Önceki Günün Adası

8,4/10  (7 Oy) · 
14 okunma  · 
5 beğeni  · 
521 gösterim
"Önceki Günün Adası", batan bir gemiden kurtulup bir başka gemide "karaya" çıkan "Roberto de la Grive"in öyküsü. On yedinci yüzyılda geçen bu öykü, Roberto'nun sevdiği kadına yazdığı mektuplar ve gemide tuttuğu notlarla ulaşıyor bize. Roberto'nun ıssız gemide geçirdiği günler boyunca eski yaşantısıyla ilgili anımsamaları, bir dönemin siyaset, sevgi, bilim, toplum yaşantılarını yeniden kurarak, tarih, toplum, insan ilişkilerini değerlendirmemizi sağlıyor. Üç aşamalı bir anlatı piramidiyle (Yazar / Roberto / Roberto'nun mektuplarını yorumlayan Anlatıcı) bize ulaşan öykü, bir yandan gizemli izler bırakarak sürekli Roberto'dan kaçan bir Davetsiz Konuk'un varlığıyla gerilim kazanırken, bir yandan da hem birinci elden tarihsel anlara ve mekanlara ulaşabiliyor, hem de Anlatıcı kanalıyla on yedinci yüzyılla yirminci yüzyıl arasında karşılıklı bakış açıları oluşturuyor. Daha önce Can Yayınları arasında çıkan "Gülün Adı" ve "Foucault'nun Sarkacı" adlı romanlarından tanıdığımız Umberto Eco'nun imgeler / sözcüklerle ve her zamanki ustalığıyla yarattığı dünyaları değerlendirmek, tadına doyulmaz bir okuma zevki.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2016
  • Sayfa Sayısı:
    576
  • ISBN:
    9789755105352
  • Orijinal Adı:
    Lisola del giorno prima
  • Çeviri:
    Kemal Atakay
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmet Yavilioğlu 
 15 Kas 06:46, Kitabı okudu, 4 günde, Beğendi, 10/10 puan

Nereden başlayacağımı bilmiyorum.Gelki ne okuduğumu da bilmiyorum.Roman mı? Felsefe Ders Kitabı mı? Coğrafya Atlası mı? Romansa;modern mi,postmodern mi? Kahraman bakış açısı mı,Tanrısal bakış açısı mı? Kitabın bitip bitmediğini bile bilmiyorum,okuduktan sonra sonluluk sonsuzluk mefhumlarını kaybetmiş olan benliğimle bilmiyorum...Bir yerden başlamak gerek yine de bilmeden Roberto gibi kaybolmuş gibi 180. meridyenden karşı adadan 'bir önceki güne' gitmeye çalışaraktan..

Yazar bir mektup geldiğini ve bunu nasıl romana çevireceğini göstererek başlıyor yazmaya.Daha ilk dakikadan az şeyden çok şey çıkarma sanatını,göstergebilimi,Aristoteles Dürbünü'nü müjdeleyerek.Mektuptan her kelimeden yeni dünyalar dünyalar içinde dünyalar,onun içinde insanlar,organlar,kanlar,atomlar ve sonsuz mefhumlar.Mikro-organizmaya kadar inip evrenin sonsuzluğuna kadar uzanan dünyalar yaratıp dünyalar yıkan bir yazar edasıyla...

Neyse 180. meridyen demiştik.Her ne kadar zaman ve mekan algımı yitirmiş olsam da hafızamı kaybetmedim :) Yazı uzun olacak isteyen okumasın,amacım buraya günlük gibi işlemek hafızama kazımak ve incelemeyi okuma meşakkatine katlanacak arkadaşlarla istişare edebilmek.Evet 180. meridyen,sonrası zaman kayması bir önceki günün yaşandığı ada..Adada bir adam adı Roberto de la Grive..Nasıl adaya düştüğünü hatırlamaya çalışırken geçmişiyle yüzleşen,korkularından doğan şizofrenik 'Kabil' kardeş Ferrante...Ve onun gözünden kaybolmayan heyulası..Ve bir garip platoni yarım kalmış bir aşkın katmerlenen ızdırabı..

