Önemsiz Bir Adamın Günlüğü

6,5/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
449 gösterim
"Sırf ‘önemli biri’ olmadığım için benim günlüğüm neden ilginç olmayacakmış, doğrusu anlayamıyorum."

On dokuzuncu yüzyılın sonunda orta sınıfa mensup bir Londralı nasıl yaşıyordu? Gros-smith kardeşlerin biraz da ortalığı kaplayan "ünlülerin hayat hikâyeleri" modasıyla alay etmek için kaleme aldıkları bu "günlük", İngiliz Punch dergisinde tefrika edildikten sonra 1892’de kitap halinde basıldı. Komşularla, arkadaşlarla, çoluk çocukla yaşanan ilişkileri, çalışma hayatının garipliğini ve orta sınıfların iç sesini harika bir alayla yakalayan ve "önemsiz bir adam" tarafından yazılmış olan bu kitap, burjuva hayatının saçmalık ve güzelliklerini müthiş bir mizahla ortaya çıkarıyor. Grossmith’lerin klasik "günlüğü", Kaya Genç’in çevirisiyle, Türkçe’de ilk defa, İletişim Yayınları’nda.

"Hayatımda okuduğum en komik kitap."
Evelyn Waugh

"Önemsiz Bir Adamın Günlüğü, İngiliz romanının komedi geleneğinin tam kalbinde bulunan mücevherdir."
William Trevor

(Tanıtım Bülteninden)
Valkyrie 
 05 Oca 13:48, Kitabı okudu, 6/10 puan

Önemsiz Bir Adamın Günlüğü, Alıklar Birliği kitabına benzer kitaplar ararken karşıma çıkmış ve ilginç bulmuştum. Ancak bu kitapta büyük olasılıkla çeviriden kaynaklı bir mizahi anlam kaybı mevcut. Çevirinin kötü olmasından değil, yabancı dildeki bir esprinin Türkçeye anlamlı bir şekilde çevrilemiyor olmasından kaynaklı. En azından bu kitap için. Örnekse, sayfa 29'da şöyle bir şaka var ve ingilizcesini bir yerden bulup okuyana kadar ben bunu anlayamayacağım:
"Bahçemizin ılık ve aydınlık olduğuna karar verdiğim bir bölgesine çiçek ektim. Aklıma bir şaka geldi, Carrie'yi çağırdım. Dedim ki: "Burada vakt-i zamanında bir kale varmış, az önce keşfettim." "Nasıl yani?" diye sordu Carrie. "Lalelere baksana" dedim. "Bunun için mi çağırdın beni yanına?" Dedim ki: "Başka zaman olsa şakama gülerdin." (Kalenin ardında laleler biter diye bir türkü var ama bilemedim :))

Weedon Grossmith kitabın içerisinde yer alan çizimleri yaparken, George Grossmith de yazarlığını yapmıştır. Adından da anlaşılacağı gibi gayet sıradan bir İngiliz vatandaşı olan Charles Pooter’ın günlük yaşamını, karşılaştığı / yaşadığı olayları bize günlük biçiminde aktarışına şahit oluyoruz. Gayet minimalist, gösterişsiz, hayatında kurduğu düzenden ve huzurundan başka bir lüksü olmayan, eşiyle ve eviyle meşgul olmayı seven, işinde dürüst ve çalışkan, hafif sakar, hafif dar kafalı biri George. Günlük sayesinde, dönemin gündelik iniş çıkışlarını, orta sınıf parametrelerini de görüyoruz. Standart bir adamın zaman zaman bu standartın dışına çıkma mecburiyeti, arkadaşlarıyla olan ilişkileri, kitabın ortalarına doğru oğluyla olan iletişimi, oğlunun “bir beyefendi”den uzak oluşu; tüm bunlar eğlenceli ve kolay okunur bir dille aktarılmış. Her şeyden öte, üzerimde bıraktığı ferah ingiliz havası şimdilik iyi geldi.

Kesinlikle okunası ancak çok büyük bir beklenti ile değil.