Pazar Günleri

8,5/10  (4 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
493 gösterim
Nazilerin otuz dokuz yaşında Auschwitz'te ölüme terk ettiği Irène Némirovsky, katillerine inat, ölümünden yıllar sonra eserleriyle yeniden doğdu. Roman yazarı olarak başladığı ve kısa sürede parladığı edebiyat kariyerine öyküyle devam eden Némirovsky, karakterlerinin insana yansıttığı yakınlık, tanışlık duygusuyla, kimi zaman can yakan gerçekçiliği ve acımasız gözlem yeteneğiyle tekrar tekrar keşfedildi. İnsanı ve onun kırılgan tabiatını yakından tanıması, etkileyici ve katı bir dürüstlükle, sabırla dile getirmesi ve Rus edebiyat geleneğinin incelikleriyle örülü eserleriyle, eleştirmenlerin övgüye boğduğu bir yazar oldu.

Némirovsky'nin 1934-1942 yılları arasında yazdığı on beş öyküden oluşan bu derleme, sevilmemiş kadınlarla, kimliğinden utanan erkeklerle, kızlarıyla rekabet eden annelerle, kısacası insana ait türlü meselelerle, iki savaş arası Fransız toplumundan etkileyici görüntüler sunar. Dünyanın, Rus duyarlılığıyla yazan Fransız bir yazar olarak kabul ettiği Némirovsky, daha ilk satırlardan kendini dayatan karakterleri ve tutumlu diliyle öykü severleri heyecanlandıracak.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2013
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9789750718113
  • Çeviri:
    Ebru Erbaş
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aykut 
 26 Eyl 22:21, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Kütüphaneden rastgele aldığım bir kitaptı Pazar Günleri. Hani onca kitap arasında dolaşıp da "bunu alayım bari" dersiniz ya, ilk başta öyle bir kitaptı benim için. Yazarını da hiç bilmiyordum; Irène Némirovsky'i. Fakat beni öylesine şaşırttı ki Némirovsky. Bu, belki de biz insanların bir yanılgısı: Yabancısı olduğumuz şeye karşı uzak durmak isteyişimiz, duyduğumuz çekingenlik. Kitaplar konusunda da böyle; bilmediğimiz bir yazar bize çok uzak geliyor. Yer yer istemsizce, tanınmamış bir insanın değersiz şeyler ortaya koyduğu için tanınmadığını düşünme yanılgısına düşüyoruz. İşte, Irène Némirovsky bu yanılgıları benim için kıran yazar olmuştur. Bazen kendi kendime derdim; tanınmayan, bilinmeyen şeylerin değeri bir ayrı oluyor diye, fakat iş uygulamaya gelince başta bahsettiğim o çekingenlik tüm benliğimi sarardı. Çok uzatmanın anlamı yok, değil mi?

Pazar Günleri, Irène Némirovsky'nin çeşitli tarihlerde yazdığı öykülerden oluşuyor. Bu öyküler neler neler içeriyor. Öncelikle belirtmek isterim ki yazarımız savaş dönemlerini bizzat yaşamış bir insan, bunun, ondaki perspektife büyük katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Kitabın başındaki hikayeler "savaş dışında" yani bir nevi normal konulardan bahsediyor. İnsanlara değişik bir bakış açısı ile yaklaşmış Némirovsky. Kaybolmuş insanlara, neredeyse insafsızca diyebileceğimiz bir yaklaşımla yaklaşıyor. İnsafsızca terimini biraz açmam gerekirse: İnsandaki kimi duyguların göründüğü kadar masumane olmadığını bizlere yansıtmaya çalışan Némirovsky, bunu büyük bir özenle yapıyor. Gerek insafsızca olarak nitelendirebileceğimiz şekilde bir açıksözlülük ile gerekse de duygusuz bir nesnellikle kullanarak. Öyle ki, insana ait meselelerin her ne kadar "bu kadar da olmaz" dedirten cinsten şeyler de olsa, onların da hayatın tekdüzeliğine ait olduğunu iddia ediyor. Örneğin, hayatta kıskançlık duygusunun geniş yankı bulmasını işliyor; bir anne ile kızı arasında bile kıskançlık duygularının doğabileceğini "insafsız" bir nesnellikle sunuyor bizlere.

