Peri Bacaları Bu Diyar Baştan Başa 3

9,7/10  (6 Oy) · 
22 okunma  · 
5 beğeni  · 
608 gösterim
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün üçüncü kitabı Peri Bacaları bir İstanbul çocuğunun gözünden Anadolu köylerine uzanır, süngercilere varır, Van Gölü'ne, Çukurova'ya uğrar, doğaya misafir olur. Peri Bacaları Yaşar Kemal'in sözcüklerinde periler diyarına dönüşür.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2003
  • Sayfa Sayısı:
    228
  • ISBN:
    9789750807107
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 9 Alıntı

M.Ali BARAN 
04 Tem 19:00, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

‘’Yüreğir toprağı var ya,şu makine çıktı çıkalı gavur olmuş.İnsan yüzüne bakmıyorlar. Köpeğe bakıyorlar da, insana bakmıyorlar.’’

Çukurova yana yana / Peri Bacaları.

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 28)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 28)
M.Ali BARAN 
09 Tem 14:19, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Van gölü turnalar gölü
Aylardan mayıs. Kar kalmış. Ova yemyeşil Küçük dağlar ala karlı. Süphan dağı sütbeyaz. Bu Ova Patnos ovasıdır. Dümdüz otlar diz boyu. Eksizsiz, kesiksiz. Kadife gibi. Yeşil bir halı gibi. Ovayı gün ışığı doldurmuş. Yağmur sonu güneşi gibi. Islak ıslak… Düz Ova da, karşına bütün haşmetiyle Süphan dağı çıkıveriyor. Tam tepende durup duruyor. Başını kaldırıp doruğa bakamıyor, korkuyorsun… Süphan dağı şöyle uzaktan bakınca Ağrıdan daha heybetli gözüküyor,birkaç Ağrı büyüklüğünde gözüküyor. Bir yanı Van gölü, bir yanı Patnos Ovası…Düzlüğün ortasında fışkırı vermiş bir haşmet. Ama Süphan dağına çıkmak kolay… Doruğuna yakın yerlere kadar katırla çıkılabiliyor. O kadar sarp değil… Kar fırtınalarıda olmuyor yazın. Tepesinde birde kocaman krater gölü var.

Van gölünden / Peri Bacaları

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 126)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 126)
M.Ali BARAN 
 05 Tem 19:47, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bir gün otuz beş kulaçta avlanıyordum. Bir sünger gördüm, kocamandı. Koparayım dedim. Bir hayli uğraştırdı. Sol koluma iğne sokuyorlarmış gibi oldu… işaret verdim çektiler. Bir sigara verdiler ağzıma, bir çektim, çeker çekmez sol yanım tutmaz oldu…
‘’Bu sigarada ne oluyor?’’ dedim.
‘’Dalgıç sudan çıkar çıkmaz ağzına sigara verdiler. Eğer dalgıç vurgun yemişse, sigarayı çeker çekmez belli eder… Çünkü çok zaman vurgun yiyip yemediğini dalgıç da bilemez. Vurgun yiyip de haberi olmayan ve tekrar denize giren çok dalgıç görülmüştür.’’

Peri Bacaları / Süngerciler

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 124)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 124)
M.Ali BARAN 
05 Tem 19:45, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Kafana bir peridir takılmışsa, aklından en olmaz şeyler geçer, sende o düşünceyi sonuna kadar kovalayamazsın… Dersin ki Asyanın bozkırından çadırları alıp, atlarına binip, devesini, koyununu, keçisini malını toplayıp Anadoluya bir bir periler kavmi geldi. Her biri bir taşa dokundu, nakış oldu. Tuttuğu taş nakış oldu. Sonra kümbet oldu cami, tımarhane, kervansaray, han oldu… kafan bir an periler üstüne çalışmıssa bu böyledir. Çaresiz…

Peri Bacaları

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 57)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 57)
M.Ali BARAN 
04 Tem 18:59, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Eskiden düğünlerde ata binip cirit oynarlardı Seymenler, gelinin etrafında dört dönerlerdi. Şimdi burada da atın yerini traktör almıştır. Bir düğün alayı gördüm, römork takılmış, süslenmiş traktörlerden ibaretti ve davul zurnalarla kasabanın içinden görülmemiş bir şekilde geçip gitti.

Çukurova yana yana / Peri Bacaları.

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 17)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 17)
M.Ali BARAN 
09 Tem 14:16, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Ver elini gurbet Türküsü…
Ve burası Kadıköy İskelesi, ve burası Haydarpaşa garı, Haydarpaşa,siyah,sağlam, durmuş oturmuş, çirkin taşlarına kar yağıyor. Kadıköyün denizine kar yağıyor. İnsanlar üst üste, insanlar birbirine abanmışlar, vapurdan çıkıp, vapura biniyorlar. Paltolarına,goçuklarına, kürklerine sarılmışlar. Trenden inip, trene biniyorlar. Kadıköy İskelesi, Haydarpaşa garı bin bir ayak. İnsanların üstüne kar yağıyor. Saat sabahın yedisi. Ve güzelim İstanbul bilcümle sivri minareleriyle kar altında. İstanbul üşümüş, İstanbul büzülmüş soğuktan. İstanbul ellerini koynuna sokmuş.

