde farklı bi dil kullanılmıştı sanırım günlük dilden seçilmişti kelimeler. Bende anlayamadım ve biraktim

Kitaptan 2 Alıntı

Nina 
10 Tem 11:10, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

''Niçin bu kadar hoşuma gitti bu resim?''
''Niçin hoşuna gitti dersin?''
''Bilmem. Öyle gerçek gibi duruyor ki!''
''Hiç gölgesiz de ondan... Sanki yaprakların, çiçeklerin dış çizgilerini değil de içlerindeki pırıltı özü çizmişim gibi gölgesiz bu resim. Eşyanın dış çizgileri benim gözümde ölüdür. Ancak bu pırıltı sahici. Biçim, cansız bir kabuktan ibarettir. Gerçek, içerideki pırıltıdadır.''

Oğullar ve Sevgililer, D.H. Lawrence (Sayfa 219 - İmge Kitabevi)Oğullar ve Sevgililer, D.H. Lawrence (Sayfa 219 - İmge Kitabevi)
Nina 
09 Tem 18:37, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

İki kişidir
''Biliyor musun,'' dedi, kendini zorlayarak. ''İki kişiden biri aşıksa, öbürü de aşıktır.''
''Yaa! Küçüklüğümde annemin bana söylediği gibi yani: 'Aşk, aşkı üretir' ''
''Evet, öyle. Yani herhalde öyle olmalı.''
Miriam, ''Umarım öyledir çünkü öyle değilse aşk korkunç bir şey demektir,'' dedi.
Paul, ''Gerçekten korkunçtur, zaten! Hiç değilse çoğu kimseler için,'' diye karşılık verdi.

Oğullar ve Sevgililer, D.H. Lawrence (Sayfa 241 - İmge Kitabevi)Oğullar ve Sevgililer, D.H. Lawrence (Sayfa 241 - İmge Kitabevi)