Tekdüzeliği anlatıyor bizlere, tekdüze olmayan bir şekilde. Bir ev hayatının tekdüzeliği örneğin. İnsana istemsiz huzur veren tekdüzeliği ve kimi tekdüzeliklerdeki aldanmışlığı. Şayet bu tekdüzelik insan ruhunun kırılganlığını önleyecek cinste dahi olabilir. Bu türlü boşluk anlarında insanın dinginliği üst düzeye çıkar ve kimi düşüncelerle boğulmaya başlar. Bu boğulma anlarındaki "nefes alma halini" anlatmış Némirovsky. Yalnız insanların bu umutsuz nefes alma çabasını, bir nevi, arka kapakta da bahsedildiği gibi "inatçı bir yalnızlığı" yansıtmış bizlere. Gerek bir çocuğun masumane yalnızlığını kullanarak gerekse de kötücül bir yalnızlık durumu olan "kibir" veya başka bir deyişle "kendini beğenmişlik" zehrini açıkça ortaya koyarak.

Kitapta ilerledikçe savaş temalı hikayelerle karşılaşmaya başlıyorsunuz. Kimi betimlemeler öylesine gerçekçi olmuş ki, nasıl okuduğunuzu bile anlamıyorsunuz kimi bölümleri: Savaşın insana verdiği dehşetli hareketlilik duygusunun getirdiği sürekli hale gelen koşturmaca durumu anlatılmış. Öyle ki, sizde tıpkı bu koşturmacanın içindeymiş gibi hızlıca okuyorsunuz bazı yerleri. Savaş olan bir ülke ile olmayan bir ülke arasındaki fark dağlar kadardır. Savaş olan ülkedeki insanlar bu savaştan etkilenmese, hatta insanların savaştan etkilenmeyeceğinden emin olabilecek kadar zararsız bir savaş olsa dahi, insanın içinde, "barış" gelmedikçe gitmeyecek olan dehşetli koşturmaca duygusu daimidir. Bu, vicdanı olan insanlara özgü bir olgudur: Bir yerlerde, kimi insanların öldüğünün farkında olmanın getirdiği dehşet. Kimi öykülerde bize vicdanı olmayan biriyle tanıştıran Némirovsky, kimi öykülerde de bu vicdana sahip sıcacık yürekleri gözlememizi sağlıyor. Acı olayların birtakım insanlar tarafından unutulmaya mahkum olduğunu, vicdanlı insanların bunları hatırlasa dahi bunu, diğer "kimi insanlara" asla anlatamayacaklarını, onların kulaklarının bu tür şeylere kapalı olduğunu da anlatmaktan geri kalmamış Némirovsky.

Irk gibi kavramların dünya ve insanlık nezdinde önemini kaybettiğini de belirten Némirovsky, bunu kimi "küçümseyiciler"in üzerinden örnek vererek paylaşmış. "Düşene bir de tekme sen vuracaksın" gibi gericil bir mantıkta bulunan kimi insanların yüreğinin de zor da olsa yumuşayabileceğini anlatmış. Fakat bunun öyle kolay bir durum olduğunu savunarak değil, "savaş" gibi büyük bir etmen sayesinde bile ancak bu yumuşamanın, çok büyük zorluklar ile meydana geldiğini yansıtmış bizlere.

Savaşın acımasızlığını bu denli iyi anlatan bir yazarın da savaş kurbanı olduğunu biliyor musunuz? Evet, Irène Némirovsky otuz dokuz yaşında Naziler tarafından Auschwitz’de ölüme terk edilir. Kimileri tifüsten öldüğünü iddia etse de kimileri de ırkından dolayı Nazilerin kurbanı olduğunu söyler. Çocuklarına yolculuğa çıktığını söyleyip ayrıldığı evine bir daha asla dönemedi... Kim bilir, belki savaş denilen olgu olmasaydı büyük ve tanınan yazarlardan biri haline gelecekti. Bu güçlü kadın savaşın caniliğinde yitip gitmeseydi nasıl güzel eserler yazacaktı belki de.

Pazar Günleri mutlaka okumanız gereken bir eser. Bazı şeyleri insana anımsatmasının yanı sıra dünyada böyle güçlü kadınların da varlığını sürdürdüğünün ve sürdüreceğinin müjdesini veriyor...