Şimdi spoiler vermeden kemikten giderek şunu söyliyim;Çocukluğunda babası Ferrnando'ya tek çocuk olmasına karşın sen benim ilk büyük çocuğumsun diyor.Fernando çocuk bilinçaltına attığı bu düşünceyle(gerçekte olmayan,hayali) düşman bir kardeş yaratıyor,zihninde.Ve o kardeş onun hayalini,hayatını çalan,sevdiğini,babasını çalan bir 'Kabil' oluyor..Adaya düşmeden evvelki zamanlarına inen Fernando geçmişe dönüpşunları hatırlıyor,işlemediği bir suç yüzünden sürgün ediliyor(ona göre ikizi olan ferrante'nin suçunun ona yüklenmesi sonucu) Zannımca bu olayda suçu işleyen Adem yüzünden dünyaya fırlatılan Ademoğlu'na atıf yapılıyor.Sonra Avrupa'da girdiği savaşları düşünüyor.Aristoteles dürbününü kelimelerden kelime,sezgi ve ve dünyalar yaratma sanatını.(bkz. göstergebilim) Gemiyi ve adayı anlamlandırma mücadelesi verirken zihni açılıyor davetsiz bir misafirle beraber onu delirtmeye çalışırken.Sonra bu kavramları aça aça nerede olduğunu nerden geldiğini anlamlandırma çabasıyla hiçliğe demir atıyor daphne'nin yırtıcı sularında.Herşeyin tek olduğunu,tek'in herşey olduğunu zamanın herşeyden bağımsız ama herşeyin içinde olduğunu farkediyor.Şeyin içindeki şey paradokslarıyla sayısız anlam türetirken bir gün öncesine bir adım bile gidemiyor.Hergünün bir gün sonrasının devamı olduğunu bile bile..Evrende bir toz bulutu olduğunu varlığının ve yokluğun hiç bir şeye yaramadığını aslında sadece yokluğun varlığına tuz biber olduğunu görüyor.Kirkegaard'ın Ölümcül Hastalık Umutsuzluğuna boyun büküyor.Necip Fazıl'ın değimiyle akışta demetlenmiş büyük küçük kainatların içinde bir nokta olmasını,o noktanın içinde noktalar olmasını boşluk gereksinimini dünyada oluşan her boşluğun tanrısal metodlarlar dolmasına rağmen boşluk yaratma çabasını gösteriyor.Boşluk varsa diyor,boşluk da olmayan şeyse ve olmayan şey olan şey nasıl oluyor gibi sayısız paradokslarla 1600'lerin dünyasında okuyucuyu bir bilinçakışında değil adeta bir bilinç fışkırmasında sürüklüyor.Meçhule giden değil,gitmeden meçhule ilerleyen bir geminin içindeyken üstelik.Gelki bunları niye anlattıysam romanı okumayanlar için bir şey ifade etmeyecek olmasına rağmen galiba zayıf hafızam için yine...Biraz da Eco'ya değinelim.

Eco şüphesiz dünyanın en büyük entelektüellerinden biri olarak gösterilmesini haksız çıkarmadı.Zira bir kitap içinde coğrafya,tarih,mitoloji,psikoloji,göstergebilim.... ancak bu kadar ustaca serpiştirilirdi.Okuyucuyu tam anlamıyla entelektüel hazların içinde bırakan,bu kadar teorisel anlatıma rağmen okuruyla konuşan,onu maceradan sürüklemeyen 1. 2. ve 3. ağızdan olayı arkadaş okur döngüsünde neşredebilen bir yazarla karşı karşıyayız.Ve kitabı okuduktan sonra "daha önce hiç kitap okumamışız" dedirtecek türden bir yazarla...Sonra şizofreni gereksinimini,boşluk gereksinimi,sonluluk ve sonsuzluk kavramlarını,paradigmaların,Tanrısal kötülüğün izleklerini,dünyadan fırlatılmışlığı,baba/iktidar-oğul/kul ilişkisini alegorik bir şekilde ilmek ilmek işleyen bir yazar...Anlamları kaybederek,onları genişletip zihinin en uç kısımlarına enjekte ederek,onlardan paralel evrenlere uzanarak sona sonsuzluğa ve hiçliğe uzandırarak tüm fabrika ayarlarınızı yerle bir edecek bir yazar.Uzun lafın kısası Bilgeliğin en büyük 'Gösterge'si ve en büyük Eco'lü ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz.Cervantes'teki arkadaş/okur,Sartre'daki bulantı,Kafka'daki şizofreni ve yapısökümcülük,Oğuz Atay'daki matematik,Necip Fazıl'daki sezgicilik,Cemil Meriç'teki entelektüellik...Hepsini bir arada bulacağınızdan emin olun...

Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.Sınırlı bilgilerimle spoiler vermeden ana temaları karınca kararınca,topluma yararınca(en çok kendime :)) kuğu ezgisiyle,fil sezgisiyle açıklama kalkışmaya cüret ettim.Teşbihte hata olmaz derler ama varsa hatam affola...

