Olmak Cesareti

7,4/10  (7 Oy) · 
33 okunma  · 
6 beğeni  · 
764 gösterim
Olmak, cesaret ister. Kaygıyla yüzleşmek cesareti. Kimileri kaygıdan kaçmak için kendine gölgeler arar. Bir gölge oyununun içine dalar. Oysa olmak, cesaret ister. İçimizdeki boşluktan aşağıya bakabilme cesareti. Oraya ilk baktığımızda başımız dönecek. Sendelersek uçurumdan aşağı gideceğiz. Ama orada ne olduğunu, bizi biz yapan, bizi bekleyen şeyin ne olduğunu ancak o zaman göreceğiz.

"Olmak Cesareti'nin bu yeni baskısı, zamana mağlup olmayacağını ümit ettiğimiz yazılardan oluşuyor. Bu yazılarda ümit var. İnsanı çaresizleştiren ve edilgenleştiren 'kurulu düzen'e karşı sesimizi yükseltebilme cesareti. İradesinin izini süren insana bir çağrı var.

Ve nihayet, insanı aşka ve iradeye, yani ki olmak cesaretine çağıran o asıl çağrıyı yankılayabiliyorsa, sözümüzün bir değeri var."

Kemal Sayar'dan aşka, ümide, cesarete, bağlılığa yani hayata, varolmaya, olmak cesaretine dair denemeler...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    144
  • ISBN:
    9786051141640
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Esma Tezgi 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Olmak Cesareti benim çok beğendiğim ve sindire sindire okumaya çalıştığım bir kitap oldu, anlatmak istedikleriyle, değindiği noktalarla gerçekten çok iyi bir kitap. Herkesin kitapta anlatılması gereken şeylere kulak vermesi gerektiğini düşünüyorum, modern zamanın yalnızlığına sıkışıp kalmış insanlığın kaybettiği değerleri vurgulayan Kemal Sayar'a kulak vermemiz gerek.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...8/olmakcesareti.html

murat ince 
08 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

kısa ama bize var olmamızı sorgulatan bir kitap

Kitaptan 11 Alıntı

Evet, dost elinden gel olmayınca gidilmez; ama bir hanede çay demleniyorsa, bir gün oraya da gidilebilir, konuşulabilir, anlaşılabilir demektir.
Türkiye, çayın demlendiği her yerdedir.

Olmak Cesareti, Kemal SayarOlmak Cesareti, Kemal Sayar
elif 
22 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Doğu ve batı'yı çayla olan münasebetlerinden de okuyabilirsiniz. Poşet çay batinin bireyci vurgusuna hayli uygun bir mamüldür, onu yapmak için ne zahmetle ne ustalığa gerek vardır, fonksiyonaldir ve bir sohbetin hamisi olamayacak kadar soğuktur. Oysa doğuda çay içmenin bir âdâb-ı muâşereti vardır, o yüzden demlenen çayın üzerine titrenir, çay içmek bir şölene dönüşür ve sohbet koyulastikca çayın lezzeti artar. Doğu, caydaki burukluğa meftundur, o buruklukta ruh iklimiyle imtizaç edecek bir şey bulur; oysa Batı, o burukluğu gidermek davasindadir. Sütlü çay çayın aslî tabiatına müdahaleden başka bir anlama gelmez

Olmak Cesareti, Kemal Sayar (Sayfa 109)Olmak Cesareti, Kemal Sayar (Sayfa 109)

Bir kitapta buluşmak aynı kabdan su içmek gibidir: Seninle konuşmak, seni anlamak ve sana kendimi anlatmak istiyorum. Suyum var, ama sadece bir çift söz edebilmek için senin suyundan istiyorum...

Olmak Cesareti, Kemal SayarOlmak Cesareti, Kemal Sayar
Esma Tezgi 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Milletçe, "olmak" cesaretini göstermemiz gerekiyor. Korkak davranmaya hakkımız yok. Avrupa'da totalitarizmi tırmandıran, Hitler ya da Mussolini'nin iktidarı ele geçirmesi değildi, boşluk içinde çırpınan toplumların bu kaygıyla baş etmek yerine kolektif nevroza sığınmaları, teslim olmalarıydı.

Olmak Cesareti, Kemal SayarOlmak Cesareti, Kemal Sayar
Esma Tezgi 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Umutlu insan kökü ve kanatları olan insandır, buhranların içinden çıkmanın ve sorunları çözmenin bir yolunu bulur. Hayatlarımız boyunca kök ve kanatlarımızı arar, bazen bulur, bazen de kaybederiz. Tuhaf ama, kanatlanacak cesareti bulanlar aynı zamanda bir kökü olanlardır.