Erkan Ergül 
14 Haz 12:40, Kitabı okudu, Puan vermedi

Auschwitz ismini her duyduğumda, insanlığımdan utanırım.

Gaz odalarında ölüme mahkum edilen insanlardan geriye kalan yığın yığın saçlar ve dağları andıran ayakkabı tepeleri. Bu ayakkabılar içerisinde de en çok can yakanlar, çocuk ayakkabıları. Dünyayı bir oyundan ibaret sanan o masum melekler. Anna Frank’ın ayakkabısı acaba hangi tepenin içerisindedir.

Auschwitz kampında ayrı ayrı bölümlerde tutulan sevgililer birbirleriyle haberleşmek için, çocukları kullanırlar. Daha doğrusu yazdıkları aşk mektuplarını, çocukların oyuncağı olan bebeklerin içerisine gizleyerek gönderirler, sevgililerine.

Evet; dünya çocuklar için bir oyun...
Büyükler için ise, oyun alanı...

Nemirovsky’de otuz dokuz yaşında Auschwitz kampında hayata veda edenlerden birisi. Ondan bize kalanlar ise, onu dünya edebiyatının suitine taşıyan sayısız eserler.

Pazar Günleri adlı öykü kitabı da bunlardan birisi. Kitap içerisinde yer alan on dört öykü, çok tanıdık geliyor okura. Gündelik yaşam, mutsuzluk, mutluluk, aşk, ayrılık, hayat zorlukları, kısacası aklınıza gelebilecek her türlü hayat hücresini bu öykülerde görebilirsiniz.

İnsanı koyuyor yaşamın tam ortasına. Ondan sonra, insanın yaşadığı çevreyi betimliyor.
Siz sadece okumuyorsunuz bu yazılanları, aynı zamanda da zihninizde canlandırıyor, öyküyü yaşıyorsunuz.

Kitap bittiğinde ise şöyle bir duygu düğümleniyor okurun boğazında; kısacık ömrüne insan odaklı eseler bırakan birisi, hiçbir eserini okumamış başka bir insan tarafından, salt dini kimliği nedeniyle ölüme mahkum ediliyor.

Kötülük yağmurları her yüzyılda...
Bununla mücadele edebilmenin tek yolu ise, okumak...

Erkan

mustafa tamer akder 
20 Eki 2014, Kitabı okudu, 8/10 puan

çok yüksek bir ışık sacmasa da parıltılı 7-8 öyküsü en iyi okuyucuları tatmin edeceğini düşündüğüm 39 yaşında naziler tarafından öldürülmese dünyaca ünlü bir yazar olacağını hissettiren bir öykü kitabı

Uğur Erdoğan 
29 Eyl 2014, Kitabı okudu, 7/10 puan

Değişik konularla ilgili öykülerden oluşan bir kitap. Her öyküden farklı bir tat alıyorsunuz. Özellikle 2. Dünya Savaşı ile ilgili olan öykülerde insanların yaşadığı olaylar fazlasıyla etkileyici

Kitaptan 14 Alıntı

Aykut 
23 Eyl 22:27, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

... ruhumuz, geçmişteki çocuk halimizden, gelecekteki ihtiyarlığımıza kadar, barış içinde bir arada var olan, farklı yaştaki birçok varlıktan oluşur.

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 37 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 37 - Can Yayınları)
Aykut 
26 Eyl 01:28, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

... zafer ancak ağaç devrildiğinde toplanabilen acı bir meyvedir.

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 241 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 241 - Can Yayınları)
Aykut 
26 Eyl 20:30, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Tüm felaketler, nasıl da başkasının başına gelince dayanılabilir gözüküyordu! İnsan bedeni, kanayan başkasının eti olunca daha bir nasıl da güçlüymüş gibi geliyordu. Ölüme karşıdan bakmak, o başka bir insana yaklaşırken nasıl da kolaydı!

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 331 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 331 - Can Yayınları)
Aykut 
23 Eyl 17:09, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Mutluluk... Evet, yirmi yaşındayken mutluluk bana daha değişik, korkunç ve uçsuz bucaksız gelirdi oysa tüm arzuların sonuna doğru yaklaştıkça, o tutkular mükemmel bir şekilde küçülüyor ve daha erişilebilir hale geliyor.