Aykut 
 25 Haz 22:44, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Talihsiz ve mutsuz bir kazazedenin başından geçen olaylar dizisi. Roberto adlı bu kazazedenin başından geçenler beni bir hayli duygulandırdı. Çaresizlik gibi bir acı gerçeği o denli güzel anlatmış ki Eco, hayran kalmamak elde değil. Tarihsel ögelerin betimlenmesini ve diğer ögelerin mükemmelliğinden söz etmiyorum bile. Buradan sonrasında azıcık spoiler var.
Kitapta Roberto'nun Ada'ya asla ulaş(a)mamasının birçok sebebi var. Yüzme bilmemesinin yalnızca bir oyalanma olduğunu kitabın sonlarına doğru anlıyorsunuz. 0 meridyenini geride bırakacağından bir gün geriye gidecek olması Roberto'ya çok enteresan bir şey olarak gelir. Fakat hem hayal kırıklığına uğrama ihtimalinden çekindiği için hem de Ada'yı sevdiği kadına benzettiğinden dolayı adaya gitmez. Çünkü Ada'ya ulaşsa sevdiği kadına da ulaşmış olacaktır, bunu istemiyor Roberto. İstiyor ki ona asla ulaş(a)mayayım, dolayısıyla ona olan aşkım her zaman taptaze kalsın. Ulaşılamayan, uzakta kalan şeyler daha değerlidir. Onlara ulaşmayı arzu ettiğimizde, ulaşamadığımız hallerindeki gibi bulamamaktan korkarız. Başlarında tarihsel ögelerin çokluğu ile birazcık sıkıyor ancak devam ettikçe bu sıkılmaya değdiğini düşünüyorsunuz. Keyifli okumalar dilerim.

Kitaptan 15 Alıntı

Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:16, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Sevilen kadınlara sahip olmak..Bunun yeterli olmadığını biliyordu,çünkü melankolikler aşk yüzünden melankolik olmazlar,melankolilerini ortaya çıkarmak için aşık olurlar.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 441 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 441 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:18, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Hepimizin başkalarının dertlerine katlanacak kadar gücü var.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:06, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Aşk
Sevilen kadını yokluğunda sevmek böyle değildir.Ateş için rüzgar neyse,yokluk da aşk için odur;Küçüğünü söndürür,büyüğünü alevlendirir.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 419 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 419 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:22, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Filozof ölümü bir ödev gibi,iyi bir biçimde ve korkusuzca gerçekleştirmesi gereken bir ödev gibi düşünmesini bilir.Var olduğumuz sürece ölüm yoktur,ölüm geldiğinde de biz yokuzdur.Şimdi ölümümü hayatımın başyapıtı haline getiremiyorum,niçin felsefeden söz ederek onca vaktimi harcadım ki...

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
13 Kas 01:05, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Aşk Üzerine Göstergebilimsel Bir Yaklaşım Daha
Ben gerçek anlamıyla mutsuz aşk olduğuna inanmıyorum.Yalnızca sevilen kadının şu ya da bu nedenle seven erkeğin gözlerinden gelen iletiyi almamış olduğu,henüz kusursuz olgunluğa ulaşmamış aşklar vardır.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 206 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 206 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:02, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Aşıklar,birbirlerinin iyiliklerinden çok kötülüklerini severler.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 418 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 418 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
13 Kas 00:38, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Zaman zaman kavrayışınız ve gerçeği ortaya koyma duygunuz sizi,sizden daha üstün durumdaki bir kimseye nasihatte bulunmaya itebilir.Bunu asla yapmayın.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 133 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 133 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
15 Kas 07:13, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Romanların kusurları vardır;nasıl ki tıp zehirleri de öğretiyorsa,optik aldatıyorsa,müzik aşkları kışkırtıyorsa...Roman sanatı da bize kurmacalar sunduğu konusunda bizi uyarmakla birlikte,Saçmalık Sarayı'na bir kapı açar,düşüncesizce o kapıdan girdiğimizde kapı üzerimize kapanır.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 422 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 422 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
13 Kas 00:47, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Çok önemli biri olup zaman zaman çok önemsiz biriymiş gibi görünebilmesiniz.Devekuşu havalanmaya heves edip de benzeri görülmemiş bir düşüşle karşı karşıya bırakmaz kendisini:Yavaş yavaş tüylerinin güzelliğinin farkedilmesini sağlar.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 134 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 134 - Can Yayınları)
Ahmet Yavilioğlu 
13 Kas 00:41, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Her zafer ,yenilende nefret uyandırır,eğer bu zaferi kendi efendinize karşı kazanırsanız,bunu efendiniz ya aptalca ya da zararlı bulur.Hükümdarlar kendilerine yardım edilmesini isterler ama asla kendilerinin aşılmasını asla kabul etmezler.

Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 135 - Can Yayınları)Önceki Günün Adası, Umberto Eco (Sayfa 135 - Can Yayınları)
2 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Can Yayınları Umberto Eco kitaplarının indirimli fiyatlarını açıkladı!
Can Yayınları Umberto Eco kitaplarının indirimli fiyatlarını açıkladı! Can Yayınları Genel Müdürü Can Öz, Umberto Eco’nun ölümünün ardından aldığı bir kararla, yazarın kitaplarında indirim yapacaklarını duyurmuştu. Yayınevi bugün kitapların yeni satış fiyatlarını açıkladı.
Umberto Eco Yaşamını Yitirdi
Umberto Eco Yaşamını Yitirdi İtalyan La Repubblica dünyaca ünlü yazar ve düşünür Umberto Eco'nun 84 yaşında hayatını kaybettiğini duyurdu.