Neden Geliyorlar / Peri Bacaları

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 148)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 148)
M.Ali BARAN 
05 Tem 19:46, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Bodrum süngercilerin, ekmeklerini bilmem kaç kulaç heybetli, gümbürtülü denizin derinliğinden çıkaran insanların diyarıdır. Denizde kalmışların, kayığı parçalanmış,denize oğul vermiş, kardeş vermişlerin diyarıdır. Elli kulaç su altında vurguna uğrayıp felç olmuş, sakat kalmışların diyarıdır.
Burası çocuk gibi gülen, deniz gibi konuşan, gözlerinin kenarlarına güneş kırışıklıkları dolmuş, gözleri güneşli, deniz yanığı insanların diyarıdır.

Peri Bacaları/ Süngerciler

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 117)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 117)
M.Ali BARAN 
04 Tem 18:57, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Eskiden ovada ırgat dizileri olurdu. İnip kalkan çapalardan pırıltılar saçılırdı ovaya. Türküler gelirdi. Şimdi çok az insan var. Makinalar almış ortalığı,ovada makine gürültüsü…Makine gülüyor… işsiz kalmışların hali hal değil.
Arkadaşım dedi ki:
‘’On yıl önce söyleseler, bu hale inanır mıydın?’’
‘’İnanmazdım tabi.’’
‘’Buzdolabı dolu köylerde…Yaşamasını öğrendi millet.’’
‘’Tersi?’’ diye sordum.
‘’İşte o kötü’’ dedi. ‘’Topraksız köylünün hali kötü. Bir karış toprak bir can eder Çukurova'da.’’

Çukurova yana yana / Peri Bacaları.

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 17)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 17)
M.Ali BARAN 
 06 Tem 16:30, Kitabı okudu, Beğendi, 9/10 puan

Sahne Sanatçısı Erol Günaydın Anlatıyor.

Bir şehrin tadı olan adamlar vardır. Bir şehrin tadı olan yapılar, doğa parçaları vardır. Örnekse, İstanbulun yapı olarak tadı Süleymaniye’dir diyebiliriz. Doğa parçası olarak Boğaz. Ne bileyim ben, daha bir sürü İstanbulu İstanbul yapan şeyler. Kumkapı da balıkçı meyhaneleri… Bunlardan birisi, ya da bir kaçı olmayınca artık bu İstanbul, o İstanbul değildir. Bir başka şeydir. Belki bir başka tatta, güzellikle ama, o şehir değildir.
Bir de şehrin tadına kendisini katmış insanlar vardır. Artık o,yüzlerce, yüz binlerce insan arasında bir şehirdir. Bir şehrin tadı tuzudur. O insan aradan çekilip gidince o şehirden bir şeyler yitip gider. Orası bom boş kalır. İnsan o yerin eski tadına gelebilmesi için o adamın orda olmasını ister.

İstanbul da böyleleri vardı. Üsküdar da bir Arif Dino vardı. Çok zaman evinden çıkmaz, İstanbula inmezdi ama, onun tadı İstanbul caddelerindeydi. Bilirdin ki İstanbul da, bir yerde dağ gibi tepeden tırnağa sevgi dolu, çocukcasına dünyaya, insanlara hayran, bir koca insan yaşar. İnce çizgileri dünyamızın en güzel tatlarından biridir. Arif Dino öldü. Üsküdara, İstanbula bir hal oldu. Gözlükleri alnında, kocaman tatlı, çocuksu gülüşüyle İstanbul bir yanını yitirdi.

Beşiktaşta bir Neyzen Tevfik vardı. Gür ak saçlarıyla küçücük bir kahvenin peykesinde otururdu. Son zamanlarda kahveciğinden çok az çıkıyordu. Epeyce de yaşlanmıştı. Ama İstanbulun bir yanını İstanbul yapan, ona bir tat katan bir adam, elin de neyi, orada durup duruyordu.

Sonra Sait Faik… Yeşil, çocuksu gözleri vardı. Onulmaz öfkesi vardı. Hikayeleri kadar da, kendi kişiliğinin tadı vardı. Küfürleri vardı. Ve İstanbul Sait Faiksiz edemezdi. Öfkeli, kendi kendini yiyen adam Tünelden yukarıya çıkarken, hep Beyoğlunun sol yanındaki sinemaların önünde dolaşırdı. Durur afişlere, insanlara bakardı. Bir aşağı bir yukarı dolaşırdı. Çoğunluk oradaydı. Hasta olmadan önce İstanbul meyhanelerinde inmiş. Sonra kara köpeğiyle Burgaz adasında idi. Burgaz adası Burgaz adasıydı o sağken. Şimdi Sait koyup gittikten sonra o Burgaz adası Burgaz adası mı, söyleyin Allah aşkına.

İnsanlar gelir, bir zaman için şehre bir tat katarlar, şehrin güzelliği, tadıyla bir olurlar, sonra çeker giderler. Şehrin bir yanı bom boş kalır, boşalıverir. Sonra gene insanlar gelirler, Şehir boş kalmaz.



İstanbul Çocuğunun Gözüyle Anadolu köyleri / Peri Bacaları

Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 174)Peri Bacaları, Yaşar Kemal (Sayfa 174)