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 21 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 21 - Can Yayınları)
Aykut 
25 Eyl 00:31, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

... Başka bir adamım ben. Sadece manen değil, fiziksel olarak da. Ağzım, burnum, bunlar bir şey değil. Ruh tek önemli olan!

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 85 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 85 - Can Yayınları)
Aykut 
24 Eyl 13:03, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Neden öldürmüşlerdi onları? Şüphesiz bu cinayetin hiçbir gerekçesi yoktu. Yakında benim de aynı kaderi paylaşabileceğimi bir an olsun düşünmüyordum. On beş yaşında biri için, ölüm ancak büyük insanların meselesidir!

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 65 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 65 - Can Yayınları)

Herkes gibi o da gerekli olanı tespit ediyor ve fedakarlığın asaletini yüceltiyordu ; vatandaşların haklarından ve ödevlerinden memnuniyetle ve ısrarla bahsediyordu ama zihninde , kendisiyle diğerleri arasına temel bir ayrım koyuyordu ; görevleri onlara bırakıyor , kendisine sadece hakları ayırıyordu. Bu onun için doğal bir tutumdu , neredeyse bir içgüdü gibiydi. İster istemez , gördüğü , duyduğu ya da okuduğu her şey eninde sonunda kendisiyle ilgili hale geliyordu ; dünyaya kendi çıkarlarının penceresinden bakıyordu. Çıkarları da dünyanın kaderine bağlı olduğundan , dünyanın kaderi de onun için çok önemli hale geliyordu. Böylece vicdanı rahatlıyordu.

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 338)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 338)
Aykut 
25 Eyl 22:37, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Savaşın Acımasızlığı
İki elini göğsünün üzerinde çaprazladım. Ailesinin adresini bulmak için cüzdanını açtım. Saint-Mande'de oturan, temizliğe giden dul bir annesinin olduğunu söylemişti bana. Annesinin fotoğrafını kalbinin üzerinde taşıyordu, yanında bir de urgan parçası vardı, kendi düğününde içkiyi fazla kaçırınca kendisini asan bir amcasından kalma. Benim Mailloche, yanında kendisini asmış bir adamın urganıyla gezerse şansının yaver gideceğine inanıyordu, düşünebiliyor musun! Korumamıştı bu onu, zavallı çocuk.

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 223 - Can Yayınları)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 223 - Can Yayınları)

Şu neşe için yaratılmış zavallı bedenler! Yo, hayır, insan bedenleri asla neşe için yaratılmamıştır, diye düşündü Hugo ... İnsan açlığa, soğuğa, yorgunluğa dayanmak için yaratılmıştı, kalbi de bir kısım ilkel, şiddet içeren tutkuyla dolmak için: korku, umut, nefret...

Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 321)Pazar Günleri, Irene Némirovsky (Sayfa 321)

Kadının tatmin olmamış arzusundan daha tehlikeli bir şey yoktur. Onun uzanamadığı meyveleri çocukları tıka basa yesin diye uğraşacaktır ve bu meyveler onları hasta etse bile umurunda olmayacaktır ; kabuğunu , etini , çekirdeği ,çatlayana kadar her şeyini yutturacaktır onlara.

Pazar Günleri, Irene NémirovskyPazar Günleri, Irene Némirovsky
2 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Karanlık Zamanların Kırılgan Hayatları
Karanlık Zamanların Kırılgan Hayatları Irène Némirovsky karakterleri bir kez daha karşımızda. ‘Fransız Süiti’ yazarının kısa hikâyelerinin nasıl olduğunu merak ediyorsanız, buyurun! Irène Némirovsky insanlara hem sevgiyle, hem insafsızca yaklaşıyor.
Yetenekli Bayan Nemirovsky
Yetenekli Bayan Nemirovsky Hayatı da bir romanı andıran Irene Nemirovsky'nin, çoğunu, yarım kalan ünlü romanı Fransız Suiti ile eşzamanlı yazdığı hikayelerinden oluşan Pazar Günleri, yazarın kısa form edebiyatta da ne kadar yetenekli olduğunu kanıtlıyor.