Olmak Cesareti, Kemal SayarOlmak Cesareti, Kemal Sayar

Dostlarımızı bir çay içmeye çağırırız. Tuhaf şeydir bu, bir sıvıyı içerken mutlaka hoşbeş edeceğimiz anlamına gelen bir şeydir. Çay birbirimizi anlamanın, birbirimizi dinlemenin, kalplerimizi birbirimize açmanın sembolüdür.

Olmak Cesareti, Kemal SayarOlmak Cesareti, Kemal Sayar

Çaya Methiye

Dostoyevski, Avrupa seyahati dönüşünde fikirlerini soran arkadaşlarına, bütün o gelişmişlik göstergelerine karşın Avrupa’nın mühim bir eksikliği olduğunu söylemiş: “Bizim kadar iyi çay demleyemiyorlar!”
İşte ben de, yıllar sonra Selda’nın o toy (yahut müzik endüstrisi görmemiş) sesiyle söylediği türküleri dinlerken, bir yere takılıp kalıyorum: “Kalk gidelim çayhanaya…”
Bir içecek bir milletin ruhuna bu kadar siner, bu kadar benimsenir. Gurbete düşenler usulünce demlenmiş bir çayı nasıl özler, bilirim. Onun buruk tadından öte bir şey vardır bu özleyişte. O buruk tadın üzerinde tüten buhar kaç kez dostların, sevdiklerin arasında dolaşmış, kaç kez bir kalp sıcaklığı halinde bize dönmüştür. Çay dost sıcaklığının, memleket toprağında olmanın, kendisini belalardan emin hissetmenin sembolü gibidir.
İdareli olsun diye az demli doldurulan, orijinali ‘tavşan kanı’ rengini tedai ettirse de öğrenci evlerinde sarıya çalan sıvının lezzeti, kimyasında değildir; o lezzet, bir arada olmanın, bir şeyleri paylaşmanın lezzeti olsa gerektir ve bütün öğrenci evlerinde, şiirin çay meclisine bilirkişi olarak katıldığı, memleketin kurtarıldığı o dumanlı bekâr evlerinde daima lezzetli olması bundandır. Çay, yerlilerin meşru içeceğidir ve işte bu yüzden onların kalburüstü adamları bir çayhane etrafında toplanırlar. Yerli düşünce, Anadolu’nun bütün şehirlerinde, kendisine düşünce üssü hizmeti veren çayevleriyle kök salmıştır. Çayevlerinin, kahvehanelerin birer medreseye dönüştüğünü, oralardan nice şiirler devşirildiğini, nice dergiler kotarıldığını yerliler iyi bilir. Çay sıcak içilir ve aramızı ısıtır.
Dostlarımızı bir çay içmeye çağırırız. Tuhaf şeydir bu, bir sıvıyı içerken mutlaka hoşbeş edeceğimiz anlamına gelen bir şeydir. Çay birbirimizi anlamanın, birbirimizi dinlemenin, kalplerimizi birbirimize açmanın sembolüdür.
O yüzden, ihvanın olduğu yerde yirmidört saat fokurdayan bir çaydanlık mutlaka vardır. Çay ihvan içinde öyle itibarlıdır ki, ona ‘küçük derviş’ payesi verilmiştir. İftar saatlerini bir şölene çeviren şeylerden biri, belki de bunun için, yemekten sonra sofraya konuk edilen çaydır. Böylelikle sohbet için başlama işareti verilmiş olur.
Doğu ve Batıyı çayla olan münasebetlerinden de okuyabilirsiniz. Poşet çay Batının bireyci vurgusuna hayli uygun bir mamuldür, onu yapmak için ne zahmete ne de ustalığa gerek vardır, fonksiyoneldir ve bir sohbetin hamisi olamayacak kadar soğuktur. Oysa Doğuda çay içmenin bir âdâb-ı muâşereti vardır, o yüzden demlenen çayın üzerine titrenir, çay içmek bir şölene dönüşür ve sohbet koyulaştıkça çayın lezzeti artar. Doğu, çaydaki burukluğa meftundur, o buruklukta ruh iklimiyle imtizaç edecek bir şey bulur; oysa Batı, o burukluğu gidermek davasındadır, sütlü çay çayın aslî tabiatına müdahaleden başka bir anlama gelmez.
İçtiğimiz çayın memleket meseleleriyle de yakın alakası vardır. Çay madem yerlilerin meşru badesidir, bir çaydanlığın kaynadığı her yerde kalpten kalbe bir yol var demektir. Evet, dost elinden gel olmayınca gidilmez; ama bir hanede çay demleniyorsa, bir gün oraya da gidilebilir, konuşulabilir, anlaşılabilir demektir.
Türkiye, çayın demlendiği her yerdedir.

Olmak Cesareti, Kemal Sayar (Sayfa 107 - Timaş)Olmak Cesareti, Kemal Sayar (Sayfa 107 - Timaş)
2 /